MENU
  • Haberler
  • Video Galeri
  • Foto Galeri
  • Müzik
  • Sesli Köşe Yazıları
  • medya
  • Sinema
  • news
  • Aktüel
  • Para Kazanma
  • Tanıtım
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • Gizlilik Politikası
  • Haber Kaldırma talebi
  • Reklam ve Tanıtım
  • İLETİŞİM
  • Nöbetçi Eczaneler
Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
DOLAR32.2053
EURO35.1156
GR ALTIN2500.6
ÇEYREK4111.0
Ankara
Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
  • Ekonomi
  • Gündem
  • Magazin
  • Spor
  • Teknoloji
  • Sağlık
  • Eğitim
  • Dünya
  • Yemek Tarifleri
Kapat

"Marksizmin editörü" Muzaffer İlhan Erdost unutulmuyor

Ana SayfaVideo Galeri"Marksizmin editörü" Muzaffer İlhan Erdost unutulmuyor
"Marksizmin editörü" Muzaffer İlhan Erdost unutulmuyor

“Marksizmin Editörü Muzaffer İlhan Erdost” Bu tanımlama Erdost’un yakın arkadaşı sevgili şairimiz Cemal Süreya’ya ait. Erdost bir yayıncı ama ...

25 February, 2022, Friday 04:14
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
Abone ol

“Marksizmin Editörü Muzaffer İlhan Erdost”

Bu tanımlama Erdost’un yakın arkadaşı sevgili şairimiz Cemal Süreya’ya ait. Erdost bir yayıncı ama herhangi bir yayıncı değil. Kardeşi İlhan Erdost’la birlikte, Sol Yayınları’yla: Marx, Engels, Lenin ve Stalin başta olmak üzere Marksizmin temel eserlerini sistemli bir biçimde ilk kez Türk okuruna sunan kişi. Yine iki kardeşin birlikte yürüttükleri bilimsel yayınlara ağırlık veren Onur Yayınları’yla da bir anlamda Sol Yayınları’nı bütünleyen, güçlendiren bir yayın çizgisi izleniyor.

Erdost askerlikten sonra Ulus gazetesindeki önceki işine alınmıyor. Altı ay işsiz kalıyor ve Sol Yayınları’nı kuruyor. O zaman “Sol Yayınları” adını almak bile önemli... Kasım 1965’te ilk altı kitap yayınlanıyor. İlk kitaplar arasında Lenin’in Emperyalizm’i, Marx’ın Ücret Fiyat Kâr’ı var. Böylece Marx ve Lenin ülkemizde ilk kez yayımlanıyor.

Muzaffer İlhan Erdost’u, 25 Şubat 2020 günü, 87 yaşında kaybettik. Erdost, yazardı, yayıncıydı, şairdi, öykücüydü... O, özellikle toplumsal sorunlar, Türkiye tarihi, tarım, faşizm, demokrasi konularında çok sayıda kitabın yanı sıra, ses getiren pek çok eleştiri ve denemenin yazarı. Şemdinli Röportajı, Genç Fotoğrafsızlar Ne Düşünüyor? Onun sosyolojik çalışma niteliğinde, iz bırakan röportajlarının adları. Tüm yapıtlarının temelinde; derinliğine bir araştırma, ideolojik birikim ve ülke gerçeklerinden damıtılmış bir yaşam deneyimi var.

“TAM BAĞIMSIZ GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE”

Erdost, ülkesinin sorunlarına kafa yoran, sosyalist mücadelede kararlı bir aydındı. Onun ülküsü: “Tam bağımsız gerçekten demokratik Türkiye” sloganında ifadesini buluyordu. Çünkü ülkemizde sosyalizme bu aşamadan geçmeden ulaşılamayacağını biliyordu. Emperyalizmin kancasını geçirdiği bir ülkede demokrasinin de kalkınmanın da tam olarak gerçekleşemeyeceğini hem teorik birikimiyle hem de yaşayarak, acılar çekerek öğrenmişti. Hapis yatmış, işkence görmüş, yayınlarına el konmuş, defalarca yargılanmıştı. En önemlisi 12 Eylül döneminde, evladı gibi olan can kardeşi İlhan Erdost,gözü önünde işkenceyle katledilmişti. Muzaffer Erdost, o tarihten sonra Muzaffer İlhan Erdost olmuştu.

SUÇ MALUM, SUÇLU KESİN: EMPERYALİZM

Erdost, her zaman görünenin ötesini araştırmaya, birbirinden bağımsız görünen olayların, temelinde yatan bağlantıyı bulmaya, gelişmeleri bütünsel olarak anlamaya önem verdi. Ona, 2012 yılında, 12 Eylül darbesine ilişkin değerlendirmesini sormuştum. Yanıtı şöyle oldu:

“12 Eylül, 12 Mart 1971’deki yarı-askeri darbenin tamamlanmasıdır. NATO tarafından oluşturulmuş, Türk ‘gladyo’su ve CİA tarafından gerçekleştirilmiştir. (…) Amaç NATO’nun amacıyla örtüşür: NATO ile savunulan sistemi korumak. Bu sistem emperyalist aşamada kapitalist sistemdir. 12 Eylüle gelene değin sokağın kana bulanması, NATO’nun Türkiye’de bir askeri darbe yapılması planının uygulanmasından başka bir şey değildi. 13 Kasım 1979 – 11 Eylül 1980 tarihleri arasında günde ortalama 9 kişi öldürülmüştü.

Darbe ertesinde sokakta kan durmuştu ama kan, bu kez, devletin koruması altına aldığı taş duvarların içinden akacaktı. Filistin askısından, demirparmaklıklardan, hücrelerden, darağaçlarından akacaktı kan. Anayasasıyla, yasalarıyla yeniden yapılandırılacaktı Türkiye.”

SOL YAYINLARI’NDA MİHRİ BELLİ’Lİ GÜNLER

“Ne güzeldi, Demir İş Hanındaki o günler…” demiş Mihri Belli. Demir İş Hanı, Sol Yayınları’nın bürosunun olduğu binadır. Acaba Erdost o günleri nasıl anımsıyor?:

“Beşinci katta 52 Nolu odaya, Mihri Belli’nin, ilk kez Doğan Avcıoğlu’yla birlikte geldiğini anımsıyorum. Avcıoğlu, benim “Şemdinli Röportajı” dosyasını görecekti. Yön’de yayımlamak için.

Sol Yayınları’nda Mihri Belli’li günler böylece başlayacaktı. Sol Yayınları koşusu, Sevim Belli’nin de anılarında vurguladığı gibi, uzun soluklu bir koşuydu ve 12 Martın (1971) kelepçesi, bileklerimize geçirilene değin, Demir İş Hanının, 52 Nolu odası kadar, merdivenleri de çevirenlerle, yazarlarla, düzeltenlerle, gelenlerle, gidenlerle, kitapları soluk soluğa taşıyanlarla dolup taşacaktı.

Yurtdışından bakanların, kocaman bir kompleks olarak tasarladıkları Sol Yayınları’nın bir odalık bürosunda gündelik yaşam şöyle betimlenebilirdi: İki tahta masanın ve dört sandalyenin nöbetleşe paylaşıldığı küçük alanda Mihri Belli’nin sesi, İlhan’ın, Belli’ye yetiştirmek için tuşlarında koştuğu daktilo sesiyle kucaklaşıyor, yüzyıl öncesinden günümüze Marx’ın düşünü ve düşüncesini bir gün değil, bir saat önce günışığına çıkarmaya çalışıyorlar.

İlkin Yön’de, küçük bir yazıda uç veren görüşlerini, Mihri Belli, çevirilerle yeniden yoğuruyor, Milli Demokratik Devrim, bu süreçte biçimleniyordu.”

Ankara’ya son kez geldiğinde bizde kaldı Mihri Belli. Sanırım şu son partilerden birinin kuruluşuna çağırmışlardı. Pazar günüydü. Evdeydim. Yalnızdım. Mihri Bey bir konuşma hazırlamıştı. Erken dönünce anladım. Konuşma istenmemişti kendisinden. Öğle yemeğini birlikte yedik. ‘Muzaffer,’ dedi, ‘biliyorsun, Mülkiye’de ‘Millet Gerçeği’ni ilk kez ben dile getirdim, onun için Vahap’la birlikte tutuklandık, cezaevinde kaldım. Şimdi bir radyo var. Sabahleyin açıyorum. Kürtler her sabah bana küfrediyorlar.’

“Mihri Belli, Lozan’ı savunmuş, kendisini bu nedenle eleştiren PKK’lı Kürtlere ‘Lozan kötülüğün kaynağı mı,’ diye sormuştu. PKK’lı Kürtler ise, Lozan’ın ‘antiemperyalist’ olmadığını, Yunanlıların ‘anavatanlarının bir parçası olarak gördükleri Asya parçasını kurtarmak için, Eğe’ye girdikleri’ yanıtını vermişlerdi. Öcalan zaten, ‘Sevr’in Lozan’a bin kere değer’ olduğunu, Sevr’de halkların kimlik hakları, Lozan’da faşizm bulunduğunu’ söylüyordu sürekli.”

“Mihri Belli’nin 90. Yaş günü konuşmamda şöyle yazmıştım:

“MİHRİ BELLİ’Yİ YAŞAMDAN SONRA YAŞATACAK MIYIZ

Benim yaşatacağım Mihri Belli, devrimci gençliğin coşkuyla kucakladığı, ‘Tam bağımsız gerçekten demokratik Türkiye’ sloganında açımlanan ‘Milli Demokratik Devrim’ anlayışı, devrim aşamasıdır.

Postmodern-devrimcilerin ‘geminin bordasından atıverdiği’ bu slogan, bugün de emperyalist gericiliğe karşı, uluslararası sermayenin kölesel egemenliğine karşı, küresel faşizme karşı, emekçi sınıf ve katmanların bağımsızlaşma ve özgürleşme savaşımının sloganı olarak bizi bugün de uyarıyor ve uyandırıyor. Çünkü bu slogan, devrimci devinim içinde yoğrulmuş, pişmiş, devrimci devinimi zenginleştirmiş ve güçlendirmiş olanların sloganıdır. Unutulmasın ki, onlar, pratik içinde, yanlışlarından doğruları buldular, doğrularında yanlışları kavradılar.

Türkiye emekçileri, devrimcileri, bağımsızlaşmanın anahtarını olduğu kadar, birleşme ve bütünleşmenin şifresini bu sloganda bulmuşlardı ve inanıyorum ki, bugün bu sloganda, bağımsızlaşmanın ve devrimci demokratikleşmenin şifresini yeni kuşaklar yeniden bulmakta daha çok zaman yitirmeyeceklerdir. Çünkü bu slogan, doğru bir durum değerlendirmesinin, doğru bir duruşun, doğru bir yürüyüşün sloganıdır.

Bu savaşımda, ip altında canları alınmış olanlar, son sözleriyle bu slogana can verdiler, canlarını verdiler. Bu sözler onları izleyenlerin ilk sözleri oldu. Onları unutmayalım, hiç unutmayalım.

Devrimci demokratikleşme yolunda, ‘Tam bağımsız gerçekten demokratik Türkiye’ sloganında somutlaşan ulusun bağımsızlığı ve emeğin özgürlüğü parantezini yarım yüzyıl önce Mihri Belliaçmıştı.Bağımsızlaşana değin, insanlığın özgürleşme eşiğini aşacağı, birbirleriyle elele tutuşacağı günlere değin, bu parantezi kapatmayacağız, kapattırmayacağız…”

DENİZLER NİÇİN İDAM EDİLDİ

Tam bağımsızlığı savunan Denizler niçin idam edildi?diyede sormuştum, aynı söyleşide,Erdost’a. Yanıtı çok önemli: “Bu çok anlatıldı, ama ben bir başka şeyi vurgulamak istiyorum. Belki Denizlerin idam edilmesinin birinci nedeni olarak düşünmek gerekir. Denizler 6. Filonun birkaç piyadesini, İstanbul Boğazında, yaka paça denize attıkları için idam edildiler. Yani emperyalizmin, özellikle de ABD emperyalizminin cilasını kazıdıkları için, egemenliklerini sarstıkları ve gülünç duruma düşürdükleri için idam edildiler.

Bu yalnızca, emperyalizmin, özellikle de ABD emperyalizminin, Türkiye’deki baskıcı politikasının bir ürünü değil, Türkiye’deki gerici güçlerin, ABD emperyalizmiyle ittifakının da bir sonucudur.

Denizlerin ya da 68 öğrenci hareketinin bir özelliği de, sınıfsal temelini aramış olmasıdır. İşçi sınıfıyla tam bir kaynaşma, köylülükle tam bir bağlaşma. Bu dönemde, işyerlerindeydi öğrenciler. Köylülerin yanına koşuyorlardı. Bu dönemde köylülerin toprak işgalleri vardı. Aynı zamanda, 68 hareketi, hiçbir zaman işçi sınıfından kopmadı. 15-16 Haziran olayları bunun tipik örneğidir.

Kısacası, bağımsızlık sorunu, devrimci demokratikleşmeyle kenetlenmiş bir sorun olarak, ‘günümüzün en acil sorunu’ olarak, gündemimize olanca ağırlığıyla oturmuş bulunuyor.”

“Tam bağımsız gerçekten demokratik Türkiye” sloganı, günümüzde de geçerli değil mi? Ne dersiniz?

Marksizmin editörü Muzaffer İlhan Erdost eserleriyle, yaşamaya devam ediyor… Mihri Belli de öyle… Her ikisini de saygıyla anıyorum.

Feyziye Özberk

Haberi Kaynağından oku: Oda TV

Not : Bu haber ODATV internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi [email protected] adresimize gönderebilirsiniz.

Mihri BelliTürkİşGünYaş
  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

Bizi Takip Edin
Facebook
Twitter
Instagram
Video Galeri

Yaparsa Kadın Yapar

Güney Kore'den Kuzey Kore'nin devriye gemisine uyarı ateşi

Zamlar AKP’li belediyeyi de vurdu

“485 bin üniversite mezunu kadın işsiz”

Ses Yalıtımlı panel

  • Radyofrekans ile Ağrı Tedavisi
  • Atardamar Nedir?
  • Bel Fıtığı Belirtileri Nelerdir?
  • Beyinde Damar Tıkanıklığı Neden Olur?
  • Damar Hastalıkları Belirtileri
  • Hemoraji Nedir?
  • Heparin Nedir?
  • Baş Ağrısında Orta Meningeal Arter Embolizasyonu
  • Kronik Subdural Kanamada Embolizasyon
  • Varis Tedavisinde Radyofrekans Yöntemi
  • Osteoid Osteoma Radyofrekans Ablasyon
  • Vertebroplasti Nedir?
  • TIPS Nedir?
  • Ameliyatsız Karaciğer Hemanjiomu Tedavisi
  • Kronik Prostatitte Embolizasyon Tedavisi
  • Bronşiyal Arter Embolizasyonu Nedir?
  • Karaciğer Tümör Ablasyon Tedavisi
  • Kemoembolizasyon (TAKE) Nasıl Yapılır?
  • Hemoroid Embolizasyonu Nedir?
  • Karaciğer Tümörü Tedavisinde Radyoembolizasyon
  • Prostat Embolizasyonu Başarı Oranı
  • Paratiroid Nodül Ablasyonu
  • Kafa İçi Basınç Artışına Neden Olan Serebral Venöz Bozukluk
  • Tiroid Nedir?
  • Sertleşme Sorunu Tanısında İleri Görüntüleme Teknikleri
  • Penil Venöz Kaçak Tedavisi
  • Miyom Ameliyatı ve Embolizasyonu Farkı
  • Eagle Sendromu Tedavisi
  • Beyin Anevrizması Embolizasyonu
  • Hidrosel Tedavisi
  • Ameliyatsız Fıtık Tedavisi
  • Tiroid Ameliyatı ve Embolizasyonu Farkı
  • Bel Fıtığı Tedavi Yöntemleri
  • Toplardamar Nedir?
  • Tıbbi Onkoloji Nedir?
  • Omurilik Nedir?
  • Omurga Anatomisi
  • Nodül Nedir?
  • Kanser Çeşitleri Nelerdir?
  • Ablasyon Nedir?
  • Anevrizma Nedir?
  • Topuk Dikeni Belirtileri
  • Kulak Çınlaması Neden Olur?
  • Biyopsi Alınması Tehlikeli Midir?
  • Diyabetik Ayak İyileşir Mi?
  • Serebrovasküler Hastalıklar
  • Karaciğer Kanseri Erken Evre Belirtileri
  • Stent Takıldıktan Sonra Nelere Dikkat Edilmeli?
  • Kanser Çeşitleri
Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri
Gizlilik PolitikasıHaber Kaldırma talebiReklam ve TanıtımRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

Kıbrıs Haber | Yazılım: Onemsoft

Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle